Dünden bugüne darbeler tarihi ve günümüze yansımaları! Mustafa Albayrak yazdı...

Araştırmacı yazar Mustafa Albayrak darbelerin tarihi ve sonuçları üzerine dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Dünden bugüne darbeler tarihi ve günümüze yansımaları! Mustafa Albayrak yazdı...

Yazar Mustafa Albayrak  1876 yılında Sultan Abdülaziz'e intihar süsü verip öldürerek yapılan darbenin yıl dönümünde darbeler tarihi ve günümüze yansımalarını anlatan bir yazı kaleme aldı. Albayrak, Müzakerat Haber'de "144 Yıldır Neyin Mücadele Tarihini Yaşıyoruz" başlığıyla yayınladığı köşe yazısında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

İŞTE O YAZI:

Bugün Askeri Darbelerin ilki.
1876 Mayıs sonunda İngiliz Emperyalizminin Mason Mithad Paşa ve avanesinden Serasker Hüseyin Avni Paşa ve celladlarına Halife Padişahımızın Çırağan da bileklerini kestirerek sözde intihar süsü verdikleri ilk askeri darbenin 144. yıldönümü.
Evet geçtiğimiz günlerde zikrettiğim '' Mayıs ayı bir nevi Darbeler ayıdır '' tezini güçlendirircesine Osmanlı Padişahlarının 32. si ve İslam Halifelerinin de 111. si Abdulaziz Han Mayıs ayı sonu veya Haziran başında önce tahttan indirilmiş sonra 6 gün bir odaya kapatılıp aç susuz ve bi ilaç bırakılıp zayıf düşürülmüştür ki suikaste hazır hale getirilsin.
Zira Abdulaziz Hanımız çok güçlü bir pehlivan ve genç sayılacak bir yaşta idi.
46 yaşında idi onu intihar süsü verdirilecek bir suikasti başarabilmeleri için çaptan düşürmeleri gerekiyordu.
Aynen planladıkları gibi muvaffak da oldular.
bir kaç kiralık cellada sultan Aziz hanımızı yani Müslümanların meşru halifesini öldürttüler.
Üstelik iki bileğini de kesmiş oldukları halde '' intihar etti '' dediler.
Hoş bu palavraya kimseyi inandıramadılar kendilerinden başka.
Çünkü intihar edecek olan bir kişi bir bileğini kestikten sonra artık ikinci bileğini fiziksel olarak kesemezdi.
Bunu hesap etmeden katlettiler Abdulaziz Hanımızı.
Yakında bulunan Ortaköy Karakoluna da saatlerce kanını akıttıktan sonra ölmek üzere olarak bıraktılar bedenini.
Annesi Pertevniyal Sultan 
( bugün adına Aksaray da meşhur bir Lisemiz ve yine adına Valide Sultan diye Camii bulunan ) ise kapaklanıp ağlamıştır kanları yere akarken.
Saraydan bir doktor da verilmemiştir kasden ölsün diye.
Benim aklıma hep 8.Cumhurbaşkanımız Merhum Turgut Özal'ın
ölümü gelir.
Merhum Özal da kalp krizi neticesi ölmek üzereyken kendisine yeterli tıbbi ve hekim müdahalelerinin yapılmadığını ve adeta ölüme mahkum edildiği söylendi yazıldı çizildi yıllarca basınımızda
Allah u Alem Özal da bir gıda sui-kasdine gitti iddiaları çok zikredildi.
Lakin Abdulaziz Hanımızın askeri bir darbe neticesi 
( çünkü planlayan ve gerçekleştiren Serasker Hüseyin Avni Paşa dır ) önce hal sonra şehid edilmesinden sonra yerine Osmanoğulları Hanedanından yeğeni yani Abdulmecid Han ın oğlu 5.Murad getirilmişti.
Osmanlı Hanedanının 33. Sultanı olan Sultan Murad Han malesef gençlik yıllarından beri kötü yetişmiş ve çağın cereyanına kapılıp Batılı ülkelerde çok yaygın Mason Localarına üye olmuştu.
Yani Masondu 5.Murad Han.
Zaten İngilizlerde kendi sözünü dinlemeyen Abdulaziz Hanı bu yüzden devirtip öldürtüp; yerine kendi sözlerini dinleyecek olan Mason Biraderleri V.Murad Hanı getirtmişlerdi.
Zaten bu ilk teşebbüslerinden sonra  İngilizler ve daha sonra Dünya Patronajlığını devrettikleri ABD kendi sözlerini dinlemeyen tüm Türk Hükümdar ve Başkanlarını hep devirtip yerine bir dediklerini iki etmeyecek,
sözlerinden çıkmayacak uslu çocuklarını,prenslerini getirmişlerdir.
2012 yılından beri ( aslında 2009 '' one minute '' den beri )
#RecepTayyipErdogan ı devirip yine aynı Hanedan dan 
( Pardon Ak Parti den ) Gülleri, Babacoşları, Davidgilleri getirmek istemelerinin sebebi başka ne olabilirdi ki?
Yoksa tıpkı Sayın Erdoğan gibi onlarda Ak Partili idi.
Hem de Ak Partinin kurucuları arasındaydılar  ve ileri gelen kadrosu içerisinde idiler.
Tıpkı Abdulaziz in Osmanoğlu Hanedanı mensubu olduğu gibi....
V.Murad ında olması gibi Gerçi bazı çatlak sesler olmadı değil '' Canım Osmanoğulları oluyor da Mithadoğulları nedne olmasın ? '' diye ama ! 
O işin daha zamanı vardı ve bu iş onun değil başkasının işi olmalıydı ! 
Hoş Abdulaziz Hanımızın şehadeti ile neticelenen sui kasdin failleri çok kısa zaman sonra cezalarını ve de belalarını bulacaktı ama bunun olması gerçekten bir ilahi tevafuk diyebileceğimiz vakalar akabinde gerçekleşti.
Önce faillerin ele başı kanlı katil Serasker Hüseyin Avni Paşa öldürttüğü Padişahın kayın biraderi Çerkes Hasan tarafından tüm darbecilerle  toplantı esnasında iken Kolağası Çerkez Hasan Bey in toplantının yapıldığı Mithad Paşa Konağında (Bayazıt ta) toplantı halinde ki Serasker Hüseyin Avni Paşa ve yanında ki 
Râşid Paşa'yı, Ahmed Ağa'yı ve Şükrü Bey'i öldürdü.
Daha sonra üzerine gelen bir inzibat bölüğünden de gelen askerlerden arbede esnasında bir kişi ölmüştür.
Yani Çerkes Hasan Paşa Eniştesi ve İslam Halifesi Osmanlı Sultanı Abdulaziz Han ın katillerinden bir kısmından intikamını hemencecik almıştı.
Tabii ki tutuklanan Çerkes Hasan Paşa hemen yargılanmış ve Bayazıt Meydanındaki Seraskerlik kapısının 
( Şimdiki İstanbul Üniversitesi kapısı ) 
yanında bulunan dut ağacına asılarak infaz edildi.
Çerkes Hasan'ın son sözleri “Padişah Abdülaziz'in katili Hüseyin Avni Paşa'dır” olmuştu.Naaşı Edirnekapı Mezarlığı'na defnedilen Çerkes Hasan'a, bilâhare Pertevniyal Vâlide Sultan bir mezar yaptırmış ve mezar taşının üstüne de şu âyeti kerimeyi yazdırmıştı: 
'' Ve kefâ billahi şehiden Muhammedur Rasûlüllah. Akabinde de: Meşâhir-i umera ve guzzat-ı çerâkiseden Dişberâkizâde Gazi İsmail Bey'in mahdûmu olup, Mektebi Fünûn-u Harbiyye'deki ikmâli tahsîl eyleyerek, kolağalık rütbesini ihrâz eylemiş iken, genç yaşında veliyy-i nîmeti uğrunda (yani Sultan Abdülaziz Han uğruna) fedây-ı cân eden merhum ve mağfûrun leh Çerkes Hasan Bey'in rûhu için el-fâtiha. 
Sene 1293. Sultan Abdülaziz'in intihar etmeyip, mezkûr 4 kişi ve âvânesi tarafından şehit edildiğine inanan herkes, 
pâdişah hakkında sayısız mersiyeler ve methiyeler yazmışlardı.
Hacı Fâik Bey'in bestelediği rast makâmındaki şu şarkı da, Sultan Aziz için söylenmişti yıllarca '' Nihansın dîdeden ey mest-ü nâzım
Bana sensiz cihanda can ne lâzım
Benim sensiz felekte çâresâzım
Bana sensiz cihanda can ne lâzım. ''
Müderris Mehmet Hilmi Efendi'nin mevzûya müteallik kıtası da şöyledir:
Filhakika sâdık-ı devlet imiş Çerkes Hasan
Ol vakit ki,şimdi fiilini herkes görür hasen
Bunda zîmedhal olan kalsın mı ya sağ u esen
Var mıdır dünyada hiç mikraz (makas) ile kolun kesen
Kardeşi Âdile Sultan'ın mersiyesi ise hepsinden etkilidir; 
Nasıl yanmam ki ben oldu olanlar Şâh-ı devrâna
Bilinmez oldu hâli, kıydılar ol Zıll-ı Yezdan'a
Cihan mâtem tutup kan ağlasın Abdülaziz Han'a
Meded Yâ Râb mübârek cismi boyandı kızıl kana
Nasıl hemşiresi bu Âdile yanmaz o Hakan'a,
Ki kıydı bunca zâlimler karındaş-ı cihanbâna
Rıza virmezdü adl-ü şefkati zulm-i müşîrâna
Bütün nâr-ı firakı saldı kalb-i ehl-i imana.
Bunların haricinde de yine Anadolu da gerek Sultan Abdulaziz Hanımıza gerekse onun katillerinden bir kısmından intikamını alan Kolağası Çerkes Hasan Paşa ya yanık türküler söylenmiştir.
Abdulaziz Hanımızın katlinden mesul olanların tamamının cezalanması için daha sonra 1881 de Sultan Abdulhamid Han tarafından Yıldız Mahkemeleri kurulmuş ve başta Mithad Paşa olmak üzere mücrimler belli olmuş ve cezalandırılmışlardır.
Ama biz şimdi daha evveline bakalım.
Şimdi Sultan Aziz hal ve katledildikten sonra tahta V.Murad ın çıktığını belirtmiştik.
Yalnız çok enteresan bir şey olur;
İngilizlerin ve yerli iş birlikçilerinin büyük bir hevesle,
bin bir uğraş ve halife kanı dökerek tahta oturttukları Sultan 5.Murad akıl hastası olmuştur.
Üç aydan fazla tahtta kalamaz,
Hekimlerin ve Şeyhül islam ın verdiği fetva ile tahttan aşağı indirilir.
E taht boşta kalamayacağına göre Osmanoğlu Hanedanından veliaht şehzade kim ise o çıkacaktır.
Teamüller ve Devlet Hiyerarşisi bunu lüzum etmektedir.
Ama o veliaht şehzade Hem İngilizleri hem de onların uşaklıklarını yapan Mason çevrelerin başta o an Şuray ı Devlet Reisi olan Mithad Paşaların hiç anlaşamayacağı bir Osmanoğlu idi..
O da V.Murad Hanın kardeşi yine 1.Abdulmecidoğlu 2.Abdulhamid Han idi.
Mithad paşa yeni bir Abdulaziz Han faciası yaşamak istemediğinden,
İngilizlerin istediği gibi Osmanlı Devletinin idare olması için oturup adeta Veliaht Şehzade ve Tahtın ilk adayı 1.Abdulhamid ile bir pazarlık yaptı.
Buna göre Abdulhamid Han ın tahta oturduktan sonra Meşrutiyeti ilan edip Osmanlı Mebusan Meclisini oluşturmalarına izin verecekti.
