Erdoğan görüşmesinin ardından Bahçeli'den flaş EYT açıklaması!

MHP Lideri Devlet Bahçeli, EYT tartışmalarına ilişkin "Cumhurbaşkanı'nın son konuşmasındaki değerlendirme bizim için de genel kabul gören bir değerlendirmedir" dedi.

Erdoğan görüşmesinin ardından Bahçeli'den flaş EYT açıklaması!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili bir soruya ''Hükümetin tavrını destekliyoruz'' dedi.

Bahçeli: "(EYT) Cumhurbaşkanı'nın son konuşmasındaki değerlendirme bizim için de genel kabul gören bir değerlendirmedir" ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Metin Karaca
Metin Karaca - 4 hafta Önce

İki kere iki: Seçimin kazananları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş değildir. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin kazananları Kadir Topbaş ve Melih Gökçek’tir. Seçimin gerçek kaybedenleri ise 7 Haziran 2015 seçimlerinde Ak Parti iktidarının oy kaybetmesinin sorumlusu kimler ise 31 Mart 2019 seçimlerinde Ak Parti iktidarının oy kaybetmesinin ilk sorumlusu onlardır. 25 kuruşluk poşet yasasını seçim sonrasında gündeme getirmek yerine seçim öncesinde İstanbul ve Ankara’nın varoşlarına bomba gibi bırakan, EYT meselesinin üstünü örten, 3600 Ek Gösterge'nin seçim sonrasına kalmasını talep eden “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” koltuk düşkünü bürokratları da sorumlu tutabiliriz.


Üç kısa adam bir uzun adam eder mi?

Psikolog Hüseyin Kaçın

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına yani Ak Parti adına televizyonlarda her akşam konuşan boy boy siyaset sosyologları, uluslararası siyaset uzmanları, bağıran çağıran köşe yazarları, milletvekili adayı olmuş ama milletvekili olamamış kanal kanal gezen bürokrat eskisi yazarları var. Sanal alemde olur olmaz konuşan gazeteci, yapımcı, sunucu her derde deva toplum mühendisleri de var ama politik psikolojisi konusunda yetkin Siyaset Psikologları yok. Bu seçimlerden sonra özellikle A Haber yada yandaş medya denilerek ötekileştirilen tüm televizyon kanalları baştan aşağı yeniden yapılandırılmalıdır. Yazarlarını, çizerlerini, spikerlerini gözden geçirmelidir. Ak Parti adına olur olmaz kişiler konuşmamalı yada konuşturulmamalıdır. Toplumsal sorunların çözümü söz konusu olduğunda siyaset asla ve asla sadece tek başına yeterli değildir. Siyaset adamlarınızın olması başarı için yetmez bir o kadar da kültür, sanat ve bilim adamlarınızın yetkinliği toplumu dönüştürmek için olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Sağlık ve ekonomi alanındaki projeler; eğitim ve aile alanındaki projelerle desteklenmediği takdirde kalıcı başarılara erişmek mümkün olmayacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bürokratlarının toplumun içine aileyi yıkmak için özenle yerleştirilmiş “Bilimsel Dinamit” projesi olan “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi” yeniden gözden geçirilmelidir. Kadın ve Demokrasi Derneği’nin (KADEM) çalışmaları fayda mıdır zarar mıdır gözden geçirilmelidir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Kademci kadınlar tarafından kuşatılmamalıdır. Emine Erdoğan tarafından seçim öncesi atılan tweet’te bulanan “Bilimsel Dinamit”, nötr cinsiyet kavramıdır. Ne demektir nötr cinsiyet? Almanya, 2013’de çıkarılan bir yasayla iki cinsiyetin özelliklerini de taşıyan bebekleri kadın ya da erkek yerine üçüncü cins olarak kaydeden ya da cinsiyetini belirlememeyi kabul eden ilk Avrupa ülkesi oldu.


