Hamsun

Abone Ol

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Hayatın damakta bıraktığı o metalik his de tattan sayılmaz. Gelen günlere, geçen günlerin verdiği cesaretle bakmak için şartlar nâmüsait! Benim zannettiğim her ne var ise... Meğer değilmiş bana ait...

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı... Demirci körüğü misali, yazılı nefesleri alıp vermekten öte bir durum yok! Ne bir merakım kaldı şu dünyada ne de kovalanacak muradım... Evet... Cevapları yılkıya yolladım. Başka sorum yok!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Yemenin, içmenin... Tütünün bile! Nefs de sıtkını sıyırmış gibi musallat olduğu kalıptan... Hay kalıbına der gibi aynalar şu sıra... Nasıl demesin? Herşey yarım yamalak... Yarımlık bir tarz-ı hayat sanki... Yarımlık bir nevi kader belki... Bütünün bile!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Kitaplar sarıp sarmalamıyor eskisi gibi... Şiirler donuk! Efkârlı birkaç türkü ekseriyetle baş konuk... Dinlerken dinmeyi beceremeyen yağmurlar var bir de... Teller, tüller, seller derken... Ham hayaller eskise de hep koruk!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Söz ağırlaştı. Sükût sığmadı kabından taştı. Dokuz tahtalı sal, ufuktan usul usul yanaştı. Bir parıltı sıçradı gökle denizin karıştığı yerde... O lahza gönül... Burulmadan öte bir sızıyla kamaştı!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Kim kaldı ki bu devrandan payını almadı? Herkesin hissesi farklı farklı... Benim ki bir avuç ilham, bir tutam hüzün, bir fiske bîkeslik! Boyası sıvası dökülmüş duvarlar gibi yorgun... Hayatın hakiki manası... Vurgun üstüne vurgun...

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Sanallaşarak tükendi tüketmediklerim. İki yoktan bir var çıkaran Nâbî meşrepli de olamadım. Herşeyi izah için bir sürü yol buldum da; hiçbir şeyin izahını bulamadım. Çok da dert değil bu noktadan sonra... Arayanlar bulur nasıl olsa... Aramalara kapandı hayat hattım... Hattı müdafa demi, gayrı süngüme düşen... Bölenle bir değilmiş bölüşen...

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Kazanmak-kaybetmek... Susmak-konuşmak... Almak- vermek... Düşmek- kalkmak... Yapmak-bozmak... Gezmek tozmak... Ölmek-yaşamak... Senin olan olmayan ne varsa üstünde taşımak... Mânâ mefhumu, manasını yitirmişse kabahat kimde? Sütçü beygiri koşsa ne fark eder kumda ya da çimde? Mesele at olmaktan öteye koşmakta... Koşullanmaktan, koşulmaktan bıkmışım... Meğer ayıkmışım... Meğer neler neler yıkmışım! Bilmeden sürünerek kerevete çıkmışım(!)

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Ödünç saadetlerin hükmü borçlar hukuku... Çalıntı tebessümler mesnetsiz... Abartıyla, ayartıyla ve ağartıyla biçilmiş ekinlerin bire hiç vermesi şaşkınlık sebebi değil... Kusursuzluğun olmadığını bile bile kusura bakma demek kadar lüzumsuz... Uzaklar yakın... Yakınlar uzak... Her takvim yaprağı... Düpedüz tuzak!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Bahar, yaz, kış... Ne de hazan... Gam çerisi tarafından, çoktan devrilmiş kazan! Sadağımda tükenen oklar gibiyim... Üstün körü karanlıkta... Hudutları yoklar gibiyim... Haddimi bilmek çilesinde... Nasihate karnı toklar gibiyim...

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Kalsa da ikmale kaldı. İçimde yürüyen şimendifer istim vurup, cılız bir düdük çaldı. Yer yükselmeye meyletti. Gök şerha şerha alçaldı. Kuruntular, süvarisini yardan atan küheylan kesilmiş... Nal, mıh, üzengi, eyer davacı... Alplik güzel bir masal dinlemeye doyamadığım... Yitikler ne de hırçın... Zinhar yerine koyamadığım!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Bu his, beş duyudan daha büyük imiş... Beş duyu... Uyumsuzluk faslında meğer ağır yük imiş... Gerçi eşeğe semeri yük olmaz demişler... Eşeği dövemeyen semerini döver de demişler... Eşek şakasından hallice tecrübe edilen hayat... Renksiz, kokusuz ve alabildiğine bayat!

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Hak edilmemiş birkaç avuntu da kifayetsiz... Kır dizini otur ey beni bana dar eden ben... Otur bir başına şikayetsiz! Şikâr olmanın figânı yeter sana... Tas tas dermanla yuğsalar, baş gelir mi aceb tasana? Yol yokuş... Refik yokuş... Düzü düzde kaybettik... Anlasana...

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Kağıt küstü. Kalem küstü. Koptu şirazenin en son lifi... Divançe darmadağın oldu bir akşam üstü... Şiirler, azat sakalar misali kanat vurdu meçhule... Kırkı çıkmak üzere olan bağlama da pes etti tel germeye... Teller dünden bezgin... Mızrap zaten razı ipe un sermeye! Sanırsın cümle alem küstü.

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Bildiğim yanıldığıma yetmedi. Gel dediğim gelmek bilmezken... Git dediğim gitmedi! Sanma ki her akşam kurduğum köstekli saat, dağdan dağa dolaşan o kurdu eskitmedi. Kurt kocar da ite maskara olur. Ağarmış yeleler sanma kara olur.

Artık hiçbir şeyin tadı kalmadı. Uzun cümleler kurmak... Sazın teline vurmak... Ot bitmez tepelerden bozkırda türküler savurmak... Beyhude... Yum gözlerini... Son nefesi verir gibi... Sadece Hû de! Hem rindlere ne kalmış ki vasfı asude?

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }