204 ülkeden çağrı: Dünyada ve uzayda 5G'yi durdurun

204 ülkeden bilim adamı, doktor, çevre örgütleri ve çok sayıda insan kablosuz ağ ve uzay uydularından 5G'nin acilen durdurulması gerektiğini vurgulayan bir bildiriye imza atarak çağrıda bulundu.

204 ülkeden çağrı: Dünyada ve uzayda 5G'yi durdurun

International Commission on Non-Ionizing Radiation Protection (ICNIRP) tarafından hazırlanan ve 5gspaceappeal.org adlı 5G karşıtı sitede yer alan ifadelere göre, 204 ülkeden bilim adamı, doktor, çevre örgütleri ve çok sayıda insan kablosuz ağ ve uzay uydularından 5G'nin acilen durdurulması gerektiğini vurgulayan bir bildiriye imza atarak çağrıda bulundu. 5G, daha önceden mevcut olan telekomünikasyon ağları 2G, 3G ve 4G’ye ilaveten, radyo frekansı (RF) radyasyonuna maruz kalmayı büyük ölçüde artıracaktır. RF radyasyonunun insanlar ve çevre için zararlı olduğu kanıtlanmıştır. 5G'nin yayılması, insanlık ve çevre üzerinde bir deney oluşturur ki bu uluslararası hukukta suç olarak tanımlanır.

5G'ye karşı uluslararası itirazın özeti:

Dünyanın her tarafındaki telekomünikasyon şirketleri, hükümetlerin desteğiyle, beşinci nesil kablosuz ağı (5G), önümüzdeki iki yıl içinde kullanıma sunmak için hazırlanıyorlar. Bu, küresel ölçekte eşi görülmemiş bir toplumsal değişim olarak kabul edilen şeyi ortaya koymak için düzenlenmiştir. “Akıllı” evlerimiz, “akıllı” işletmelerimiz, “akıllı” otoyollarımız, “akıllı” şehirlerimiz ve kendi kendine sürüş yapan arabalarımız olacak. Buzdolaplarından ve çamaşır makinelerinden süt kartonlarına, saç fırçalarına ve bebek bezlerine kadar sahip olduğumuz ve satın aldığımız neredeyse her şey, anten ve mikroçipler içerecek ve kablosuz olarak İnternete bağlanacak. Yeryüzündeki her insan, gezegendeki herhangi bir noktadan, hatta yağmur ormanlarından, okyanus ortasından ve Antarktika’dan bile, süper yüksek hızlı, düşük gecikmeli kablosuz iletişimlere anında erişebilecek.

Yaygın olarak beyan edilmeyen şey ise, bunun küresel ölçekte eşi görülmemiş bir çevresel değişime de yol açacağıdır. Radyo frekansı vericilerinin planlanan yoğunluğunun öngörülmesi imkansızdır. Dünya üzerindeki milyonlarca yeni 5G baz istasyonuna ve uzaydaki 20.000 yeni uyduya ek olarak, tahminlere göre 200 milyar ileten nesne, 2020 yılına kadar Nesnelerin İnternetinin bir parçası olacak ve birkaç yıl sonra bu bir trilyon nesne olacaktır. 2018 yılının ortalarında, Katar, Finlandiya ve Estonya'da daha düşük frekanslarda ve daha düşük hızlarda ticari 5G kullanıldı. 5G'nin son derece yüksek (milimetrik dalga) frekanslarda hizmete sunumunun 2018'in sonunda başlaması planlanmaktadır.

Geniş çaplı inkarlara rağmen, radyo frekansı (RF) radyasyonunun yaşam için zararlı olduğuna dair kanıtlar zaten çok kuvvetli. Hasta ve yaralı insanlara ait birikmiş klinik kanıtlar, çok çeşitli bitki ve hayvanlarda, DNA, hücre ve organ sistemlerine verilen hasarın deneysel kanıtı ve modern uygarlığın temel hastalıklarının (kanser, kalp hastalıkları ve diyabet) büyük bir kısmına elektromanyetik kirliliğin neden olduğunun epidemiyolojik kanıtı, 10.000'den fazla meslektaş incelemesinden geçmiş çalışmayı içeren bir literatür tabanı oluşturmaktadır.

Eğer telekomünikasyon endüstrisinin 5G ile ilgili planları gerçekleşirse, Dünya'daki hiçbir kimse, hiçbir hayvan, hiçbir kuş, hiçbir böcek ve hiçbir bitki, günde 24 saat, yılda 365 gün, bugün var olandan onlarca yüzlerce kat daha fazla RF radyasyon seviyelerine maruz kalmayı, gezegende herhangi bir yere kaçma ihtimali olmadan, engelleyemeyecektir. Bu 5G planları, insanlar üzerinde ciddi, geri dönüşü bulunmayan etkilere ve Dünya'nın ekosistemlerinin tümünde kalıcı hasara yol açma konusunda tehditte bulunuyor.

Etik zorunluluklara ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak, insanlığı ve çevreyi korumak için acil önlemler alınmalıdır.

5G, kablosuz radyasyona kaçınılmaz, istem dışı bir şekilde maruz kalma durumunun muazzam bir şekilde artışına neden olacaktır

Karasal bazlı 5G

5G teknolojisi, tam olarak uygulandığında, Nesnelerin İnterneti (IoT) için ihtiyaç duyulan çok büyük miktardaki veriyi iletmek için, katı malzeme ile zayıf bir şekilde iletilen milimetrik dalgaları kullanacaktır. Bu, her bir telefon operatörünün dünyadaki her kentsel alanda, her 100 metrede bir1 baz istasyonu kurmasını gerektirecektir. Tek bir antenin geniş bir alanda yayın yaptığı önceki nesil kablosuz teknolojilerin aksine, 5G baz istasyonları ve 5G aygıtları birbirini izleyen odaklanmış, yönlendirilebilir, lazer benzeri ışınları yaymak için birlikte çalışan “faz dizilimli” olarak düzenlenmiş birden fazla antene2,3 sahip olacaktır.

Her 5G telefon, en yakın baz istasyonundaki, zar zor odaklanmış bir ışını izlemek ve hedeflemek için birlikte çalışan düzinelerce küçük antenlerden oluşacaktır. ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), bu ışınların etkin gücünün, mevcut telefonlar için izin verilen seviyelerden on kat daha güçlü, 20 vata kadar olmasına izin veren kuralları kabul etmiştir.  

Her 5G baz istasyonu, hizmet alanındaki tüm cep telefonlarında ve kullanıcı cihazlarında aynı anda birden fazla lazer benzeri ışınları hedefleyen, yüzlerce veya binlerce anteni kapsayacaktır. Bu teknoloji, “çoklu giriş çoklu çıkış” veya MIMO olarak adlandırılır. FCC kuralları, 5G baz istasyonu ışınlarının etkili yayılan gücünün, her 100 MHz spektrum2 için 30.000 vat kadar olmasına veya GHz spektrumu başına 300.000 vata eşdeğer olmasına izin verir ki, bu, mevcut baz istasyonları için izin verilen seviyelerden onlarca yüzlerce kat daha güçlüdür.

Uzay bazlı 5G

En az beş şirket5 , 5G’yi uzaydan, Dünya'yı güçlü, odaklanmış, yönlendirilebilir ışınlarla kaplayacak olan, düşük ve orta-Dünya yörüngesindeki birleşik 20.000 uydudan sağlamayı teklif etmektedir. Her bir uydu, fazlı dizilimde düzenlenen binlerce antenden 5 milyon vata kadar6 etkili bir şekilde yayılan güç ile milimetrik dalgalar yayacaktır. Yere uydulardan gelen enerji karasal bazlı antenlerinkinden daha az olsa da, diğer vericiler tarafından Dünya’nın ulaşılamayan alanlarına ışın saçacak ve milyarlarca Nesnelerin İnternetinin nesnelerinden karasal bazlı 5G iletimlerine ilave olacaktır. Daha da önemlisi, uydular, atmosferin elektriksel özellikleri üzerinde önemli bir etki uygulayan Dünya'nın manyetosferinde yer alacaktır. Dünyanın elektromanyetik ortamındaki değişim, yaşam için karasal bazlı antenlerden gelen radyasyondan çok daha büyük bir tehdit olabilir (aşağıya bakınız).

Radyo frekansı radyasyonunun zararlı etkileri daha önceden kanıtlanmıştır

5G önerilmeden önce bile, 3000'den fazla hekim tarafından imzalanan Freiburger İtiraz’ı da dahil olmak üzere, uluslararası bilim insanlarının düzinelerce dilekçe ve itiraz başvuruları7 , kablosuz teknolojinin genişletilmesinin durdurulması ve yeni baz istasyonlarında erteleme yapılması çağrısında bulunmaktaydı. 

2015 yılında 41 ülkeden 215 bilim insanı, Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) tehlike işaretlerini iletti. 9 “Çok sayıda yeni bilimsel yayının, EMF'nin (elektromanyetik alanlar), canlı organizmaları, uluslararası ve ulusal kuralların çoğunun çok altındaki seviyelerde etkilediğini gösterdiğini,” belirttiler. 10.000'den fazla meslektaş incelemesinden geçmiş bilimsel çalışma, RF radyasyonunun insan sağlığı üzerindeki zararını göstermektedir.

Etkileri şunlardır:

• Kalp ritmi bozukluğu

Bozulan gen ekspresyonu

Bozulan metabolizma

Bozulan kök hücre gelişimi

Kanserler

Kalp ve damar hastalıkları

Kognitif bozukluk

DNA hasarı

Genel esenlik üzerindeki etkiler

Artan serbest radikaller

Öğrenme ve hafıza defisitleri

Bozulmuş sperm fonksiyonu ve kalitesi

Düşükler

Nörolojik hasar

Obezite ve diyabet

Oksidatif stres

Çocuklardaki etkileri arasında ise, otizm dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve astım bulunmaktadır.

