72. yılında büyük felaket: Nekbe! Nurettin Taşkesen yazdı...

Habervakti.com yazarı Nurettin Taşkesen, kaleme aldığı son yazısında Filistinlilerin yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan çıkarıldıkları büyük felaketi yani Nekbe'yi anlattı.

72. yılında büyük felaket: Nekbe! Nurettin Taşkesen yazdı...

Araştırmacı yazar Nurettin Taşkesen, habervakti.com'daki köşesinde kaleme aldığı yazısında Filistinlilerin yüzyıllar boyu yaşadıkları vatan topraklarından çıkarıldıkları, Siyonist kurşunlara hedef haline getirildikleri 'büyük felaket'i yani Nekbe'yi tüm ayrıntılarıyla aktardı.

İŞTE TAŞKESEN'İN O YAZISI

Bu yıl virüs salgını yüzünden sanal ortamda açılan Nekbe Sergisine değişik ülkelerden, resim, karikatür ve fotoğraf dallarında 31 sanatçı katılıyor. Sergi koordinatörü Filistinli Ressam Raid Katanani, Nekbe'nin 72. Yılı için düzenledikleri sergiye "Dönüşün Renkleri" adını verdiklerini belirterek, Filistinlilerin geriye dönüş haklarını hatırlatmayı amaçladıklarını belirtti.

* Nekbe (Büyük Felaket) Filistinliler için neyi ifade ediyor?

* Siyonistlerin Filistin için hazırladıkları gizli plan neydi?

* 15 Mayıs 1948'de Filistin köy ve şehirlerinde neler yaşandı?

* İsrail'in Arap Orduları ile yaptığı savaşın perde arkasında neler vardı?

* Filistinliler evlerinin anahtarlarını yanlarına niçin aldılar?

* BM Filistinli mültecilere evlerine geri dönüş hakkı tanıdı mı?

Nekbe (Büyük Felaket) Filistinliler için neyi ifade ediyor?

Filistinlilerin yüzyıllardır üzerinde yaşadıkları kendi topraklarından, evlerinden, köylerinden, yurtlarından sürülüp çıkarılmaları, NEKBE yani "büyük felaket" olarak ifade edilmektedir. Bir milyona yakın Filistinlinin sürgün edilmesi, binlercesinin öldürülmesi ve mülteci olarak çeşitli ülkelere dağılması, aradan 72 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ kanayan bir yaradır.

Son Osmanlı askerlerinin hazin ve hain planlarla 1918 Eylül ayında Filistin'i terk etmesiyle sahipsiz kalan Müslümanlar; önce Haçlı İngiliz zihniyetinin, 30 yıl sonra da Siyonist Yahudi zulmünün eline bırakılmıştı. Filistin'deki İngiliz Manda İdaresi yıllarca Müslümanları baskı altında tutarak, Siyonistlerin silahlı terör örgütleri kurmalarına göz yummuş, böylece o meş'um 14 Mayıs'a gelinmişti.

Zaten daha 9 Aralık'taki Kudüs işgalinden yaklaşık bir ay önce; 2 Kasım 1917'de İngiltere Dışişleri Bakanı James Arthur Balfour, kendi adıyla tarihe geçen bildiriyle Yahudilere Filistin'de bağımsız bir devlet kurma sözünü vermişti. İşgalden sonra BM kararıyla kurulan Filistin Manda İdaresinin başına Yahudi kökenli veya sempatizanı valiler tayin eden İngilizler, bu vaatlerini yerine getirmek için 1948'e kadar ellerinden gelen gayreti gösterdiler.

Siyonistler bu dönemde yeni hamileri olan ABD'nin desteğini de arkalarına alarak ellerinde bulunan iki gücü daha etkili bir şekilde kullanmaya karar verdiler. Bu güçlerden biri silah, diğeri ise uluslararası propaganda gücüydü. Silahlı terör örgütleri yıllardan beri zaten işlerini çok iyi yaparak Müslümanları baskı altında tutup sindirmeyi başarmışlardı. Fakat şimdi yeni bir strateji gerekiyordu.

Siyonist propaganda gücü "Filistin topraklarının verimsiz ve sahipsiz bir çöl olduğuna, isteyenlerin buraya yerleşerek çiftçilik ve tarımla kendilerine yeni bir yurt edineceklerine" bütün dünyayı inandırmışlardı. Yahudiler kendilerinin "vatansız bir halk", Filistin'in ise "halksız bir vatan" olduğunu söyleyerek, burada yüzyıllardır yaşayan Müslümanları yok sayıyordu. Fakat gerçekte bu toprakları işleyen, her türlü sebze ve meyveyi yetiştiren, hatta meşhur Yafa portakallarını bütün dünyaya ihraç eden Filistinliler ne olacaktı?

Madem ki Siyonist propaganda Filistin'in sahipsiz ve halksız bir yurt olduğuna bütün dünyayı inandırmıştı, o halde silahlı terör örgütleri harekete geçip en kısa zamanda bu toprakları Yahudi olmayanlardan arındırmalıydı. Nitekim öyle de oldu. 1920 yılında kurulan Haganah'a ilaveten 1931'de Irgun, 1940'da Lehi adlı silahlı örgütler faaliyete geçmiş, İngilizlerin desteği ve müsamahası ile Filistinliler üzerinde terör estirmeye başlamışlardı. Yapılan işin amacı çok açıktı: Baskın, katliam, sabotaj, kundaklama, yol kesme, soygun ve tehdit gibi yöntemleri kullanarak Müslüman halkı yurtlarından sürüp çıkarmak, Yahudiler için üzerinde devlet kurabilecekleri boş bir Filistin meydana getirmek.

Bu terör faaliyetleri o kadar sistemli bir şekilde yapılıyordu ki, bütün Filistin halkını yıldırıp korkutarak artık bu topraklarda can ve mal güvenliği kalmadığına inandırmaya başlamıştı. 9 Nisan günü Kudüs'e 5 km. mesafede bulunan Deyr Yasin köyüne gece yapılan baskın sonunda gerçekleştirilen katliam, insanlarda az da olsa kalan direnci tamamen kırdı. Katledilen 254 masum şehidin, Filistinliler üzerindeki olumsuz tesiri tahmin edilenin çok üzerindeydi.

Artık planın son aşamasına gelinmişti. İngilizlerin Filistin Manda İdaresini bırakarak çekildiklerinde, âdeta altın tepsi içinde sunulan teşkilat altyapısı ve yönetim birimleri, Siyonistlere bir günde devlet kurma şansını verdi: 14 Mayıs 1948.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2020, 18:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5