Bülent Arınç istifa etti mi?

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç'ın üyelikten istifa ettiği iddiaları gündeme bomba gibi düştü. İstifa haberleri hakkında Arınç'ın röportaj yaptığı gazeteci Kemal Öztürk açıklama yaptı. Peki, Arınç İstifa etti mi?

Bülent Arınç istifa etti mi?

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç KHK hakkında yaptığı açıklamalarla dikkatleri üzerine çekmiş ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından "esefle" kınanmıştı.

O RÖPORTAJIN SATIR BAŞLARI...

Arınç'ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

"KHK bir faciadır. Çevremde o kadar çok bu felaketi yaşayan insan var ki, ben onlara acıyorum, merhamet ediyorum. Aslında onlardan da özür diliyorum.Evime temizlik yapmaya gelen daire başkanlığından ihraç edilmiş kadını gördükçe, eşi polis ihraç edilmiş başka bir polisi gördükçe ben yerin dibine geçiyorum. Ve ben onlara birkaç kuruş fazla vereyim de bir katkım olsum diyorum. Bir benzinliğe gittiğim zaman, bir Danıştay üyesinin pompa tuttuğunu gördüğüm zaman acı duyuyorum. Bir restorantta bulaşıkçı olarak çalışan genel müdür gördüğümde felaket oluyorum. Bütün bunları yaşıyor Türkiye, kimse savunamaz bunu.

OHAL UYGUN, KHK’LAR SAÇMA(!)

İşin esasına gelelim asıl… 15 Temmuz’da bir facia yaşandı. Ardından OHAL ilan edildi. Yüzde yüz doğru. Anayasaya uygun.

2 yıllık OHAL sürecinde onlarca kararname çıktı, 100 binden fazla insanın da kamudan ihracına karar verildi. Diyanet’ten, TRT’den, şuradan buradan…

15 Temmuz’dan önce de haklarında şüphe duyulan bazı kamu görevlileri, ben o zaman görevdeydim, isimleri gelirdi. Ama biz bakardık, o zaman ihraç mekanizması yok zaten, onların görev yerlerini değiştirirdik, görevden alırdık. Ben daha çok kendi bölümümde eğer insan kaynaklarındaysa bu insan tedbir amaçlı olarak oradan alırdım, destek hizmetlerine verirdim. İzmir’de çalışıyorsa Bitlis’e verirdim. Bu çok doğal. Ama 15 Temmuz’dan sonra, devletin güvenliğine tehdit oluşturan örgütlerin aidiyeti, mensubiyeti, iltisakı olanlar ihraç edildiler. Bu hukuki bir tanımlama değil, bir tedbir bu, hukuki tanımlama böyle olmaz. Çünkü bu bir kanaattir, kanaat delil değildir.

FETÖCÜLERE TAZMİNAT VERİLMELİYDİ!

Burada şu yapılabilirdi, ben sizi gri listeye aldım, ne olduğunuzu da çok bilmiyorum, sizinle de çalışmak istemiyorum, ama bugüne kadar ki bütün yasal haklarınızı size veriyorum. Siz kamuda çalışmayın, gidin nerede çalışırsanız çalışın; ama böyle ihraç edilince insanlar, yurt dışına çıkış yasağı var, gidip işçi olamıyor, içeride özel sektörde iş bulamıyor. Vay terörist sen mi geldin diyorlar. Pazarda limon satamıyor, terörist gelmiş diyorlar, limon tablasını başına geçiriyorlar. Çocukları var, ailesi var, ev kira, yok… Sonunda da yargı yoluna da gidilemiyor, OHAL süreci. O dönem Binali Yıldırım dönemiydi, iyi düşünüldü, OHAL komisyonu kuruldu. İyi ama şu komisyonu kurun diye her gün yalvarıyorum. 1 sene komisyon kurulamadı. Karınca gibi gidiyorlar, karınca gibi çalışsalar olacak ama karınca gibi gidiyorlar.

ÇOK ŞÜKÜR DAMADIMDA DETAYA GİRİLMEDİ(!)

Çok şükür damadımızda da baştan beri Bylock iddiası olmadı. Onunda çok şükür detaylarına fazla girmedik.

Komisyon burada yeterince çalışmadı. Kişiliklerini bir kenara koyuyorum. Pırıl pırıl insanlar, ama pırıl pırıl insanlar olmaları işlerini iyi yaptıkları anlamına gelmiyor. Kendilerini savunuyorlar, bana verilen görev bu kardeşim, bizim kararımızı beğenmeyenler de idare mahkemesine gidecekler, ee lütfetmişsiniz.

En son fecaat bir olay yaşandı. Bildiğiniz gibi bir polis memuru meslekten ihraç edilmiş, 15 ay tutuklu kalmış, sonra da beraat etmiş, ama beraat ettikten sonra görevine iade etmemişler. Arkasından da askere gitmiş, Ağrı’da şehit oldu. Bu arkadaşımızı şehit sıfatıyla, iki tane küçük masum yavrusuyla, gencecik annesiyle, yanında çocukların babaannesiyle bir tabloyu görüyoruz. Önce teröristti, askere gitti terörle mücadelede şehit düştü. Dün neden terörist dediniz bu adama, bugün neden şehit diye sahip çıkıyorsunuz bu adama? Kadıncağız, kocası içerideyken iş aramak için gittiğinde, senin kocan terörist seni işe alamayız demişler. 1 milyondan fazla insan mağdur oldu bugün için. Eğer böyle giderse ki, gitmeyecek, mümkün değil, en az 5 milyon insan bunun acısını çekebilir.

Bu insanlara önyargımız 3. nesillere kadar etkiliyor.

Soru: (KHK sorununu nasıl çözeceğiz, sizin öneriniz nedir) 

Af çıkacak diye bir söz var, bu konuda af çıkmaz, çıkmaması lazım. Çünkü işlenmiş bir suç yok. Kim kimi affedecek diye başlayanlar da var. Doğrusu da budur. Yani devlete de ben bir suçlama yapmıyorum, 15 Temmuz şartlarında doğru da olsa yanlış da olsa yapılması gerekeni yaptılar. Ama hemen bunu hukuki bir kılıfa koymaları gerekirdi. Bunun için de bir komisyon kuruldu, komisyon da görevini layıkıyla yapmadı bana kalırsa. Şimdi bunun telafisi için bir af çıkarmaya gerek yok, affın ne şekilde, ne zaman, kimler için çıkarılacağı anayasada da kanunlarda da bellidir. Burada af olmaz. Burada olacak şey sadece, OHAL kararnameleriyle görevinden ihraç edilen bu kişilerin, o OHAL kararların bir kısmı Meclis’te yasalaştığı için, kanun haline geldiği için, ancak yeni bir kanunu düzenlemeyle bunlara hakları iade edilebilir. Bunun için 3-4 maddelik bir kanun teklifi yeterlidir diye düşünüyorum. Mesele basit olarak budur.

Yeni yasal bir düzenlemeye ihtiyaç var. Zor değil, çok basit, istenirse 1 hafta içerisinde hazırlanır, komisyona gelir, genel kuruldan çıkar.

Sosyal medyada özellikle, yazarlar gazetede yazdığı zaman, beni de KHK ile OHAL döneminde ihraç edilenlerin ihraçlarında rol oynamış bir insan olarak gösteriyorlar. Bu külliyen yalan, düşünen insan zaten bunu bilir. Ben 7 Haziran 2015 seçimlerinde aktif siyasete veda ettim, vekillik sıfatım kalmadı. Darbe girişiminden 1  sene önce ben siyasete veda ettim, dolayısıyla hiçbir kararnamede imzam yoktur, o yüzden de sorumluluk almadım. Bunu da iyi bilmelerini arzu ediyorum. KHK’lılarla mağduriyetler bir faciaya dönmüştür. En son Zekeriya isimli ihraç edilmiş bir polisin şehadeti herkese yol göstermesi gereken bir olaydır. Mağduriyetler bir an evvel giderilmelidir."

Röportajın ikinci bölümünde ise, Bülent Arınç, yeterli delil olmadığı gerekçesiyle FETÖ’den beraat eden damadı Ekrem Yeter hakkında konuştu. FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında hakkında FETÖ üyeliğinden soruşturma başlatılan Ekrem Yeter,  5 Haziran 2017’de FETÖ üyeliğinden tutuklanmış, 4 gün sonra, 9 Haziran 2017’de de tahliye edilmişti. Ekrem Yeter, FETÖ ile mücadele kapsamında çıkarılan 2 Eylül 2016 tarihli 673 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile üniversiteden ihraç edilmişti. FETÖ Çatı Davası’nda ve Yeter’in yargılandığı davada da tanıklar ve gizli tanıklar, Arınç’ın damadı Yeter’in FETÖ üyesi olduğunu sık sık tekrar etmişlerdi.

DAMATLARIN SÜREKLİ GÜNDEME GETİRİLMESİ ÖZEL HAYATI RENCİDE EDİYOR

“Bazen hayırsız çıkar, bazen hayırlı çıkar. Kız anne ve babası olanların umarım bir de damadı olacaktır” diyerek sözlerine başlayan Bülent Arınç, “Damatların sürekli gündeme getirilmesi, özellikle yanlış, kötü, çirkin amaçlarla gündeme getirilmesi insanların özel hayatlarını çok rencide ediyor” ifadelerini kullandı.

“Siyasetçileri veya toplumda önde gelen kişileri damatları, çocukları üzerinden vurmak çok yanlış bence” diyerek konunun gündeme getirilmesini eleştiren Arınç, damadı için, “Damadımız iyi bir evlat, iyi bir koca, eş, üç torunumuzun babası, meslek hayatında çok başarılı, çok vatansever, milli duyguları çok coşkulu bir insan” dedi.