Çeşitli bitki ve vahşi tabiat 32 , 33 ve aşağıdakiler de dahil olmak üzere laboratuvar hayvanlarına zararı olduğuna dair bolca kanıt bulunduğu için, hasar insan ırkının ötesine geçmektedir:

• Karıncalar

 • Kuşlar

 • Ormanlar

 • Kurbağalar

• Meyve sinekleri

• Bal arıları

• Böcekler

• Memeliler

• Fareler

• Bitkiler

• Sıçanlar

• Ağaçlar

Olumsuz mikrobiyolojik etkiler de kaydedilmiştir.

DSÖ'nün Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) 2011 yılında, 30 kHz - 300 GHz frekanslarının RF radyasyonunun, insanlarda kansere (Grup 2B) neden olabileceği49 sonucuna varmıştır. Bununla birlikte, cep telefonu kullanımı ve beyin kanseri riskleri ile ilgili son çalışmalar da dahil olmak üzere, son bulgular RF radyasyonunun insanlar için kanserojen olduğunu göstermiştir50 ve artık şimdi, tütün dumanı ve asbest ile birlikte “Grup 1 kanserojen” olarak sınıflandırılmalıdır.

Çoğu çağdaş kablosuz sinyaller darbe modülasyonludur. Zarar hem yüksek frekanslı taşıyıcı dalga, hem de düşük frekanslı vuruşlardan kaynaklanır.

5G uydularının uygulanması yasaklanmalı

Dünya, iyonosfer ve alt atmosfer, içinde yaşadığımız küresel elektrik devresini oluşturur. İnsanların, kuşların, hamsterlerin ve örümceklerin, biyolojik ritimlerinin, Dünya'nın doğal elektromanyetik ortamı tarafından kontrol edildiği ve tüm organizmaların esenliğinin, atmosferin elektriksel özellikleri de dahil olmak üzere, bu ortamın kararlılığına bağlı olduğu belirlenmiştir. Cherry, çığır açan bir makalede, Schumann’ın rezonanslarının64 önemini ve neden iyonosferik rahatsızlıkların kan basıncını ve melatonini bozabileceğini ve “kanser, üreme, kalp ve nörolojik hastalık ve ölümlerine” sebep olabileceğini açıklamıştır.

Elektromanyetik ortamımızın bu unsurları, güç hatlarından gelen radyasyonla zaten bozulmuştur. Güç hattı harmonik radyasyonu, dalga-parçacık etkileşimleri tarafından güçlendirildiği Dünya'nın iyonosferi ve manyetosferine ulaşır. Dr. Robert O. Becker, 1985 yılında, güç hattı harmonik radyasyonunun manyetosferin yapısını çoktan değiştirdiği ve bu etkinin devam eden genişlemesinin “Dünyadaki tüm yaşamın yaşama yeteneğini tehdit ettiği” 68 konusunda uyarıda bulunmuştur. On binlerce uydunun doğrudan hem iyonosferin hem de manyetosferin içindeki yerleşimi, milyonlarca vatta ve milyonlarca frekansta modüle edilmiş sinyal yayarak, elektromanyetik ortamımızı, uyum yeteneğimizin ötesinde değiştirebilir. 

Gayri resmi izleme, 1998'den beri düşük yörüngeden 2G ve 3G telefon hizmeti sağlayan yaklaşık 100 uydudan, insanlar ve hayvanlar üzerindeki ciddi etkileri gösteren kanıtları zaten elde etmiştir. Bu etkiler, yalnızca topraktaki düşük radyasyon seviyelerinin dikkate alınmasıyla anlaşılamaz. Atmosferik fizik ve akupunktur alanları da dahil olmak üzere, diğer ilgili bilim dallarından da alınan bilgiler dikkate alınmalıdır. 20.000 5G uydusu eklemek, küresel elektrik devresini daha da fazla kirletecek ve Dünya üzerindeki tüm yaşamın onunla evrimleştiği Schumann rezonansını bozabilecektir. Etkiler evrensel olacaktır ve ciddi şekilde zarar verebilir.

5G nitel ve nicel olarak 4G'den farklıdır

Milimetrik dalga boylarında onlarca yüzlerce kez daha fazla radyasyonu tolere edeceğimiz düşüncesi, insan vücudunun homojen bir sıvı ile doldurulmuş bir dış yapı olarak hatalı modellemesine dayanır. Milimetrik dalgaların cildin ötesine tamamen geçmediği varsayımı, sinirleri, kan damarlarını, ve radyasyonla indüklenen akımları vücuda derinden taşıyabilen diğer elektrik iletken yapıları tamamen yok saymaktadır. Diğer, potansiyel olarak daha ciddi olan bir hata ise, fazlı dizilimlerin sıradan antenler olmamasıdır. Sıradan bir elektromanyetik alan vücuda girdiğinde, yüklerin hareket etmesine ve akımların dolaşmasına neden olur. Fakat son derece kısa elektromanyetik darbeler vücuda girdiğinde, başka bir şey gerçekleşir: hareket eden yüklerin kendileri, elektromanyetik alanı yeniden yayan ve bunu vücudun derinliklerine gönderen küçük antenler haline gelirler. Bu tekrar yayılan dalgalar Brillouin öncüleri85 olarak adlandırılırlar. Dalgaların gücü veya fazı yeterince hızlı bir şekilde değiştiğinde önemli hale gelirler. 5G muhtemelen her iki kriteri de karşılayacaktır.

