banner29

Dilipak'tan flaş öneri: Çözüm Hz. Ömer'in Kudüs için inşa ettiği 'Millet Sistemi'ni ihyada!

Gazeteci yazar Abdurrahman Dilipak’a, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kudüs’te 3 dinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon tarafından yönetilmesi günümüz şartlarında en doğru ve tutarlı yol olacaktır” şeklindeki açıklamasını sorduk.

Gündem 18.05.2021, 18:13 18.05.2021, 18:21
Dilipak'tan flaş öneri: Çözüm Hz. Ömer'in Kudüs için inşa ettiği 'Millet Sistemi'ni ihyada!

-Erdoğan’ın teklifi konusunda ne düşünüyorsunuz. Siz Ayasofya’nın açılış sürecinde bu konuda bazı görüşler öne sürmüştünüz.

-Bu açıklamayı “iyi niyetli, kulağa hoş gelen bir çözüm arayışının ürünü” olarak görmek mümkün. Tabi ki, çözüm bu kadar kolay değil. Konunun tarih, bugün ve gelecek açısından , efradına cami, ağyarına mani bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Tarafların korkuları ve umutları var. Taraflar kendi içlerinde de tek grub değiller. Mesela İsrail, yıllardır, bırakın tek parti hükümeti kurmayı, koalisyon bile kuramıyor. İsrailde siyaset yamalı bohça. Rabbiler, Siyonistler, Liberaller, kendi içlerindeki kabile ilişkileri, din, kehanet, ezoterik yorumlar, Geleceğe ilişkin dini inanışlar, Yahudi, Musevi, İsrailli, Siyonist ayrışması hepsi üstüste gelince tek bir dini topluluk açısından bile çözüm o kadar kolay değil. Kolay çözümler, kolay çözülmelerle sonuçlanır.

Bakın, İsrail hükümeti üzerinden çözüm arıyorsanız, öyle bir hükümet yok. İsrail vatandaşları üzerinden çözüme gidecekseniz, orada da Agnostik, Ateist, LGBT, Liberal, sol herkes var. İsrail vatandaşları birkaç ülkenin pasaportuna sahip. O ülkelerde Yahudi lobisinin adamları bunların çoğu, ama o lobiler de artık bulundukları ülkelerde, ideolojik, politik, vijdani, ekonomik kamplaşmanın bir parçası oldular ve İsrail kendi içindeki ayrışmanın ötesinde ihraç ettiği ve ithal ettiği ayrışmalar sözkonusu. Bunu görmeden çözüm diye sunulan projeler suya yazı yazmak gibi olur.
Kaldı ki, öte yandan Hristiyanlar, Musevi olmasa da, aynı zamanda Musa şeriatına da inanan kişiler. Hz. İsa Mesih aynı zamanda bir beni İsrail peygamberi idi. Bu işin içinde Haçlı seferlerinin arkasındaki Vatikan ve Vatikanın Tapınakçıları var. Amerikada Evengelikler var. Eş zamanlı Mesih / Meşiah, Armagedon ve tarihin sonunu getirecek bir medeniyetler arasın çatışmanın ardından ortaya çıkacak bir kıyamet savaşına ilişkin teolojik inanışlar var.

Bakın temelde Yahudiler ile Hrisitiyanlar arasındaki sorun iman ile ilgili, yani onlar açısından teolojik. Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki sorun, daha çok Politik ve ideolojik.

-Yani, her topluluğunun kendi içinde sorunları var. Devletin bir egemenlik sorunu var, Farklı inanç mensuplarının aralarında sorunlar var. Kudüs özelinde sadece o ülkede yaşayanlardan ibaret bir cemaat yok. Tüm dünyada çok farklı dini yapılar var. Peki çözüm nasıl olacak.

