Es'ad bin Zürâre kimdir? Es'ad bin Zürâre’nin hayatı...

Es'ad bin Zürâre kimdir? Es'ad bin Zürâre nerede doğmuştur? Es'ad bin Zürâre ne zaman doğmuştur? Es'ad bin Zürâre nasıl Müslüman olmuştur? Es'ad bin Zürâre nasıl hicret etmiştir? Es'ad bin Zürâre nasıl evlenmiştir? Es'ad bin Zürâre’nin cesareti, Es'ad bin Zürâre’nin hayatı, Es'ad bin Zürâre’nin vefatı…

Es'ad bin Zürâre kimdir? Es'ad bin Zürâre’nin hayatı...

İşte, "Es'ad bin Zürâre kimdir? Es'ad bin Zürâre nerede doğmuştur? Es'ad bin Zürâre ne zaman doğmuştur? Es'ad bin Zürâre nasıl Müslüman olmuştur? Es'ad bin Zürâre nasıl hicret etmiştir? Es'ad bin Zürâre nasıl evlenmiştir? Es'ad bin Zürâre’nin cesareti, Es'ad bin Zürâre’nin hayatı, Es'ad bin Zürâre’nin vefatı..." sorularının cevapları...

Resulullahtan birçok mucize gördükleri halde, Mekke müşrikleri ona inanmamakta ısrar ediyorlardı. Bununla da kalmayarak Müslümanları ağır işkencelere mâruz bırakıyorlardı. Bütün bu ezâ ve cefalar karşısında dahi, Peygamberimiz tebliğ vazifesinden bir an bile olsa geri durmuyor, insanları Allah'ın varlığına ve birliğine inanmaya dâvet ediyordu.

Peygamberimiz (a.s.m.) her yıl hac mevsiminde çevreden gelen insanlara İslâmiyet’i anlatıyor, onları Müslüman olmaya davet ediyordu. Çoğu onu reddediyor, iman etmeye yanaşmıyordu. Fakat Peygamberimiz ümidini yitirme den, durmak dinlemek bilmeden davasını tebliğ ediyordu. Çünkü o bir Peygamberdi. Vazifesi sâdece tebliğ idi. Hidayet vermek ise Allah'a mahsustu.

ES’AD BİN ZÜRÂRE’NİN HAYATI

Bir hac mevsimiydi. Peygamberimiz kabileler arasında dolaşıyor, tebliğde bulunuyordu. Altı kişilik bir kafilenin yanına geldi. Biraz sohbetten sonra onları Müslüman olmaya dâvet etti. Bunlar Medineliydi. İnsaf sahibi kimselerdi. Birbirlerine, "Vallahi, bu bize Yahudilerin geleceğini bildirdiği ve onunla bizi korkuttukları peygamber olsa gerek. Sakın ona iman etmekte ve tabi olmakta Yahudiler bizi geçmesinler" dediler ve hemen Müslüman oldular. İşte bu altı bahtiyardan birisi de Neccaroğullarından Es'ad bin Zürare idi (r.a.). Bu bahtiyar insanlar, Peygamberimizin yanından ayrılırken şöyle dediler:

"Bizim kavmimiz hem birbirlerine, hem de başkalarına düşmanlık ediyorlar. Umulur ki, Allah onları senin sayende bir araya toplar. Biz hemen dönüp onları da İslâmiyet’e davet edecek, kabul ettiğimiz şeyleri onlara da anlatacağız. Eğer Allah onları bu din üzere toplarsa, senden daha aziz, senden daha şerefli kimse olmaz."

