Hadis: İne satışı

Peygamber Efendimizin Îne satışı hakkındaki "Îne yoluyla alım satım yaptığınız, sığırların kuyruklarına yapışıp ziraatle yetindiğiniz ve cihadı bıraktığınız zaman Allah (c.c.) size öyle bir zillet musallat eder ki dininize dönünceye dek o zilleti sizden söküp atmaz.'' hadisi

Hadis: İne satışı

Îne satışı

Abdullah b. Ömer (r.a.) diyor ki:

Rasûlullah'ın (s.a.) şöyle buyurduğunu işittim:

"Îne yoluyla alım satım yaptığınız, sığırların kuyruklarına yapışıp ziraatle yetindiğiniz ve cihadı bıraktığınız zaman Allah (c.c.) size öyle bir zillet musallat eder ki dininize dönünceye dek o zilleti sizden söküp atmaz."

AÇIKLAMA

Hadisimiz Ahmed b. Hanbel tarafından da benzer lafızlarla  rivayet edilir. Onun rivayeti, "Insanlar dinar ve dirhem hususunda cimrilik gösterdikleri zaman..." şeklinde başlar ve "...Allah'a tevbe edinceye kadar..." cümlesiyle sona erer.

Hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem, ilâhi gazabı celbeden ve müslüman toplumun zillete düşmesine sebep olan icraatları maddeler halinde zikretmektedir. Bunlar îne yapmak, sığırların kuyruklarına tutunup ziraatle yetinmek ve cihadı bırakmak şeklinde ifade edilmiştir. Hadisin anlaşılması için sözü edilen maddeleri kısaca açıklamak uygun olacaktır.

a) alım "Veresiye satmak" mânasına gelen îne, bâyiin muayyen bir vade ile müşteriye sattığı malı, aynı şahıstan daha ucuz bir fiyatla tekrar satın alarak kıymetini peşin olarak ödemesi tarzında gerçekleşen bir alışveriş türüdür. Buna göre mesela altı ay vade ile peşin fiyatı 80 milyon olan bir malı müşterisine 100 milyona satmış olan bir bayi sattığı mali müşterisinden 50 milyona satın alması halinde îne alımsatımı gerçekleşmiş olur.

Hanefî fakihlerinin de içinde bulunduğu cumhur ulemâ böyle bir alışverişi caiz görmemişlerdir. Çünkü aradaki fiyat farkı (verilen örnekteki 50 milyon gibi) elli milyonu muayyen bir süre için yüz milyon karşılığında veren kimsenin muamelesini hatırlatmaktadır.

Bu ise, Kur'an ve hadislerde haram kılınmış olan ribâ-i nesîeyi çağrış tırmaktadır. Bu itibarla "îne alımsatımı" faiz yemek için hileli ve şüpheli yollara sapmak demektir. Ancak söz konusualışveriş türünde araya üçüncü bir şahsın girmesi durumunda yani, müşteri veresiye satın aldığı malı aynı bâyie değil de başka bir şahsa satması caiz görülmüştür.

b) Sığırların kuyruklarına yapışıp ziraatle yetinmek: Rasûl-i Ekrem'in "Sığırların kuyruklarına yapışıp ziraatle yetinmek" tabirinden, saadet asrinda ziraat işlerinde özellikle sığırların kullanıldığını öğren yemekteyiz. Günümüz çiftçilerinin bile traktör, biçerdöver gibi modern tarım araçlarının ulaşamadığı dağlık arazilerde at, merkep ve sığır gibi hayvan gücünden faydalandıkları bilinen bir husustur. Her asırda ziraat, dünyevî büyük bir meşgale ve önemli bir geçim vasıtası olmuştur. Insan için ziraat, hem zihnen hem bedenen yorucu ve oyalayıcı bir meslektir. Fakat aynı zamanda ziraat,

Kur'an ve sünnet tarafından teşvik gören Buhârî'nin "Ziraat âletiyle iştigâlin veya meşru sınırı aşmanın âkıbetinden sakındırılan şeyler" bab başlığı altında bu rivayeti zikretmesi, hadisin yukarıda değinildiği gibi anlaşılması gerektiğine Sahabeden Ebû Ümâme el-Bâhilî bir saban ve bir tarım aleti gördüğünde şöyle demiştir: Ben Peygamber'in şöyle buyurduğunu işittim: "Bu, bir kavmin evine girerse ancak oraya zillet sokulmuş olur." bir geçim yoludur. Bu itibarla Rasûl-i Ekrem'in, söz konusu tabirinden, ziraatçinin, dini hayatını felce uğratacak, ibadetlerini ihmal edecek ve cihaddan engelleyecek şekilde kendini dünyaya kaptırması anlaşılmalıdır. Şu rivayetinde bu mânada anlaşılması lazımdır: Sahabeden Ebû Ümâme el-Bâhilî bir saban ve bir tarım aleti gördüğünde şöyle demiştir: Ben Peygamber'in şöyle buyurduğunu işittim: "Bu, bir kavmin evine girerse ancak oraya zillet sokulmuş olur."

Buhârî'nin "Ziraat âletiyle iştigâlin veya meşru sinıri aşmanın âkıbetinden sakındırılan şeyler" bab başlığı altında bu rivayeti zikretmesi, hadisin yukarıda değinildiği gibi anlaşılması gerektiğine işaret etmektedir.

Esâsen, ferdî planda islâmî planda değerlerden uzaklaştıracak, bu değerleri toplumun diğer üyeleriyle paylaşma zevk ve heyecanından geriletecek her meslek, hadisimizin hatırlattığı tehditle yüzyüzedir. Hadiste ziraat, adeta bir misal olarak verilmiştir.

c) Cihadı bırakmak:

Cihad, "ilâ-i kelimeti'llah" yani, Allah'ın söz ve kelâmını yüceltmek de mektir. Yüce İslâm dinini ikâme ve ihyâ nâmina icra edilen her türlü faaliyet, cehd ve gayret cihad kapsamındadır.

Yüce Kur'ân İslâmiyetin yaşamasını ve varlığını sürdürmesini iki esasa bağlar: Cihad ve tefekkür (ilim, fikıh, ictihad) Cihad ve ictihad  ruhundan mahrum bir toplum, zillet ve esarete mahkum demektir. Bu itibarla hadis, Müslümanlar için izzet ve efendilik yolunu gösteren bir kurtuluş reçetesi durumundadır.

Güncelleme Tarihi: 07 Aralık 2019, 14:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5