Ayrıca, kendi içinde sığ nüfuz etme, gözlere ve vücudun en büyük organı olan cilde ve aynı zamanda çok küçük canlılara karşı eşsiz bir tehlike oluşturur. 5G radyasyonu ile insanlarda oluşan termal cilt yanıklarını87 ve günümüzde kullanımda olan dalga boylarında olduğu gibi milimetrik dalga boylarında 100 kat daha fazla radyasyon emen, böcekler tarafından olan rezonans emilimini88 öngören meslektaş incelemesinden geçmiş çalışmalar yakın zamanda yayınlanmıştır.

Uçan böceklerin nüfusu 1989'dan beri, korunan doğa alanlarında bile yüzde 75-80 azaldığına göre, 5G radyasyonu tüm dünyada böcek nüfusu üzerinde yıkıcı etkiler yaratabilir. 1986 yılında Om Gandhi tarafından yapılan bir çalışma, milimetrik dalgaların gözün korneası tarafından kuvvetli bir şekilde emildiği ve milimetrik kalınlıkta olan normal kıyafetin, rezonans tipi bir etki ile cildin enerji emilimini artırdığı konusunda uyarıda bulunmuştur.90 Russell (2018), milimetrik dalgaların derideki, gözlerdeki (katarakt dahil), kalp atış hızındaki, bağışıklık sistemindeki ve DNA'daki bilinen etkilerini gözden incelemektedir.

Düzenleyiciler, zararın bilimsel kanıtlarını kasıtlı olarak kapsam dışında bıraktılar

Şimdiye kadar 5G'nin geliştirilmesinde paydaşlar, endüstri ve hükümetler yer almış, ancak binlerce meslektaş incelemesinden geçmiş çalışmalarda yer alan insanlar, hayvanlar, böcekler ve bitkiler üzerindeki biyolojik etkileri ve sağlık ve çevre üzerindeki tehdit edici etkileri belgeleyen tanınmış uluslararası EMF bilim adamları dışlanmıştır. Mevcut yetersiz güvenlik ilkelerinin nedeni, standart belirleme kuruluşlarının çıkar çatışmaları ve “telekomünikasyon veya elektrik şirketleri ile olan ilişkileri nedeniyle, iyonlaşmayan radyasyon için Kamu Maruz Kalma Standartlarının düzenlemesinin yönetimi konusunda gereken tarafsızlığı yıkmasıdır.” Profesör Emeritus Martin L. Pall, kendi literatür incelemesinde, ayrıntılı bir şekilde çıkar çatışmasını ve dışlanmış olan önemli çalışmaların listelerini ortaya koymuştur.

Termal hipotez eskimiştir - yeni güvenlik standartları gerekmektedir

Mevcut güvenlik kuralları, ısınmanın EMF'lerin tek zararlı etkisi olduğunu savunan eskimiş hipoteze, dayanmaktadır. Markov ve Grigoriev'in belirtmiş olduğu gibi, “Bugün standartlar, iyonlaştırıcı olmayan radyasyon ile ortamın gerçek kirliliğini dikkate almıyor.” Bu itirazda imzası bulunan birçok kişi dahil, yüzlerce bilim insanı, birçok farklı türde akut ve kronik hastalık ve sakatlıkların, ısınma olmadan (“termal olmayan etki”) uluslararası kuralların çok altındaki radyasyon seviyelerinden kaynaklandığını kanıtlamıştır.9 Biyolojik etkiler sıfıra yakın güç seviyelerinde bile meydana gelir. Santimetre kare başına veya daha azına 0.02 piko vat (vatın trilyonda biri) bulunan etkiler, E. coli'de95 ve sıçanlarda, 96 bozulmuş genetik yapıyı, insanlarda bozulmuş EEG'yi97, fasulye bitkilerinde büyüme dürtüsünü, 98 ve tavuklarda yumurtlama dürtüsünü kapsamaktadır.

Termal olmayan etkilere karşı korunmak için, maruz kalma süresi dikkate alınmalıdır. 5G, aynı anda ve sürekli olarak, gece ve gündüz durmadan, herkesi çok daha fazla yayılıma maruz bırakacaktır. Yeni güvenlik standartlarına ihtiyaç vardır ve kümülatif maruz kalmaya ve sadece güç seviyelerine değil, aynı zamanda frekans, bant genişliği, modülasyon, dalga şekli, darbe genişliği ve biyolojik olarak önemli olan diğer özelliklere de dayandırılmalıdır. Antenler, belirli, kamu tarafından tespit edilmiş konumlarla sınırlı tutulmalıdır. İnsanları korumak için, antenler umumi geçiş hakkı olan yerlerde kapsamdan çıkarılmalıdır. Vahşi tabiatı korumak için vahşi doğa koruma alanlarından çıkarılmalı ve kesin olarak Yeryüzünün uzak bölgelerinde en aza indirilmelidir. Tüm yaşamı korumak için ticari iletişim uyduları sayıca sınırlandırılmalı ve düşük ve orta-Dünya yörüngesinde yasaklanmalıdır. Fazlı dizilimler Dünya'da ve uzayda yasaklanmalıdır.

