banner29

Başörtüsü doğal yasaklamak abes

Anayasa Mahkemesi kararını değerlendiren The Economist Türkiye Temsilcisi Amberin Zaman, “Unutmayalım ki, Türkiye Müslüman bir ülke, burada başörtülülerin olması doğal. Doğal olmayan okumak isteyen başörtülü kızlara getirilen yasaklar” dedi

Gündem 12.06.2008, 10:00 30.07.2019, 21:30
Başörtüsü doğal yasaklamak abes

Türkiye ile ilgili birçok önemli değerlendirmeyi The Economist dergisinde onun kaleminden okuyor dünya. Derginin Türkiye Temsilcisi Amberin Zaman aynı zamanda Taraf Gazetesi'nde köşe yazıyor. Zaman'la Anayasa Mahkemesi kararını, DTP'deki ayrışmayı ve Obama'lı Amerika'nın Türkiye'ye bakışını konuştuk

Örtünmenin Türkiye'nin doğal, kültürel, geleneksel iklimi içinde hiç mesele olmaması gerekirdi, ama oldu.

DTP'deki yaşanan ayrışma 2004'te olsaydı daha etkili olabilirdi. Herşeye rağmen Ahmet Türk ve arkadaşlarına destek verilmeli

Anayasa Mahkemesinin başörtüsünü serbest bırakan düzenlemesinin iptalinden başlayalım. Türkiye'de yaşayan bir gazeteci olarak ne düşündünüz?

Dava konusunda hukuki yorum yapmam imkansız. Bu yüzden ancak siyasi olarak yorum yapabilirim. Bu kararı duyduğumda şaşırdım.

Neden?

İsterseniz şuradan başlayalım. Deniyor ki, rejimin başörtülü üniversiteye gidenlere alerjisi var. Böyle bir düzenleme karşı hassaslar. Eğer böyle bir noktadan başlıyorsak bazı sorular sormamız gerekiyor. Mesela rejim kim?

Sonuçta devlet bir aygıt ve halkın oyları ile işbaşına gelmiş hükümetlerin hizmetinde olmalıdır. Eğer böyle değilse yani hükümetlere rağmen bir rejimden bahsediyorsak, Türkiye'de demokrasinin olmadığı kabulünden başlıyoruz demektir ki bu çok abes.

Ne düşünüyorsunuz Türkiye'de demokrasi var m, yok mu?

Bir var, bir yok.

Türkiye'nin temel sorunu ne?

Türkiye bölünmüş bir ülke. Ortak paydada henüz buluşamadık. Başörtülüler olarak, Kürtler olarak, Aleviler olarak, laikler olarak. Farklılıklar hala belirleyici. O açıdan AB hedefi kısmen bir ortak payda yarattı.

Başörtüsü konusunda bir düzenleme gereklimiydi?

Tabi ki değil. Örtünmenin Türkiye'nin doğal, kültürel, geleneksel iklimi içinde hiç mesele olmaması gerekirdi ama oldu. Burada herkesin sorumluluğu var. Bu konuyu sadece laik kesim değil, İslami kesimde siyasi malzeme olarak kullandı. Bu konuda normal çözüm üniversitelere inisiyatif vermektir. Şunu anlamakta zorlanıyorum. Burası Müslüman bir ülke ve bir çok hanım başını örtüyor. Bir çok başı örtülü olan genç kız okumak istiyor -ki bu sevinilecek bir şey- buna engel olmanın hiç anlaşılır bir tarafı yok.

DAVA PARTİYİ KAPATMAK İÇİN AÇILDI

O zaman sorun ne?

Hükümet bu konuda ortaya çıkan krizi iyi yönetemedi. Ancak kabul etmemiz gerekiyor ki, böyle bir sorun da var. AK Parti ilk hükümet döneminde bu konuda bir adım atmadı, daha çok sol liberallerin taleplerine cevap veren reformlar yaptı ancak bu dönemde dindar tabanında ötelenmiş isteklerine cevap vermeye yönelmesi en doğal hakkıydı. Fakat sorun, konunun beklenmedik biçimde, toplumda bir konsensusun alt yapısı oluşmadan gündeme gelmiş olması.

22 Temmuz sonrasında yeni anayasa tartışılırken ne olduğunu anlamadan başörtüsü düzenlemesi ile karşı karşıya kaldık. Düşünün yüzde 47 oyunuz var ve siyaseten alternatifiniz yok neden bu acele? Daha sakin ve zamana yayarak bu sorun aşılabilirdi. Ben MHP'nin oyununa gelindiğine de inanmıyorum. Recep Tayyip Erdoğan çok zeki bir insan.

HEDEF ERDOĞAN

Bu karar kapatma davasını etkiler mi?

Bence bu kararı kullanacaklar. Çünkü bu karar AK Parti'yi kapatmak isteyenlere malzeme verdi. Şunu ifade edeyim ki karşı karşıya olduğumuz manzara mantıkla açıklanabilecek bir tablo değil. Herkes çıldırmış denebilir. Türkiye müthiş potansiyeli olan bir ülke ama nelerle uğraşıyor.

1992 den bu yana Türkiye'yi izleyen bir gazeteci olarak inanamıyorum hala darbe söylentileri, parti kapatmalar vs. sadece komik. Ama AK Partiye açılan dava, partiyi kapatmak ve Erdoğan'ı da silmek için açılmış.

AK Parti ne yapmalıydı?

AK Parti'nin birinci iktidar döneminde önünde iki yol vardı biri AB üyeliği, ikincisi ise IMF politikalarının uygulanması. Her iki yol başarı ile geçildi. AB üyelik müzakereleri başladı, ekonomik alanda yatırımlar kısmen arttı, enflasyon düştü. Peki ikinci dönemde neyle karşılaştık, görüyorsunuz bir kaos ortamının içindeyiz. Evet bu süreç biraz da AK Parti dışında gelişti ama AK Parti'nin bu süreci iyi yönetememesini iki şeye bağlıyorum, yeni fikirler ve yeni siyasi vizyona sahip olmayışında.

AK PARTİ MEDYAYA KENDİNİ YETERİNCE ANLATAMADI

Açar mısınız?

Görüyoruz son 5-6 aylık süreçte yaşanan krizi hükümet iyi yönetemedi. Bunun nedeni Erdoğan'ın çevresinde siyaset üretecek entelektüel kadroların yeterince güçlü olmaması. Ahmet Davutoğlu dışında vizyon sahibi fazla insan var mı? Varsa da ben göremiyorum. Buna bir an önce çare bulunmalı.

Batı dünyası Türkiye'de son yaşananlara nasıl bakıyor?

Ben hatırlamıyorum kaç kere yazdım, başkaları da yazdı; “Türkiye yol ayrımında” diye. Ama sanki tam ileri doğru yol almaya başlarken yeniden bu yol ayrımına dönen bir ülke burası; her seferinde bir önceki noktadan ileri olsa da. Batı'da son dönemde AK Parti'ye duyulan sempati de azalıyor.

Neden azalıyor?

AK Parti, demokratikleşme konusunda bir çok adım daha atabilirdi ama atmadı. Mesela 301. madde, mesela Ruhban Okulu gibi. Ancak Burada AK Parti'nin çok da hakkını yememek de lazım. Yaptığı bir çok şeyi de medyaya yeterince anlatamadı. Medya ile iletişim sorunu var partinin.

Dış medyaya mı?

Yok sadece dış medyaya değil, iç medyaya da yeterince anlatabildiğini sanmıyorum. AK Parti'nin basınla kurduğu her türlü ilişkiye gözden geçirmesi şart.

MÜZAKERELER DURMAZ

AK Parti kapatılırsa AB'nin tepkisi ne olur?

Kötü senaryo olarak müzakerelerin duracağı söyleniyor. Ben buna inanmıyorum. Daha yumuşak bir yaptırım formülü bulunur zira herkes biliyor ki müzakereler askıya alınırsa bir daha yeniden açılamaz. Bu da AB'nin Türkiye üzerinde hiç bir etkisi kalmayacağı anlamına gelir. Türkiye'yi “yitirmiş” olur AB.

PKK artık bölgede etkisini yitiriyor

DTP'yi izlediğimizde orada bir tür ayrılık yaşandığını görüyoruz. Ahmet Türk ve arkadaşları Kürt sorununun silahsız çözümünü isteyenlerden destek alarak kendilerini var edebilirler ancak. Parti içindeki bu farklılaşma daha daha önce mesela 2004 yılında bu kadar net ortaya çıksaydı onlara AK Parti elini uzatabilirdi. Bugün ki konjoktürde Ahmet Türk ve arkadaşları çok yalnız ve bu çok üzücü. Keşke böyle olmasaydı. Buna rağmen bu ayrışmanın adı konması ve netleşmesi önemli bir şey. Burada kritik olan onların seçmen kitlesi hangi tarafa meyledecek. Çünkü şimdi iki farklı adres oluşuyor sanki. Tabi bu zamanla belli olur. Umarız ki, Kürt kökenli seçmenlerin özgür tercihleri önem kazanmış olsun.

Bölgede DTP seçmeni üzerinde PKK'nın etkisi var mı?

Vardır ama. Benim gözlememin bölgede PKK'ya karşı artan bir rahatsızlığın oluştuğu. Ben Diyarabakır Ticaret Odası Başkanından duydum, esnaf artık PKK'ya destek için değil tepki için kepenk kapatmak istiyor ama yapamıyor. Düşünün nereden nereye. Bu açıdan Ahmet Türk ve arkadaşlarının yapacakları çok önemli hem kendileri hem Türkiye için. Ne var ki son operasyonlarla birlikte PKK'ya yeniden bir kayıs gözleniyor. Aynı zamanda Hizbullah'in da çesitli sivil toplum kuruluşlari araciliği ile örgütlendiğini görüyoruz. Oysa operasyonlardan önce AK Partinin Diyarbakır Belediyesini bile kazanması hayal olmaktan çıkmıştı.

ABD tepki vermeliydi

Barak Obama seçilebilir mi?

Ben seçilebileceğini düşünüyorum ve Obama'nın Irak konusunda bir şeyler yapacağına kesinlikle inanıyorum. Çünkü Obama, Irak savaşına karşı çıkarak oy istemiş birisi.

Ne yapabilir?

Galiba temel soru bu. Ben ABD'nin bölgeden zaman içinde çekileceğini ama ne zaman çekileceğini ve çekilirken yerine ne koyacağını bilemiyorum. Kaos bırakmadan çekilmek isteyecektir. Bunun formülü de bölge ülkeleri ile daha aktif bir ilişki ile karar alması olacaktır. Bunlardan birisi elbette Türkiye olacaktır. Ben Obama döneminde Türkiye'nin bölgede daha da önemli rol üstlenebileceğini düşünüyorum. Birde Obama, Bush ile kıyaslandığında çok daha sofistike ve entelektüel birikime sahip birisi. Ancak iktidar kimin elinde olursa olsun ABD demokratik ve istikrarlı, AB üyesi bir Türkiye istiyor çünkü kendi çıkarlarıyla örtüşen budur.

Türkiye özellikle Kuzey Irak'ta daha etkili olmak istiyor. Son MGK toplantısında Kuzey Irak'taki unsurlarla görüşülmesi konuusnda bir karar çıktı...

Iraktaki bütün gruplarla vurgusuna dikkat etmek lazım. Ve neticede mevcut tabloda Türkiye Irak'ta ABD'ye rağmen pek de bir şey yapamaz. Askeri anlamda istihabarat ABD tarafından veriliyor. Askerde ABD ilişkilerin iyi olmasını ister. AK Parti'de ABD desteğini kaybetmek istemiyor.

Neden ABD desteği konusunda şüpheleri mi var?

Evet görüştüğüm üst AK Parti'lerin bir kısmı son derece kızgınlar ABD'ye. Çünkü kapatma davası karşısında sessiz kaldıklarını düşünüyorlar. Burada ABD açısından durum şu galiba. Onlara kişi ya da kurumlara değil demokratik değerlere sahip çıkmayı yeğliyorlar. Fakat ABD'den bende “demokrasilerde parti kapatılmaz” lafını duymak isterdim. Sonuçta ABD'nin Türkiye ile ilişkileri çoğunlukla stratejik yani askeri çıkarlar söz konusu özellikle Irak bağlamında o yüzden AB kadar Türkiye'nin iç siyaseti hakkında konuşmazlar

Son soru Bush gitmeden Iran'ı vurur mu?

Ben bunların fantezi olduğunu düşünüyorum.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?