banner29

Koronavirüs çağrısı: 'İnsanı kaybedersen sistemi de kaybedersin'

Habervakti.com'a gelen ve tavsiye niteliği taşıyan okuyucu mektubunda genel olarak 'İnsan kaybedilirse sistem de kaybedilir, hükümetin masaya yumruğunu vurması gerektiği' vurgulandı.

Gündem 30.03.2020, 20:20 30.03.2020, 21:34
Koronavirüs çağrısı: 'İnsanı kaybedersen sistemi de kaybedersin'

Çin'den başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını dünya ekonomisini olduğu gibi Türk ekonomisini de derinden etkilemeye devam ediyor. Hükümetin ekonomik sıkıntılarla ilgili radikal kararlar alıp masaya yumruğu vurması gerektiği yönündeki çağrıları da arttı.

İşte habervakti.com mail adresine gelen mektubun tamamı:

Koronavirüsün ekonomiye olan etkileri tüm dünyayı sararken, aynı zamanda hükümetleri dünya tarihinde olabilecek en ağır sorumluluğun altına soktu.

Vatan toprağını savunma refleksleri ile karşılık verilemeyecek bir düşman var karşımızda. Hiç bir şekilde bağışıklığımız olmadığı için kaçmak ve saklanmaktan başka bir mücadele yöntemi yok.

Kaçıp saklanırken yani evlere kapanırken, virüsle aynı hızda yayılan bir ekonomik çöküntü kendini gösterdi. Tıbbi malzeme ve gıda dışında tüm ticaret durdu. Geride milyonlarca aile ortada kaldı. Bu aileler TÜRK-İŞ tarafından Ocak ayında yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 219.45 TL olarak belirlendi. Yoksuluk sınırı ise 7 bin 229 TL. Açlık ve yoksulluk sınırı ve altında yaşayan milyonlarca aile aynı zamanda kiracı. Kira, elektirik, su, gaz ve banka borçları. Ne yaparsa yapsın tasarruf yapamacağı ve erteleyemeceği gerçek kalemler. Belki beslenme ve diğer alışkanlıklarında tasaruf yapabilir, ancak mecburi ödemelerinden istesede tasarruf edemez.

Ortada büyük bir felekat var. İktidar vatandaştan özverili olmasını ve mücadeleye destek vermesini talep ediyor. Ancak bu bir toprak mücadelesi ve karşımızdada gözle görünür elle tutulur bir düşman ordusu yok ki; vatandaş eline kazma küreği alıp mücadele etsin. Hükümete burada düşen görev Devlet ile Vatandaş arasında hakemlik yapıp, iki tarafı uzlaştırmak. Yani Hükümetin görevni yapması gerekiyor.

Ev sahipleri, Belediyeler, bankalar ve özel şirketler ile kiracı ve tüketicileri karşı karşıya bırakmak yerine, Onları da mücadeleye dahil etmeli.

Nasıl mı?

Mülk sahipleri elde ettiği kira gelirleri ve yaşamlarındaki diğer giderler ile zaten devlete ödeme yapmakta. Devlet kiracının borcunu üstlenerek, mülk sahiplerinin, devlete belediyelere yaptığı ödemeleri buradan mahsup edebilir.  Devlete ve özelleştirilmiş kuruluşlara yapılacak tüm ödemeler hatta trafik cezaları bile mülk sahiplerinin alacağından kesilerek bu kolaylık sağlanabilir.

İkametgahı ve kira kontratı ile birlikte Kaymakamlıklar aracılığı ile devlete durumunu bildiren kiracı bu yükün altından kurtarılabilir. Bununla birlikte sistem dışı kalan vergide sisteme dahil olmuş olur. Kayıp ve kaçağın önüne geçilir. Bu gelecekte daha kontrollü bir sistemin oluşmasını sağlar. Belediyelere yapılacak Su ve Gaz ödemeleride belediye şirketlerinin zaten ödemekte olduğu vergilerinden düşürülerek çözüm bulunabilir.

Daha önce devlete ait ancak şuan özelleştirilmiş olan araç muayene istasyonlarıda dahil olmak üzere elektirik şirketleri kaymakamlıklara beyanda bulunmuş vatandaşların elektiriklerini kesmek yerine borcu yine kendi ödeyecekleri vergiden mahsup edebilirler.

Özel Bankalar ise tüm ödemeleri faizsiz olarak ertelemeli, bunu yapmayan bankaların gelecek dönemde devletin yaptırımları ile karşılaşacağı vurgusu yapılmalıdır. Vatandaşın borcu devlet güvencesi altına alınmalı.

Şuanda sanyii bölgeleri başta olmak üzere bir çok kişi son bir haftadır tefecilerin elinde düşmüş durumda. Bununla ilgili acil bir düzenleme yapılıp tefecilik suçunun cezası geçmiş tarihleride kapsamına alarak ağırlaştırılmalı miladı korona olmamalı, çünkü bu afet durumunda mağduriyetten yararlanılarak yapılan vurgunculuk ve fırsatçılıktır. Savaş durumunda bu tip suçların cezası idama kadar gider.

Böylece devletin üzerine binen yük hafiflediği gibi evdekal çağrısı karşılık bulur.

İnsanı kaybedersek, sistemi kaybederiz.

Madem aynı gemideyiz. Bu geminin batışında birinci sınıf yolcularda dalgalarla mücadeleye destek vermeli. Lüks kamaralarında koltuklarında oturup 3. sınıf yolcuların onlar için fedakarlık yapmasını beklememeli. Çünkü kurtarıcı filikalar 3. sınıf yolcuların kontrolünde. Filikaları denize indirecek ve küreği çekecek olanlar 3. sınıf yolcular.

Gözle görünen bir düşman ve toprak savaşı olmasa da, bu bir felaket. Ve hükümet devlet adına yumruğunu masaya vurmalı. Geleceğini düşünen her iktidarın yapması gerektiği gibi.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?