Güz gelirken

Abone Ol

Güz geliyor!
Şu yuvarlacık dünyada herşey düz geliyor.
Hazan-hüzün eşleşmesinden kahverengi bir şiir kanatlanırken...
Kışa yuvarlanan yokuşta vitesi boşa almış gibi...
Takvimlerin bu kısmı nedense hep öksüz geliyor.

Güz geliyor!
Yazın ellerinden kayıp yere düşen billur bir kâse gibi...
Cam kırıklarının can kırıklarıyla yarıştığı bir zeminde...
Yorgun gözlerden süzülen yaşlar kadar zinde...
Sanki gurbetten dönenlerin anlatılmaz hallerine nazire ederce...
İçin için... Biraz mağrur... Biraz yenik...

Güz geliyor!
Kefaret ödeyen adımlarla...
Derdi, hakiki adamlarla...
Kırmızı kiremitli çatılar izzet-i ikramı eksik etmese de onun gönlü toprak damlarla...
Tezek kokan bir hayalin tütsülediği...
Bağ çubuğundan ateşlerde iç ısıtan bir kimsesizlik...
Kısalan günlerin sonunda...
Konuşup halleşmek için...
Törpülenmiş bir ruh ile... Faniliklerle sürtüşmeden pürüzsüz geliyor.

Güz geliyor!
Nasır tutmuş ellerden...
Duvak bekleyen tellerden...
Akdeniz ikliminde bozkır hükümranlığı kurar gibi susan, çatallık nedir bilmez dillerden...
Bayâti makamı üflenen neylerle haldaş olmuş küllerden...
Ar edip de açmaya naz eden gonca güllerden...
Perçemlere inat, ak alnı muhafazaya adanmış kâküllerden...
Geçmeden...
Seçmeden...
İlla ki kaçmadan...
Ödünsüz geliyor.


Güz geliyor!
Erciyes eteklerinden iner gibi...
Yozgat yaylasında at biner gibi...
Pozantı boğazında yağmur olup yağacakken diner gibi...
Koç katımına kurulmuş göçlere kılavuzluk ederek...
Sahipsiz kalan çardağın bir köşeciğine tüner gibi...
Ünleye ünleye...
Bir o kadar da ünsüz geliyor.


Güz geliyor!
Kasımlara cemre düşürmek için... Ham hayali nasip ocağında pişirmek için...
Belki Kızılırmağı yatağından taşırmak için...
Kim bilir? Belki de bir kerecik mutlu mesut şaşırmak için...
Anladım... Yâr kervanını gönül dağından aşırmak için...
Hesapsız kitapsız... Dönümsüz geliyor.

Güz geliyor!
Gece gündüz geliyor. Fasılasız bir yürüyüşle...
Yüksünmeden yılmadan... Sanmayın ki gönülsüz geliyor.
Güz...
Yol gözleyen güzidelerini intizarda bırakmaz. Bu sebepten dört başı mamur, özürsüz geliyor.

Güz geliyor!
Hasret karını tepe tepe...
Rüzgârların yanağından öpe öpe...
Dökülen her yaprak kulakta küpe... Sabırdır bastığım, vuslat uğruna can adlı küpe...
Hep hiçe künde attı da...
Hiç...
Güz hatırına ses etmedi hepe... Uykusuz bir gece gibi uzarken Yedi Tepe...
Tahammülsüz geliyor.

Güz geliyor!
Haydi ayağa kalk ilham tugayı... Sefer vaktidir.
Yâr şehrine, güz eşliğinde avdet etmeyince...
Sevdanın kitabı açılır mı?
Mahmurluğunu terk et ey kalem!
Güz sinmemiş mürekkep, azat eder mi kafiyeleri?
Hem güz perdesi örtmese üstünü... Nasıl atlatılabilir firakın hafiyeleri?
Tezeneler aşkına... Boz bulanık kavuşmalardan kaçılır mı?


Güz geliyor!
Zemherinin önünden...
Eyyâm-ı bahurun ardından...
Bir cüz okumak için iklimlerin virdinden...
Güz geliyor!
Güz geliyor!
Hayret...
Küresel ısınmaya inat... Ne de tez geliyor...

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }