Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş rahmetle anılıyor

İHH'nın yetim çalışmaları dolayısıyla 17 Mayıs 2010'da Afganistan'a giden ve bindikleri uçağın düşmesi sonucu yaşamını yitiren Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş'ı şehadetlerinin 9'uncu yılında anılıyor.

Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş rahmetle anılıyor

Afganistan’da geçirdikleri elim bir uçak kazası sonucu 2010 yılında şehit olan Bahattin Yıldız ve Faruk Aktaş anılıyor.

Yazar ve dava adamı Bahattin Yıldız, İHH İnsani Yardım Vakfı Asya Bölgesi Sorumlusu Faruk Aktaş ile birlikte bir yetimhane projesine bakmak 2010 yılının Mayıs ayında Afganistan’da çalışıyorlardı. İkilinin bindiği uçak, Kunduz’dan Kabil’e dönerken Salang geçidine düşmüştü. Aynı uçakta İHH’nın partner kuruluşu Hedef Vakfı Genel Müdürü Ahmet Igbal Yoldaş ve Hedef Vakfı Dış İlişkiler sorumlusu Aynuddin Yoldaş da bulunuyordu.

Bahattin Yıldız Kimdir?

1956 Sivas doğumlu. 1975 yılında İzmir İmam Hatip lisesinden mezun oldu. 1987 yılında Erzurum İşletme Fakültesini bitirdi. Yazıları Mavera, Güldeste, Gurbet dergilerinde ve Milli gazetede yayınlandı. Savaşan Afganistan, Cihat Günlüğü, Kar Çiçeği, Karda Ayak İzleri, Güllerin Vedası isimli kitapları yayınlandı. Üçü kız ikisi erkek beş çocuğu var.

"Sadece merhamet götürüyoruz"

1982'de Afganistan'dan ayrılırken gözyaşlarıyla "Hoda hafız biraderanı mücahidan! (Allah'a emanet olun mücahit kardeşlerim)" diyen yazar Bahattin Yıldız, yayınladığı tüm kitaplarında Afganistan'ı ve şehadeti yazmıştı...

Bahattin Yıldız, Türkiye’nin durumunu şöyle özetliyordu:

"Bir zamanlar biz üç kıtaya adalet ve merhamet götürüyorduk. Şimdilerde ise sadece merhamet götürebilir olduk. Rabb'im adalet götürebildiğimiz günleri tekrardan nasip eylesin..."

Vefatından önce yeni bir roman hazırlığında olan Bahattin Yıldız'ın edebiyattan hiç kopmadığını belirten arkadaşı yazar Selçuk Türkyılmaz, son karşılaşmalarını şöyle anlatmıştı:

Evimizin önünde bir araba durdu. Aynı anda telefon çaldı. Acelesi vardı, merdivenleri çıktı ve elindeki dosyayı bize bıraktı, bizdekini aldı. Gerçekten, yüzünde o unutulmaz gülümsemesi vardı. 'Hemen döneceğim', dedi, Mavi Marmara gemisine yetişmesi gerekiyormuş. Gitti ve bir daha gelmedi."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5