Devleti de bu meclis ve onun içinden çıkacak Heyeti Vükela 
( Hükümet ) yönetecekti...
Padişah sembolik olacaktı.
Abdulhamid bunu kabul etti.
Yoksa Masonların yeni darbe teşebbüsleri devam  edecek ve tahta da kimin geçeceği belirsiz olacaktı.
Sultan 2.Abdulhamid Han 34.Osmanlı Padişahı ve Müslümanların 113. Halifesi olarak tahta oturur.
Mithad Paşa nın istediği gibi ülke yönetilmeye başlar.
Yalnız Abdulhamid Han bir işin peşini bırakacağa hiç benzememektedir.
Çerkes Hasan Paşa nın sözleri herkesin kulağındadır.Padişahın amcasının katilleri için bir Yıldız Tahkikat komisyonu oluşturmak ve gerçek mücrimleri muhakeme etme çabalarını bilen Sadrazam ve Osmanlı Devletinin o anki tek otoritesi olan Mithad Paşa hem İngilizlerin isteğini yerine getirmek hem de Padişahın bu çabalarını boşa çıkarmak için Rusya ya savaş ilan etti.
Zaten İngiliz ekolünde ve emrinde olan Mithad Paşa da tıpkı kendinden önce Devlet Sadaretinde bulunmuş ve İngilizlerin adeta emir eri gibi çalışmış yine kendisi gibi Mason olan Koca Mustafa Reşit Paşa gibi Rusya ile savaş istiyordu.
Bu şartlar altında 93 Harbi 1877 Nisan ayında başladı.
Türk tarihinin en ağır mağlubiyetlerinden biri olan Osmanlı-Rus Harbi 13 ay gibi kısa bir süre içerisinde Rusların Yeşilköy önlerine kadar gelmesi ile 1878in Mayıs ayında son bulmuş ve Ayastefanos antlaşması imzalanmıştı.
13 ay evvel Osmanlı Devletinin hudutları Tuna Nehrinde iken Ayastefanos antlaşmasını imzaladığımız yer bugünkü Bakırköy deki Gelik Lokantasının üst katı idi.
Yine Şark Cephesinde ise Ruslar Erzurum daki Tabyalarımıza kadar gelip dayanmıştı.
Tarihimizin en büyük toprak kaybı ya da kayıplarından biri idi bu 93 Türk-Rus Harbi.
Ülkemiz bu savaşa sebepsiz yere ve tamamen Mithad Paşaların kaprisleri ve gerçek suçlarını örtmek için girdiğimiz beyhude bir savaş idi.
Tıpkı aynı ekolden geldiği Koca Mustafa Reşit Paşa nın 1853 yılında yine İngilizlerin ali menfaatleri ve emri gereği Kırım da Ruslarla savaşa sokması gibi Mithad Paşa da 93 Harbi diye bildiğimiz Osmanlı Rus Savaşını başlatmıştı.
Biz bu svaşa girmeyebilirdik.
Fakat buna o esna da buna yani Mİthad Paşa nın idaresinde ve yarısını gayri milli ( gayri müslim ) lerden müteşekkil Osmanlı Meclisi Mebusanına dur diyecek kimse yoktu.
Evet Sultan 1.Abdulhamid Han savaşı adeta Yıldız Sarayının penceresinden seyretmek zorunda kalmıştır.
Çünkü tüm yeki Mithad Paşa Sadaretinde ve Meclisinde idi.
Tam bir bozgunla biten savaştan sonra düşman  İstanbul kapılarına dayanmıştı
Daha sonra Rusya nın son Çarı olacak olan o zaman ki Rus Cephe komutanı ve mevcut Çar ın kardeşi Grandük Nikola Yeşilköy de(bugünkü Galeria nın önünden)ağabeyi Çar Alexandra çektiği telgrafta '' Abdulhamid in Sarayının ışıklarını görüyorum '' demişti.
