AK Parti içindeki A-Ke-Pe'liler rahatsız olacak! Bülent Deniz yazdı...

Habervakti Genel Koordinatörü Bülent Deniz, İstanbul Sözleşmesi'ni her fırsatta eleştirdiği için hedefe konulan ve hakkında dava açılacağı açıklanan yazar Abdurrahman Dilipak üzerinden 'Her devrim önce kendi evlatlarını yer' sözüne atfen bir yazı kaleme aldı! Deniz, son yazısında olduğu gibi bu yazıda da kurguladığı isimler üzerinden yaşanan gelişmeleri hikayeleştirdi... Peki Dilipak'a açılacağı söylenen bu "dava" nereden çıktı? Yazının üç kahramanı Yunus, Akif ve Hilmi üzerinden farklı bir perspektif. Sıradışı ve riskli bir analiz...

AK Parti içindeki A-Ke-Pe'liler rahatsız olacak! Bülent Deniz yazdı...

İşte Deniz'in söz konusu yazısı: 

Yunus, Akif ve Hilmi...

- ‘’18 yıldır iktidarda olan biz değil miyiz abi? Reis bey bizzat kendi demedi mi arkadaş ‘’Bize Ömer’ler lazım! Hasbiler lazım!’’ Eee? Hangi Ömer? Turist Ömer’mi? Üst düzey bürokrasi dahil Belediyeler de neden bu ocakta yetişmişler yeterince görevlendirilmiyor? Haa bak o turistler varya onlar kadrolarda, köşe başlarında! En son Belediye seçimlerinde gördük işte! Bizim ilçede ki adamı siz biliyorsunuz, peki bizim Ömer’ler nerede? Programlarda sandalye düzeltmekle meşgul! Yahu dün balyoz, eldiven, sarıkız, ayışığı operasyonlarıyla Reis bey’i devirmek isteyenlerin bile bir kısmı bugün; silahlı, silahsız bürokrasi de görevlendirilmiyor mu?

Ne dedi Savcı bey?: ‘’Ergenekon diye bir örgüt yok!’’

Kim di kardeşim o zaman Erbakan Hoca’nın saçını ağırtanlar? Kurduğu her partiye kilit vuranlar? Kayıp trilyon iftirasını atanlar, ev hapsine alanlar, Çarşamba’da sarıklı-çarşaflı avına çıkanlar? ‘’Muhtar bile olamaz!’’ diyenler kimdi? Reis beyi Pınarhisar’a kimler sürdü? Kimdi siyaseti allak bullak edenler, ekonomiyi çökertenler, İmam hatiplerin orta kısmını kapatanlar! 367’yi kim-neden çıkardı? Daha düne kadar ‘’resepsiyona eşsiz gelin!’’ talimatlarını kim veriyordu? Başbakan, müdür atayamıyordu, Çankaya’dan veto geliyordu! Bin yıl sürecek olan neydi arkadaş?’’ çayından kalan son yudumunu içmek için eli gayri ihtiyari ahşap renkli küçük sehpa üzerinde duran çay bardağına gitti Yunus’un, soğumuş olduğunu fark ettiği bardağını tabağa geri bıraktı. Gözü, közcüye takıldı o an, nargilenin üzerindeki kül olmak üzere olan kömürleri işaret etti. Marpuçun ucuna, elinde çevirip durduğu kehribardan yapılmış kendi özel sipsi’sini taktı, bi ihtimal çekti, bi nefes aldı, yok, duman gelmiyordu. Közcü, nar gibi kızarmış kömürü uzun maşasıyla lüleye bırakırken

-‘’bi körüklesene’’ dedi.

Közcü marpucu aldı, kendi sipsisini taktı başladı çekmeye.

Öyle her nargile tütününü içmezdi Yunus! Bahreyn tütünü olacak ve illa gül-nane dumanlatacaktı.

- ‘’Şefim çayları tazeleyelim’’ dedi.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Güncelleme Tarihi: 02 Ağustos 2020, 19:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5