Ebû Huzeyfe kimdir? Ebû Huzeyfe‘nin hayatı...

Ebû Huzeyfe kimdir? Ebû Huzeyfe nerede doğmuştur? Ebû Huzeyfe ne zaman doğmuştur? Ebû Huzeyfe nasıl Müslüman olmuştur? Ebû Huzeyfe nasıl hicret etmiştir? Ebû Huzeyfe nasıl evlenmiştir? Ebû Huzeyfe’nin cesareti, Ebû Huzeyfe‘nin hayatı, Ebû Huzeyfe’nin vefatı…

Ebû Huzeyfe kimdir? Ebû Huzeyfe‘nin hayatı...

İşte, "Ebû Huzeyfe kimdir? Ebû Huzeyfe nerede doğmuştur? Ebû Huzeyfe ne zaman doğmuştur? Ebû Huzeyfe nasıl Müslüman olmuştur? Ebû Huzeyfe nasıl hicret etmiştir? Ebû Huzeyfe nasıl evlenmiştir? Ebû Huzeyfe’nin cesareti, Ebû Huzeyfe‘nin hayatı, Ebû Huzeyfe’nin vefatı…" sorularının cevaplarıı...

Sahabe-i Kirâmın mümtaz şahsiyetlerinden bir yıldız olan Ebû Huzeyfe Hazretleri, mü'minlerin sayısı henüz daha kırkı bulmadan İslâmla müşerref oldu. Peygamberimiz o sıralar Dâr-ül Erkam'da ikamet ediyorlardı. Ebû Huzeyfe'nin bütün çevresi, akrabaları Müslümanların amansız düşmanıydı. Kureyş'in nüfuzulu reislerinden azılı müşrik olan babası Utbe, oğluna ne kadar mâni olmaya çalışmışsa da tesir edememişti. Hak dinin yayıldığını duyar duymaz, kalbine doğan hidayet güneşi onu daha fazla bekletmedi. Hiçbir baskıya ehemmiyet vermeden iman safına girdi, bahtiyarlardan oldu.

Peygamberliğin beşinci ve yedinci yıllarında Habeşistan'a hicret eden her iki kafileye Ebû Huzeyfe hanımıyla birlikte katıldı. Habeşistan'da bulundukları sırada zevcesi Sehle'den Muhammed isminde bir oğulları dünyaya geldi. Mekke'de bulunan Müslümanların Medine'ye hicretine kadar orada kaldılar. Ebû Huzeyfe diğer Sahabîler gibi Habeşistan'dan sonra Medine'ye hicret etti. Medine'ye geldiklerinde Peygamberimiz Ensar'dan Abbad bin Bişr ile Ebû Huzeyfe arasında kardeşlik akdi yaptı.

Gözünün pekliği ve şecaat ile meşhur olan Ebû Huzeyfe Hazretleri, Peygamberimizle birlikte bütün muharebelere katıldı. Ehl-i küfre karşı yapılan ilk gazâ olan Bedir'de Ebû Huzeyfe de vardı. İmanın kalp ve ruhlarda icra ettiği mânevî inkılâp, fertleri, yalnız bir olan Allah'a kul etmişti. Hidayet dairesine giren Sahabîlerin müşriklerle maddî mânevî hiçbir bağları kalmamıştı. Hemşehrilik, akrabalık ve dostluklar aradan kalkmıştı. Allah için sevip, Allah için buğzetmek tek ölçüydü. Iman ve küfür mücadalesi uğruna en yakın akrabaları ile bile irtibatlarını kesmişlerdi.

Nitekim Bedir Muharebesinde Allah'ın dostları ile düşmanları karşı karşıya idi. Bir tarafta elleriyle yaptıkları putlara tapan müşrik güruhu, diğer tarafta Allah'ın birliğini yaymak isteyen İslam cemaati vardı. Hz. Ebû Bekir'in bir oğlu Abdullah kendi yanında, diğer oğlu Abdurrahman düşman safındaydı. Resul-i Ekrem’in amcası Hamza kendi yanında, diğer amcası Abbas düşman ile birlikteydi. Hz. Ali İslam safında, kardeşi Akil müşrik ordusundaydı. Utbe'nin bir oğlu Velid kendisiyle beraber putperestlerin içindeyken, diğer oğlu Ebu Huzeyfe Peygamber (a.s.m.) tarafındaydı.

