'ABD-Çin savaşı' öncesi Telafer, Musul ve Kerkük Türkiye'ye emanet'

Dik Gazete yazarı Ömür Çelikdönmez, olası bir ABD-Çin savaşından önce Telafer, Musul ve Kerkük'ün Türkiye'nin kontrolüne geçeceğini vurguladı.

'ABD-Çin savaşı' öncesi Telafer, Musul ve Kerkük Türkiye'ye emanet'

İşte Çelikdönmez'in söz konusu yazısı:

Sebeb?

Çünkü Amerikalılar; Çin destekli İranlı Milislerin, Irak’ta başlarına bela olmasını istemiyor! 

Takip edenler bilir. Ortada fol yok yumurta yokken 30 Kasım 2018'de "PENTAGON’da derin anlaşma! Suriye'deki ABD üsleri Türk ordusuna bırakılacak!" (*) öngörüsünde bulunmuştum.

Nitekim birkaç gün önce; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in Kiraz ilçesinde halka hitabında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye Milli Ordusu (SMO) ile birlikte düzenlediği Barış Pınarı Harekatı'na dair bazı bilgiler paylaştı "YPG'ye 33 bin TIR silah verildi, depoladıkları yerleri bulduk topluyoruz" dedi. 

YPG, Amerikan silahlarının bekçisi…

Türk devlet aklıyla dalga geçilmez. Şeytana külahı ters giydirir.  Somut örnek, Amerikalılar’ın Suriye’ye yığdığı 33 bin TIR silah ve mühimmatın bekçiliğini terör örgütü PKK /YPG'ye yaptırılması. 

Kimden korudular? 

İran'ın Kudüs Ordusu’ndan, İranlı paramiliter güçlerden, Hizbullah'tan, IŞİD’den, El Kaide'den, Şam ordusundan korudular. 

Ta ki Türk Ordusu’nun son operasyonuna kadar. Şimdi depolanan dünya kadar silah ve mühimmat, Türkiye’ye teslim ediliyor. 

ABD, Türkiye'den neden vazgeçemez?

  “Amerikalılar, soğuk savaş döneminde NATO kapsamında önemli görevler üstlenmiş müttefik Türkiye’den vazgeçemez!.." demiştim. 

Kore Savaşı’nı hatırlayın. 

Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, emir ve komutasında Türk Birliği, Kunuri ve Kumyangjangni muharebeleri olmak üzere birçok cephede kahramanca çarpıştı, tüm dünyanın takdirini kazandı.

Özellikle Kunuri savaşında Türk Tugayı tek başına Çin ve Kuzey Kore ordularının saldırılarını durdurduğu gibi Amerikan 8’nci Ordusu ile 9’ncu Kolordusunu çembere alınmaktan ve Amerikan 2’nci Tümenini mutlak bir imhadan kurtarmıştı.

Amerikalılar, Türk Ordusu’nun cesaret, liyakat ve savaşma kapasitesini,  Kıbrıs’ta, Bosna Savaşı’nda, Kuzey Irak operasyonlarında ve Suriye harekâtında yakından takip ettiler.

BM Geçici Görev Gücü bünyesinde BM Koruma Kuvveti'nde (UNPROFOR), IFOR, SFOR, EUFOR, UNPROFOR’da görevlendirilen Türk askeri birimlerini yakından tanıdılar.

Ayrıca Türkiye; Avrupa, Asya ve Afrika’da geçiş yollarının kontrolünü  sağlıyor.

Sorarım size; ABD’nin Türkiye gibi savaş tecrübesine sahip, disiplinli ordusu olan kaç müttefiki var?  İşte bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı vazgeçmez ve vazgeçmedi de!  ABD’nin Türkiye’ye önerisi: Çin'le savaşta, destek ve işbirliğine  karşı, Suriye ve Irak'ta sınırsız ittifak… Amerikalı ve Türk sihirbazların kamuoyuna yansıttıkları diplomatik hologramın tersine, ABD ve Türkiye Ortadoğu ve Orta Asya'ya birlikte yürüyor.  Suriye bunun ilk basamağı. PENTAGON ve Türk Genelkurmayı uzun süredir Suriye’de bir mutabakat üzerinde çalıştı. Barış Pınarı Harekâtı’nda bu işbirliğinin işaretleri görüldü. 

İlk aşama;

YPG'ye silah veren Amerika, YPG'yi Türk Ordusu’nun önünden çekip aldı.

 İkinci aşama;

Türkiye, Kürt kantonlarını Ankara’ya bağlayacak!..

Üçüncü aşama;

Terör örgütleri YPG ve düşman kardeşi IŞİD’in; Irak'ın tartışmalı  ve Türkmen nüfusun yoğun olduğu Kerkük, Musul ve Telafer'e konuşlanma girişimleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgeye müdahalesi için gereken uluslararası ve Irak ile Türkiye arasındaki ikili anlaşmalar çerçevesinde yasal zemini hazırlayacaktır. 

