Libya'da barışın anahtarı Sirte ve Cufra!

Libya’da Türkiye’nin desteklediği Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) 6 Haziran’da başlattığını duyurduğu Sirte operasyonu, ateşkes görüşmeleri için verilen sürenin sonuna gelindi. UMH güçlerinin operasyonun kaldığı yerden devam edebileceğine dair verdiği işaretleri Güvenlik ve Strateji uzmanı Dr. İmbat Muğlu Akit’e değerlendirdi. Dr. Muğlu, “Suriye’de İdlib, Libya’da ise Sirte ve Cufra Barışın anahtarıdır” dedi.

Libya'da barışın anahtarı Sirte ve Cufra!

Libya’da darbeci Hafter’in petrol bölgelerini elinde tutarak, destekçilerine ve kendisine sağladığı ekonomik kaynakları kesmek için başlatılacak olan Sirte operasyonu ve bölgede yaşanan gelişmeleri Güvenlik ve Strateji uzmanı Dr. İmbat Muğlu Akit ile paylaştı.

Dr. Muğlu 2010 yılından itibaren Ortadoğu ülkelerinde baş gösteren Arap Baharı ile halk ayaklanmalarının, bölgenin dönüşümünde belirleyici rol oynayacağı ve bu sayede bölgedeki otoriter rejimlerin yerine, daha demokratik ve halk nezdinde, daha meşru rejimlerin kurulacağının ümit edildiğini belirterek, “İlk başlarda halkın mevcut otoriter rejimleri devirmesi üzerine, bu heyecan daha da arttı. Önce Tunus’ta, ardından Libya’da otoriter rejimler yıkılmıştı. 2011 yılında Kaddafi’nin devrilmesiyle istikrarın sağlanamadığı Libya’da, Kaddafi sonrası Fransa, Libya’ya atmaca gibi saldırdı. Libya’da iç savaş bitti ama ülke, askeri, idari, siyasi ve toplumsal açılardan ikiye bölündü. Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin (UMH) merkezi Trablus’ta ve Birleşmiş Milletler (BM), bazı Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Türkiye, Katar ve birçok üye ülke tarafından destekleniyor. Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ise Rusya, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa tarafından destek görüyor.

“Saraç yönetimi her geçen gün güç kazanıyor”

Meclis ve Libya Ulusal Ordusu, Türkiye karşıtı General Hafter’in darbesi sonrası kuruldu. Devlet tarafından işletilen Libya’nın zengin petrol ve doğal gaz kaynakları da özelleştirilerek Batılı şirketlere peşkeş çekildi. Bu da ABD’nin Rusya’ya karşı Orta-Doğu ve Doğu-Akdeniz’de kazandığı başka bir zafer olmuştur. Fransa, Libya özelinde Afrika’ya hükmetmeye, daha doğrusu sömürmeye çalışmaktadır. Afrika’da birçok ülke ekonomik krizin eşiğinde. Bunu fırsat bilen Fransa, Afrika’ya verdiği yardımlar ile yumuşak gücünü sergilemeye çalışmaktadır. Bu yumuşak söylemle Libya’ya daha fazla nüfuz etmeye çalışan bir Fransa görüyoruz. Libya’da ABD çıkarlarını tehdit eden gelişmeler olmuştur. Libya’da ABD’nin eskiden desteklediği darbeci General Halife Hafter; Rusya ile anlaşıp Rusya’dan paralı özel askeri şirket (Wagner) ve bir çok savaş uçağı desteği aldı. Bu yaşananlardan sonra; ABD’nin baştan açıktan desteklemediği fakat sonradan strateji değiştirip Türkiye ve İtalya ile birlikte desteklemeye başladığı, BM tarafından tanınan meşru ‘Ulusal Mutabakat Hükümeti’ ve lideri Saraç yönetimi her geçen gün güç kazanıyor. Libya’nın petrol yataklarının çoğu ile petrolün Avrupa’ya tankerlerle sevk edildiği limanın Rus özel askeri şirketinin eline geçmesi, ABD’yi ziyadesiyle rahatsız etmiş ve güçlü bir tehdit algılayarak, Doğu Akdeniz’de Rus nüfuzunu kıracak karşı stratejiler geliştirmesine yol açmıştır. Fransa Türkiye’yi Akdeniz’e kıyıdaş devlet olmasından dolayı en çok rahatsız olan ülkedir” görüşünü dile getirdi.

Dr. Muğlu değerlendirmelerine şöyle devam etti; “Darbeci Halife Hafter yanlısı Tobruk Temsilciler Meclisi geçen hafta Mısır ordusunu ülkeye davet etmiş ve Mısır Cumhurbaşkanı darbeci Sisi’nin meclisi ülke dışına asker gönderilmesine imkân tanıyan tezkereyi oy birliği ile kabul etti. Tezkere ile Mısır ordusuna ‘Ülke sınırları dışında Mısır’ın ulusal güvenliğini sabıkalı milislere ve yabancı terörist unsurlara karşı koruma’ yetkisi verilmiş oldu.  ‘Sirte ve Cufra kırmızı çizgimizdir’ diyen darbeci Sisi, Libya topraklarını kana bulamak için her türlü yolu denemektedir. Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin yetkililerinin yaptığı açıklamada, ‘Mısır meclisinin, silahlı kuvvetlerini batı sınırının dışına göndermek için verdiği onay, Libya’ya savaş ilanıdır ve Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler (BM) anlaşmalarının ihlalidir’ ifadelerini kullandılar. Libya’da stratejik önemdeki Sirte ve Cufra için askeri ve diplomatik hareketlilik bu gelişmelerle zirve yaptı. Ulusal Mutabakat Hükümeti güçleri operasyon için hazırlıkları büyük oranda tamamladı. Libya’nın barış, huzur ve güven içinde yaşaması, birlik ve bütünlüğünün korunması, tek bir Libya olması için hem masada hem de sahada emek veren tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Libya toprakları içerisinde her kimden olursa olsun Türk askeri birliklerine herhangi bir saldırı olması durumunda Türkiye misli ile karşılık verme kararlılığını her zaman belirtmektedir.

Barışın anahtarı Türkiye

Bu kapsamda Mısır’ın Libya’ya asker sokmaya çalışması durumunda Türkiye de Libya’daki askeri, teknik kapasitesini ve asker sayısını artırmayı planlıyor. Peki bu kadar gelişmeden sonra Libya’da kısa vadede bir barış beklemek mümkün mü? Bana göre Libya’da yakın tarihte barış ve huzur beklemek mümkün değil. Çünkü Libya’da silahlı güçlerin ve onları destekleyen dış güçlerin, barış yerine savaşa yatırım yapmaya devam ettikleri ve bütün aktörlerin, Libya’da barışın değil, kendi paylarına düşen ganimetin derdinde olduğu apaçık ortadayken ‘barış ve huzurun gelmesi mümkün değildir. Maalesef Libya’yı önümüzde ki zaman diliminde ‘barış’ değil, ikinci bir Suriye olma ve büyük çatışmalarla dolu bir ‘savaş’ dönemi beklemektedir. Suriye’de İdlib, Libya’da ise Sirte ve Cufra Barışın anahtarıdır.”

(Yeni Akit)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5