banner5

27.08.2019, 10:24

Haccın siyaseti

Haccın siyasetinden kastımız, hac buluşmalarını, 1501-1736 yılları arasında İran’da hüküm süren Safevî, 1526-1858 yılları arasında Hindistan’da hüküm süren Bâbürlü ve 1300-1922 yılları arasında Batı Anadolu merkezli olarak üç kıtada hüküm süren Osmanlı imparatorluklarının yıkılmalarıyla birlikte, mülken ve siyaseten şirazesi kopartılmış bir kitap gibi dağılan İslam ümmetinin, İngiltere ve ondan türeyen ABD imparatorluklarının boyunduruğundan kurtarılmalarına mahsus ortak bir siyaset için sağlam bir manivela olarak görmemizdir.

Konuya girerken, imparatorluk mefhumuyla ilgili kısa bir hatırlatmada bulunalım:

1890’lı yıllarda Marksist ideolojinin günah keçisi ilan ettiği emperyalizm (imparatorluk politikası), yerli münevverler tarafından klasik içeriği incelenmeksizin ve yeni siyasi (Marksist) açılımları sorgulanmaksızın benimsendiğinden, bu sistemin dünya hayatının bir mecburiyeti olduğu da peşinen göz ardı edilmiştir. Hatta bizden kimileri emperyalizm ve dolayısıyla imparatorluklar dünya düzeni için zorunludur diyemedikleri için, yukarıda isimlerini zikrettiğimiz Türk impartorluklarının emperyalist olmadıklarını ispat edebilme uğrunda yıllarca yırtınıp durmuşlardır.

Oysa ki, Müslümanlar nezdinde gerçek (ya da en güçlü) imparatorluğun tanımı şu şekilde sabittir: Tarihe dahil olduğu andan itibaren Kudüs’e ve bilahare tarihe giren Mekke’ye hakim olanlar, ancak imparatorluk olarak anılmayı hak ederler. Bunlardan adalet esasında musir olanların ömrü uzatılır, aksi halde yıkılır ve yerlerine yenileri getirilir.

Nitekim, Osmanlı’nın imparatorluk katına yükselmesi, İslam dünyasını bütünleştirme gayretiyle, rakiplerine karşı zor (güç) kullanarak, Kudüs’ün hakimi olması ve Hâdimü’l-Haremeyn (Mekke ve Medine’nin koruyucusu) ünvanını hak etmesiyle mümkün olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’nın akabinde Filistin’den Yemen’e kadar bölgede hakimiyet kuran İngiltere, Kudüs’e doğrudan, Mekke’ye ise dolaylı olarak hakim olmuştur. Diğer bir söyleyişle İngiltere, Kudüs’ü Yahudilerin emanetçisi olarak işgal etmiş, Mekke’nin idaresini ise Suud ailesine tahsis ettiği (devlet görünümlü) valiliğe (güya Müslümanlara) bırakarak, sahnenin gerisinde durmuştur.

Burada valilik tanımını, Suud Krallığı’nı küçümsemek için yapıyor değiliz ki, böyle bir küçümseme zaten kimseye fayda sağlamaz. Ayrıca bu tanımı bundan on yıl önce kullanıyor olsaydık, kimsenin zihninde bugünkü kadar somut bir karşılık da oluşturmazdı.

ABD İmparatoru’nun Suud Kralı’nın yüzüne karşı, “Bak Kral, biz seni koruyoruz. Biz olmazsak iki haftaya burada olmayabilirsin. Kendi ordunun bedelini ödemelisin, ödemeye mecbursun.” dediği ve Kral’ın da bunu sineye çektiği gün (03.10.2108), valilik terimi “resmen” meşrulaşmıştır.

Özelde Kudüs (genelde Filistin) konusunda segilenen (adaletten, vicdandan ve insaftan yoksun) son ataklarla eriştirildiğimiz noktada, yeni imparatorluğun gücüne bağlı olarak, İngiltere’nin eski uygulamasının güncellendiğini görüyoruz:

Kudüs artık ABD İmparatorluğu’nun hakimiyetine girmiş ve Mekke’nin kontrolu de yine Suud valiliği üzerinden ona geçmiştir.