RF radyasyonu hem akut hem de kronik etkilere sahiptir

RF radyasyonun anında etkileri olabileceği gibi uzun vadeli etkileri de vardır. Kanser ve kalp hastalığı uzun süreli etkilerin örnekleridir. Kalp ritminin bozulması ve beyin fonksiyonundaki değişiklikler (EEG) ise anındaki etkilerin örnekleridir. Eski Sovyetler Birliği'nde radyo dalgası hastalığı olarak adlandırılan ve günümüzde tüm dünyada elektromanyetik aşırı duyarlılık (EHS)103 adı verilen sendrom, akut veya kronik olabilir. Profesör Dr. Karl Hecht, 1.500'den fazla Rus bilimsel makalesinin incelemesinden ve Almanya'daki 1000'den fazla hastasının klinik hikayesinden derleme yaparak, bu sendromların ayrıntılı bir tarihçesini yayınlamıştır. Objektif bulgular, uyku bozuklukları, anormal kan basıncı ve kalp hızı, sindirim bozuklukları, saç dökülmesi, kulak çınlaması ve deri döküntülerini içerir. Öznel belirtiler arasında baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hafıza kaybı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, grip benzeri belirtiler ve kalp ağrısı yer alır.

EUROPAEM EMF Yönergesi 2016, EHS'nin, insanların, artan EMF seviyelerine “günlük yaşamlarında sürekli olarak maruz kaldıklarında” geliştiğini ve bu hastaları sağlıklarına geri döndürmek için “EMF’ye maruz kalışın azaltılması ve önlenmesinin” gerekli olduğunu belirtmektedir.105 EHS artık bir hastalık olarak görülmemelidir. Nüfusun giderek artan bir kısmını yani tahmini olarak tüm dünyada 100 milyon insanı106,107 etkileyen, zehirli bir çevrenin neden olduğu bir hasar olarak görülmelidir. Ayrıca, dünya çapında 5G'nin kullanıma sunulmasına izin verilirse, bu kısa sürede herkesi etkileyebilir.

EHS ve çoklu kimyasal hassasiyet (MCS) ile ilgili Uluslararası Bilimsel Beyannamesi Brüksel’de, 2015 yılında “eylemsizlik toplum için bir bedeldir ve artık bir seçenek değildir… Kamu sağlığına yönelik bu ciddi tehlikeyi oybirliğiyle kabul ettik… Dünya çapındaki pan-epidemik bakış açısıyla yüzleşmek için temel önleme tedbirlerinin benimsenmesi ve önceliklendirilmesi acilen gerekmektedir,”(vurgu eklenmiştir) şeklinde beyanda bulunmuştur.

Dünya hükümetleri idare ettikleri halkın bakım yükümlülüklerini yerine getirmekte başarılı olamıyorlar

Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve dünya çapındaki ulusal hükümetler, 5G'yi alelacele uygulamak ve uzay boşluğunun sınırsız kullanımını teşvik etmek amacıyla “engelsiz” mevzuat ortamını sağlamak için adım atmaktadırlar.110 Yerel yönetimlerin çevre ile ilgili yasaları uygulamalarını yasaklamakta, ve “hızlı ve uygun maliyetli uygulama için”, “yerel planlama prosedürleri [ve] elektromanyetik alan (EMF) emisyonları ve bunları toplamak için gerekli yöntemlerin belirli sınırlarının çeşitliliği gibi gereksiz yükleri” ortadan kaldırmaktadırlar.

Hükümetler ayrıca, kablosuz tesislere tüm kamu yol hakkı alanlarında izinli bir kullanım sağlamak için yasalar çıkarmaktadır. 113 Bugüne kadar, çoğu kablosuz tesis, özel mülklerde, evlerden ve işyerlerinden belirli bir mesafe uzaklıkta konumlandırılmıştır. 5G'nin gerektirdiği gibi, 100 metreden daha az aralıklarla yerleştirilmeleri için, artık, doğrudan evlerin ve işyerlerinin önündeki kaldırımlara ve bebekli anneler de dahil olmak üzere, yayaların başlarının üstüne yakın olarak konacaklardır.

