Ebû Seleme kimdir? Ebû Seleme‘nin hayatı…

Ebû Seleme kimdir? Ebû Seleme nerede doğmuştur? Ebû Seleme ne zaman doğmuştur? Ebû Seleme nasıl Müslüman olmuştur? Ebû Seleme nasıl hicret etmiştir? Ebû Seleme nasıl evlenmiştir? Ebû Seleme’nin cesareti, Ebû Seleme‘nin hayatı, Ebû Seleme’nin vefatı…

Ebû Seleme kimdir? Ebû Seleme‘nin hayatı…

İşte, "Ebû Seleme kimdir? Ebû Seleme nerede doğmuştur? Ebû Seleme ne zaman doğmuştur? Ebû Seleme nasıl Müslüman olmuştur? Ebû Seleme nasıl hicret etmiştir? Ebû Seleme nasıl evlenmiştir? Ebû Seleme’nin cesareti, Ebû Seleme‘nin hayatı, Ebû Seleme’nin vefatı…" sorularının cevabı...

EBÛ SELEME NASIL MÜSLÜMAN OLMUŞTUR?

İslâm dâvetinin ilk yıllarıydı. İmanın ulvî mesajını alanlar birer birer cehalet zincirini kırarak Kur'ân kalesine giriyor, dünya-âhiret saadetine erme bahtiyarlığına sâhip oluyorlardı. Ebû Seleme, beraberinde Ebû Ubeyde bin Hâris, Er kam bin Ebi'l-Erkam ve Osman bin Maz'un olduğu halde Peygamberimizin yanına vardılar. Niyetleri, Peygamberimizi dinlemek ve onun nurlu halkasına girmekti. Peygamberimiz, kendilerine İslâm’ın esaslarını anlattı, bir miktar da Kur'ân okudu. Neticede kalplerine hidayet güneşi doğan bu gönüldaşlar hemen iman edip, ilk safa katıldılar.

EBÛ SELEME KİMDİR?

Hz. Ebû Seleme'nin (r.a) esas ismi Abdullah bin Abdülesed idi. Seleme adında bir oğlu vardı. Bundan dolayı kendisine "Seleme'nin babası" mânâsında Ebû Seleme denildi. Peygamberimizin yakın akrabasıydı. Halası Berre'nin oğluydu. Ayıca, Hz. Ebû Seleme, Peygamberimizin süt kardeşiydi. Süveybe Hâtundan o da emmişti.

EBÛ SELEME NASIL HİCRET ETMİŞTİR?

İmanı uğrunda bütün zorluklara göğüs geren Hz. Ebû Seleme'nin hayatı hep mücadele ve mücâhede içinde geçti. Müşriklerin zulüm ve baskısı artınca Habeşistan'a hicret başladığında, Ebû Seleme hanımı Ümmü Seleme (Hind) ile birlikte hicret kervanına katıldı. Uzun müddet orada yaşadılar. Çocuklarının dördü de Habeşistan'da doğmuştu. Sonunda muhacirler tekrar Mekke'ye döndüler. Hz. Ebû Seleme, Mekke'ye geldikten sonra yine müşriklerin zulmüne uğradı. Bunun üzerine, Peygamberimiz, kendisinin Medine'ye hicret etmesini tavsiye etti.

Hz. Ebû Seleme yola çıkacağı sırada ailesini de beraberinde götürmek istedi. Oğlu Seleme ile hanımını ayrı bir deveye bindirerek Medine yolunu tuttular. Giderken hanımının akrabasından bazı adamlar karşılarına çıktı. Hz. Ümmü Seleme'yi başka şehre götürmesine müsaade etmediler ve elinden aldılar.

Hz.Ebû Seleme, melül ve mahzun bir şekilde yalnız olarak yola devam etti. Çile ve ıztırapla geçen bir yıl aradan sonra Ümmü Seleme de Medine'ye hicret etti. Böylece âile yeniden bir araya geldi.

EBÛ SELEME’NİN HAYATI

Hz. Ebû Seleme ilk muhacirlerdendi. Hicreti müteâkip Peygamberimiz, kendisini Ensardan Sa'd bin Heyseme (r.a.) ile kardeş ilân etti. Hz. Ebû Seleme İslâm ve Kur'ân hizmetine Medine'de devam etti. Kendisi okur-yazar Sahabiler içinde yer alıyordu. Böylece İslâmiyet’e hem kılıcı, hem de kalemiyle hizmet ediyordu. Hilye müellifi Ebu Nuaym, Hz. Ebû Seleme'yi Suffe Ashabı arasında saymaktadır. Hz. Ebû Seleme okuma-yazma bildiği için Sahabilere okuma ve yazma dersleri veriyordu.

Peygamber Efendimiz, Hz. Ebû Seleme'yi çok severdi. Ona ayrı bir yakınlık gösterirdi. Bir keresinde Hz. Ebû Seleme'yi yerine vekil olarak Medine'de bırakmıştı. O zaman Peygamberimiz Uşeyre Gazâsına çıkmıştı. Bu gazâ, Hicret ten 16 ay sonra meydana geldi.

