banner30

banner29

Avrupa'daki ırkçılığın arkasındaki derin isim: Steve Bannon! Çok korkunç bir plan...

Avrupa'da son yıllarda artan ırkçılık olaylarının arkasında ABD Başkanı Trump'ın da seçim danışmanı olan Steve Bannon'ın olduğu dile getirildi. Bannon'ın Avrupa'daki ırkçı oluşumları finanse ettiği belirtildi.

Gündem 20.02.2020, 14:30 20.02.2020, 14:42
Avrupa'daki ırkçılığın arkasındaki derin isim: Steve Bannon! Çok korkunç bir plan...

İsrail merkezli Haaretz gazetesinde Steve Bannon ve planlarına dair kapsamlı bir yazı kaleme alındı. Bannon’un Avrupa’da ırkçı siyasetçilerle yaptığı birleştirme çalışmalarına dair detaylara yer verilen yazıda Trump ile ilişkisinin tamamen bittiğine yer verildi. Oysa Steve Bannon’un en büyük destekçilerinden biri olan Robert Mercer’in Trump’ın da en büyük bağışçılarından biri olduğu gerçeği ikili arasındaki ilişkinin analiz yazısında bahsedildiği gibi tamamen bittiğini söylemiyor.

Yazının tercümesi:

Bannon kendisini Avrupa’nin kurtarıcısı olarak görüyor. Aynı zamanda narsist, kamuoyu yaratabilen ve provokatör biri. Onun Avrupa’yı radikalleştirmek, aşırı sağı güçlendirme ve Vatikan’a karşı kutsal savaş ilan etmek için bir koalisyon kurma çabalarını ciddiye almalıyız.

Steve Bannon asiri sagin popülist provokasyonlarını Avrupa’daki secim sandıkları ve seçmenlerin ruhlarında tescil etmek istiyor: Aşırı sağcı, göçmen, kürtaj karşıtı, Yahudi ve Müslümanlara şüpheyle yaklaşan Hristiyan gelenekçiler.

Trump tarafından alay edilen ve kendi partisinin katmanlarından uzaklaştırılan Bannon muhtemelen bir daha asla Cumhuriyetçi partinin secim stratejisinin yüzü olamayacak, fakat simdi Trump stili milliyetçi ve ırk aleyhtarı söylemini, bulduğu yeni savaş alanına taşıyor.

Bannon Hristiyan sağcılığı, Trump ideolojisinin temel taşı olarak gördüğünü söylemişti. Ona göre Hristiyan çoğunluğun uluslararası sistemde bir hegemonya geliştirmesi gerekiyor.

Bannon, sağdık kilise savaşçılarını (church militants) “son 2000-2500 yıldaki kazanımlarımızı yıkacak bu yeni barbarlığa karşı inançlarımız için savaşmaya” çağırdı. “Sosyalizm, ateizm ve İslam’ın kötülüklerine karşı” küresel bir aşırı sağ koalisyonunun gerekliliğine dikkat çekti.

Bannon’un vizyonu sadece Avrupa’daki devletlerin demokrasilerine saldırmayı değil, aynı zamanda Avrupa’daki aşırı sağcı akımları – göçmenlik karşıtlığı gibi – desteklemeyen bütün devletler üstü güç merkezlerine saldırmayı kapsıyor: Papalık gibi.

2016’da, simdi İtalya Başbakan Yardımcısı olan Matteo Salvini ile görüştüğünde, Bannon iddialara göre “Papa düşmanımız sayılır” dedi. Ve Papa’ya karsi politik olarak saldırıya geçmeyi onerdi. Bu toplantıdan sonra Salvini “Benim papam Benedict (hâlihazırdaki papa 1. Francis’ten önceki Papayı kasıtla)” yazan bir tişört giyerken fotoğraflandı. Bannon’un Katolik Kilisesi içinde ve dışındaki aşırı sağcı grupları harekete geçirerek papaya karşı geleneksel bir Hristiyan cephe yaratma stratejisi şu an için ise yarıyor gibi görünüyor.

Papa’ya karşı kampanya yürüten taşeron enstitülerinden birinin sorumlusu olan Austin Ruse Putin’in yakın çevresindeki oligarklardan biri olan aşırı milliyetçi Konstantin Malofeev tarafından destekleniyor.

Bannon’un İslam ve göçmenlik karşıtı ajandasının Vatikan içinde de ciddi bir desteği bulunuyor: Özellikle gelenekçilerin bir sonraki Papalık seçimlerinde favori adayı olan Afrikalı kardinal Robert Sarah’nın şahsında.

Sarah, bir Fransız gazetesine yaptığı açıklamada “Eğer Bati göçmenleri kabul etme noktasındaki bu tehlikeli yolda ilerlemeye devam ederse burada çok büyük bir risk demektir, özellikle Avrupa ülkelerindeki düşük doğum oranlarını hesaba katarsak. Bu şekilde bati medeniyeti yabancılar tarafından istilaya uğrayıp ortadan kaybolacak, ayni barbarlarin istilasına uğrayan Roma Medeniyetine olduğu gibi…” dedi.