Resmi tebliğ gereksinimleri ve kamuya açık duruşmalar bertaraf edilmektedir. Bir duruşma olsa ve 100 bilim uzmanı 5G'ye karşı tanıklık edecek olsa bile, yerel yetkililerin onların ifadelerini dikkate almalarını yasa dışı kılacak kanunlar var. Örneğin, ABD hukuku, yerel yönetimlerin, kablosuz teknolojinin işleyişinin “radyo frekansı radyasyonunun çevresel etkileri temelinde” düzenlemesini yasaklamaktadır ve mahkemeler baz istasyonu yerleştirme hakkındaki düzenleyici kararları, halkın ifadelerinin çoğu sağlıkla ilgili olduğuiçin bozmuştur. Sigorta şirketleri, EMF risklerine karşı teminat vermeyecektir, ve ister karasal bazlı isterse uzay bazlı olsun, 5G'ye maruz kalmaktan dolayı kaynaklanan can, uzuv ve mal hasarları için yasal sorumluluğu hangi kuruluşun üstleneceğine dair hiçbir netlik yoktur.

Uzay boşluğunda faaliyetler düzenleyen, mutabakata varılmış kapsamlı bir hukuk rejiminin yokluğunda, onlar tarafından tüm kıtaların, atmosferin ve okyanusların riske atılma ihtimaline rağmen, bu faaliyetlerin yasal sorumluluğu yoktur.

Uluslararası anlaşmalar ihlal ediliyor

Çocuklar ve bakım yükümlülüğü

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Anlaşma: Devletler “çocuğun, esenliği için gerekli olan korunma ve bakımın sağlanmasını taahhüt eder” (madde 3), “çocuğun… hayatta kalmasını ve gelişimini taahhüt eder” (madde 6) ve “hastalıkla mücadele için uygun önlemleri alacak… çevre kirliliğinin tehlikeleri ve riskleri göz önünde bulundurularak…”(madde 24 (c)).

Nüremberg Kodu (1947), insanlar üzerindeki tüm deneyler için geçerlidir. Hatta buna, güvenlik için önceden piyasada test edilmemiş olan yeni, daha yüksek RF radyasyonuna maruz bırakan 5G'nin uygulanması da dahildir. “İnsan denek, kesinlikle özgür iradesiyle onay vermelidir.” (madde 1) 5G'ye maruz kalmak istem dışı olacaktır. “Ölüm veya maluliyete yol açacağı düşünülen öncül bir nedeni olan hiçbir deney gerçekleştirilmemelidir.” (madde 5) 10.000'in üzerinde bilimsel araştırmanın bulguları ve sakatlıktan zarar gören ve hâlihazırda var olan kablosuz iletişim tesisleri tarafından evlerinden çıkarılan yüz binlerce üyeyi temsil eden, yüzlerce uluslararası örgütün sesleri, “ölüm veya sakatlığın ortaya çıkacağına inanılan öncül nedenlerdir”.

Bilgilendirme yükümlülüğü ve EMF'ler

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) Dünya Telekomünikasyon Standardizasyon Toplantısında (2012) “Elektromanyetik alanlara (EMF'ler) maruz kalmanın potansiyel etkilerini kamuya bildirme gereği vardır,” diye belirtildi ve Üye Devletler “sağlığı, EMF'nin olumsuz etkisine karşı korumak için, ilgili uluslararası tavsiyelere uyulmasını garanti edecek uygun önlemleri almaya” davet edildi.

Avrupa Çevre ve Sağlık Eylem Planı 2004-2010'un Yarı Dönem Denetimi (2008): “Avrupa Parlamentosu… genel kamu için belirlenen elektromanyetik alanlara maruz kalma sınırlarının eskimiş olduğunu belirtmektedir… açık bir şekilde bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, Avrupa Çevre Ajansı tarafından verilen tavsiyeler veya benimsenen daha katı olan emisyon standartları dikkate alınmamaktadır. (Örneğin, Belçika, İtalya ve Avusturya tarafından) ve hamile kadınlar, yeni doğmuş bebekler ve çocuklar gibi savunmasız gruplar konusu ele alınmamaktadır.”

1815 Yasa Tasarısı (Avrupa Konseyi, 2011): “Elektromanyetik alanlara, özellikle cep telefonlarından gelen radyo frekanslarına maruz kalmayı ve özellikle de çocukların ve genç insanların maruz kalmalarını azaltmak için tüm makul önlemleri alın.”

Çevre Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansının Bildirisi (1972): “Çevrenin, zararsız hale getirme kapasitesini aşacak miktarlarda veya konsantrasyonlarda bulunan……, zehirli maddelerin boşaltılması, ekosistemlere ciddi veya geri döndürülemez bir zarar verilmemesini sağlamak için durdurulmalıdır.” (ilke 6).