Haccın siyaseti dediğimizde en büyük sorun da buradan kaynaklanmaktadır. Zira, ABD, şımarık çocuğu olarak işgalci İsrail’e, Suud Krallığı ve sair emrilikler üzerinde siyasi baskı kurmanın yolunu da açmıştır. İsrail de bu minvalde öncelikle onları Türkiye’ye karşı kışkırtmakta, İslam olmaktan kaynaklanan kardeşlik duygusunun son kırıntılarını da yok etmeye çalışmaktadır.

Hakikat şudur ki, herkes kendi yitiğini arar. Türkler, iki asır içinde üç imparatorluk yitirdikleri için bu yitiği bulmak da önce onlara düşmektedir. Şartlar nasıl değişirse değişsin, topraklar, kültürler nasıl işgal edilirse edilsin, hainlerin sayısı ne kadar artış gösterirse göstersin, yeni imparatorluğu kurmak Türklerin kaderidir ve bu er ya da geç inşallah tahakkuk edecektir.

Bunun en iyi farkında olan da öncelikle İsrail’dir. Bu hakikati, potansiyel bir durum olmaktan çıkartmak için ilk gayret de kuşkusuz ona düşmektedir; dolayısıyla bölgede İngiltere tarafından oluşturulan valilikleri Türklere karşı kışkırtmak İsrail’in asli görevidir.

İsrail’in bu manada attığı adımlardan habersiz değiliz. Zemzem Tower üzerinden romatik mücahitlik yapanların farkında olmadan faşizan sloganlarıyla perdeledikleri Yahudi sermayesinin mukaddes beldeye nüfuzu bunun en tipik örneğidir. Uluslararası zincir oteller yoluyla, Yahudi sermayesi yıllar öncesinden Meke’yi ve Medine’yi kuşatmıştır.

Bunlardan yola çıkarak haccın siyaseti meselesinde bir hükme ulaşmak istediğimizde, Suudi Krallığı’nın meşruiyet sorunu; ABD İmparatorluğu’nun haraç karşılığında onu koruması ve dolayısıyla Mekke üzerinde dolaylı hakimiyet kurması; İsrail tarafından, İslam ümmetini yeniden birleştirme iradesi gösterebilecek olan Türklerin zafiyetine, başarısızlığına, istikrarsızlığına... hizmet edecek her türlü fitne ve fesadın yürülükte tutulması... bakımından, olumlu bir sonuca erişemeyeceğimiz aşikardır. Diğer bir söyleyişle, mezkur meselede ipin ucu Müslümanların değil, puştun elinde olduğundan onun üzerinde hüküm yürütmek zaittir.

Bu gerçeklik içinde, “hacda ümmetin tek yürek halinde toplanması” olgusunun ideal olarak yaşatılması bile mümkün görülmemektedir.

Mekke’nin istiklali ve İslam üzere istikbali konusunda, bize, varolan ve olabilecek bütün şer güçleri ortadan kaldıracak adil bir gücün oluşmasına hizmet etmekten başka bir yol şimdilik görünmemektedir.

Ya da ben ancak bu kadar biliyorum. Daha fazlasını İbrahim Karagül’e, Taha Kılınç’a ve Abdullah Muradoğlu’na sorunuz.

Yorumlar (0)
7
açık
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 21 Ocak 2021
İmsak 06:48
Güneş 08:17
Öğle 13:20
İkindi 15:51
Akşam 18:14
Yatsı 19:38
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 18 38
2. Fenerbahçe 18 38
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Hatayspor 19 31
6. Alanyaspor 18 30
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 18 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Rizespor 19 24
13. Sivasspor 18 23
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 18 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Erzurumspor 19 16
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 19 33
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Getafe 18 23
11. Celta de Vigo 19 23
12. Levante 18 22
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 19 12