'Yarınlar direnenlerindir'

Sakarya Başörtüsü Platformu 82. Başörtüsü eyleminde; cumhurbaşkanlığı seçimine endeksli politikalarla ülke gündeminin meşgul edildiği, baskı ve yasakların gündeme bile getirilmediği vurgulandı. YÖK ve anayasal kurumların tavırları ve bu kurumlar karşısında hükümetin acziyetinin dile getirildiği açıklamada, yapılması gerekenin Kur’an ve Rasul örnekliğinde yaşamak olduğu belirtildi.

'Yarınlar direnenlerindir'

Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgür-Der üyesi Nebahat Karakaya tarafından okunan 82.basın açıklamasında; cumhurbaşkanlığı seçimleri ile gündemin meşgul edildiği dile getirilerek “Yasaklar konuşulmuyor, tecrit konuşulmuyor, başörtüsü konuşulmuyor, tüm olan biten sanki Çankaya’ya endeksliymiş gibi gösteriliyor.” denildi.

Karakaya açıklamasında; YÖK ve anayasal kurumların bir nevi darbe yürüyüşü planlaması içerisinde olduklarını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi. “28 Şubatta tankların gördüğü işlevi bu sefer rektörler görmeye çalışıyor. Biz merak ediyoruz; Tankların modernizasyonunu kimin yaptığını biliyoruz, peki bu rektörlerin ilkelliği nereden geliyor?” Tüm bu olup bitenler karşısında hükümetin acziyeti ise “beş yıllık süreçte doğru dürüst bir şey yapamamanın verdiği moral bozukluğu, halktaki desteğin nispeten de olsa azalmaya yüz tutması, kendi tabanına ve geldiği yere yapmış olduğu ciddi yanlışların dillendirilmesi ve hedefsizlik saplantısı içerisinde “önce şu çankayayı kapatalım sonrasını düşünürüz” politikasındaki iflasın ve tedirginliğin izlerini taşıyor.” cümleleri ile eleştirildi.

Açıklamada; baskı ve yasakların ortadan kaldırılması için izlenmesi gereken yol şu ifadelerle dile getirildi. “Yapılması gereken Allah’tan başka tüm kanun koyucuları reddetmek ve bununla onurlu bir tavrı hayatın tamamına hakim kılmaktır. Yapılması gereken bilgi, inanç ve eylem bütünlüğünde, Yüce Kitabımız Kur’anın ve Rasulün örnekliğinde emrolunduğu gibi dosdoğru yaşayabilmektir.”

“Başörtüsü İslamın Emri - Müslüman Kadının Kimliğidir”, “Zulme Karşı Direneceğiz - Başörtüsüne Özgürlük” ve “Tevhid, Adalet, Özgürlük” yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları eylem boyunca “Yasak Sürüyor, Direniş Büyüyor”, “Darbeciler Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak” ve “Yaşasın İslami Direnişimiz” sloganları attılar. Eylemde, “Başörtüsüne özgürlük, hemen şimdi!”, “Örtüne, İnancına, Kimliğine Sahip Çık!”, “Dün Okul, Bugün Sokak, Peki Yarın???” ve “Yasak sürüyor,(D)uyuyor musunuz?!” yazılı dövizler de taşındı.

Sakarya Başörtüsü Platformu 82.Basın Açıklaması:

Dün tanklar ; Bugün rektörler ! Yarın ise direnenlerin olacaktır.

Türkiye’de egemenlerin baskı, yasak ve hukuksuzluklara dayanarak oluşturdukları korku iktidarı ; halkın huzur ve refahını bozmanın yanında aynı zamanda yaşadığı korkunç tıkanma ve çaresizliği yine halka mal etmeye çalışıyor. Kendi rahat ve konforlarından hiçbir taviz vermeyenler halktan sürekli fedakarlık yapmasını bekliyorlar. Kendilerinden kaynaklanan zarar ve ziyanın hepsini halka fatura etme alçaklığında yaşıyorlar. Bürokratik oligarşik yapı bununla da yetinmiyor ve hemen hemen her hafta yeni bir darbe senaryosunu farklı kavram, kişi ve kurumlarla devreye sokmaya çalışıyor.

Son dönemde ve bilhassa son aylarda cumhurbaşkanlığı seçimine endeksli politikalar ve gündemlerle sanki ülkenin yegane sorunu Çankaya’ya kimin oturacağı imiş gibi bir hava yaratılarak, bunun üzerinden oluşturulacak gerilimden medet umuluyor. Yasaklar konuşulmuyor, tecrit konuşulmuyor, başörtüsü konuşulmuyor, tüm olan biten sanki Çankaya’ya endeksliymiş gibi gösteriliyor.