-Evet, tam da öyle. İsraili İngilizler kurdu. Siyonistler İsviçrede toplandılar. İngilizler Fransızlarla birlikte bu toprakları işgal ettiler. Yani Angilikan İngilizler, Tapınakçı İtalyanlar, Laik Fransızlar bir şekilde bu işin içindeler. Evengelik Amerika da bu süreçte yerini aldı. Burası eski bir Osmanlı toprağı. Devamı olan Türkiyenin burası ile ilgili sorumlulukları var. Hilafet açısından tarihi hak ve hukukları sözkonusu. Gazze Mısır İhvanının devamı, Filistinlilerin büyük bir bölümü Ürdün’de, Suriye’de.. Mısır, Suudi Arabistan, Suriye bir şekilde bu işin içinde. İran’ın iddiaları var.
Hristiyanlar açısından Ortodokslar işin içinde ve onlar kendi arasında birlik değil. Vatikan tek bir merkezden yönetiliyor gibi gözükse de, Cizviti, Tapınakçısı, bir çok kola ayrılıyor, bunlar bir çok tarikata ayrılıyor. Protestanlar ve bağımsız kiliseler, milli kiliseler şeklinde bir çok kola ayrılmış ve bunların hepsinin Kudüs ile ilgili talepleri ve iddiaları var.

Müslümanlar Selefi, Şii, Sünni – sufi ana grublara ayrılmış ve hepsi ayrıca kendi içinde farklı hiziplere ayrılmış ve çok farklı ideolojik ve politik grublar tarafından yönetiliyorlar. Laikleri, liberalleri, sağcısı, solcusu var.
Hal böyle olunca çözüm öyle kolay değil. Üzerinde çok ciddi olarak çalışılması gereken bir konu.

-Peki nereden başlamak gerek?

-Önce def-i mazarrat, celbi menafiden evladır. Saldırı, baskı, cinayetler durdurulması gerek. Ardından konunun bir  “Kudüs ve Filistin ajansı” kurulup, ekonomik, politik, sosyal, ideolojik, tarih, teoloji alanlarında çok ciddi çalışmaların yapılması zorunlu. Bu konuda ihtimal, maliyet ve risk analizleri yapmak gerek. Sorunun çözümünü engelleyen faktörlerin tek tek ele alınıp bunun çözümü gerek. Ciddi bir izleme, değerlendirme, derecelendirme yapmak gerek. Bu iş GK isimli 5’li çetenin veto tehdidi altında BM tarafından çözülmesi mümkün değil. Tamam bütün ülkeler arası birlikler sürece gözlemci olarak katılsınlar ama bu İİK dahil bu tür yapıların tek başına çözecekleri bir konu değil. Birileri bu çatışmayı destekliyor ve bu çatışmadan besleniyor. Bunu da görelim.

Bu konu siyaset işin içinde olmadan çözülmez, ama tek başına siyasetle de çözülecek konular değil. Siyaset, İlim, STK, Media, İlahiyat, herkesin sürece etkin şekilde katılması ile ve güçlü bir Lobi ile desteklenerek çözüme kavuşturulabilir. Kudüs kendinden ibaret bir coğrafya değil.

-Siz “Millet sistemi” diye bir şeyden söz ediyordunuz?

-En makul çözmüm Hz. Ömer’in “Millet sistemi”ni esas alacak olan çözüm. Bu çözümün arkasında “Hılful fudul” ve “Medine sözleşmesi” var! Temel ilke adalet olmalı.
Fatih İstanbul’u fethettikten sonra yeni siyasal sistemi, Millet sistemi üzerinde inşa etmeye çalıştı. Bürokratik yapı Doğu Roma’dan  ıslah edilerek alınmaya çalışıldı. Yani Osmanlıda milletlerarası düzen Medine sözleşmesi, toplumlararası düzen Hılful Fudul, dini topluluklararası düzen Kudüs beyannamesi ile şekillendi.
Bakın Yahudiler o toprakların hakimi oldukları zaman Hristiyanlara ve Müslümanlara hayat hakkı tanımadılar. Hristiyanlar o topraklara hakimken Yahudilere ve Müslümanlara hayat hakkı tanımadılar. Ama Müslümanlara bu topraklara HADİM olunca, herkes farklılıklarına rağmen, adalet, barış ve hürriyet içinde bir arada yaşadılar. Bu gün hala Doğuş ve kıyamet kilisesinin anahtarının bir Müslüman ailede bulunması bu EMİN’likten kaynaklanıyor.

-Hassas bir konu. Dikkat etmek gerek yani. Mevcut durumda, Hristiyanların kendi alanları ile ilgili fiili bir durum var. Hassas dengeler sözkonusu. Yeni bir süreç bu hassas dengelere de zarar verip, yerine daha iyi bir düzenleme getirmezse, sonuç daha kötü olabilir kaygısı var. BM bunu çözemez. Tek başına Siyaset de çözemez.

