banner30

banner29

Türk bilim insanları yurt dışında neden başarılı?

Habervakti yazarı Prof. Dr. Ali Seyyar, Türk bilim insanlarının yurt dışında elde ettiği başarıdan yola çıkarak kaleme aldığı yazısında dikkat çeken eleştirilerde ve önerilerde bulundu.

Gündem 21.11.2020, 18:17
Türk bilim insanları yurt dışında neden başarılı?

''Kul hakkını çiğnemek ve mahkem-i kübrada çetin hesap vermek istemiyorsak bürokraside ve eğitim kurumlarımızda her çeşit kayırmacılıktan uzak durmalıyız.'' vurgusunda bulunan Prof Dr. Ali Seyyar, ''Türk bilim insanları yurt dışında neden başarılı?'' başlıklı yazısında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

İşte Seyyar'ın söz konusu yazısı:

Çocukluğundan beri Almanya’da gurbetçi işçi ailesinin bir üyesi olarak yaşayan Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in koronavirüs aşısını bulduğuna dair haberi okumuşsunuzdur.

Koronavirüs aşısını bulan Uğur Şahin kimdir?

Bizim Türk medyası, özellikle Uğur Şahin’in nereli olduğunu merak ediyor? Almanya’da 26 yıl yaşamış, Gymnasium’u bitiren ilk Türk öğrencilerinden birisi ve duvar yıkıldıktan sonra Doğu Almanya’da bir meslek akademisinde Almanlara girişimcilik dersi vermiş olarak bu sorunun cevabını isterseniz ben size vereyim. Bu yetenekli bilim insanı, (belki de Alman vatandaşlığına geçmiş) Türk kökenli bir “Almanyalıdır” veya “Alamancıdır”. Bizler, onun başarısından övünüyoruz ammâ başarısının bireysel olduğu kadar Alman eğitim ve araştırma sisteminin kendisine verdiği imkânları her nedense görmek istemiyoruz.

Asıl üzerinden durmamız gereken konunun, Türk (kökenli) bilim insanlarının neden kendi öz memleketlerinde değil de daha çok yurt dışında başarılı olduklarıdır? Bakınız daha geçen sene İsveç’te yaşayan Türk bilim insanı Dr. Hatice Zora, “Beyinde Dil ve Duygu Gelişimi” üzerine çalışmalarından dolayı İsveç “Kraliyet Hanedanı” ödülüne layık görüldü. Türkiye’de yaşayan bir bilim insanı, benzer bir araştırma yapmak istese, büyük bir ihtimalle hiçbir kurumdan ne maddî, ne de lojistik destek görebilir. Bunu bizzat ben yaşadım çünkü.

Zamanında Sakarya Üniversitesinde öğretim üyesi iken, mezkûr çalışmaya benzer bir şekilde bendeniz de üniversitemde beyin, duygu ve rüya üzerine bir araştırma merkezi kurmak istemiştim. Bunun için başta sağlık (nöroloji, psikiyatri), psikoloji, sosyoloji ve ilahiyat olmak üzere değişik bilim dallarından bir ekip oluşturmam gerekirdi. Bana güvenen bir araştırma grubu da oluşturabilmiştim ama üniversitemiz, rüya üzerine yapılacak böyle bir çalışmayı bilimsel bulmamıştı. En son olarak dönemin İlahiyat Fakültesi dekanına (o şimdi Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi) projemi bir farklı açıdan sunmuştum ve “en azından Peygamberimiz (sav) tarafından bir kavram olarak dillendirilen “mübeşşirat” kapsamına giren sadık rüyaları araştıran bir merkez kuralım” dedim. Ne var ki o da “yanlış anlaşılabiliriz” diyerek teklifimi uygun bulmamıştı.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?