Darbe girişimini kutlayan belediye başkanına büyük şok!

15 Temmuz Derneği, CHP'nin Edirne Belediye Başkan Adayı Recep Gürkan'a ait, sosyal medyada ve internet ortamında yer alan görüntülere ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Darbe girişimini kutlayan belediye başkanına büyük şok!

Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na gelen 15 Temmuz Derneği üyesi bir grup, hazırlanan suç duyurusu dilekçelerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sundu.

Dilekçede, 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Edirne'de belediye başkanı olan Recep Gürkan'ın, hain darbe girişiminin gerçekleşmeye başladığı saatlerde beraberinde bulunan kişilerle bir türkü barda eğlenerek, darbe girişimini kutladığı öne sürüldü. 
Gürkan'ın, beraberinde bulunan kişilerle darbe teşebbüsüne gerçekleştirmeye yeltenen teröristleri ve eylemlerini övdüğü iddia edilen dilekçede, "Şüpheli, 12 Eylül darbesini kast ederek, 'O zaman habersizdik ama şimdi haberimiz var' diyerek iştirakini ortaya koymuştur. Bu kutlamaların görüntüleri ekli linklerden ulaşılabilir durumdadır. Kolluk marifetiyle açık kaynak taraması yapılarak dosya içerisine alınması gerekir." denildi. 
Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 215. maddesinin, "İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır." şeklinde bir hüküm içerdiğinin hatırlatıldığı dilekçede, Gürkan'ın, linklerden ulaşılacak videolardan görüldüğü üzere, darbeci teröristlerin eylemlerini övdüğü savunuldu. 
Dilekçede, Recep Gürkan'ın, TCK'nın 215. maddesi kapsamında "suçu ve suçluyu övme" suçundan yargılanması ve cezalandırılması talep edildi.

BASIN AÇIKLAMASI

Basın mensuplarına adliye önünden açıklamada bulunan 15 Temmuz Derneği Başkanı Tarık Şebik, dernek olarak CHP'nin Edirne Belediye Başkan Adayı Recep Gürkan hakkında suç duyurusunda bulunmak için toplandıklarını söyledi.

15 Temmuz darbe girişiminde 251 vatandaşın şehit, 2 bin 500 üzerinde vatandaşın gazi olduğunu söyleyen Şebik, "Milletimiz meydanlarda bu mücadeleyi verirken CHP Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan ise bir türkü barda eğleniyordu. Eline aldığı kadehi kaldırarak ve 12 Eylül darbesini hatırlatarak '36 yıl önceki geceyi tekrar yaşıyoruz. O zaman haberimiz yoktu, şimdi var' dedi. Böylece her fırsatta o gece mücadele verenleri aşağılayan, 15 Temmuz için 'tiyatro' diyen CHP zihniyetinin bir ferdi olarak bu sözleriyle darbeden haberdar olduğunu itiraf etmiş oldu. Biz de şimdi şehit yakınlarımız, gazilerimiz ve halkımız adına Recep Gürkan’a soruyoruz 'O gece halkımız destan yazarken, hainlerin kurşunlarıyla vurulup şehadete yürürken, elinizde kadehinizle marşlar söyleyip darbeden haberimiz var' demeye utanmadınız mı?" ifadelerini kullandı.

Şebik açıklamalarının devamında şunları kaydetti:

"Edirne Belediye Başkanı’nın bu itirafları bir kez daha göstermiştir ki memleketimizde yaşanan tüm darbelerin CHP ya fiilen ya da fikren içerisindedir. CHP’nin daha önce defaatle yaptığı ve darbecileri desteklediği itirafların bir benzerini yapan Gürkan’ın 31 Mart Yerel Seçimlerinde yeniden aday gösterilmesi ise bir başka fecaat.15 Temmuz Derneği olarak aziz şehitlerimize, gazilerimize ve meydanlarda mücadele eden halkımıza yapılan bu hakareti şiddetle kınıyor ve CHP Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Bugüne kadar 15 Temmuz’u aşağılayan, küçümseyen ya da yok sayan gizli darbecilerin karşısında olduk, bundan sonra da olmaya devam edeceğiz. Buradan milletimize bir kez daha sesleniyoruz belediyelerimizi darbe ve terör şakşakçılarına teslim etmeyelim, Bu bir beka meselesidir, oyuna gelme ülkene sahip çık."

