banner29

Türkiye Aile Meclisi'nden Fransa'daki Kouchner Skandalı'na tepki!

Türkiye Aile Meclisi Platformu Sözcüsü Adem Çevik bugün yayınladığı basın açıklamasında Fransa'da yaşanan Kouchner Skandalıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Gündem 15.02.2021, 19:02
Türkiye Aile Meclisi'nden Fransa'daki Kouchner Skandalı'na tepki!

Türkiye Aile Meclisi Platformu Sözcüsü Adem Çevik, Fransa’da yaşanan ensest ve pedofili skandalıyla ile ilgili bir açıklamada bulundu.

Kouchner Skandalı'nı gündeme getiren Çevik şu ifadeleri kullandı:

“Batıda “Pedefoli skandalları”nın ardı arkası kesilmezken, şimdi buna bir de “Ensest skandalı” eklendi. Fransa eski Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in kızı Camille Kouchner’in yazdığı ‘La FamiliaGrande / Büyük Aile’ adlı kitapta, erkek kardeşi Antoine’ın 14 yaşındayken üvey babası, ünlü siyaset bilimci ve anayasa uzmanı Olivier Duhamel tarafından cinsel istismara uğradığını açıkladı. Bugün 45 yaşında olan Kouchner kitabında 2017’de ölen, Fransanın önde gelen feministlerinden olan annesi Evelyne Pisier’nin olan bitenin farkında olmasına rağmen ensesti inkâr ettiğini ve ilişkinin gizli olmadığını ve herkesin bildiğini söylüyor.

Skandal kısa sürede siyaset, bürokrasi, akademi, sanat ve media çevrelerinde bir çok kişinin, pedefoli ve ensest, taciz nitelikli bu tür ilişkilerle içiçe olduğunun ortaya çıkmasının ardından konu siyaset ve yargı gündemine taşınırken, istifalar peşpeşe geldi. Sosyal medyada ensest mağdurları “#MeTooinceste” diye kampanya başlattılar.

Fransa’da her on kişiden birinin ensest mağduru olduğuna işaret ediliyor. Bu oran, 6.7 milyon kişi anlamına geliyor. Ensesti gerçekleştirenlerin yüzde 95’inin erkek, mağdurların yüzde 77’sinin kız çocukları ve mağdurların dörtte üçünün on yaşının altında olduğu bildiriliyor.

Adalet Baklanı Eric Dupont-Moretti, 9 Şubat’ta, bu konuyla ilgili yasada değişikliğe gidileceğini açıkladı, ancak dindar çevreler ve kilisenin de katılımı ile tartışma giderek büyüyor. Mevcut yasaya göre  “Rıza Yaşı” Fransa’da bu gün geçerli olan, “İstanbul sözleşmesi”nin ve Lanzarote’nin “Gender” tanımlamasına göre, “toplumsal cinsiyet” çerçevesinde “BİREY”lerin cinsel DENEYİM, YÖNELİM ve TERCİH’leri, için son yapılan yasa değişikliği ile 13 Yaş olarak belirlenirken, Macron Hükümeti, bir yetişkinin 15 yaşından küçük biriyle cinsel ilişkiye girmesi halinde rıza unsurunu da dikkate almamayı planlıyor

Bizdeki mor/yeşil Feminist ve LGBT lobisi, 18 yaş altı Allaha adanmış kutsal evliliği ahlaksızlık ve suç olarak tanımlayıp, ceza mahkemesine konu edinirken, Şeytani bir akılsızlığa hizmet eden yaklaşımlar, Laiklik çerçevesinde, özgürlük ve çağdaşlık olarak tanımlanabiliyor.

Biz, LGBTIQ+ ötesi bu Ensest ve Pedefoli sabıkalı “ailesiz toplum çeteleri”nin yönetimindeki ABD, AB ile mi birlik ve dost olmaya çalışıyoruz!.

