Hükümete çağrı: Gıdayı ucuzlatacak formül bulunmalı

Gazeteci-yazar Fuat Uğur artan gıda fiyatları üzerinden hükümete ''Gıdayı ucuzlatacak formül bulunmalı'' çağrısında bulundu.

Ekonomi 07.09.2021 - 15:02 07.09.2021 - 15:25

Son günlerde gıda fiyatlarında dikkat çeken artışlar özellikle dar gelirli vatandaşlarımızın alım gücünü etkilemeye devam ediyor. ''Vatandaş eskiye nazaran filesini doldurabiliyor ve istediği ürünü mevsiminde uygun fiyata temin edebiliyor mu?'' sorusuna son günlerde farklı mecralarda yazarlar tarafından dikkat çekilmeye başlandı. Özellikle üretici olarak çiftçinin; gübre, ilaç ve yem masrafları baz alındığında artış sözkonusu mu ve bu hale ve sofraya nasıl yansıyor?

Türkiye Gazetesi yazarı Fuat Uğur'un bugün yayınlanan söz konusu yazısında bu konulara dikkat çekti ve önemli  ifadeler yer aldı. İşte o yazı:

Dün gazetemizin iki yazarı Fatih Selek ve Cem Küçük halkın ve özellikle AK Parti seçmeni olan orta ve orta alt tabakanın gelirinin artan gıda fiyatları nedeniyle nasıl eridiğini ve en önemli gündeminin pahalılık olduğunu yazdılar.

Çiftçi köyden ve topraktan kaçmanın derdinde.
Sebebi de ürününün para etmemesi. Daha doğrusu aracıların verdiği paranın, ürünün maliyetini karşılamaması. Çiftçi, maliyet girdilerinin yüksekliği nedeniyle çok sıkıntılı. Başta GÜBRE, İLAÇ VE YEM paraları.

Fatih Selek şunu yazmış:

Geçen yıl 148 lira olan gübre bu sene 330 TL'yi bulmuş. "50 kilo buğday 150, 50 kilo gübre 330..." diyen oldu. Hükûmet hububat fiyatlarını 2,25 lira olarak açıklamış, çiftçi sevinmişti. Fiyat biraz daha arttı. Gübre fiyatı hepsini almış götürmüş.
Çünkü gübre üreticisi fabrikalar gübre fiyatlarına yüzde 150’ye varan ACIMASIZ zamlar yaptı.
Çünkü gübre üreticisi döviz bazında ihracat yapıp Türk lirası bazında daha bol para kazanmak varken iç piyasaya gübre arz etmiyor. Sonra da “İç piyasaya sürmek için elimizde çok az gübre var, o yüzden fiyat artıyor” diyorlar. Ne güzel iş değil mi?

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan bu konuda adım atması beklenirken Ticaret Bakanlığı tıpkı çimento fabrikalarına olduğu gibi gübre fabrikalarına da ihracat kısıtlaması getirdi.
Bu arada Rekabet Kurulu, 7 gübre üreticisinin birlikte hareket ederek fiyatları yükselttiği gerekçesiyle soruşturma başlattı malum.
Önceki gün @eurodolar1980x hesabından Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri haber veren Deniz adlı arkadaşımız şu paylaşımı yaptı:

Angola Özel Yatırım ve İhracatı Geliştirme Ajansı (AIPEX):

“Türkiye, Angola'ya yeni gübre fabrikası yatırım kararı ile Angola'nın üretimi en üst düzeye çıkacak."

Acı acı güldüm haberi okuyunca. Tam kelin merhemi hesabına dönmüş bir durum.
Çok merak ediyorum ve web sayfalarına da bakıyorum. Türkiye’de devlet ihalelerinden yüz milyonlarca hatta milyarlarca dolar kazanan iş adamlarıyla şirketler neden kazandıklarından bir bölümünü yine kazanmak üzere yatırımda ve üretimde kullanmazlar... Misal, çiftçinin maliyet girdisini düşürecek ve sırf iç piyasaya sürülecek gübre fabrikası kurmazlar?
Kısaca iş adamlarımız para kazanmayı sevdikleri kadar vatanlarını sevmeyi de bilseler bunu yaparlar.