RECEP GÜRKAN'IN AÇIKLAMALARI

Recep Gürkan da görüntülerle ilgili açıklamayı seçim çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği esnaf ziyareti sırasında yaptı.

Gürkan, açıklamasına "Ben diyeceğimi 15 Temmuz gecesi söyledim." diyerek başladı.

O gün attığı tweetlere merak edenlerin sosyal medya hesabından ulaşabileceğini ifade eden Gürkan, "Recep Gürkan'a birçok şey diyebilirsiniz, diyemeyeceğiniz şeyler var. Vatan haini diyemezsiniz, bu vatanı sattı diyemezsiniz. O yüzden çok rahatız, o gece dediğimiz de ortada, hayatımda yaptığım her şeyin arkasında durdum. Benim o gece ne yaptığım tweetlerimin hepsi ortada. Hepsi ortada rahat olsunlar, rahat olun. Allah insanı yakışan iftiradan korusun, yakışmayan iftiralarla bir şey olmaz, alışığız biz." dedi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Edirneli
Edirneli - 11 ay Önce

4-Sayın Gürkan, darbe gecesi bir türkü barda “Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” diye türkü söyleyerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gidişine tempo tuttuğunuz doğru mu?
5-Darbe girişimi gecesi barda eğlenirken yanınıza gelip “Başkan biz de sokağa çıkalım” diyen partililere “Biz karışmayalım. Genel Merkezin talimatı var” dediniz mi?
Fuat Uğur
Fugur1864@gmail.com

Edirneli
Edirneli - 11 ay Önce

CHP’li Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın, FETÖ’nün Edirne İmamı Ömer Sezgin ile çeşitli aralıklarla bir araya gelip görüştüğü yazıyordu ve Lütfü Karakaş da bu bilgiyi haber yapıp 26 Temmuz 2016 tarihinde abonelere servis etmişti.
Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan bundan çok rahatsız olarak “Bir kere görüştüm” diye açıklama yaptı ama iddianamede “Çeşitli aralıklarla” bir araya geldikleri belirtilmekteydi.
Ancak tuhaf olan şu ki Recep Gürkan, CHP’li belediyeleri danışmanlık anlaşmalarıyla soyup soğana çeviren ve şu anda tutuklu olan ünlü FETÖ’cü Erkan Karaaslan ile de iş tutmuştu. Erkan Karaaslan’la tam çeşitli içme ve atık su projeleriyle ilgili danışmanlık anlaşması imzalayacakken 15 Temmuz patlak vermiş, süreç akamete uğramıştı.
Ama Erkan Karaaslan atik davranıp Edirne’nin ilçesi Uzunköprü’nün CHP’li belediyesinden de danışmanlık ihalesi almıştı bile.
Bu CHP’li belediyelerin FETÖ’cü sevdasının temelinde de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Özel Kalem Müdürü Ömer Tuncay Ceylan’ın referansları vardı.
Erkan Karaaslan’ı o tavsiye etmişti Kemal Kılıçdaroğlu adına belediyelere.
İşte tüm bunlar ortaya çıktığı için Gürsel Tekin ile Erdin Bircan harekete geçip Recep Gürkan’ın hatırına gazeteci Lütfü Karakaş’ın başını yemişlerdi.
İrfan Değirmenci’yi de Lütfü Karakaş’ı da atan aynı Aydın Doğan.
Onu zaten biliyoruz.
Ama CHP’nin ikiyüzlülüğü, ahlaktan tamamen kendilerini arındırmaları, çirkefin içine batmaları hakkında kelimeler kifayetsiz kalıyor.
Aslında şaşırmıyoruz.
Sonuçta 7 Haziran seçimleri öncesinde “Hükûmeti destekleyen medyayı, iktidara gelirsek tamamen kapatacağız” diyecek kadar “demokrasiden ve özgürlükten yana” bir insan Gürsel Tekin.
Özgür Özel’e soruyorum.
Hadi bakalım, öylece geçiştirdiğiniz Lütfü Karakaş için de iki çift laf et de adam mısın değil misin anlayalım. Bak senin partinden milletvekilleri attırmış Lütfü Karakaş’ı.
Acaba utanmanız var mı?
Benimki de laf.
Ar damarı çatlamışlara ne söylüyorum ki?
Not: Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın bir de 15 Temmuz gecesi maceraları var, bunları da bilahare anlatacağım.
Fuat Uğur

Şükrü B.
Şükrü B. - 11 ay Önce

ÇOK AÇIK, NET !!
DARBE SEVİCİLİĞİ ..
DARBEYE KADEH KALDIRMAK..
Kim ne der bilmiyorum ama ortada çok açık ve net bir gerçek var. Bazıları bu olayla ilgili beni ilişkilendirmeye çalışıyor ama nafile uğraşıyorlar. Konu 15 Temmuz darbe kalkışma gecesi. Edirne belediye başkanı, ne yazık ki darbeye seviniyor, şarkı söylüyor ve darbenin şerefine kadeh kaldırıyor. Ortada olan tek ve çok önemli gerçek bu. Bunun dışında kim ne derse desin hepsi boş. Çünkü ağızdan çıkan bazı cümleler var ve bunları söyleyen maalesef de kendisi. Ve sözde çok demokrat olarak bilinen Edirne belediye başkanı Recep Gürkan. Büyük çelişki ise, demokrasi aşığı olması gereken birisinin ne yazık ki maskesinin o gece düşmesi ve darbe seviciliğine soyunması. Edirne gibi çağdaş bir kente bu tür insanlar inanın hiç ama hiç yakışmıyor. Hükümetten önce kendi partisi CHP’nin onu ihraç etmesi gerekiyor. Çünkü benim bildiğim CHP bünyesinde böyle bir darbe sevicisini barındırmaz. Yoksa tüm geçmiş ve geleceklerinde yaşayacaklarını inkar ederler...

Hüseyin KAÇIN
Hüseyin KAÇIN - 8 ay Önce

Edirne'de medeniyetler çatışması


Psikolog Hüseyin Kaçın

Edirne, yerel seçimlere üç beş gün kala gündem belirleyen bir kent oldu. Edirne, Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapmış olabilir. İstanbul ve Bursa ile kader birlikteliği de olabilir. Fakat bütün tarihsel süreç bir yana günümüzde Edirne, kültürel olarak Osmanlı mirasının izlerini kaybetmiş bir kenttir. Bu durumda Edirne'nin gizli kodlarının irdelenmesi ve çözümlenmesi gerekir. Tarihin derinliklerinde iki önemli isim bu şehrin genlerine kodlanmıştır. Sabetay Sevi ve

Hz. Bahaullah olarak nitelendirilen Mirza Hüseyin Ali'nin sürgün yeridir Edirne.

Bahailer Hac süresinin Edirne'de nazil olduğuna inanıyor. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 3 bin Bahai'nin Edirne'yi ziyaret etmesi dikkat çekiyor.

1666'da mesihliğini ilan eden Sabetay Sevi, 'Filistin'de bir Yahudi Devleti kurulmalı' fikrini ortaya attı Ancak Sevi, daha sonra Müslümanlığı tercih edince, bu düşünce birkaç yüzyıl sonra hayata geçirildi....

Yargılanmak üzere Sadrazam'ın başkanlığındaki Divan'a çıkarıldı. Girit Seferi öncesinde ortalığın karışmasını istemeyen Osmanlı, 2 ay sonra Sabetay'ı Gelibolu'da bulunan kaleye hapsetmeye karar verdi. Sevi Abydos Kalesi'ne kapatıldı. Edirne'de yargılanırken, Sabetay'a Müslüman olma teklifi götürüldü.

