İmamoğlu Belediye reisi oldu, rejim aynen devam!

İstanbul seçimlerinin tanımlanmasının ardından toplumda yankıları devam ediyor...

İmamoğlu Belediye reisi oldu, rejim aynen devam!

İstanbul yerel seçimlerinin sonuçları açıklandı ve Ekrem İmamoğlu %54’ün üzerinde oy alarak seçimi kazanmış oldu. Bu galibiyet ne anlama geliyor, ne anlama ise gelmiyor, bunu süreç içinde analiz edeceğim elbette. Ancak, yine negatif veya pesimist olarak nitelenmek riskini göze alarak bazı ön analizler yapayım.

İlk olarak ben bu sonuçlar sonrasında rejimin önemli avantajlar elde ettiğini görüyorum. Bunlardan birincisi, Türkiye’de CHP-İYİ Parti ve diğer ufak ortaklarının gazı alınarak, Türkiye’de demokrasi işliyormuş izleniminin başarıyla yaratılmış olmasıdır. İkinci önemli kazanım, dünya kamuoyuna aynı doğrultuda bir done sağlanarak, Türkiye’de seçimsel (elektoral) düzeyde demokrasinin halen var olduğu algısının oluşturulmasıdır. Bu iki kazanım o kadar önemli ki, İstanbul’da seçimleri kaybetme fiyatı bile ödenebilir. Nitekim öyle oldu. İzah edeyim.

Bu hipotezimin ana varsayımı, rejimin Erdoğan ve AK Parti’den ibaret olmadığıdır. Yani Erdoğan rejimin ortağıdır, ama sahibi değildir. Erdoğan’ın yakın dönemde gittikçe artan sertliklerde darbe aldığını ve yıprandığını cümle âlem biliyor, yazıp-çiziyor. Ekonomik çöküntü ile ilintili sorunlar (yüksek enflasyon, artan fakirleşme ve işsizlik, özel sektörün döviz cinsi borçlanmasının sarsıcı maliyetleri, kamu sektöründeki döviz borcu faizlerinin bile ödenemeyecek seviyelere fırlaması, ana sektörlerin durması ve gerilemesi, dış ticaret açığının ve bütçe açığı mevzuunun kronikleşmesi gibi onlarca sorun!) Erdoğan’ı eritiyor. Bunun yanında güvenlik ve dış politika alanlarındaki sıkıntılar, özellikle S-400 meselesiyle açığa çıkan kriz de var. Tüm bunlar, rejimin vitrininde bir değişikliği daha da olası hale getiriyor. İstanbul seçimleri sonrasında, İmamoğlu rejimin yedek kulübesindeki oyuna girmesi en olası oyuncu konumuna yükselmiş oldu. Yani Erdoğan sonrası dönemde lider figürü İmamoğlu olabilir. Bu başta sevindirici gelebilse de, derinlemesine düşünüldüğünde İmamoğlu’nun Erdoğan’dan farkının çok satıhta kaldığı görülecektir. Bu İmamoğlu’nun karakteriyle alakalı bir durum değil. Rejimin reel politik parametreleri ile alakalı bir gerçeklik. İmamoğlu da partisi CHP de tıpkı Erdoğan ve AK Parti gibi rejimin diskurunu kabul ediyor. 15 Temmuz sonrasında oluşturulan yeni Türkiye’nin rejimi anayasasız bir vesayet rejimi. Bu rejimin 15 Temmuz sonrası etkin gücü Avrasyacı-Ergenekoncu derin devlet. Bu güç TSK’da gerçekleştirdiği geniş çaplı tasfiye operasyonu sonrasında, Türkiye devletinin sahibi konumundaki orduyu ele geçirdi. Bu yeknesak bir yapı olmamasına karşın, ortak noktası ABD-NATO-Batı karşıtlığına dayanan ve Rusya-Avrasya eksenine yönelmeyi seçen figürlerden oluşması! Erdoğan ve AK Parti 17 Aralık sonrasında bu hizbin dış ve güvenlik politikalarını yönlendirmesini kabullendi. Dahası içeride Kürtlerle yürütülen “Çözüm Sürecini” sonlandırmayı da kabul etti. Pazarlık buydu. Böylece Erdoğan başta – vitrinde – kalma olanağına kavuştu ve Yüce Divan’dan kurtulmuş oldu. CHP bunlar olurken yaşanan demokratik hukuk devletinin yerle bir edilmesini sineye çekti. Çünkü CHP’deki çoğunluk derin devletin görüşlerine yakın görüşleri zaten savunmaktaydı. AB demokratikleşme sürecini “verilen tavizler” olarak algılayan “aslan sosyal demokratlar” (!) 17 Aralık’tan 15 Temmuz’a dek yaşanan hukuk devletindeki erimeyi severek ve isteyerek kabullendi. Böylece yeniş vesayet rejimi tarafından “iktidara getirebilinirliği tescillenmiş” oldu.