Dünya Doğa Şartı (1982):

“Doğaya, geri dönüşü olmayan hasar vermeye neden olabilecek faaliyetlerden kaçınılmalıdır ... Potansiyel olumsuz etkilerin tam olarak anlaşılmaması durumunda, faaliyetler devam etmemelidir.”(madde 11)

Rio Çevre ve Kalkınma Deklarasyonu (1992): “Devletler… kendi yetki alanlarındaki veya kontrolündeki faaliyetlerin, diğer Devletlerin çevrelerine veya ulusal hukuk sınırlarının ötesindeki alanlara zarar vermemesini garanti altına alma sorumluluğuna sahiptirler.” (ilke 2)

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi (2002): “İnsan sağlığına yönelik çevresel tehditlere, daha etkili ulusal ve bölgesel politika tepkilerinin oluşturulmasına acil ihtiyaç vardır.” (paragraf 54 (k))

Doğa ve Tabi Kaynakların Korunmasına İlişkin Afrika Sözleşmesi (2017): “Taraflar… mümkün olan en yüksek düzeyde, çevre üzerindeki zararlı etkileri, özellikle radyoaktif, zehirli ve diğer tehlikeli maddeler ve atıklardan gelen etkileri önlemek, hafifletmek ve ortadan kaldırmak için tüm uygun önlemleri alacaktır.”(madde 13)

Sağlık ve insan hakları

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (1948): “Herkesin yaşam, özgürlük ve kişi güvenliği hakkı vardır. (madde 3)

Birleşmiş Milletler Kadın, Çocuk ve Genç Sağlığı için Küresel Strateji (2016-2030), uygun ortamları genişleterek, “dönüştürmek”; anne ve yeni doğan ölümlerini azaltarak, “hayatta kalmak”; sağlık ve esenliği sağlayarak ve kirliliğe bağlı ölümleri ve hastalıkları azaltarak “gelişmek” amaçları ve hedefleri arasındadır.

Uzay

Uzay Boşluğu Anlaşması (1967), “Zararlı kirlilikten ve aynı zamanda Dünya'nın çevresindeki olumsuz değişimlerden kaçınmak için” uzay boşluğunun kullanımının yönetilmesi gerekmektedir. (madde IX)

Birleşmiş Milletler Uzay Boşluğu Aktivitelerinin Uzun Süreli Sürdürülebilirliği Yönergeleri (2018): “Devletler ve uluslararası hükümetler arası örgütler ... insanlar, mülkler, halk sağlığı ve roket fırlatma, yörünge operasyonu ve uzay nesnelerinin yeniden girişine bağlı olan, çevre üzerindeki risklerden” bahsetmelidirler.(kılavuz 2.2 (c)).

Dünya hükümetleri Dünya üzerindeki hayatla kumar oynuyorlar

Albert Einstein, herkesin bildiği gibi, “Tanrı kumar oynamaz” 118 demiştir. Buna karşın, dünya hükümetleri, daha önce askeri operasyonlarda ve kalabalık kontrolünde119 bir enerji silahı olarak kullanılan, eşi görülmemiş bir milimetrik dalga teknolojisini, Dünya üzerindeki ve 5G'nin uzayından yayınını takip ederek, dünyadaki yaşamın geleceği ile dikkatsizce kumar oynamaktadırlar.

İlgili ve geçerli bilimsel bilgileri kabul etmeyi ve uygulamayı reddetmek, etik olarak kabul edilemez. Mevcut araştırmalar, 5G'nin - ve özellikle de uzay tabanlı 5G'nin - bir dizi uluslararası anlaşmada yer alan ilkelere aykırı olduğunu göstermektedir.

BM, DSÖ, AB, Avrupa Konseyi ve tüm ulusların hükümetlerine aşağıdaki nedenlerden dolayı başvuruyoruz,

(a) Tüm insanoğlunu, özellikle de doğmamışları, bebekleri, çocukları, gençleri ve gebe kadınları ve bunların yanı sıra çevreyi korumak için 5G'nin Dünya'da ve uzayda konuşlandırılmasını durdurmak için acil önlemler almak;

(b) Öğretmenler ve hekimler dahil olmak üzere vatandaşları, RF radyasyonunun sağlık riskleri (yetişkinler ve çocuklar için) hakkında ve özellikle kreşlerin, okulların, hastanelerin, evlerin ve işyerlerinin içinde veya yakınında bulunan kablosuz iletişim ve baz istasyonlarından neden ve nasıl kaçınmaları gerektiğini bilgilendirerek Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Anlaşma ve Avrupa Konseyi Yasa Tasarısı 1815’e uymak;

(c) Kablosuz yerine kablolu telekomünikasyonu tercih etmek ve uygulamak;

(d) Kablosuz / telekomünikasyon endüstrisinin, lobi çalışması yapan organizasyonları aracılığı ile, resmi kurum çalışanlarını, karasal bazlı ve uzay bazlı 5G dahil olmak üzere, RF radyasyonunun daha da genişlemesine izin veren kararların alınması için ikna etmelerini önlemek;

(e) RF radyasyonu için, sadece güç seviyelerine dayanmayan, kümülatif maruz kalmayı göz önünde bulunduran ve sadece insanlar üzerindeki etkilere, sadece termal etkilere karşı değil, tüm sağlık ve çevresel etkilere karşı koruma sağlayan, yeni uluslararası güvenlik standartlarının oluşturulması amacıyla, sanayi etkisi olmaksızın, çıkar çatışması olmayan bağımsız, gerçek anlamda tarafsız EMF ve sağlık bilimcilerinden oluşan uluslararası grupları hemen tayin etmek;