Divan huzurunda Müslüman olan Sabetay Veled-i Mordehay veya Sabetay Sevi, gusül abdesti aldı ve Müslüman kisvesi kürk ve hil'at giydi. Ertesi gün Sultan huzuruna çıkarak Aziz Mehmet Efendi adını alarak 150 akçelik bir maaşla sarayda üst düzey memur Kapıcıbaşı görevine getirildi. Sevi'nin resmi açıklaması ise şu şekildedir: "Tanrı beni İsmâilî, yani Müslüman yaptı. Ben kardeşiniz kapıcıbaşı Mehmed'im. O öyle emretti. Ben itaat ettim" dedi. Bu tarihten sonra da 'Avdet' ya da 'Dönme' olarak adlandırıldılar. Polonyalı karısı Sara, onun kardeşi Jacob da bu kervana katıldı. Sara Fatma adını, Kerido'da Yakub adını aldı.

Edirne Sarayı'nda 7 yıl kalan Sabetay bir süre sonra Padişah 4. Mehmed'in takdirini kazandı. Zaman zaman İstanbul ve Selanik'e bile gidebiliyordu. Bir süre Edirne/Hızırlık yakınlarında bulunan bir Bektaşi tekkesine devam etmiş. Bu tekke 1641-1642 yıllarında "şüpheli" bulunarak yetkililerce kapatılmış ancak 4. Mehmet tarafından zaviye olarak tekrar açılmış.

Musevi kaynakları Sevi'nin Sufism ve Bektaşilikten etkilendiğini ve bu öğretileri Kabala öğretisi ile harmanlayarak kendi öğretisine şekil verdiğini dile getirirler. Sabetay Sevi, bir süre sarayda kapıcıbaşı olarak sarayda üst düzey memur olarak çalışsa da, mesihi Yahudi inancına bağlılığının fark edilmesi üzerine batı Trakya'ya sürülür. Sevi dini tefekküre ve teorik çalışmalarına Arnavutluk'ta devam eder. Sırlar içinde ölmüştür. Avram Galante'ye göre Berat'ta müslümanlar tarafından, şehrin içinden geçen ırmağın kıyısında halen yeri bilinmeyen bir noktada toprağa verilir. Kendisi gibi Müslümanlığı kabul eden takipçisi aileler Selanik'e yerleşerek dış görünüşte Müslüman, gerçekte ise Sabetaycı-Yahudi olarak yaşamaya devam etti. Sabetay'a inananlar mesihlerinin ölümüne inanmazlar, onun göğe yükselmiş olup, yeniden geleceğine dair inançlarını sürdürüler. Hala inançlı Sabetaycılar, belli zamanlarda deniz ve ırmak kenarlarına gelerek, 'Sabetay Sevi seni bekliyoruz!' diye bağırma geleneğini sürdürmektedirler. 1896'da Avusturyalı gazeteci Yahudi Theodor Herzl, The Jewish State (Yahudi Devleti) isimli bir kitap yazdı.. (Takvim Gazetesi 19.08.2010)

Edirne Büyük Sinagogu, Edirne'de bulunan ve Türkiye'nin en büyük ve Avrupa'nın üçüncü büyük sinagogu olan ibadethane. Geçmişi 1492 yılında Avrupa’daki baskılardan kaçarak Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan Seferad cemaatine kadar uzanan ve 1905 yılında çıkan büyük yangında yanan sinagog padişah II.Abdülhamit'in fermanı ile yeniden inşa edilerek 1907 'de Hamursuz Bayramı arifesinde tekrar hizmete girdi. Fransız mimar France Depré, binayı Viyana'daki Leopoldstädter Tempel adlı sinagogdan esinlenerek projelendirdi.

Edirne Sinagogu'nun Restorasyon öncesindeki görünümü

1983 yılına kadar ibadete açık olan sinagog, Yahudilerin Edirne'yi terk etmeleri nedeniyle kullanılmadı ve yıkılmaya yüz tuttu. Sinagogun mülkiyeti 1995 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğüne geçti. Sinagog 2010 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünün kararı ile restorasyona alındı ve 26 Mart 2015 tarihinde devlet temsilcileri ve yahudi cemaati fertlerinin katılımıyla yeniden kullanıma açıldı. Açılışta ve açılışı takiben sinagogda yapılan ilk düğünde Sefardik Musevi gelenekleri uyarınca "Anoten" duası edildi.

