Altan Kardeşler ve Ilıcak davasında flaş gelişme!

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin, FETÖ'nün medya yapılanması davasında yargılanan Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı IIıcak'a hakkında verdiği kararını gerekçesi ortaya çıktı. Kararda, Altan ve Ilıcak’ın anayasayı ihlalden mahkumiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmediği vurgulandı.

Altan Kardeşler ve Ilıcak davasında flaş gelişme!

Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin, FETÖ'nün medya yapılanması davasında yargılanan Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı IIıcak'a hakkında verdiği kararını gerekçesinde çarpıcı tespitlere yer verildi. 47 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, her iki ismin de "anayasayı ihlal" suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmediği vurgulandı.

YARGITAY BOZDU
Yargıtay, Ahmet ve Mehmet Altan ile Nazlı IIıcak'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını bozararak, iki ismin eyleminin, "Anayasa'yı ihlal suçunu" değil, "FETÖ'ye bilerek ve isteyerek yardım etme" suçunu oluşturduğunu karar vermişti. Yüksek Mahkeme, Mehmet Altan'ın ise yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmesine hükmetti. Davanın diğer sanıkları; Şükrü Tuğrul Özşengül, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek'in de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları bozulurken, bu isimlerin ise "silahlı terör örgütü üyeliği" suçunndan cezalandırılması gerektiği belirtildi. Daire, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak tahliye taleplerinin ise reddine karar verdi.

KARARIN GEREKÇESİ BELLİ OLDU
Bu çarpıcı kararın gerekçesi de belli oldu. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin gerekçeli kararında özetle şu tespitlere yer verildi:

ÖRGÜT ÜYELİĞİ SUÇU
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen örgütün hiyearşik yapısına dahil olan bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesine terk eden kişidir...Örgüt üyesi örgüt ile organik bağ kurup, faaliyetlerine katılmalıdır...Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir...Bir oluşuma dahil olan kişinin bu oluşumun suç işlemek amacında olduğunun bilincinde olması aranır.

ÖRGÜTE YARDIM SUÇU
 İstikrar kazanmış Yargıtay uygulamaları göz önüne alındığında; suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla deği örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur.

ANAYASAYI İHLAL SUÇU
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir... Cebir ve şiddet bu suçun unsurunu oluşturmaktadır. Bu nedenle Anayasal düzenin değiştirilmesine yönelik teşebbüsün ancak cebir ve şiddet kullanılarak, yani bireylerin iradeleri zorlanmak suretiyle ifsat edilerek gerçekleştirilmesi gerekir.

DARBE YAPILACAĞINI BİLSELER DAHİ
 Anılan suçların hazırlık, planlama, icra ve sonrası ile ilgili olarak örgütsel bir organizasyon içinde yer almak suretiyle aralarındaki iş bölümü gereğince iştirak iradesi kapsamında yardım eden sıfatıyla hareket ettiklerine dair mahkumiyetlerine yeterli delil ikame olunamayan sanıkların kabule göre; darbeye zemin hazırlayan/kalkışmayı meşru gösteren konuşma ve makaleleri ile, örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için düşünce, planlama, icra ve sonrası itibariyle örgütsel bir organizasyon ürünü olduğu anlaşılan kalkışma arasında illiyet bağının bulunduğunun kabulüne yasal imkan bulunmadığından, darbe yapılacağı hususundaki bilgilerinin mevcudiyeti sabit kabul edilse dahi, bu durumun iştirak iradesine dahil olunduğu sonucunu doğurmayacağı gerçeği de gözetildiğinde, Daire içtihadına da yanlış anlam yüklenerek, sanıkların medya organlarında sarf ettikleri sözler ve kaleme aldıkları yazılarla "maddi cebri" ne şekilde gerçekleştirdiklerini izahtan eksik, hukuki olmayan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde anayasayı ihlal suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

MEHMET ALTAN DEĞERLENDİRMESİ
 Özellikle gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilen konuşma ve makaleler dışında kalan, FETÖ/ Silahlı Terör Örgütünün medya yapılanması ve üst düzey yöneticileri ile yaptığı görüşmelerin tarihi ve aksi kanıtlanamayan,  hayatm olağan akışına uygun düşen savunmaya göre içeriğinin, ikametinde F serisi 1 Dolar bulundurmasının, örgüt liderinin talimatı ile işlem yapıldığı tespit edilemeyen örgüte müzahir Bankasya nezdindeki mutad hesap hareketlerinin ve münhasıran örgüt mensuplarınca gizliliğin temini için kullanılan Bylock üzerinden görüşen üçüncü şahısların mesaj içeriklerinde adının geçmesinin, mesaj muhtevası da gözetildiğinde müsnet suçlar ve/veya silahlı terör örgütüne üye olmak,örgüt adına suç işlemek ya da hiyararşik yapısına dahil olmamakla birlikte FETÖ silahlı terör örgütüne yardım etmek suçlarının işlendiğine dair yeterli ve inandırıcı delil niteliği taşımadığı da gözetilerek sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince ispat edilemeyen müsnet suçlardan beraatine...

NAZLI ILICAK VE AHMET ALTAN DEĞERLENDİRMESİ
 FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapısına organik bağla dahil olup, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren faaliyetleri nedeniyle anılan örgütün üyesi oldukları yönünde iddia ve kabul bulunmayan, dosyada buna dair her hangi bir delile de rastlanmayan ve esas itibariyle kamuoyunca da tanınan siyasi-ideolojik kimlikleri itibariyle savunmaları hayatın olağan akışına uygun düşen gazeteci sanıklar Ahmet Altan ve Ayşe Nazlı Ilıcak'ın, gazetecilik faaliyeti kapsamında gerçekleştirdikleri makale ve konuşmalarının eleştiri içeren muhtevasından ayrık olarak, önce dini bir kült, ardından bir terör örgütüne dönüşen, amaca ulaşmak için her yolu mubah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya çalışan FETÖ/PDY'nin eğitim öğretim faaliyetleri, sivil toplum ve meslek kuruluşları, yerel ve uluslararası ticari işletmeler, basın-yayın ve medya organları gibi legal yapılar ve Abant Toplantıları, Türkçe olimpiyatları benzeri prestijli organizasyonlar üzerinden oluşturulan sempatizan halkasından insan ve maddi kaynak devşirdiğinin açıklığa kavuşmuş olması da gözetildiğinde, nihai amacı anayasal düzeni değiştirmek olarak belirginleşen ve bu maksatla devletin silahlı kuvvetlerine sızan mensuplarınca silahlı bir kalkışma/darbe gerçekleştirme ihtimaline kuvvetle muhtemel olarak görüldüğü bir dönemde örgütün, anayasal düzene karşı icra edeceği kalkışma öncesindeki sürece mutad siyasi muhalefet görüntüsü vermeye çalışmak ve örgütün sempatizan sınıfını oluşturan geniş halk kitleleri nazarında sözde meşruiyetini korumak amacına hizmet eder mahiyetteki, gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi de mümkün olmayan sübut bulan eylemleri terör örgütüne yardım etmek suçunu oluşturmaktadır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5