Alman pasaportlarına da, M ve F harfleriyle ifade edilen erkek ve kadın kategorilerinin yanısıra, interseks bireyleri ifade eden X harfi eklendi. İlk defa Fransa'da bir mahkeme, daha önce erkek olan bir Fransız vatandaşının kimliğindeki "cinsiyeti" hanesine, "nötr cinsiyet" ibaresini kullanabilmesine karar verdi. Tours şehrindeki idari mahkemeye başvuran 64 yaşındaki Fransa vatandaşı, her iki cinsiyete ait organlar ile doğduğunu, bir "mikropenis"e sahip olduğu için kimlik kartına "erkek" yazıldığını söyledi. Hayatının hiç bir bölümünde kendisini bir erkek gibi hissetmediğini, sakalının çıkmadığını ve kaslarının gelişemediğini söyleyen 64 yaşındaki Fransız vatandaşı, aynı zamanda kendisini bir kadın olarak da hissetmediğini dile getirerek mahkemeye başvurduğunu ifade etti. Mahkemeden kimlik kartındaki "cinsiyet" hanesine "nötr cinsiyet" yazılması için müracaat eden 64 yaşındaki vatandaşa hak veren hakim mahkeme kararını Tours şehrinin nüfus idaresine gönderdi.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki Al Nur ve Linwood camilerinde 50 masum insanı katleden, 50’sini de yaralayan terörist Brenton Tarrant, “cinsiyet, ırk gibi farklılıklara karşı nötr yetiştirilmiş” değildir. Çocuk psikolojisi söz konusu olduğunda öncelikle ailelerimizde ve sonrasında sadece devletin eğitim kurumlarında değil vatandaş olarak içine girdiğimiz çıktığımız devletin her kurumunda “Medeniyet Bilinci” olmadığı takdirde Haçlı Seferleri kılık değiştirmiş şekilde kültürel ve sözde bilimsel teoriler adı altında Anadolu’muzu yeniden kuşatacaktır. Haçlı Seferleri ya da Haçlı Akınları, 1096-1272 yılları arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papa'nın talebi ve çeşitli vaatleri üzerine, genellikle Müslümanların elindeki Orta Doğu toprakları üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri akınlar bütünüdür.

Kılıçla yapamadıklarını kalemle başarmak üzereler… Şam kuşatılmıştır. Bağdat kuşatılmıştır. Hedef İstanbul’dur. Hedef Kudüs’tür.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu seçimlerden sonra bize sorarsanız biraz da espri olması bakımından boyu boyuna uygun karizması olan yetişmiş ve yetkin adamları seçerek yanında bulundurmalıdır. Bu seçimlerde kayıplar yaşandı ise bu biraz da karizması olmayan kısa boylu siyasetçilerin siyaset dünyasında çok yetkilendirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

İki kere iki: Seçimin kazananları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş değildir. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin kazananları Kadir Topbaş ve Melih Gökçek’tir. Seçimin gerçek kaybedenleri ise 7 Haziran 2015 seçimlerinde Ak Parti iktidarının oy kaybetmesinin sorumlusu kimler ise 31 Mart 2019 seçimlerinde Ak Parti iktidarının oy kaybetmesinin ilk sorumlusu onlardır. 25 kuruşluk poşet yasasını seçim sonrasında gündeme getirmek yerine seçim öncesinde İstanbul ve Ankara’nın varoşlarına bomba gibi bırakan, EYT meselesinin üstünü örten, 3600 Ek Gösterge'nin seçim sonrasına kalmasını talep eden “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” koltuk düşkünü bürokratları da sorumlu tutabiliriz.

Sözlerimizi yeniden toparlarken bir daha bir daha dile getirmemiz gereken konu: Her akşam televizyonlarda boy gösteren köşe yazarları, milletvekili aday adayı olmuş koltuk ve makam peşinde koşanlar, sanal alemde olur olmaz konuşan gazeteci - yapımcı - sunucu her derde deva toplum mühendisleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti'nin fikir ve görüşlerini savunuyormuş gibi yaparak, olur olmaz görüşler paylaşıp vatan ve millet davasında onulmaz yaralar açmaktadırlar. Bu yalaka ve dalkavuklara televizyon kanallarında daha fazla yer verilmemelidir.

Cumhurbaşkanımızın etrafı işlevselliği olmayan, eski görevlerinden uzaklaştırıldıkları için forslu kartvizit taşımak amacıyla sözde danışmanlık görevine getirilen fikri ve akadamik derinlik ve vizyon taşımayan, sözde danışmanlar ordusundan temizlenmelidir. Bu sözde danışmanlar ordusunun arasında gıda, sağlık, ekonomi gibi birçok alanda danışmanı olan Cumhurbaşkanımızın siyaset ve toplum psikolojisi konusunda yetkin "Siyaset Psikoloğu" danışmanı maalesef yoktur. Cumhurbaşkanı bu seçimlerden sonra uzun adamlığına yani boyu boyuna uygun, karizması olan ve kriz yönetebilme yeteneğine sahip yetişmiş ve yetkin adamları seçerek yanında bulundurmalıdır. Bu seçimlerde yaşanan kayıplar uzun adamın gölgesinde yıllardır soluklanan ve saklanan akılları gibi boyları da kısa siyasetçilerin Ak partide çok yetkilendirilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.

Ak Partinin seçim başarıları tarihinde iki seçimde başarı düşmüşse bunun sebebi üç kısa adam bir uzun adam etmemiştir belki de ondandır. O üç kısa adam her kim ise...

"Ormana gezmeye gittiğinizde etrafı dikkatle dinlerseniz, Gargamel’in (Fetullah Gülen) çığlıklarını duyabilirsiniz ve iyi bir çocuk olursanız, belki Şirinleri bile görebilirsiniz…"

Şirinler Ülkesi Türkiye’miz Haçlı Seferleri tarafından kuşatılmak üzere iken Gargamel’den bizi kurtaracak olan Şirin Baba’mıza yardım etmek tüm Şirinlerin birlik ve beraberlik içerisinde çalışmasına bağlı olsa gerek.
https://www.habervakti.com/uc-kisa-adam-bir-uzun-adam-eder-mi-makale,1307.html

Murat S
Murat S - 3 hafta Önce

“Erdoğan EYT için söylediğinin tam tersini yaparsa şaşırmam”
Ekonomist Uğur Civelek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın EYT’nin taleplerini karşılama konusunda söylediği “Seçim kaybetsek de yokum” sözünü değerlendirirken, “Taktik bir söylem. Birkaç ay sonra tam tersini yaptığını görürsem şaşırmam” dedi.

Dünya gazetesi ekonomi yazarı Uğur Civelek, Ulusal Kanal’da yayınlanan “Halkın Ekonomisi” programında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT) taleplerini karşılama konusunda söylediği “Seçim kaybetsek de yokum” sözünü de değerlendirdi.

Civelek, 2020 bütçesinin, çalışanları da, iş dünyasını da dış dünyayı da memnun etmediğini, bu sebeple de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış dünyaya mesaj vermek istediğini ancak bu mesajın, ayakları yere basmayan bir mesaj olduğunu ileri sürdü.

Uğur Civelek, şunları söyledi:

“Taktik bir söylem. Birkaç ay sonra tam tersini yaptığını görürsem şaşırmam. Neden? Bir yıl geçti üzerinden; 2018 başkanlık seçimi öncesinde de 2 ikramiye konusu… Daha önceden konuşulmuş olsa, kesinlikle karşı olduğunu söylerdi. Ne oldu? 2020’de bol bol seçim konuşacağız. O söylediğinin tam aksi şeyler, 2020 içinde gündeme gelebilir. Öyle şeyler yaşanabilir, köprünün altından öyle sular akabilir ki, her şey değişebilir.

Şu anki sıkıntıyı anlatayım: Erdoğan, birilerine mesaj vermeye çalışıyor; ama bu mesajın adresi şaşıyor. Şimdi EYT’nin durumu… EYT, sayısal olarak artıyor mu, azalıyor mu? Bunlar, zaman içinde azalacak bir grup olsa, “Tamam, siyaseten önemsizleşecektir” dersiniz, bu tavrınızı korursunuz; ama sayısal olarak artacak bir grupsa, bu tavrınızı koruyamazsınız.