Edirne, Osmanlı'nın emaneti tarihi bir şehir midir yoksa Bahailer için kutsal bir merkez midir yoksa Sabetay Sevi'nin sürgün şehri midir? Edirne'de yaşananlar aslında bir medeniyetler çatışması mıdır? Edirne'de şehrin geleceğine yön verenler ve söz sahibi olanlar Osmanlı'nın torunları değil de şehrin ticaretine de siyasetine de yön veren Yahudiler (Sabetaycılar) yada Edirne'deki Bahai evini kutsal sayan Bahailer midir?

İslamiyet, köy ve kasaba dini değildir.

Medine’nin hicretten önceki adı “Yesrib”tir. Mekkeli Müslümanların buraya göç etmesiyle Hz. Peygamber tarafından adı “Medine” yada Medinet ül Münevvere (المدينة المنورة) (Aydınlanmış Ülke) olarak değiştirilmiştir. İslam'ın özü şehirleşmeyi gerektirmektedir. Köy ve kasabalardan İbni Haldun'lar İbni Rüşt'ler yetişmez. Yunus Emre'ler, Mevlana'lar İslam şehirlerinde "Medeniyet Bilincini" yeni nesillerin bilinçlerine aşılamış yüce insanlardır. Şehir varsa medeniyette vardır.

Kimin kimseden haberinin olmadığı böyle bir şehirde yaşamak, Osmanlı'nın emanetini omuzlarında bir aşk olarak taşıdığına inanan nesillere büyük bir sorumluluk yüklemektedir.

Medeniyetimizin emaneti olan Edirne'mizin geleceğini İstanbul'dan ve Bursa'dan ayrı düşünmeyelim. Ayasofya'nın cami olarak yeniden açılmasının konuşulduğu bu günlerde bir de Edirne'nin medeniyetinden yetim camisi Selimiye'nin de kaderini değiştirmeyi unutmayalım. Selimiye Camisi yıllardır turizm kentine dönüştürülmüş bir kentte ruhsal köklerinden kopartılmış kimsesizdir ve sahipsizdir. Ayasofya müze olmaktan kurtarılıp yeniden cami olarak Türk Milleti’ne hizmet verir mi bilinmez ama Selimiye Camisi turizm kenti bahanesiyle çoktan müzeye dönüştürülmüştür. Mimar Sinan’ın çıraklık eseri Şehzadebaşı yada kalfalık eseri Süleymaniye’deki hissedeceğiniz manevi ruhu, yüzyılların eskitemediği ustalık eseri Selimiye’de artık göremezsiniz. Özetle Selimiye Camisi bir takım siyasetçi ve üç beş bürokratın vizyonsuz projeleriyle artık çoktan müzeye dönüştürülmüştür. Edirne'nin sözde muhafazakar, dindar sivil toplum kuruluşları da üç maymunu oynayarak bu duruma seyirci kalmışlardır. Ayasofya’yı kurtaralım derken sakın ola Selimiye’yi kaybetmiş olmayalım.

Medeniyetler çatışmasının yaşandığı Edirne'de Selimiye Camisi son sözü söylediğinde milletimizin geleceği aydınlık olacaktır.

https://www.habervakti.com/edirne-de-medeniyetler-catismasi-makale,1301.html?fbclid=IwAR2B7MwuexobVpayAGEpv9aYftJcKCEfvdmRaeOPB7uwF4lf7QywMcDQvPk

Edirneli
Edirneli - 2 hafta Önce

Mahkemede şok ifadeler
Edirne Belediyesi’nde görevli olan bir yetkili hakkında “Görevi kötüye” kullanma iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması yapıldı. Duruşmada müştekiler Ş. Y., M. Y. ve S. T. şok iddialarda bulundular. Müştekiler, sanık yetkilinin, müteahhit S. A. B.’nin talimatı olmadan ödeme yapmadığını öne sürerek, “Müdür bize çek kestiğinde müteahhit S. A. B.’ye yönlendiriyordu. Bizler de yüzde 18 komisyon karşılığı S.A.B.’ye çekleri götürüp, bankada imzalayarak alacaklarımızı alıyorduk” dedi.