Darbe şakşakçıları ve yasaklardan beslenen YÖK ve avanesi ile diğer anayasal kurumlar Recep Tayip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmaması için cumhuriyet yürüyüşü adı altında aslında bir darbe yürüyüşü planlıyor ve bunu demokrasi adına, aydınlık adına, özgürlük adına yapacağını iddia ediyor.

On yıllardır mutlu küçük bir azınlığın keyfi ve rahatı için uygulanan baskıcı politikalar ve bunları uygulayan darbeciler, tankları yürütmek yerine bu sefer rektörleri yürütmeyi tercih ediyorlar. 28 Şubatta tankların gördüğü işlevi bu sefer rektörler görmeye çalışıyor. Biz merak ediyoruz; Tankların modernizasyonunu kimin yaptığını biliyoruz, peki bu rektörlerin ilkelliği nereden geliyor?

Türkiye’de bilimin başında bulunan rektörlerin bilimden ne kadar uzak oldukları açıkça görülüyor. Kendilerine dahi faydası olmayan bu rektörpaşalar iyi bilsin ki, özlemini çektikleri o kapkara korku günleri geri gelmeyecek. Sahip oldukları korku iktidarı direnişin gücü karşısında yerle bir olacak. Dün tankları yürütenler bugün rektörleri yürütebilir, fakat yarın direnişin aydınlığı onların karanlığını boğacak.

Oluşan bu atmosfer içerisinde Hükümet kanadı ise; yaşatılan gerginliğin getirdiği yalancı hava ve hükümette bulundukları beş yıllık süreçte doğru dürüst bir şey yapamamanın verdiği moral bozukluğu, halktaki desteğin nispeten de olsa azalmaya yüz tutması, kendi tabanına ve geldiği yere yapmış olduğu ciddi yanlışların dillendirilmesi ve hedefsizlik saplantısı içerisinde “önce şu çankayayı kapatalım sonrasını düşünürüz” politikasındaki iflasın ve tedirginliğin izlerini taşıyor. Kurumsal mutabakat yalanıyla ömür tüketenler cumhurbaşkanı olunca ne yapacaklar?

Başörtüsüne özgürlük için düğmeye mi basacaklar? Hak ve özgürlükler konusunda terk etmek zorunda kaldıkları Avrupa Birliği sürecine mi rücu edecekler? 301.madde ile ilgili adaleti tesis edici ciddi adımlar mı atacaklar? İmam-hatipler ve meslek liseleri ile ilgili zulmü ortadan mı kaldıracaklar? Ekonomik boyunduruktan kurtulmak için azgın kapitalistlere, İMF ‘ye ve Dünya Bankasına ve bunun yanında büyük zulüm çetesi Nato’ya karşı tavır mı alacaklar? ABD ve İsrail’in kanlı ellerini sıkmaktan vazmı geçecekler? Ezilenlerin ve sömürülenlerin yegane kurtuluş kaynağı olan Kur’an’ın ve Rasulün rehberliğinde, tevhid ve adalet ve nihayetinde özgürlük için dert mi edinecekler? Bunca zamandır pasif ve edilgen politikalar ile zaman öldürenlerin bu korku iktidarını yaşadıkları dünyevi korku ve endişelerle aşmaları mümkün değildir. Dün tankların yürümesine sessiz kalanlara bugün rektörlerin yürüyor olması nostaljiden başka bir şey yaşatmayacaktır.

Yapılması gereken Allah’tan başka tüm kanun koyucuları reddetmek ve bununla onurlu bir tavrı hayatın tamamına hakim kılmaktır. Olması gereken Çankaya’nın bahçesinde gezebilmek veya ABD’deki geniş çiftliklerde refah içinde yüzmek değildir.

Yapılması gereken tevhide ve adalete kurban olabilmek ve özgürlüğe ulaşabilmek için onurlu ve şahsiyetli bir direnişi yaygınlaştırabilmek için çalışmaktır. Yapılması gereken bilgi, inanç ve eylem bütünlüğünde, Yüce Kitabımız Kur’anın ve Rasulün örnekliğinde emrolunduğu gibi dosdoğru yaşayabilmektir.

Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgürder Sakarya Şubesi

Güncelleme Tarihi: 24 Temmuz 2019, 23:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5