İslam güçleniyor, Fransa diken üstünde!

Sömürgeci geçmişe sahip Fransa’da, Müslümanların siyasette, ekonomide, sanatta ve sporda var olmak istemesi ve özellikle Afrika Müslümanlarının Türkiye’ye olan ilgisi ve gönül bağı sonrası panikleyen Fransa’da, Müslümanlara yönelik getirilen yasaklar, neredeyse tüm siyasi fraksiyonlar tarafından, ağız birliği yapılmış gibi destek buldu. Müslümanlara yapılan bu ayrımcılık, Fransa’nın Müslümanların güçlenmesi ve söz sahibi olmak istemesi ile nasıl paniklediğini gözler önüne serdi.

İslam güçleniyor, Fransa diken üstünde!

Fransa’da sürekli gündemde tutulan “radikal İslam” ya da “İslam’ın radikalleşmesi” olarak ifade edilen kavramlar birer politik manivela haline getirildi. Seçimlerde halkın oyunu almak için projeler sunulması, vaatlerin izah edilmesi yerine İslam’la ilgili çoğu zaman gerçeği yansıtmayan ve entelektüel taifesinin analizleri üzerine bina edilen fikirlerin öne çıkarılması, artık herkesçe kanıksanan bir durum haline geldi. Ağır ithamların, suçlamaların ve genellemelerin tahammül sınırlarını zorladığı bir eşiğe doğru ilerlediğimiz şu günlerde, Fransa’da birilerinin adeta Müslümanlar üzerinde huzuru bozma yönünde gayret içerisinde olduğu aşikâr.

Müslümanların yaşam haklarına kısıtlama

Sömürgeci geçmişe sahip Fransa’da, eski paradigma efendi-köle ilişkisi üzerine kuruluydu. Efendisi “lütfundan” kölesinin dini yaşantısına karışmazdı. Fakat gelinen noktada, 2020’de mevcut sosyo-politik ortam XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşanandan farklıdır. Afrika Müslümanları başta olmak üzere, Fransa’nın yerli Müslümanları da dini hayatlarında özgürlük talebinde bulunuyorlar; Müslüman kimlikleriyle siyasette, ekonomide, sanatta ve sporda var olmak istiyorlar. Fakat milliyetçiler, solcular ve dinciler buna karşı çıkarak onların yaşam alanlarını daraltmayı tercih ediyorlar. Karma okula ve havuzlara itiraz, başörtüsüne tepki, kadınları adeta eve kapatma ve sosyal hayattan tamamen öteleme, önemli mevkilere Müslümanların gelmesini engelleme gibi bir dizi uygulamaya, neredeyse tüm siyasi fraksiyonlar, ağız birliği yapmış gibi destek oluyorlar. Buna gerekçe olarak da Fransa’nın sağladığı özgürlük ortamından “radikal” unsurların da faydalanarak kendi etki alanlarını genişlettikleri fikrini öne sürüyorlar.

Son tahlilde, yazılı ve görsel basında, internetteki forumlarda yaşanan ve “radikal İslam”, “İslam terörü” gibi ifadelerin etkin bir biçimde kullanıldığı tartışmalar, Fransız toplumunda iz bırakmış görünüyor. Öyle ki her bir terör saldırısında intikam duygusuyla camilere ve ibadethanelere saldırılar düzenleniyor ya da din adamlarına yönelik sınırdışı etme işlemleri gerçekleştiriliyor. Bu durum, henüz entelektüeller arasında “radikal” kelimesinin ne anlama geldiği konusunda dahi bir mutabakat sağlanamamışken, coşturulan yığınların eylemlerinin referans kaynağı olarak bir Ortaçağ zihniyetinin geri geldiği izlenimini doğuruyor.

Öte yandan; Fransa’daki yerli Müslüman varlığının devlet nezdinde var olma isteminin yanı sıra, özellikle Malili, Senegalli, Fildişi Sahilli, Nijerli, Çadlı Müslümanların Türkiye’ye olan ilgisi ve gönül bağı da Fransa’yı aşırı derecede rahatsız ediyor. Bu durum Fransız siyasiler tarafından “Fransa için büyük tehlike” yorumlarına yol açarken, Fransa’nın Müslümanların güçlenmesi ve söz sahibi olmak istemesi ile nasıl paniklediğini gözler önüne serdi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
tugo
tugo - 3 hafta Önce

...20 yıl sonra Fransa'nın çoğunluğunu müslümanlar teşkil edecek...sabır...

SIRADAKİ HABER

banner5