İmamoğlu bu CHP’nin adayı! Yani Erdoğan gittikten sonra rejimin vitrine getirme ihtimali en yüksek olan yedek oyuncu. Böyle bir değişim olursa, yani bir sabah Erdoğan’ın gittiği bir güne uyanırsak ve İmamoğlu bu sürecin sonunda başkan olursa, rejim kredibilitesini arttıracak. Yeni bir sayfa açıp İMF de dâhil yeni bir Kemal Derviş dönemine girilebilecek, böylece oyun yeniden başlayacak. Tıpkı 2000’lerin başında olduğu gibi, bir şekilden demokratikleşme ve 1982 sonrasında olduğu gibi, on yıldan fazla süren bir “normalleşme” süreci! Bence hiç de fena bir şey olmaz bu bugünkü rejim için! Ya sizce? Bu arada derin yapı ufak al-ver ilişkileriyle NATO’dan kopmamayı ve yeniden dış ve güvenlik politikalarında Batı yönelimine girmeyi ödün olarak da verirse, Batı Ortadoğulu Türkiye’nin insan hakları ihlallerine uzunca bir süre daha göz yumabilir. Tıpkı Soğuk Savaş’ta olduğu gibi, şeklen bugünkünden daha iyi bir nizam olacağından, buna bugün takibata alınan ve zulme uğratılan milyonlar bile alkış tutabilir. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek zira siyasetin en eski numaralarındandır. Erdoğan sonrası İmamoğlu dönemi, herkesin gazını alacaktır. Daha ilk günden öyle oldu nitekim. HDP’li Ermeni milletvekili Garo Paylan bile “Tek adam rejimi çöktü!” diye tweet attı! Şaka yapmıyorum, gülmeyin! Memleketin algısı bu yönde! Halay çekmeye meraklı duygusal bir halkız. Bu nedenle kuru-sade analizler pesimizmle suçlanmanıza neden oluyor. Ben yine de bunları umursamıyorum. Çünkü görevim moral koçluğu yapmak değil. İşim bu değil! Hem bunu yapan bir sürü insan var. Ama insanların duru siyasi analizler duymaya da ihtiyaçları yok mu? Çocuklarının, eşlerinin, anne babalarının bile hakları gasp edilen yüz binler, İstanbul belediye başkanı olarak ikinci kez seçilen ve rejimin dilini diskurunu kullanan bir siyasetçinin Türkiye’de hukuk devletini geri getirmeyeceği gerçeğini duymak zorunda!

Yaşasın Türkiye demokrasisi yorumlarının ayakları yere basmıyor ve bu bir algı operasyonu! Rejim dünyaya “Türkiye’de demokrasi var!” mesajı vermiş oldu. Bu sayede harika bir propaganda şansı yakalamış oldu. Diktatörlük devam ederken bir belediye başkanlığı üzerinden toplumun gazı harika bir şekilde alınmış oldu. CHP-HDP işbirliği de erken vadede bitirildi bu sayede. Dâhiyane bir taktik! Bu arada tabi ilk seçimlerden bu yana İstanbul’da yaptıkları tüm alengirli işlerin üstünü kapatmak için genişçe bir zamanları oldu. Yani kendilerini temize çıkarmış oldular, izlerinin üzerini güzelce kapattılar! Bu “demokrasi var ya işte!” türü promosyon, rejime harika bir yakıt olacak.

Rejim şu an için Erdoğan sonrası için hangi karta oynayacağını da iyice netleştirmiş oldu. Rejim kendisini tartışmasız kabul eden CHP’den bir potansiyel başkan adayı çıkartarak, kendisini daha da konsolide etti. İmamoğlu belediye reisi oldu, rejim aynen devam! Hala demokrasi geldiğine inananlar sanırım sobaya dokunmadan öğrenemeyenler!

Güncelleme Tarihi: 25 Haziran 2019, 17:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5