banner5

Hayati İnanç: Ne varsa eskide var

Hayati İnanç'la yaptığımız bir adalar seferinin hikâyesini dün okumuştunuz. Bugünse Hayati Hoca'yla yaptığımız söyleşiyi yayımlıyoruz. Hayati İnanç söze başlıyor: Bin yıldır üzerinde yaşadığımız Anadolu’da Türk’ün gerçekleştirdiği...

01 Mayıs 2019, 10:37 Alıntı Röportaj
Hayati İnanç: Ne varsa eskide var

Hayati İnanç'la yaptığımız bir adalar seferinin hikâyesini dün okumuştunuz. Bugünse Hayati Hoca'yla yaptığımız söyleşiyi yayımlıyoruz. Hayati İnanç söze başlıyor:

Bin yıldır üzerinde yaşadığımız Anadolu’da Türk’ün gerçekleştirdiği iki büyük emsalsiz başarıyı müşahede ediyoruz. Biri şu: Son Peygamber (sav) dünyaya teşrif ettikten sonra bir milletin komple, tereddütsüz, millet olarak ihtida ile şereflenmesi ve ona candan, hasbi olarak hizmet etmesi bir defa rastlanmış hadisedir ve bunu, bu millet yapmıştır. Aşağı yukarı aynı dönemde göçebe bir hayattan yerleşik bir hayat düzenine geçerken daha önce fark etmediği güçlü bir lisan ihtiyacıyla dünyayı kolaçan etmiş, dikkatle izlemiş ve yine emsali olmayan bir başka devrimi (!) gerçekleştirmiş. İlim dili olan Arapça ve edebiyat, sohbet dili olan Farsçanın bütün imkânlarını Türkçeye kanalize ederek, Türkçeleştirerek, patırtı gürültü yapmadan, herhangi bir zorlamaya müracaat etmeden bugün adına Osmanlıca deyiverdiğimiz bir lisan meydana getirmiş. Yani dinde ve dilde, eş zamanlı olarak öncesinde ve sonrasında örneği görülmeyen iki büyük başarıyı gerçekleştirmiş...

Beş bin klasik dönem şairi var

Sonra bu lisanı nasıl tasarruf etmiş, nasıl kullanmış. Yeryüzünde bu kadar ihtişamlı, bu kadar zengin başka bir edebiyat var mı, diye baktığınız zaman yoktur deseniz mahcup olmazsınız. Çünkü o kadar zengin ki… Kesin rakamlar olmamakla beraber bilinen beş bin kadar klasik dönem şairi var. İslam aydınlanma çağı diyebileceğimiz bin yıl boyunca isimlerine henüz ulaşılmamış bir o kadar daha şair olduğundan şahsen benim şüphem yok. On bin şairden, on bin divandan söz ediyoruz… Yani kabaca bir tahminle on bin civarında ve bunlar muazzam bir disiplin içerisinde hakikaten insan aklına takla attıran, insan kabiliyetine takla attıran bir disiplin içersinde, nizam içersinde cereyan ediyor. Ve sonunda öyle bir noktaya gelmiş ki, 1930’lu 40’lı yıllara geldiğimizde Türkçe tarihinin en parlak dönemine, şahikasına ulaşmış iken aynı dönemde otopsi masasına yatırılarak hiç hak etmediği bir şekilde paramparça edilmiş. Hayret edilecek bir şeydir, suçlanmış, dışlanmış…

Yüzyıl önce bu topraklarda...