1,5 yıldır biz, EYT’yi konuşuyoruz. Bu 1,5 yıl zarfında, yaş haddinden emekli olamayanların bir kısmı emekli olmuş olabilir; çünkü bunlar, prim ödeme süresini doldurdu, yaş haddi nedeniyle emekli olamıyordu. Bu 1,5 yıl içinde belki %5’i, %10’u emekli olmuş olabilir. Rakam küçüldü mü? Hayır. Çok daha fazlası katıldı buna. Yenileri katılıyor, sayı büyüyor. Bu yüzden siyaseten, bugün söylenenin tam zıddı konuşulabilir. Birincisi bu…

Bu EYT konusu, iç siyasette iktidar olanı yıpratıcı bir konu. Demek ki Erdoğan, bu sözü iç siyaset açısından söylemiyor. Bu mesaj, bütçe çalışmalarına destek vermek için söylenmiş. O bütçe çalışmaları ki, ücretlilerin hedefinde, iş dünyasının hedefinde, dış dünya da artık gelişen ekonomilere eskisi gibi güvenemiyor. Onun için Erdoğan’ın dışarıya verdiği mesaj, ayakları yere basmayan bir mesaj.

Şimdi bakıyorum, yeni vergiler tasarlıyorlar. Alamazlar; kayıt dışılık patlar. Türkiye’de bütçe açığını aşağıya çekmek istiyorsanız, harcamaları kısmanız lâzım. Bu, Erdoğan’ın siyasî intiharı demek. Harcamaları kısması gerekirken, “Yeni harcamaya hayır” diyor; EYT konusu bu… Yaptıklarını abartıyor. Hayır, daha harcama kısması lâzım; ama harcamaları bu şekilde kısarsa, bütçe açığını küçültecek. Dar açıdan bakıyor. Hayır. Kamu harcamasını kıstığı an, Türkiye bunalıma gire. Nasıl? E özel sektör yatırım yapmıyor, içeride zorunlu ihtiyaç dışında tüketim zayıflıyor. E kamu da yatırımları kısar, yatırım falan yapmazsa, bu ekonomi yüzde üçer beşer oranında küçülür, sistem çöküşe geçer. Yani kamunun harcama kısması, çöküşü hızlandıracak bir durum. E ensemizde bu varken bütçe açığını küçültme şansımız var mı? Hayır, yok. Nasıl ki yaptırımları ötelemek için bir hafta, bir ay bir şey yapıyorsun, bauda da yabancıların Türkiye’den kaçışını ötelemek için bir şey yapıyorsun. Onların duymak istediği şeyi söylüyorsun; ama burada bir sorun çözmüyorsun. Sorunu ağırlaştırıyorsun. Patlayacak hale getiriyorsun. 2020 bütçesinde ne iş dünyasını, ne çalışanları, ne muhalefeti, hiç kimseyi memnun edemeyecek bir bütçe çıkacak. Kara delik olacak. Bütçe açığı, yeni rekorlara koşacak. Son 15 yılın rekorlarına… İçerideki uzlaşmazlıklar açığa çıkacak. Meclis aritmetiğindeki değişikliği önlemek olanaksızlaşacak. Türkiye, 2020’de hep siyaset konuşacak; çünkü insanlar, haksızlıklarını gidermek için siyaset yapmak zorunda kalacaklar. Herkes de birtakım o haksızlıklardan mağdur olacak ve siyasîlerin de gücü, bunların dozunu azaltmaya yetmeyecek.

Vergi oranlarında yükselişler var. Gelir dağılımı bozulmuş. İnsanlar, “Üstümüzdeki vergi yükünü azaltın” diye çığlık atıyor, Tam tersine, “Onu azaltamayız, yüksek gelirlilerden daha çok almak zorundayız” deniliyor. Zamlar geliyor. Yani sorunlarımızı ağırlaştırdık, saldık çayıra; o sorunlar, bizim geleceğimizi yok ediyor.”

SIRADAKİ HABER

banner5