Mahkemede şok ifadeler
Edirne Belediyesinde görevli bir müdür hakkında “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Edirne Adliyesi 7’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı. Edirne Belediyesine iş yapan müteahhitlerden Ş. Y., M .Y., S. T. ve mimar S. S. S’nin müşteki sıfatıyla katıldığı duruşmaya sanık müdür katılmadı. Sanık müdafiinin de katılmadığı duruşmada müşteki müteahhitlerin beyanları alındı. Kimlik tespitinin ardından ilk ifade veren mimar S. S .S, Edirne Belediyesi ile ilgili çok fazla alışverişi olmadığı için sanıktan şikayetçi olmadığını söyledi.

Komisyon karşılığı ödeme iddiası

Müteahhitlerden Ş.Y., müdürden şikayetçi olduğunu belirterek, “Sanık, müteahhit S. A. B. ve önceden belediye başkan yardımcısı olan Ç. G.’nin talimatı olmadan bize ödeme yapmamıştır” dedi. Bu kişilerin telefon ettikten sonra sanık müdürün çeklerle ödeme yaptığını öne süren Ş. Y., “Bu kişiler telefon açınca 100, 200, 300 bin TL’lik çekler verip, bu çekleri S. S. B.’ye götürüp paramızı almamızı söylüyordu. Biz de bu çekleri S. A. B.’ye götürüyorduk. S. A. B., bizden yüzde 18 komisyon kesip, çeklerin bedelini ödemekteydi. Daha sonra S.A.B., bu çekleri belediyeye götürüp, bunları tahsil etmekteydi” dedi.

Aynı gün tahsilat

Bir diğer müteahhit S. T. de aynı iddialarda bulundu. Sanık müdürden şikayetçi olduğunu anlatan S. T., “Müteahhit S. A. B.’den talimat gelmeden alacaklarımızı alamıyorduk. S. A. B., telefon açıp talimat verdiğinde, bize çekler vermekteydi. Biz de bu çekleri sanığın talimatı doğrultusunda S.A.B.’ye götürüp kırdırıyorduk. Daha sonra S.A.B., aynı gün bu çekleri bankaya götürüp, tahsil ediyordu. Daha doğrusu bankaya beraber gidip, biz imzaları atıyorduk ancak parayı S. A. B. alıyordu” iddiasında bulundu.

Tehdit ve yönlendirme

Müteahhit M. Y. de sanığı müteahhit S.A.B.’nin yönlendirdiğini ve tehdit ettiğini öne sürdü. M.Y., “Sanık, benim çok küçük miktardaki alacağımı ödemezken, S.A.B. isimli kişi sanığa talimat verdiğinde büyük miktarlı ödemeleri aynı gün yapmaktaydı. Ayrıca sanık bizi S. A. B.’ye yönlendirip, ona iskonto vermemizi sağlıyordu. Sanık bizim adımıza çekler kestiği zaman, bu çekler resmiyette bizim adımıza oluyordu. Ancak bu çekleri S. A. B.’nin belediyedeki adamı olan A. C. isimli kişi alıp, S.A.B.’nin kasasına koyuyordu. Daha sonra aynı gün akşamüzeri S. A.B. ile bankaya gidip, yüzde 18 iskonto karşılığında bankadan tahsil ediyorduk. Bankaya biz her seferinde S.A.B. ile gitmiyorduk, bazen çalışanlarıyla gidiyorduk. Mağduruz. Sanığı, müteahhit S.A. B. tehdit ediyor ve yönlendiriyordu” dedi. Mahkeme heyeti, sanık müdürün avukatının sağlık raporunu sunmasından dolayı ve sanığın avukatı tarafından hazır edilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

SIRADAKİ HABER

banner5