Bundan yüzyıl önce alelade bir liseden mezun olan bir delikanlının 18-20 yaşındayken sahip olduğu imkânı, bugün baktığımızda kıskanmamak mümkün değil. Bugün en iyimiz dâhil, her birimizin üstünde olmak üzere 3 dile hâkim, vâkıf bir genç olduğunu görüyoruz yüzyıl önce. Kayıp cidden korkunç, akla zarar bir kayıp. Şöyle bakıyoruz o yıllarda, yaklaşık 100 yıl önce İngilizce/Türkçe bir lügat hazırlanıyor, Red House lugatı… Oxford tarafından hazırlanan bu lugat, bugün hazırlanan lugatın 20 katı cesametinde. İngilizceye bir şey olmadığına göre o nispette zayıflayan lisan Türkçe maalesef! Tabi böyle bir Türkçeyle de ancak kavga edilebiliyor, ancak seviyesiz ilişkiler tesis edilebiliyor. Yüksek fikir spekülasyonuna asla fırsat ve imkân vermeyen bir lisan kalıyor ortada. Zaten son zamanlarda çok büyük şairler, mütefekkirler yetişmemesinin, yetişememesinin de en önemli sebebinin bu olduğu ortadadır. Lisanımıza sarılmak ve onu aşkla savunmak, sevmek, onu öğrenmek, ona vâkıf olmak her birimiz için hayat memat meselesidir, vesselam…

Okumaya hâlâ doyamadım

Hocam siz de 20. asırda doğdunuz. Hani, bu aşk nerden başladı?

Talihim yaver gitti,  daha 8-10 yaşlarında karşılaştığım hocalarım, rehberlerimden başlayarak talihim yaver gitti. Günümüzde cari olan Türkçe ile bir insanın kendini ifade etmesine hiç imkân olmadığını ayne’l yakîn gördüm. Hikmetsiz, tatsız sözler… Anladım ki ne varsa eskide var. Ve o kaynaklara uzandıkça, onları karıştırdıkça engin bir denizde olduğum hissine vardım. İşte geldik 50 yaşına... Okumaya hâlâ doyamadım…  Ve görüyoruz ki hayat orada. Yani bugün ancak onu okuduğumuz, anladığımız, oraya bir merak beslediğimiz müddetçe yaşadığımızı idrak edebiliriz.

Gençlerin işi zor değil!

Peki bir genç için zor mudur, tekrardan bu mirasa sahip çıkıp onu anlamak?

Katiyen zor değildir. Osmanlıca öğrenmek bunun ilk anahtarı... Osmanlıcayı okumayı ve yazmayı öğrenmek gündelik hayat aksatılmadan, tabiri caizse “sallana sallana” yapıldığında 3 ayı katiyen geçmeyen bir faaliyettir. Osmanlıca öğrenmek, bütün dünyayı hayran bırakan kütüphanelerimizle bizi buluşturmaya yetecektir. İş biraz merak, sadece merak…

Nerden başlamak lazım? Osmanlıca öğrendikten sonra eski şiir nereden okunabilir? Nasıl okunabilir?

Meselemiz eski şiiri öğrenmek ile sınırlı olarak ele alınacaksa ben Nabi divanını tavsiye ederim. Nabi merhumdan başlanırsa çok büyük bir ustadan başlanmış demektir. Bu insanın beklediğinden de daha geniş bir dünyayla kucaklaşmasını sağlayacaktır. Büyük fayda temin edecektir.

Hocam bir de şiir mahfûzâtınız hakkında çeşitli rivayetler var… Ne kadardır acaba?

Onu ben de merak ediyorum. Tespit etmek mümkün değil. 7, 8 bin beyiti ezberden okuyabildiğimi insanlar zannederler. Bana da öyle geliyor, yoksa oturup saymanın imkânı yok. Hani Nasreddin Hoca merhuma sormuşlar: “Dünyanın ortası neresi?” “Merkebimin bastığı yerdir.” demiş. Tereddüt edenlere de “ölçün o zaman” demiş. Yani bunu ölçmenin imkânı yok. Bir kaç ay birlikte olmak ve hakem nezdinde saymak lazım belki.

