Dilipak: FETÖ küllerinden yeniden mi doğuyor?

Yeni Akiti yazarı Abdurrahman Dilipak, FETÖ ile mücadele konusunda dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Dilipak: FETÖ küllerinden yeniden mi doğuyor?

FETÖ’cü suçlaması, FETÖ’cülerin elinde”

Türkiye’de uygulamaya konulduğu günden bu yana aileleri cinnet yuvasına döndürerek kadına cinayet vakalarını tırmandıran, boşanmaları artıran ve eşcinsel sapkınların önünü açan İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkanları FETÖ’cülükle suçlayabildiklerini hatırlatan Abdurrahman Dilipak, “FETÖ’cü suçlaması, FETÖ’cülerin elinde, kendilerine karşı olanları suçlamak ve kendilerini aklamak için bir vesile oluşturabiliyor.” şeklinde konuştu.

“Önemli yerlere FETÖ’cü isimler getiriliyor”

Kamuoyunda “FETÖ’cü” isim olarak bilinen ve çok bariz bir şekilde FETÖ ile iltisakı bilinen kişilerin devletin önemli makamlarına getiriliyor oluşuna sert tepki gösteren Abdurrahman Dilipak, şöyle konuştu:

“Devlet kurumlarında, merkezi yönetim, özerk kuruluşlar, finans yönetimi, ekonomi, Vakıf, dernek, oda sendika gibi örgütlere ve stratejik kurumlara ve daha bir çok önemli yere FETÖ’cü isimlerin getirilmesi, FETÖ ile mücadelede geldiğimiz noktayı gözler önüne seriyor.”

“FETÖ’cüler terfi ettiriliyor”

Türkiye’nin FETÖ ile mücadelede başarılı olması ülkenin bekası bakımından önemli olduğunu vurgulayan Abdurrahman Dilipak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yargıda, esasen örgütle çok detayda tali ilişkisi olan bir çok kişi cezalandırılırken, örgütle yakın ve sıcak ilişkisi olan kişiler dışarıda. Hatta FETÖ’cü isimler terfi ediyorlar. Parti içindeki, yerel yönetimlerdeki, üniversitelerdeki, iş ve media dünyasındaki bir çok kişi konumunu koruyor. Yabancı bağlantılar tam olarak çözümlenmiş değil. Bu konuda bir ‘FETÖ borsası’ oluşturulduğu söylentisi yayılıyor. Bunlar şüyuu vukuundan beter konular. Bir iş adamına iade-i itibar ediliyor, ama onun taşeronu hala içeride. Bunun mantığı yok ve kimseye anlatamazsınız. FETÖ’cüler, AK Parti’ye yakın ya da yönetim nezdinde itibar gören kişi ve kuruluşların arasına sızarak varlıklarını koruyorlar ve geliştiriyorlar. Dahası FETÖ’cüler, kendilerinden ayrılanları ya da kendilerine engel olanları FETÖ’cü yakıştırması ile ihbar ederek hedef seçtikleri kişi ya da kuruluşları cezalandırabiliyorlar.”

“Bunlar milletin vicdanını yaralıyor”

Hükümeti ve devlet yetkililerini FETÖ ile mücadele konusunda ciddiyete ve adaletli olmaya davet eden Abdurrahman Dilipak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Mesela bir İmam-Hatip yöneticisi, İstanbul Sözleşmesi kapsamında GREVIO Türkiye’de aktif görev üstlenebiliyor ve dahası, İstanbul sözleşmesine karşı çıkanları FETÖ’cü olmakla suçlayabiliyor. Oysa İstanbul sözleşmesinin 48 Maddesi aile içindeki uyuşmazlıklarda arabuluculuk yapmayı devlet eli ile engellemekten söz ederken, Nisa suresindeki emir açık. Hakeme gitmelerini, arabuluculuk yapılmasını ve tarafların barıştırılmasını emreder. İstanbul sözleşmesi bu anlamda, Allaha resulüne ve kitaba karşı bir meydan okumadır. Ve bu eleştiri FETÖcülük suçlamasının bahanesi yapılabiliyor. Bunlara yargı önünde alem-i ibret olacak şekilde hesap sorulması, bu edeb dışı saldırıların idari soruşturma konusu yapılması ve kamu otoritesinin bir an evvel bu sorunlara çözüm bulması gerekiyor. Aşağılık bir komplo ile suçlananlar beraat ediyor ama göreve iade edilmiyor ya da iftiraya uğrayan kişi beraat ettiği halde, müfteri konumundaki muhbirlere bunun hesabı sorulmuyor. Bunlar milletin vicdanını yaralıyor, adalete ve yönetime güveni zedeliyor.”

Güncelleme Tarihi: 30 Ağustos 2019, 00:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5