(f) Uzay boşluğu kullanımının insanlar ve çevre için güvenli olmasını sağlayacak, RF radyasyonunu, roket egzoz gazlarını, siyah kurumları ve uzay çöplüğünü ve bunların ozon, küresel ısınma, atmosfer ve Dünya üzerindeki yaşamın korunmasını dikkate alacak kapsamlı bir düzenleyici çerçeve geliştirmek amacıyla sanayi etkisi olmaksızın EMF'ler, sağlık, biyoloji ve atmosferik fizik alanlarında uzman olan uluslararası bilim adamları grubunu hemen tayin etmek. Yetişkinler ve çocuklar, hayvanlar ve bitkiler için sadece karasal bazlı değil, aynı zamanda uzay bazlı teknoloji de sürdürülebilir olmalıdır.*

İlk İmzalayanlar:

AFRİKA

Lauraine Margaret Helen Vivian, PhD, Antropoloji ve Psikiyatri; Fahri Araştırma Görevlisi, Sağlık ve Tıp Bilimleri Fakültesi, Kopenhag Üniversitesi, Danimarka. Güney Afrika için imzacı

ASYA

Girish Kumar, PhD, Profesör, Elektrik Mühendisliği Bölümü, Hindistan Teknoloji Enstitüsü Bombay, Powai, Mumbai, Hindistan

AVUSTRALYA

Don Maisch, PhD, Bağımsız Araştırmacı, ”The Procrustean Approach” (“Zorba Yaklaþým”) ýn yazarý, Lindisfarne, Tazmanya, Avustralya

AVRUPA

Alfonso Balmori, BSc, Çevre Eğitimi Yüksek Lisansı, Biyolog. Valladolid, İspanya Klaus Buchner, Dr. rer. nat., Profesör, Avrupa Parlamentosu Üyesi, Kompetenzinitiative zum Schutz von Mensch, Umwelt und Demokratie e.V., Münih, Almanya Uluslararası İtiraz: Dünyada ve Uzayda 5G’yi Durdurun 11 Daniel Favre, Dr. phil. nat., Biyolog, A.R.A. (Association Romande Alerte aux Ondes Electromagnétiques), İsviçre Annie Sasco, MD, DrPH, SM, HDR, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansında (IARC) Kanser Önleme Epidemiyoloji Araştırma Birimi eski Başkanı, Liyon; Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) Kanser Kontrolü Programı eski Vekil Başkanı; Institut National de la Santé et de la Recherche Médicale’deki (INSERM) eski Araştırma Direktörü; Fransa

KUZEY AMERİKA

Martin Pall, Biyokimya ve Temel Tıp Bilimleri Fahri Profesörü, Washington Eyalet Üniversitesi, Portland’da ikamet ediyor, Oregon, ABD Kate B. Showers, PhD, Toprak Bilimi, Kıdemli Araştırma Görevlisi, Dünya Çevre Tarihi Merkezi, Sussex Üniversitesi, Falmer, Brighton, UK, Bolton-Est’te ikamet ediyor, Québec, Kanada

GÜNEY AMERiKA

Carlos Sosa, MD, Antioquia Üniversitesi, Medellín, Kolombi

Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2020, 14:59
YORUM EKLE
YORUMLAR
Burçak Çubukçu
Burçak Çubukçu - 2 hafta Önce

Gerçekten bu kadar temelsiz bilimsellikten uzak ve uzun bir komplo teorisini yayınlanamaz harika oldu. Bilgi olmadan fikre sahip olduk. Teşekkürler.

Suna solie
Suna solie - 2 hafta Önce

Hayir diyorum,5G Tabiatin ve Insanligin sonudur.

Nimet Canbayraktar
Nimet Canbayraktar - 2 hafta Önce

Anlaşılan ve görünen, cehenneme ilk adım.

Nursin dönmezer
Nursin dönmezer - 1 hafta Önce

Geniş yorucu açıklamalar olmuş
Netice 5g ye kesin hayıt

Bilimsel düşünce
Bilimsel düşünce - 1 hafta Önce

Daha önceki gibi insan hayatını kolaylaştıran her teknıkojiye düşman olan bu tipler 5g de düşmanlık besliyorlar.
Sözde kendilerini çok zeki sanan cahil embesiller, fazla itimat etmemek gerek, zira 4G çıktığında da aynı bu uydurma cahiller vardı.

Azize orse
Azize orse - 4 gün Önce

5 G yaygınlaşması, yaşamı kolaylaştıran bir uygulama olacağını düşünüyorum

Burak Sümer
Burak Sümer - 1 gün Önce

5g teknolojisinin insan bitki ve hayvanlar üzerinde ki etkilerine bende inanmakla beraber. Bunu teknoloji karşıtlığı gibi gören kesimide hayretler içerisinde izliyorum. Hiç kimse teknoloji karşıtı değil ancak teknolojiyi bir silah olarak kullanmaya karşı. Unutmayın atom bombasıda bir teknoloji !

SIRADAKİ HABER

banner5