Muharebenin başlangıcında ortaya atılanların içinde Utbe de vardı. Müslümanlardan bir hasım istedi. Babasını ortada gören Ebu Huzeyfe Hazretleri hemen ayağa kalktı. İmanı babasının meydan okumasına razı olmadı. Bu sırada kız kardeşi olan Ebû Süfyan'ın kansu Hind, Ebû Huzeyfe'ye hakaret ediyor, "Ey uğursuz adam, seni küçük yaştan beri yetiştiren babana minnet duyacağın yerde, gençlik çağında ona karşı çıktın. Sen insanların en kötüsüsün" diyordu. Halbuki o en bahtiyar cemaatin içindeydi. Ebû Huzeyfe'nin ayağa kalktığını gören Resul-i Ekrem Efendimiz ona mâni oldu. Babasıyla karşılaşmasına razı olmadı.

Muharebe zaferle neticelenmişti. Müşriklerin reisleri teker teker öldürülmüştü. Peygamberimiz daha önce onlara beddua etmiş, hatta öldürülecekleri yeri dahi göstermişti. Ebû Cehil, Şeybe, Velid ve Ebû Huzeyfe'nin babası Utbe öldürülenler arasındaydı. Bunların cesetleri toplanarak bir kuyuya dolduruldu. Peygamber Efendimiz Bedir'den ayrılacaklan sırada onların atıldığı kuyunun başına geldi, "Ey çukura atılanlar" diye seslendikten sonra isimlerini birer birer saydı ve "Siz beni yalanladınız, başkaları ise beni tasdik etti. Siz yurdumdan çıkardınız, başkaları bana kucak açtı. Siz benimle çarpıştınız, başkaları ise bana yardım etti. Siz Allah'ın vaad ettiği azapla karşılaştınız; ben de Rabbimin bana vaad ettiği zafere kavuştum" buyurdu.

Peygamberimiz bu sözleri söylerken Ebû Huzeyfe'nin renginin değiştiğini ve üzüldüğünü gördü. Ona yönelerek, "Ey Ebû Huzeyfe, baban hakkında söylenenler için mi üzüldün?" diye sordu. Ebû Huzeyfe Hazretleri, "Hayır, yâ Resulallah, babamın öldürüldüğüne üzülmedim. Babam akıllı ve halim bir insandı. Onun Müslüman olacağını ümit ediyordum. Onun müşrik olarak ölmesine uzüldüm" dedi. Resul-i Ekrem de Ebû Huzeyfe'ye duâda bulundu.

Peygamberimizin irtihâlinden sonra Ebû Huzeyfe Hazretleri büyük fedakârlıklar gösterdi. Hz. Ebû Bekir devrinde Müseylimetü'l-Kezzap İslâm fütuhatına mâni olmak için peygamberliğini ilân etti. Halife Hz. Ebû Bekir, bu sahte peygamberi ortadan kaldırmak için üzerine bir kuvvet gönderdi. Mücâhitler arasında Ebû Huzeyfe de vardı. İlk yapılan hücumda Müslümanlar muvaffak olamamışlardı. Daha sonra Hz. Halid'in üzerine gitmesiyle Müseylime geriledi. Sahabiler Kur'ân okuyarak ilerliyorlardı. Bu sırada Ebû Huzeyfe de, "Ey Kur'ân ehli, Allah'ın kelâmını güzide hareketlerinizle süsleyiniz" sözleriyle teşvik ediyordu. Müseylime gâilesi ortadan kalktı. Fakat bu arada bazı Sahabîler de şehit düştü. Şehitler arasında Ebû Huzeyfe Hazretleri de vardı. Bu sırada 54 yaşındaydı.

Allah ondan razı olsun.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5