HASTANEDEKİ DOKTORUN SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ İLE NE ALAKASI VAR

Dindar insanlar arasında FETÖ ile yolu kesişmemiş çok az insan olduğunu ifade eden, “15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra bir travma yaşandı. Türkiye’deki her 3-4 aileden birinde yaşanmış bir travmadan bahsediyorum. Kimisinin damadı, kimisinin evladı, kimisinin gelini, kimisinin kızı. Özellikle dindar insanlar içerisinde bir şekilde bu FETÖ denen olguyla yolu kesişmemiş insan az bulunur. Ya okullarına gitmiştir, ya dershanelerine gitmiştir, ya etkinliklerinde bulunmuştur” şeklinde konuştu.

Damadı hakkında 15 Temmuz sonrasında başlayan soruşturma ve KHK ile meslekten ihracı sürecini anlatan Bülent Arınç, damadı Yeter’in FETÖ iddianamesinde “silahlı örgütün üyesi olmak”tan yargılandığını ifade ederek bu duruma şöyle itiraz etti:

“15 Temmuz akşamı tanklar yürüdü, silahlar patladı. Meclis, külliye bombalandı. Jandarma Genel Komutanlığı bombalandı. Biz sokağa çıkmadık. Bütün bunları yapan kim? Uçağı kullananlar, helikopteri kullananlar, hedef gözeterek ateş edenler, tankın arkasına saklanıp komutanının ‘vurun’ talimatıyla silahsız insanların üzerine silah sıkanlar. 250 şehidimiz var, 2 binden fazla yaralımız var, maddi manevi birçok kaybımız var. Bunu yapan örgüt silahlı kuvvetlerin içinde bir kısım, bir örgütün uzantısı olarak kendisine verilen talimatla hareket etmiş. Bu artık yargı kararları ile ortaya çıktı. Buna silahlı örgüt denebilir. Bunlara dolaylı olarak destek verenler de kullanılabilir. Ama hastanedeki doktor, camideki imam, köydeki öğretmen, Bank Asya’da çocuklarının okul taksitini ödemek için para yatırmış olan bir emekli memur, bir gazetenin abonesi olmuş bir insan…”

ARINÇ: YÜZDE YÜZ DOĞRU HAKSIZLIK VARDIR

Damadı hakkında algı oluşturulduğunu, “Bugün yargıyı en çok zorlayan, kamuoyunu da en çok yanıltan bir olaydan bahsetmek istiyorum. O da; Algı meselesi… Önce o kişi hakkında peşinin suçlayıcı bir algı meydana getiriliyor. Olgu hariç. Olgu beraat kararıdır. Algıya bakarsanız; Mahrem ağabeylikten tutun, imamlıktan tutun… İki sene içersinde herkes, ‘bu damat öyle bir damat ki’, bana düşmanlıklarını damada göstererek tatmin olmaya çalışanlar var” diyerek anlatan Arınç, “İnsanların isyan ettiği konu; Ekrem Yeter hakkındaki iddialardan daha az bir çok insan beraat edemiyor, mahkum oluyor. Neden Bülent Arınç’ın damadı hakkında bu kadar büyük iddialar varken beraat ediyor? Burada bir haksızlık var mı Bülent Arınç’ın isminden dolayı?” şeklindeki soruya ise “çok doğru, bu iddialar yüzde yüz doğrudur ve haksızlık vardır. Bunu kabul etmemiz lazım” diye yanıt verdi ve bu durumdan yargıyı sorumlu tuttu.

FETÖ YARGILAMALARINI ERGENEKON YARGILAMALARINA BENZETTİ

Yargılamalarda haksızlıklar yapıldığını, “Bu Zaman gazetesine abone olmuş. Dershaneye gidenlere de zorla abone yaptırılan bir gazete. Belki gazetecilik açısından da başarılı. Burada yazmayan mı vardı, burada konuşmayan mı vardı? Bunu suç unsuru haline getirdiler. Açılışını Cumhurbaşkanı, Başbakanı ile yapılan Bank Asya’da hesap bulunması… Bunlar ne alaka… Bu banka 15 Temmuz’a kadar açık kaldı” sözleriyle anlatan Bülent Arınç, FETÖ yargılamalarının daha lokal hale getirilmesi gerektiğini, yüz binlerce insanın dahil edildiğinde asli unsurun zedelendiğini ifade eden belirtip şöyle dedi:

“Ergenekon’da da böyle olmuştu. Maalesef Ergenekon sürecini yaşamış olan Türkiye, şimdi yargıda yarın o sürece başlayacak başka faciaları gündeme getiriyor.”

ARINÇ İSTİFA ETTİ Mİ?

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç'ın bu açıklamaları sonrasında istifa ettiği iddiaları gündeme getirildi. Gündeme getirilen istifa haberlerine Arınç'la son röportajı yapan gazeteci Kemal Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Bülent Arınç'ın Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifa ettiği söylentileri doğru değil." dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5