Biz bu gerçekler ışığında, “Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz./ Sonra mel'undakitahrîbemüvekkelesbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.” Anlayışı ile ve “Medeniyet denilen maskara mahluk”un, dayattığı ”Yeni Normal” dönemin Normlarına karşı İman, ahlak, şeref, namus, iffet, akıl, erdem ve vijdan sahibi herkesi, bu rezalete karşı çıkmaya çağırıyor, bu “Kahpe”liği lanetliyor ve;

-Cumhurbaşkanlığı makamını, Yasama, yürütme, yargıyı, Bütün siyasi partileri, Sivil toplum örgütlerini, Mediayı, hangi dinden olurlarsa olsun, bütün dini cemaatleri, Meslek örgütlerini, İstanbul sözleşmesi, CEDAW ve Lanzarote bahanesi ile uygulamalarla sergilenen ahlaksızlığa ve ifsat hareketlerine karşı herkesi bir an evvel harekete geçmeye çağırıyoruz.

-Her parti mensubu, iktidar-muhalefet farketmez, üye ya da yönetici, o her kimse, kendi partisinin icraat ya da sessizliğine karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.

-Milletin imanı, namus iffet, haysiyet şeref, aklı ve vijdanına yönelik, ifsad hareketinin bir an evvel önüne geçilmeli, bunları destekleyen hertürlü örgütlenme ve yayın durdurulmalıdır.

-İstanbul sözleşmesine karşı çıkanlara yönelik, malum çevreler, lobiler tarafından yönlendirilen, bunlara destek veren ve işbirliği içindeki, parti, STK, Media içinde örgütlü grubların yıldırma, caydırma bastırma, susturma anlamına gelen girişimlerden vazgeçilmelidir.

-Özellikle Diyanet ve Dini Vakıflar, İlahiyat Fakülteleri ve Müslüman ve özellikle merkezleri ülkemizde bulunan Ortadoks toplulukları ve diğer dini Cemaatları bu konuda harekete geçmeye, tavır almaya, seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

-Merkezi ülkemizdeki tüm uluslararası örgütleri, bu çağrıyı dünyaya yaymaları ve ailelerin örgütlenerek bu haksız, hukuksuz dayatmaya karşı harekete geçmeye çağırıyoruz.

-Biz bu savaşı kaybedersek, bu ülkede, sadece dindarlar, muhafazakarlar, milliyetçiler değil, batı yanlısı Laikçi, Atatürkçü, sol, sosyalist kimseye de hayat hakkı tanımazlar. Hatta o Feministler, LGBTQI+ topluluklarına da hayat hakkı tanımazlar. Onun için başta bu LGBTIQ+ ve her türlü fuhşiyata bulaşmış kişi ve toplulukları da bu durumla ilgili olarak yeniden düşünmeye, AİLEleri çocuklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Bugün AİLE, bizim “HARİM-İ İSMETİMİZDİR!” Ve bu davet bir “MÜDAFAYI HUKUK” ve “KUVA-İ MİLLİYE” davetidir. Aile “Ülke”, “Memleket” ve “Yurd”un temel taşı, devleti ayakta tutan hücresidir. Aileyi kaybettiğinizde geriye fazla bir şey kalmaz. Bizi “Din, ahlak ve gelenekten bağımsız” “BİREY”lere dönüştürmek isteyen, aileleri, gelecek nesiller için NÖTR olmaya çağıran ve Yurttaşlarımızı yasa zoru ile GENDER diye tanımlayan komploya karşı, sivil, siyasetçi, yurtsever herkes bu mücadelede birlik olmaya elbirliği yapmaya topyekün mücadeleye çağırıyoruz.

-Sözkonusu sözleşmelere destek veren, bu anlamda emri bil maruf, nehyi anilmünker sorumluluğunu yerine getirmeyen, haksızlıklara, zulme, sömürüye ve aileye karşı ifsad hareketine karşı çıkmayan, sessiz kalan, Allaha ve ahiret gününe iman eden politikacı, bürokrat, STK temsilcilerin, media mensuplarını, kanaat önderlerini, akademisyenleri ve diğer kişileri tevbe etmeye, seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?