Görünüşe bakılırsa Papa Francis de kaynayan kazanın sıcaklığını hissetmeye başladı. Papa Paskalya mesajında, beklenmeyen şekilde uluslararası topluma, mültecilerin Suriye’ye geri dönmesini sağlama gerekliliğine vurgu yaptı.

Sonuç olarak, Bannon Bruksel merkezli The Movement organizasyonu vasitasiyla, Avrupa’yi daha da sağa çekme cabalarına devam edeceğe benziyor. Gelecek Avrupa Parlamentosu seçimleri bu hususta büyük bir sınav olacak.

Bannon’a göre, popülist partileri organize etmek “Goldman Sachs’tan farkli değil.” “Sadece bir finans danışmanlık şirketindeki başka bir toplantı odasını kullanmanız yeterli,” en azından Bannon’un 2019 yapimi The Brink (Eşik) adlı ve felaketle sonuçlanan aşırı sağcı Charlottesville protestolarını anlatan belgeselde gazeteci Alison Klayman’a yaptığı açıklamaya göre.

The Brink aşırı sağın is birliği stratejisine isik tutuyor. Verdiği mesajlardan dolayi “popülist politikalar” olarak adlandırılsa da, Bannon’un stratejisi pahalı otellerde, Goldman Sachs’in eski başkanı John Thorton gibi isimlerin katılımıyla, lüks jetlerde ya da milyarderlerin villalarında oluşturuluyor.

Düzenlediği özel aksam yemeklerinin konuk listesi Hollanda ve İsveç gibi ülkelerdeki en asiri sağcı partilerin önde gelen isimlerini içeriyor. Bannon’un uzun sureden beri müttefiki olan Nick Farage Avrupa seçimleriyle, Salvini’den sonra “Bannonizm” akiminin en büyük kazananı olabilir. Bannon, Nick Farage’in Birlik Partisi’nin Brexit kampanyası surecinde partiye illegal yoldan para aktaran şemanın da kilit figürüydü. Farage da Bannon’a hakkını teslim etmede utangaç davranmıyor. Bannon’u “su an Bati dünyasının en büyük politik düşünürü” olarak adlandırdı.

Bannon. İsveç Demokratlar Birliği ve Belcikali aşırı sağcı politikacı Vlaams Belang gibi odaklara ciddi destek veriyor ve bu ülkelerin hükûmetlerini “aslinda kendilerinin kontrol ettiğini” iddia ediyor. Belgeselin ilerleyen kısımlarında, son başkanlık seçimlerinde ikinci tura kalacak kadar oy alan Fransız aşırı sağcı siyasetçi Marine Le Pen’in partisinden bir isim Bannon hakkında şunları soyluyor: “Bannon yaptığı yardımlarda oldukça ketumdur. Sahip olduğu bazı ‘araçlar’ vardır ve bu araçlardan faydalanmak isteyip istemediğinizi size bırakır.”

Le Pen’in aşırı sağcı partisi geçenlerde, Avrupa Parlamentosu seçimleri için İtalya’da Salvini’nin partisi, Almanya’daki Neonazi bağlantılı Almanya için Alternatif Partisi (AfD), ve Avusturya’daki Nazi orijinli Özgürlük Partisi ile resmi bir ittifaka gireceğini açıkladı.

Peki Bannon provokatör ve aşırı sağcı aktivite çevresini nasıl genişletmeyi hedefliyor?

İlk olarak, İtalya’da bir manastırı 20 yıllığına kiralayarak Academy for the Judeo-Christian West (Judea-Hristiyan Akademi) adında bir organizasyon kurarak burada “kültür savaşçıları için bir gladyatör akademisi” kurarak. Akademinin müfredatına göre popülizm ve milliyetçiliğin temel ilkeleri öğretilecek.”

Verona’daki Dünya Aile Kongresi’nin toplandığı vakitlerde, Açık Toplum Vakfı bir rapor yayınlayarak, ABD’deki Evanjelistlerin Avrupa’daki aşırı sağcı grup ve partilere nasıl milyonlarca dolar aktardıklarını gösteren bir raporu kamuoyu ile paylaştı.

Brezilya’nın yeni başkanı Jair Bolsanaro’nun oğlu secim kampanyası sırasında Bannon ile fotoğraf çektirmişti. Ve de Bolsanaro’nun dışişleri bakanı Ernesto Araúj, Bannon ve faşist Rus ideolog Alexander Dugin’i öven kapsamlı bir makale yazmıştı.

Bannon, Çin-İran-Turkiye eksenini yükselen yeni küresel güç olarak görüyor ve de Çin’in hegemonyasını firari milyarder Guo Wengui’nin desteği ile kırabileceğini umuyor.

Yekvücut

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?