Sonra da Resulullahtan izin alarak ayrıldılar. Bu mübârek Sahabiler, Medine'de canla başla tebliğ vazifesinde bulundular. Birçok kimsenin İslâm’la müşerref olmasına vesile oldular. Bir yıl sonraki hac mevsiminde de 12 kişilik bir heyetle Akabe'de Peygamberimizle buluştular. Peygamberimizin isteği üzere, hiçbir şeyi Allah'a ortak koşmayacaklarına, hırsızlık etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, iftirada bulunmayacaklarına, hiçbir hayırlı işe muhalefet etmeyeceklerine dair Resulullaha söz verdiler. Bir müddet sohbet ettikten sonra da Resulullahdan izin alarak oradan ayrıldılar. Peygamberimiz de İslamiyet’i öğretmesi için büyük Sahabi Mus'ab bin Umeyr'i (r.a.) onlarla Medine'ye gönderdi. Hz. Mus'ab çok iyi bir hatipti. Sabırlıydı. İkna kabiliyeti kuvvetliydi. Medine'de Es'ad bin Zürâre'nin (r.a.) evinde misafir oldu. Birlikte tebliğ vazifesini hızlandırdılar. Sa'd bin Muaz, Üseyd bin Hudayr gibi büyük Sahabiler, bu iki zâtın tebliğiyle Müslüman oldu.

Ertesi yıl hac mevsiminde 73'ü erkek ikisi kadın 75 kişilik bir heyetle Akabe'ye geldiler. Resulullah ile buluşup sohbet ettiler. Peygamberimiz onların arasından on iki temsilci seçti. Es'ad bin Zürâre'yi de bu on iki kişinin temsilcisi olarak tâyin etti. Temsilciler temsil ettikleri gruplarla konuştular. Onlara Resulullaha yapacakları biatin önemini anlattılar. Sonra da temsil ettikleri grubun önüne düşerek Resulullaha bîat ettiler. Hz. Es'ad biat ederken şöyle diyordu:

"Ben Allah'a ve Allah'ın Resulüne verdiğim sözü tamamlamak, yerine getirmek, yardım hususundaki sözümü fiilimle gerçekleştirmek üzere biat ediyorum."

ES’AD BİN ZÜRÂRE’NİN VEFATI

Biat işi tamamlanınca Medineli Müslümanlar oradan ayrıldılar. Medine'ye hareket ettiler. İman faaliyetine başladılar. Resulullahın Medine'ye hicret etmesi için zemin hazırladılar. Es'ad bin Zürâre bu arada, "Kim bir sünneti ihya ederse hem onun sevabını, hem de Kıyâmete kadar o sünnetle amel edenlerin kazanacakları sevâba nail olur" meâlindeki hadis-i şerifi bizzat yaşayarak güzel bir adetin tohumunu attı. Medine'de, bir yeri mescid edinerek ordu Müslümanlara hem vakit namazlarını, hem de Cuma namazını kıldırdı.

Hz. Es'ad, Peygamberimizin hicretinden kısa bir müddet sonra rahatsızlandı. Peygamberimiz de bu Sahabisini ziyarete gitti. Onun için duâ ve niyazda bulundu. Es'ad (r.a.) yakalandığı bu hastalıktan kurtulamayarak vefat etti. Cenazesini bizzat Peygamberimiz yıkadı, namazını kıldırdı. Ve Baki' Kabristanına defnetti. Böylece Ensardan bu kabristana defnedilen ilk Sahabî, Hz, Es'ad oldu. Peygamberimizin Medine'ye gelmesinden ve İslâm’ın gün geçtikçe yayılmasın dan rahatsız olan Yahudi ve münâfıklar, Hz. Es'ad'ın ölümünü dedikodu vesilesi yaptılar. Bu hâdiseyi Peygamberimiz için bir eksiklik olarak gördüler. Şöyle diyorlardı: "Eğer o bir Peygamber olsaydı, arkadaşı ölmezdi." Bunun üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Ben ne kendim için, ne de arkadaşım için Allah'tan gelecek bir şeyi savmaya mâlik değilim."

Es'ad bin Zürâre'nin ölümü üzerine, Neccaroğulları toplanıp Resulullaha geldiler, "Ya Resulallah! Biliyorsunuz ki, o bizim temsilcimiz idi. Onun yerine birini tayin et" dediler. Peygamberimiz, "Siz benim dayılarımsınız. Sizin temsilciniz benim" buyurdu. Onlar da bunu kendileri için büyük bir bahtiyarlık vesilesi saydılar ve sevinçle oradan ayrıldılar.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5