-Evet çok hassas bir konu. Bu konuda atılacak her adım, Mekke- Medine konusunu da beraberinde gündeme getirecektir. Tur-u Sina konusu da gündeme gelecek. Diğer mabedleri kutsal alanları da tartışıma konusu yapabilir. Tek başına Filistin yönetimi ya da başka bir ülke, başka bir yönetim de sürece müdahil olacak olursa, çok daha vahim bir tablo ile karşılaşabiliriz. Tek başına Filistin konusunda bile, Filistini Hamas mı temsil edecek, Abbas mı ya da Dahlan’ı getirirlerse Dahlan’la mı çözeceğiz bunu. Hükümetler değişir. Biri gider, bir başkası gelir. Bu işler başka devletlerle pazarlık masasında tutulursa yarın daha vahim durumlarla karşılaşılabilir. İsrailde, başka ülkelerde, Msırda, Suudi Arabistanda bir hükümet gider, başka bir hükümet gelir. Dahlak kafalı biri ile bu işlerin nereye varacağı belli olmaz. Kaldı ki, biz henüz İslam dünyası olarak, Hilafetin makam olarak ilga edilmesinden sonra bir yapı oluşturamadık ve bir İngiliz oyunu ile Mekke ve Medine Suudi rejiminin vasayatıaltında Vehhabi bir aileye teslim edildi. O konuda bile durum ortada. Bu konuda dini ve siyasi otortelerin söyledikleri her kelimeyi iyi tartması gerekir.

-Yani ne olması gerekiyor bu durumda?

-Herkesin her alanda ortak yönetim hakkına sahip olması kabul edilemez. Müslüman Yahudi’nin Yahudi Hristiyanın, Hristiyan Yahudi’nin ibadetine karışır ve kavga çıkar. Ortak yönetim olmaz. Herkes kendi alanının hadimi olur. Bu hadimiyet, kesinlikle aynı grubda yer alan diğer meşru kabul edilen toplulukların katılımı ile, açık ve şeffaf bir şekilde olması gerekir. Toplumlar arası ilişkiler, dışarıdan gelecek ötekiler, ortak alanların yönetim ve hizmetleri ise bu yapıların temsilcilerinden oluşacak bir meclis tarafından icra edilmesi gerekir. Yani olimpik helezonlar gibi. Bu grublar arasında bir ihtilaf sözkonusu olursa, “Mezalim mahkemesi” olarak geçmişte uygulanan iki dereceli bir mahkeme / hakemlikle sorun çözülebilir.

Netice olarak, eğer Adaleti esas alacak olursak, Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan ve haklıdan yana olup, haksızlıklara karşı çıkacaksak, işi ehline vereceksek, “bütün insanlığın hayrına olmayan bir çözüm teklifi benim teklifim olmayacak” diyebilirsek, “Kul Hakkı”  bizim ana endişe kaynağımız olacak olursa “el emin” olabilirse, çözülemeyecek bir sorun yok. Allahın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Allaha ve ahiret gününe iman edenlerin bilmesi gereken bir şey var: Bu dünyada yaptığımız ve yapmamız gerekirken yapmadığımız, söylediğimiz ve söylememiz gerekirken söylemediğimiz her sözün hesabının sorulacağı bir gün var. O gün bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikatinin bize gösterileceği gün olacak. Ne var ki, biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecek. Biz hep başkalarını ikna etmek ve dönüştürmek için uğraşıp dururken başkalarına öğütleyip durduğumuz şeyler konusunda kendi nefsimizdeki  yanlışları görmüyoruz. Biz hazır olduğumuzda Allah o günü bize gösterecektir. Biz şöyle dua edelim: “Ya Rab , bana Hakkı Hak, batılı batıl göster, Hak’da toplanmamızı nasib et. Bizi nimet verildiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. Bizi rızanın tecellisinin vesilesi kıl”. Son bir söz, merhametimiz gazabımızdan, sevgimiz nefretimizden daha güçlü değilse biz bu mücadeleyi kazanamayız. Narsist bir aşk ya da öfkenin aklını zail ettiği kalabalıklarla bir yere gidemeyiz. Ve barışa giden yolda eğer, bizler, önce kendi nefsilerini hesaba çekmeyeceklerse, o hedefe ulaşmamız kolay olmayacaktır. O zaman bir gün ya bir Ömer gelir, ya da bir Selahaddin. Allah onların eli ile zlaimleri cezalandırır ve mazlumlara yardım eder!

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?