Fakat tabi rakamların burada önemi yok. Önemli olan o dünyaya açık olmak ve günümüzün rutinine, günümüzdeki anlamsız modernitenin bize dayattığı hususlara boyun eğmeden kendi hayatını kendisi yaşamaya ciddi bir karar vermek meselesidir. Ezberde beş beyit, sadece beş beyit olabilir. Asıl önemli olan, o lisanla karşılaştığında yabancı bir dille karşılaşmış gibi olmaktan kurtulacak kadar bir alt yapı tesis etmektir ki bu gençlik için hayat memat meselesidir.

Beyitler sizi ayağa kaldırır!

Sizin ruh ve fikir dünyanıza neler kattı bu beyitler?

Şöyle özetleyebilirim. Sürünüyorsanız sizi ayağa kaldıran, uçuyorsanız yere indiren bir disiplindir Klasik Edebiyatımız, hikemi tarzından bakılınca. Âşıkane şiirler cihetinden baktığınız zaman da aşkın ne olduğunu anlamanın başka bir yolunu ben bilmiyorum.

Şunu da sormak istiyorum, hani şu an nelerle...

Hep sormak istiyorsun zaten.

Eyvallah. Kısaca sizi tanısak mı? Nelerle meşgulsünüz? Şu an Divan şiirine ne tür yollarla hizmet ediyorsunuz?

Okumak suretiyle, okumak ve okuduğumu herkese anlatmak suretiyle… TRT’de devam eden ‘Can Veren Pervaneler’ isimli programımız var. Adıma bağlı, “Hayati İnanç” isimli bir web sayfam var, hayatiinanc.com. Oraya gelen soruları cevaplandırmak suretiyle bir merakın uyanması için çalışıyoruz.

Biliyorum ki merak uyandıktan sonra kimse mani olamaz. Benim öğrenme tarzım da bu oldu zaten. Merak ettiğiniz vakit ertesi gün imtihan zorunluluğu olmasa da öğreniyorsunuz, hem de zevkle öğreniyorsunuz.

Hocam, bütün bunları avukat iken öğrendiniz. Bir kişinin edebiyat bilmesi için edebiyatçı olması, edebiyat okuması şart mıdır?

Edebiyat okumaması gerekir diyeceğim de, çok saygı değer dostlarımı incitmekten endişe ederim. Hiç ilgisi yok yani. O meslek ayrı şey, edebiyat ayrı şey… Yani hayat tarzınızı belirlerken mesleğinizin size en fazla katkısı olabilir, mani niye olsun. Şu modern hayat tarzına dikkatle bakacak olursak günde heba ettiğimiz en az dört saatimiz var ve mesleğimize de bu kadar zaman ayırmıyoruz esasen… Yani bizim kendi zamanımızı değerlendirme kararlılığından ibarettir. Buna karar verebiliyor muyuz, mesele bu… Verdiğimize değer mi, mesele bu… “Hakikate ihtiyacımız var mı, hakikatin kilosu kaça, bize lazım mı?..” gibi bir sualin peşinde duruyorsak zaten konuştuklarımızın hiç bir manası kalmaz. Çok teşekkür ediyorum. Eksik olmayın.

Yorumlar (0)
-1
hafif kar yağışlı
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 17 Ocak 2021
İmsak 06:49
Güneş 08:19
Öğle 13:19
İkindi 15:47
Akşam 18:09
Yatsı 19:34
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 17 35
2. Fenerbahçe 17 35
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 17 33
5. Alanyaspor 18 30
6. Hatayspor 17 28
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Sivasspor 18 23
11. Başakşehir 18 23
12. Konyaspor 18 22
13. Göztepe 18 22
14. Kasımpaşa 17 22
15. Malatyaspor 17 21
16. Rizespor 17 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Ankaragücü 17 15
20. Denizlispor 17 14
21. Erzurumspor 18 13
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 17 36
2. Leicester City 18 35
3. Liverpool 17 33
4. Man City 16 32
5. Everton 17 32
6. Tottenham 17 30
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 18 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 18 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12