banner29

'ABD'de iç hesaplaşma başladı, çöküş durdurulamaz'

Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, bugünkü yazısında 'iç hesaplaşmanın başladığını' söylediği ABD'nin çökmekte olduğunu ve bu çöküşün durdurulamayacağını iddia etti.

Gündem 18.01.2021, 14:22
'ABD'de iç hesaplaşma başladı, çöküş durdurulamaz'

Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, 'ABD içeriden kuşatıldı! Başkenti işgal altında. Çöküş durdurulamaz' başlıklı bugünkü yazısında, ABD'de yaşanan siyasi krizi analiz etti. 

"Demokrasi ve ifade özgürlüğü mü? Seçimi bile doğru dürüst yapamadı" ifadelerini kullanan Karagül, "İfade özgürlüğüne karşı en faşizan örnekleri gördük. Kendi başkanını nasıl sansürlediğini, nasıl susturduğunu, bütün iletişim platformlarında nasıl konuşamaz hale getirdiğini, medya ambargosunu gördük" ifadelerini kullandı.

Geçen hafta yaşanan Kongre Binası baskınına da değinen Karagül, ABD'nin 'Kendi halkından korktuğunu söyledi' ve şunları söyledi:

"Washington işgal altında bir başkent görüntüsü veriyor. Yollar kum kamyonlarıyla kapatılıyor. Sadece Kongre binası değil, bütün caddelere binlerce asker yerleştirilmiş.

ABD kendi halkından korkuyor. Halkına karşı kendini savunuyor. Seçmenlerin yüzde 10’u Kongre baskınını “demokrasiyi korumak” olarak tanımlamış. Bu kanaatin yayılıp genelleşmesinden korkuluyor.

Örgütler düzeyinde var olan tepkinin kitlesel düzeye yayılabileceği konuşuluyor. Tepki gösterenler ise, “Amerika’yı yeniden kurmak”, “ABD’yi kurtarmak” sloganları ile hareket ediyor.

Bütün imparatorluklar çöker. Zayıflık hep kendi içlerindedir."

"ABD artık kimseye demokrasi ve ifade özgürlüğü dayatamaz" diyen Karagül, yazısında 'ABD'nin bundan sonra yapamayacaklarına' ilişkin bir liste de yayınladı:

ABD bundan sonra şunları yapamaz:

1- Kimseye demokrasi dayatması yapamaz. Ders veremez. Seçim değerlendirmesi yapamaz. Kendi seçimlerini eline yüzüne bulaştıran bir ülke başkasına bir şey öğretemez, tek cümle edemez.

2- Kimseyi ifade özgürlüğü üzerinden tartamaz, sorgulayamaz. Kendi içinde ifade özgürlüğünün bir “hiç” olduğunu gösterdi. Kendi başkanını tehdit ilan etti, en temel ifade özgürlüğünü yasakladı. İfade özgürlüğünün bütün alanlarını kapattı. Son derece faşizan bir baskı uyguladı.

3- Kimseye terörle mücadele dayatması yapamaz. Kimseyi terör üzerinden teste tabi tutamaz. Kimseyi terörle mücadele edelim diye inandıramaz. Dünyadaki bütün terör örgütlerini kendisinin beslediğini, yönettiğini, bunlar üzerinden ülkelere saldırdığını zaten biliyorduk. Suriye PKK’sına elli bin TIR silah gönderdiğini zaten biliyoruz.

Terör de savaş da ABD içine taşındı. İnanç ve caydırıcılık?

4- Ama artık “iç terörü” tartışan bir ülkedir ABD. Dünyada verdiği bütün savaşları kendi içine taşıdı. Bundan sonra kendi “beyaz ırkçı terör”ü ile, Antifa gibi gruplarla kendi içinde savaşacak.

5- Kimseye güvenlik dersi, tezi, teorisi, tavsiyesi yapamaz. Milli güvenlik ayarı veremez. “Ben sizi dış tehditlerden, iç tehditlerden korurum” diye pazarlık yapamaz. Kendi başkentini koruyamayan bir ülkenin başka bir ülkeye örnek olması, abilik yapması, korumacılık yapması düşünülemez.

6- Kimseye müttefiklik öneremez. Stratejik ortaklık öneremez. Çünkü artık hiçbir ülke için güven veremez. Hiçbir ülke, ABD ile müttefik olduğu için güven altında, koruma altında olamaz. Bu konuda ABD caydırıcılığı sona ermiştir. Kendi içinde boğuşan bir ülkenin dünyaya güven ve düzen vermesi ihtimal dışıdır.

ABD’de devlet gücü şirketlere geçti. Birçok ülke buna önlemler alacak.

7- Sosyal medya şirketleri üzerinden bir darbe yapıldı. İnsan hakları hiçe sayılarak, korkunç bir otoriterlik örneği sergilendi. Artık ABD’nin gücü bu şirketlere geçti. Artık ABD’de devlet yok, şirketler var. Ve bu şirketlerin yenilgiye uğrattığı ilk ülke ABD oldu.

8- Birçok ülke, bu şirketlerin kendilerine neler yapacağını düşünecek. Rejim değişikliği, iktidar değişikliği, lider değişikliği için ne planlar yaptığına bakacak. Ona göre önlemlerini alacak. Demokrasi ve ifade özgürlüğü de kalmadığı için güç ve çıkar çatışmaları devletlerle bu şirketler arasında yaşanacak.

Gerileme başladı: ABD kendi içinde savaşacak.

9- Devletler, ülkeyi ve milleti korumak için bu şirketlere karşı güvenlik stratejileri geliştirecek. Küresel ölçekte güç haritası, ABD ile dünya arasında değil, bu şirketlerle devletler ve milletler hesaplaşmasına göre şekil alacak.

10- ABD kimseye yeni bir dünya projesi öneremez. Gücünün sınırlarına ulaştı ve gerileme başladı. Bundan sonra kendi içinde hesaplaşacak. Gücünü kendi içinde eritecek. Birçok ülkede etnik, din ve mezhep ayrışmasını tahrik ederken kendi iç toplumsal bölünmesi ile ağır yaralar alacak.

11- 20 Ocak’ta sorunsuz devir teslim yapılsa bile, o yara bir kez açıldı. İç hesaplaşma başladı. Bunun tedavisi mümkün olmayacak. Her ne kadar, içerideki tehdidi dışarı taşımak için birçok bölgede çatışma ve savaşlar çıkarmak isteseler de bu “eski usul” de bir sonuç vermeyecek, iç çöküşü hızlandıracak.

12- Bence artık terör örgütleri sahipsiz. ABD gücü ile iktidar hesabı yapanlar sahipsiz. Zihinlerini Washington’daki eski iktidar alanlarına kaptıranlar sahipsiz. Kim ABD’den ne kadar uzaklaşırsa o kadar itibar kazanacak. Biden dönemi bu “gerileme”nin hızlanmasından başka bir şey olmayacak.

13- Türkiye, işte bu ABD merkezli güç değişiminin bıraktığı boşluğu dolduran, yükselen ve yıldızlaşan ülkelerin başında geliyor. Elbette bütün bunların hesabını çok iyi yapacak. Bu hesabı dışarıdan ve içeriden bozmaya çalışanlarla çetin bir mücadele verecek. Bunun adımlarını önümüzdeki dönemde madde madde göreceğiz.

Çöküş artık durdurulamaz. Dünya asıl şimdi değişiyor.

14- ABD dünyayı hizaya getirmek isterken kendi içinden vuruldu. İçeriden işgal edildi. Bundan sonra bütün enerjisini içeriye harcayacak. Bu da şudur: Dünya düzeni asıl şimdi değişiyor. ABD için önlenemez bir gerileme, dünya için durdurulamaz bir yeniden yapılanma başlıyor.

Ne garip, 11 Eylül terör saldırısı ABD’yi içeriden vurdu. Duraklama dönemi başladı. Yeni durum yine ABD’yi içeriden vuruyor. Gerileme ve çöküş dönemi başladı.

Ve bu çöküş zihinlerde çoktan gerçekleşti.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?