İşte tüm bu hezimetleri ve Devletin uçurumun kenarına yuvarlandığını gören Sultan Abdulhamid Han Kanuni Esasi nin yani Meşruti Anayasanın kendisine verdiği yetkiye istinaden Meclisi Mebusanı tatil etmiş Mithad Paşayı azletmiş ve idareyi gerçek manada eline almıştır.
Abdulhamid Han a yapılan en büyük iftiralardan biri olan ve 
'' ülkeyi 33 sene İstibdatla yönetti '' iddiası buradan başlar işte.
Cennetmekan Han ilk iş olarak mevcut Ayastefanos antlaşmasını tanımayıp İngilizlere Kıbrıs ı üs olarak verip desteğini alıp Berlin de bir konferans tertip ettirdi. Burada yapılan Berlin Antlaşması ile bir kaç ay evvel Ayastefanos da Ruslara ve Balkanlarda ki nüfuz alanlarına kaptırılan topraklarının dörtte üçünü kurtarmıştır.
Yani sadece Kıbrıs ı askeri üs olarak İngilizlere vermek kaydı ile ( Bugün İncirlik in ABD de olması gibi ) yüzbinlerce km2 lik toprağını kurtarmıştı.
Daha sonra tüm idareyi de eline alan 34 .Osmanlı Sultanı Abdulhamid Han ülkeyi 27 Nisan 1909 a kadar tam bir başarı ile yönetmiş ve asla toprak kaybına izin vermemiştir.
Mevzu Abdulhamid Han dönemi olmadığı için detaya  girmeyeceğim ancak Abdulhamid Han ın Tahta oturması da,33 yıl ülkemizi başarı ile idaresi de Mevlanın çok büyük bir lütfü olmuştur.
Zira V.Murad ın tahtta aklını yitirmesi olmasa acaba Osmanlı Devleti 19.asrın sonunu görebilir miydi ben şahsen şüpheliyim.
Tüm bunlara vesile İngiliz destekli 30 Mayıs 1876 daki Abdulaziz Hanın hal ve katledilmek sureti ile yapılan askeri darbedir.
Hani geçtiğimiz yıl plastik suratlı bir belediye başkanı diyordu ya 143 yıllık demokrasi mücadelemiz diye 
( şimdi 144 yıl oldu ) 
işte o mücadele aslında Demokrasi değil meşru iktidarlarımıza karşı yapılmış 
''Darbe ve Darbe Teşebbüslerinin'' tarihidir.
Serasker Hüseyin Avni Paşa nın meşru halifeye biçak çekmesi ile başlayan askeri darbe silsilesi 15 Temmuz 2016 ya kadar devam etmiştir.
'' Ne Demokrasi Tarihi Mücadelesi?
Darbeler Tarihi diyin.'' 
Şayet Mayıs 1876 Darbesinin sebebini ya da 31 Mart 1909 Darbesinin sebebini anlamazsak 15 Temmuz u da 27 Mayıs ı da 12 Eylül ü de anlayamayız.
1853 yılında Kırım Harbini Sadrazam Koca Reşit Paşa nın Rusya ya neden Harp ilan ettiğini anlamazsak
 ''24 Kasım 2015 de Rus Uçağının düşürülme emrini ben verdim '' 
diyen Ahmet Davutoğlu nuda anlayamayız
Ya da Karadağ da bir kasabayı vermeyip yüzbinlerce km2 vatan toprağını Ruslara kaptıran Mason Sadrazam Mithad Paşa yı da anlayamayız.
“Tarih'i tekerrür diye ta'rif ediyorlar, Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi ?
Beyitini unutmamalıyız merhum Akif in...
Tarihimiz günümüze ışık tutmalıdır.
Dersler ibretler çıkarmalıyız.
Bu vesile ile mazlum mağdur ve şehit padişahımız halifemiz Abdulaziz Han efendimizi rahmet ve ihtiramla yad ediyorum.
Selam Hudaya tabi olanlaradır.

Güncelleme Tarihi: 02 Haziran 2020, 11:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5