EBÛ SELEME’NİN CESARETİ

Hz. Ebû Seleme Bedir ve Uhud Savaşına iştirak eden mücahitlerle birlikteydi. Uhud Savaşının kızıştığı bir sırada Ebû Usâme el-Cüşenî tarafından uzun ve yassı bir demirle pazusundan yaralandı. Savaşı müteakip Peygamberimiz müşrikleri takip etti. Hamrül-Esed adıyla anılan bu sefere katılanların başta Peygamberimiz olmak üzere hepsi yaralı idi. Peygamberimizin bu seferini duyan Hz. Ebû Seleme, merkebine binerek yolda İslam ordusuna katıldı. Ruhundaki cihad aşkı onu yerinde durduramamıştı. Peygamberimiz seferde iken kendisinin yaralı dahi olsa geride kalması mümkün müydü? Sefer bitip ordu Medine'ye dönünce, Hz. Ebu Seleme de evine geldi. Bir ay kadar yarasının tedavisi ile meşgul oldu ve iyileşti.

Fakat bu defa ayrı bir hizmetin ucu görünmüştü. Necid bölgesinde bulunan Katan havalisinin sakinleri olan Esedoğullan etraf kabileleri de kışkırtarak, onları Peygamberimizle muharebeye teşvik ediyorlardı. Bu durumu haber alan Peygamberimiz, Hz. Ebu Seleme'yi çağırarak kendisine bir sancak teslim etti ve şöyle buyurdu:

"Seni kumandan tâyin ediyorum. Şu askeri birliği götür. Esedoğulları gelip sana kavuşmadan olanın yurduna gir ve üzerlerine yürü. Baskın yap, mallarına el koy!” Devamında, Peygamberimiz ona Allah'ın emirlerine aykırı bir hareket te bulunmamasını ve idaresindeki askere iyi davranmasını tavsiye etti.

Eba Seleme'nin 150 kişilik ordusunda Eba Ubeyde bin Cerrah ve Sa'd bin Ebû Vakkas (ra) gibi Sahabelerin ileri gelenleri de bulunuyordu. Hepsi de Ensar ve Muhacirlerdendi. Ordu, ıssız ve sapa yollardan giderek Esed Oğullarının toplandıklan subaşlarından birisi olan Katan'a yaklaştılar. Orada bulunanları hayvanlarıyla birlikte ele geçirdiler. Ellerinden kaçıp kurtulanlar koşarak, kala balık bir İslam ordusunun geldiğini haber verdiler.

Daha sonra Katan'a gelince orada bir kavimle karşılaştılar. Hz. Ebu Seleme onları sabahın karanlığında kuşattı. Askerlerine dikkatli olmalarını, kimseyi kaçırmamalarını tembih ettikten sonra hücuma geçti. İslâm mücâhitlerinin geldiğini gören Esedoğulları darmadağın oldular. Hz. Ebu Seleme onları bir müddet takip etti.

Kavim dağıldıktan sonra Ebu Seleme karargâhını Katan suyunun başına kurdu. Etrafa yayılan İslam askerleri çok miktarda deve ve koyun toplayarak karargaha getirdiler. Beraberinde ganimetlerle Medine'ye dönen Hz. Ebû Seleme Peygamberimizin tavsiyesine uymuş, verilen vazifeyi hakkıyla yerine getirmişti, Bu sefer Hicretin 4. senesi Muharrem ayında vuku bulmuştu.

EBÛ SELEME’NİN VEFATI

Bu seferden dönüşünde Hz. Ebü Seleme'nin Uhud'ta aldığı yara açıldı. Neticede yatağa düştü. Beş ay sonra Cemaziyelevvel ayının sonunda vefât etti.

Hz. Ebu Seleme vefat ettiğinde gözleri açık kalmıştı. Hanımı Hz. Ümmü Seleme'nin anlattığına göre, Peygamberimiz geldi, fedakâr Sahabisinin yanına oturdu, gözlerini kapadı. Daha sonra şöyle buyurdu: "Şüphesiz, ruh çıktığı zaman göz onu takip eder."

O sırada Hz. Ebů Seleme'nin âile efrâdından bâzıları feryad edip ağlamaya başladılar. Kadınların ağıt yakmalarını hoş karşılamayan Resul-i Ekrem Efendimiz, "Siz kendiniz için iyilikten başka bir şey istemeyin. Çünkü melekler söylediklerinize 'Amin derler" buyurarak ikaz etti. Daha sonra şu duâda bulundu:

"Allah'ım, Ebû Seleme'yi affet. Derecesini hidayete erenler arasında yükselt. Onun arkasında kalanları için de Sen ona halef ol. Bizi de, onu da mağfiret buyur. Ey Alemlerin Rabbi, [Ebû Seleme'nin] kabrini genişlet. Ve orada onun nurunu çoğalt."

 Allah ondan razı olsun…

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5