ABD, İran’a nüfuz ederek, Çin karşısında jeo-stratejik avantajları elde etmek istiyor…

Eğer, Tahran yönetimi, Kraliçe’nin emriyle Washington yönetimine meydan okumaktan vazgeçmezse ABD’nin İran’a karşı farklı müdahale seçenekleri var. Her durumda İran, Londra ekseninden çıkıp, Washington yörüngesine giriyor. 

ABD stratejistlerine göre, bu sayede Afganistan ve Irak ile fiziki irtibatı sağlayarak, Orta Asya’yı yay gibi saracak ve Orta Asya, Hazar havzası ve Ortadoğu’daki bütün enerji ulaşım hatlarını kontrol altında tutabilecektir. 

Neden mi?

Çin’in "One Belt One Road - Bir Kuşak, Bir Yol" projesinin güney istikametinde, İran önemli bir güzergâh. 

İpek Yolu’nun, İran üzerinden geçen güney güzergâhı, jeopolitik açıdan olduğu kadar, ekonomik çıkarlar açısından da bölge ülkeleri için büyük öneme sahip. 

Trump’ın hedefi, önce İran’ı kendi yörüngesine çekmek sonrasında Çin’e yüklenmek…

Çin’in bu güney hattını, Ortadoğu’ya kendi mallarını ihraç etmek ve aynı zamanda bölgeden petrol ve gaz ithal etmek için kullandığı biliniyor.

Çin’in önceliği, ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini gerçekleştirmek için enerji tedarik etmedeki zorunluluğudur. 

ABD, İran üzerinde kurmak istediği hegemonya ile Çin’in yayılmacılığının önüne set çekmek istiyor. Çin ve İngiltere çok önemli bir ticaret ortağı. 

İngiltere, Çin’in “One Belt One Road-Bir Kuşak, Bir Yol” projesini destekliyor.

OBOR (One Belt One Road-Bir Kuşak, Bir Yol), Çin’in kurguladığı, 2013 yılında lanse ettiği, koordine ettiği ve fonladığı milyarlarca dolarlık bir projenin çok ötesinde stratejik bir atılım.

İki ayağı var. 

Biri; İpek Yolu Ekonomik Kuşağı, İkincisi; Deniz İpek Yolu. “Kuşak (Belt)” kavramı ile Orta Çin’den başlayıp, Orta Asya üzerinden Moskova, Rotterdam ve Venedik’e uzanan karayolu, demiryolu, petrol ve gaz boru hatları ve diğer altyapı projelerinden oluşan bir kara ulaştırma ağının tamamı kastediliyor.

İngiltere, Çin’le ekonomik ilişkilerini güçlendirme yolunda adımlar atıyor.

Londra merkezli finans şirketleri Pekin’de soluklanıyor.

Çünkü paranın kokusunu alan bankerler kuşağı çok iyi biliyor ki; yeniden yükselen Çin’le beraber, dünya ekonomik merkezi de Asya Pasifik bölgesine kayıyor.  Büyüyen Çin’in arkasındaki Avrupalı güç, İngiltere. Çin tarafı, “Uygur ayrılıkçı hareketi”nin ideolojik kaynağını “Pan İslamizm ve Pan Türkizm" olarak tanımlıyor. 

Size birşey söyleyeyim mi!.. ABD - Türkiye işbirliğine en çok İngilizler bozuluyor.  Hani şu Telafer  Musul Kerkük hattı var ya! İşte o hatta Türk Ordusu’nun “Kut’ül Amare”den sonra yeniden Bağdat'a yaklaşacak olmasına bozuluyorlar. Birinci Dünya Savaşı içerisinde İngilizler, Çanakkale’den sonra Kut’ül Amare’de, Osmanlı İmparatorluğu’na ikinci kez mağlup olduklarını hiç unutmuyorlar. 

Nasıl unutsunlar!..

29 Nisan 1916'da General Sir Charles V. F. Townshend komutasındaki 5 general, 481 subay ve 13 bin 300 erden oluşan İngiliz birliği, 4 ay 23 gün süren “Kut” kuşatmasından sonra Osmanlı’ya teslim olmuştu.

Ver mehteri!..

Tarihi çevir nal sesi kısrak sesi bunlar

Delmiş Roma’nın kalbini mızrak gibi

Hunlar Göktürkler, Uygurlar,Oğuzlar, Peçenekler

Türk’ün yüce tarihine binbir zafer ekler *

Dünya atının nalları altında ezildi

Kaç Haçlı sefer göğsüne çarpınca kesildi

Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden

Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden . 

Suriye'deki ABD üsleri Türk ordusuna bırakılacak!

 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5