Yüzde 45’i geçen üretici fiyatlarındaki enflasyon (ÜFE) büyük bir risk olarak karşımızda duruyor. AMA ASIL RİSK; BU RİSKİN FARKINA VARAMAMAK!..
Savunma sanayiinin önemli isimlerinden Volkan Okçu ile konuştum önceki gün bu meseleyi. Kendisi savunma sanayii güvenlik sistemleri üreten 6 büyük firmadan birinin sahibi. Aynı zamanda NATO tedarikçisi. Zaten görüşlerini Twitter hesabından da açık açık yazıyor.
Tekelleşmenin ciddi bir sıkıntı olduğunu söyledi. Haldeki ve marketlerdeki tekelleşmenin önüne geçilmesi gerektiğini, Hal Yasası’nın bir an önce çıkarılması gerektiğini o da söylüyor...
Geçtiğimiz günlerde Ataşehir Hali'nde nasıl kabakların kasa kasa çöpe atıldığını gördük. Sebebi çok açık, fiyatı düşürmemek için arzı kısmak.
Çok kabak çok düşük fiyat anlamına geliyor onlar için.
Bunun için de çok basit bir yöntemleri var.
Hal esnafı ÇÜRÜMÜŞTÜR diye Hal Zabıtası’na başvuruyor. Onlar da ÇÜRÜMÜŞTÜR ONAYI veren bir tutanak düzenledikten sonra gereği yapılıyor.

Yani; DÖKÜLÜYOR!

Hal Yasası raftan yeniden indirilmiş. Şaka gibi.
Ama bu ihanet sistemine hizmet eden bir büyük MESELE daha var ki o da İHRACAT.
En basit makarna üreticisi bile yurt dışına 1,2 dolardan ihraç ettiği 1 paket makarnayı markete 5 liradan vermez.
Aynı şekilde AB'ye domatesi 1,69 avrodan satmak varken iç pazara 3 liradan vermek istemiyorlar.
Kısaca iş ÜRÜN KITLIĞINA dönüştü.
Cari açığı azaltacağız diye dövizi başıboş bırakıp enflasyonu azdıran bir yöntemin acıları bunlar. İhracat gelirimizle cari açığı azaltalım derken iç piyasadaki gıda arzını daraltıp enflasyonu azdırıyoruz. Bu da dövizi azdırıyor, böylece bir kısır döngüdür gidiyor.
HESAP BELLİ: İç pazar talebi ile ihracat dengeli olmalı.
ABD bile tarım ürünleri ihracatını büyük oranda kıstı. Senin 50 tır domatesten kazanacağının 10 katını 1 tır virüs yazılım CD’sinden kazanıyor.

Volkan Okçu çözüm önerilerini de sıralamış:

1-Atıl durumdaki hazine arazileri 10-20 yıllığına dar gelirli kişilere yalnızca tarım ve hayvancılık amaçlı olarak tahsis edilmeli. Bu araziler sulama dengesini bozmadan acilen ekilmeli.
2-İhracatta ana ürünler için iç pazar kotası olmalı. Aynı maske satışında olduğu gibi.
3-Üretici ile son tüketici arasında aracılı sistemi tanzim ederek ve kanunla yasaklanan köylünün pazarda doğrudan satışına yeniden onay vererek rekabetçi sistemi oluşturmalı.
4-Nitelikli gıda (trüf gibi) üretimi için mikrokredi ve eğitim avantajı sunmalı.
5-Tarım ürünlerini nitelikli gıda ürünlerine dönüştürecek tesisler kurulmalı.
6-Hal Yasası acilen çıkarılmalı, hallerdeki ve marketlerdeki tekelleşme kırılmalı.

Hepsi de birbirinden önemli.

İçinde bulunduğumuz durum ve alınması gereken acil tedbirler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a DOĞRU biçimde iletilmeli. Erdoğan devrimci bir liderdir, gereğini yapacaktır.

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@