Herkes yerini bilsin: Hoca da bilsin, Vekil de

Abone Ol

Sosyal medyada, yıllar öncenin bir ses kaydı tekrar dolaşıma girdi. Egemen Bağış’a ait olduğu iddia edilen, Kur’an-ı Kerim’in Bakara sûresi üzerinden yapılmış bir espri(!), tekrar gündemin merkezine yerleşti. Bu ses kaydı üzerinden ise Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, son derece sert ifadelerle Sayın Bağış’ı hedef aldı. Sayın Bilal Erdoğan’a övgü, Bağış’a ise açık göndermeler içeren bu açıklama, bizlere bir kez daha bazı sınırların ve çizgilerin unutulmaya başlandığını gösterdi.

Ancak bu tartışmada herkesin yerini yeniden hatırlaması gerekiyor.

*Cübbelinin Hesapsız Çıkışı ve Popülist Dindarlık*

Ahmet Mahmut Ünlü’nün dini hassasiyetle hareket ettiğine elbette kimsenin şüphesi olamaz. Ancak her dini hassasiyetle yapılan çıkış, hikmeti ve siyasal basireti içermez. Hele ki bu açıklamalar, bir vefat üzerinden yapılmış ve isimler tek tek hedef alınarak şekillenmişse, o zaman samimiyet değil, popülist dindarlık devreye giriyor demektir.

Sayın Bilal Erdoğan üzerinden, Sayın Egemen Bağış’a yönelik yapılan bu yorumlar, kardeşlik hukukunu ve dava ahlakını zedelemektedir. Kaldı ki, ortada bir kaset var ise bu kaset yıllar önce bağımsız ses laboratuvarlarında analiz edilmiş ve montaj olduğu ortaya konmuştur. Sayın Bağış bu süreçte mağdur olmuş, görevini bırakmış ama ne devlete ne lidere sırtını dönmemiştir.

Cübbelinin bu çıkışının zamanlaması ve tonu, maalesef Erdoğan’a ve davasına dostluk değil, yük olmuştur.

*Fakat öte yandan, şu sorular da zihinlerden silinmiyor:*

• Bu ses kaydının “montaj” olduğuna inananlar kadar, ikna olmayan büyük bir kesim de var.

• Sayın Bağış’ın halen AK Parti çevresinde itibar görmesi, bu kitlede “dava ile çelişen adamların neden hâlâ çevrede tutulduğu” yönünde sorular doğuruyor.

• Özellikle dini değerlerle yoğrulmuş bir hareketin içinde, Kur’an-ı Kerim üzerinden alay edildiği algısı oluşmuş bir ismin korunması, halkın vicdanını zedeliyor.

Erdoğan’ın bu tip figürlere olan sabrı, bazı kesimlerce “sadakate ödül” olarak görülse de, kitle psikolojisinde “adalet duygusunun zayıfladığı” izlenimini güçlendirmektedir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın en büyük dayanağı milletin gönlüdür. O gönül kırılmaya başlarsa, kimse o hasarı tamir edemez.

*Muhalefet Pusuda, Biz İçeride Tartışıyoruz*

Bu tartışma, muhalefete bir kez daha can suyu vermiştir. Uzun süredir dini ve milli değerlere mesafeli duran muhalefet, AK Parti içinden çıkan bu tür çelişkileri seçmen nezdinde ahlaki üstünlük sorgulamasına dönüştürmeye çalışıyor. Ve ne yazık ki biz, içeride birliğimizi koruyamayıp, kendi içimizde “kimin daha dindar, kimin daha samimi” olduğunu tartışarak, elimizdeki meşruiyeti zedeliyoruz.

Unutmayalım ki dava adamı olmak, her hakikati her yerde söylemek değil; doğru sözü doğru zamanda, doğru usulle söylemek demektir. Cübbeli Hoca’ya düşen, ümmeti birleştirmektir; araya fitne sokmak değil. Bağış gibi figürlere düşen ise, üzerindeki gölgeyi dağıtmadan devlete ve davaya yük olmamaktır.

*Son Söz: Sayın; Erdoğan Bu Kırılmayı Durdurmalı*

Sayın Cumhurbaşkanımız, bugüne kadar her türlü saldırıya, her türlü ihanete rağmen dirayetini ve liderliğini göstermiştir. Fakat bugün yaşanan bu tip iç tartışmalar, davaya zarar vermekten başka bir işe yaramamaktadır.

Ne Bağış gibi tartışmalı figürlerin korunması ne de Cübbeli gibi sorumluluğunu aşan çıkışların görmezden gelinmesi, davaya hizmettir.

Şimdi herkes haddini, yerini ve ağırlığını bilmeli.

*Hoca da bilsin, vekil de.*

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }