" Her şey gelip geçici, İslam ne olursa olsun devam edecek."

Haber Vakti Yazarı Muhammed Köse, Siyasal İslamın basitleştirilip kullanılması konusunu ele alarak, her şeyin gelip geçici olduğunu ve İslam'ın ne olursa olsun devam edeceğini yazısında ele aldı.

Gündem 20.02.2020 - 14:04 20.02.2020 - 14:04

Haber Vakti Yazarı Muhammed Köse, "Bunu dün ikame edenler gibi, bugün de savunanlar var ve yarın da tekrar ayağa kaldırılacak hakikat şudur ki; İslam kıyamete kadar devam edecek ve mensupları da onun gereğini yaparak yaşayacak ve gerektiğinde de gereğini yaparak ölecekler." dedi.

Siyasal İslamın geçmişten bugüne devam ettiğini söyleyen Köse, bütün iktidarlar ve politikacıların gelip geçici olduğunu ancak tarihin hükmünü yerine getireceğini sözlerine ekledi.

İşte o makale:

Biz dünyalılar, onca eğitime ve bilişim imkanlarına rağmen bir türlü kavramlar üzerinde anlaşamadık. Hala birimizin dam dediğine diğeri direk demeye devam ediyor. Bunca gürültünün ve anlamsız tartışmanın temel çıkış noktası da bu.

Tamam inşaat sektörünün kavramlarda belli bir dengeyi yakaladığı bir vakıa, en azından hiçbiri dam ile direği tartışmıyor, gayet iyi anlaşıyorlar ama misal bu ya; konu İslam olunca sıradan bir mesleki hassasiyet bile tanımayan ve daha da acısı kendi menfaat ve hedefleri doğrultusunda bu dini çarpıtarak kullanmaktan vazgeçmeyen bir kesim hep vardı, hala da var.

İslam’ı cüzlere ayırdığımızda, bunların her birinin tek başına tam anlamıyla İslam olmadığını herhalde biliyoruzdur. Bu temel mantık daha çocukken öğrendiğimiz bir gerçektir; bir dilim kek, bir dilim kektir, kek tepsisinin tamamı değildir!

Bu kadar ciddi bir meseleyi, böylesine basit misallerle anlatmam aslında konunun verdiği rahatsızlığı ifade edeceğim ağır kelimeleri bastırmak için. Bu girizgahtan sonra asıl mevzuya gelelim.

Siyasal İslam tanımını siz uydurdunuz bayım! İşinize geldiği gibi kullandınız, şimdi de işinize öyle geldiği için bitirmek istiyorsunuz. Size göre siyasallık, yaşadığımız ülkenin kanunlarına uygun bir yapı ile siyasi otoritede güç elde etmekti. Bunu gerçekleştirmek için de İslam gibi bu toprakların her zerresine işlemiş ve tarih boyunca ana omurgamızı dik tutmuş bir desteği kullandınız.

Meydanlarda temel bazı haklarından mahrum bırakılmış ve hayatlarını bu dinin hakikatine göre düzenlemek isteyen halkı, onlara istediklerini vereceğinizi vadederek, sizi desteklemeye ikna ettiniz. Bu yolla makamlar ve imkanlar elde ettiniz. Hayatınız boyunca yemekle bitmeyecek mallar ve neslinizi payidar edecek mülkler edindiniz.

Şimdi bitti demenizle biteceğinizi sandığınız şey, bu halkın en azından bir kısmının hayat bildiği İslam dininin yaşam tarzının korunması gayesidir. Siz dün ona siyasal İslam adını verdiniz diye bu gaye ve arzu var olmadı, bugün de bitti demenizle bitmeyecek.

Kıyamete kadar var olacak bir dinin, kıyamete kadar ona tabi olacak mensuplarının hayattan ve dünyadan beklentilerinin temelinde, bu dine uygun bir toplumda yaşama ve en azından inancına göre yaşadığında saldırıya uğramadan ve saygı görerek, kendini ve neslini ikame etme gibi bir niyeti, bir kararlılığı ve ilanı vardır.

Ezanlar değiştirildiğinde de bu vardı, camiler ahır yapıldığında da vardı, sizden önce de vardı, sizden sonra da olmaya devam edecek. İsterseniz hatırlatayım; Sultan Alparslan Muhammed Han, Malazgirt muharebesinde Bizans’ı yenmeden hemen önce Halep’teydi ve oraya şiiler tarafından değiştirilen ezanı düzeltmek için gitmişti.

Tarih şöyle not düşmüştü:

Yorumlar