banner5

banner29

Halid bin Velid kimdir? Halid bin Velid‘in hayatı

Halid bin Velid kimdir? Halid bin Velid nerede doğmuştur? Halid bin Velid ne zaman doğmuştur? Halid bin Velid nasıl Müslüman olmuştur? Halid bin Velid nasıl hicret etmiştir? Halid bin Velid nasıl evlenmiştir? Halid bin Velid’in cesareti, Halid bin Velid‘in hayatı, Halid bin Velid’in vefatı…

İslam 04.09.2020, 16:35
Halid bin Velid kimdir? Halid bin Velid‘in hayatı

İşte, "Halid bin Velid kimdir? Halid bin Velid nerede doğmuştur? Halid bin Velid ne zaman doğmuştur? Halid bin Velid nasıl Müslüman olmuştur? Halid bin Velid nasıl hicret etmiştir? Halid bin Velid nasıl evlenmiştir? Halid bin Velid’in cesareti, Halid bin Velid‘in hayatı, Halid bin Velid’in vefatı…" sorusunun cevabı...

HALİD BİN VELİD NASIL MÜSLÜMAN OLDU?

Hâlid müşriklerin Müslümanlarla yaptıkları bütün harplere ön safta katılmıştı. Ama her defasında içi ezik olarak evine dönmüştü. Çünkü Allah onu Kendi hizmetine hazırlıyordu.

Safkan arap atları üzerindeki bir grup süvari çöl sıcağında tozu dumana katarak at koşturmaktaydı. Çöl güneşinin kızdırdığı kum taneleri gerek atların ve gerekse binicilerinin terli vücutlarında yapış yapış olmuştu. Nihâyet süvari grup bu tepeye vardı. Tepeden vadinin ortalarında görünen manzara süvarilere deh şet ve korku ile karışık bir sevinç vermekteydi. Saatlerdir at koşturarak bulmak istedikleri kimseler, işte, vadinin ortasında durmaktaydı. Kendileri tepede, düşmanlarına hâkim vaziyetteydi. Ancak süvari grubunun kumandanı, bir türlü vadiye doğru hücum işareti vermiyordu. Soluk soluğa tepinen atlar, kumları eşelemekte ve acı acı kişnemekteydi. Mekke müşriklerine ait bu süvari grubunun kumandanı Arabın harp dâhisi Hâlid bin Velid'den başkası değildi. Vadide ise, Ahir Zaman Peygamberi Hz. Muhammed (a.s.m.) saf saf olmuş nurlu Ashabına öğle namazını kıldırmaktaydı. Hâdiseyi Halid (r.a.) şöyle anlatır:

"Onlara hücum etmenin tam zamanı diye düşündüm. Ancak bir türlü hücum emrini veremiyordum. Epey müddet bekledikten sonra, nasıl olduysa, arkadaşlarımla birlikte hücum etmekten vazgeçtik. Bu durum bana çok tesir etmişti. 'Bu zât gerçekten Allah tarafından korunuyor' dedim. Şunu da söyleyeyim ki, o zamana kadar Muhammed'e karşı yapılan bütün savaşlarda bulunmuştum. Ancak her savaştan dönüşte kendimi yanlış iş yapmış birisi olarak hissettiğimi ifade etmeliyim."

Bu hadiseden sonra Hâlid bin Velid büsbütün kararsız bir tavır içine girmişti. Bir ara Habeşistan'a Necâşi'ye gitmeyi düşündü. Ancak, "O Muhammed'e uydu ve Muhammed'in Ashabı onun yanında emniyet içinde yaşıyor" diyerek vazgeçti. Bizans'a ve İran'a gitmeye karar verdi. Bir türlü yola çıkamadı. İşte, böyle kararsızlık içinde iken, Resul-ü Ekrem (a.s.m.) Hudeybiye Anlaşması dolayısıyla yapamadıkları umrenin kazası için Mekke'ye gelmişti. Halid bin Velid, Resulullah İle karşılaşmamak için bir yere gizlendi. Hâlid'in (r.a) daha önce Müslüman olmuş olan kardeşi Halid bin Velid de Resulullahla beraber gelmişti. Kardeşi Hâlid'i bütün aramalarına rağmen bulamadı ve şu mektubu bıraktı:

"Bismillahirrahmânirrahim. "Bu kadar akıllı olduğun halde

İslâm’a girmekten kaçman kadar acayip bir şey görmedim. İslâmiyet gibi bir dinden kim uzak kalabilir? Resulullah bana seni sordu ve Hâlid nerede?' dedi. 'Allah onu getirir' dedim. 'Onun gibiler İslâm’a uzak kalabilir mi? Mücâdele ve gayretini Müslümanlar için kullansaydı onun için daha iyi olurdu' dedi. Kardeşim, çabuk ulaş, fırsatları kaçırma!" Hålid bin Velid'in İslâma olan alâkası bu mektubu aldıktan sonra daha da art ti. Hususen Resulullahın kendisini sorması onu çok sevindirmişti. Rüyâsında çok dar ve kurak bir yerden geniş ve yeşil bir ülkeye çıkıyordu. Bu rüyânın tabirini kesin olarak bilmemekle beraber, rüya kendisinin Müslüman oluşunda bir teşvik unsuru oldu.

Artık Resulullahın yanına gitmeye karar vermişti. Ancak kendisine bir arkadaş aramakta idi. Yolda Safvan bin Ümeyye'ye rastladı. "Ey Ebû Vehb! İçinde bulunduğumuz durumu biliyor musun? Biz çok azaldık. Muhammed ise hem Araplara, hem de Acemlere galip geliyor" dedi. Safvan, Halid'in bu konuşmasına şiddetle karşılık verdi: "Kendimden başka kimse de kalmasa, yine ona tâbi olmam."

Halid onun bu gayzını ve kinini, kardeşinin ve babasının Bedir'de öldürülmesi- ne verdi. Bu Safvan bin Ümeyye Peygamberimizin kaza umresi sırasında Hz. Bilâl-i Habeşi'nin yanık sesiyle okuduğu ezanı duyunca, "Şükür ki, babam bu sesi işitmeden öldü" diyecek kadar küfür ve şirk içerisindeydi.

Hâlid daha sonra, önceden İslam’ı kabul etmiş olan Ebû Cehil'in oğlu İkrime bin Ebû Cehil'e rastladı ve Safvan'a söylediklerini ona da tekrar etti. İkrime (r.a.), Hâlid'e inancını katiyen açığa vurmamasını söyledi. Artık Hâlid bin Velid tek başına Resulullaha gitmeye karar vermişti. Eve gidip hazırlık yaptı ve hemen yola koyuldu. Yolda Osman bin Talha'ya rastladı. Safvan ve İkrime'ye söylediklerini ona da tekrarladı. Osman bin Talha, Hâlid bin Velid'in teklifini kabul etti ve beraberce Resulullaha gitmeye karar verdiler. Hidde'ye vardıklarında Habeşistan'dan gelen Amr bin Âs da kendilerine katıldı.

Beraberce Medine'ye gittiler. Medine'ye vardıklarında onları ilk karşılayan Halid bin Velid'in kardeşi Halid bin Velid oldu. Velid, gelenlere müjdeyi verdi. "Çabuk olun. Resulullah sizin gelişinizi haber aldı, sevindi ve şimdi sizleri bekliyor."

Bu esnada Resul-i Ekrem (a.s.m.) etrafında Sahabilerine şöyle diyordu: "Mekke ciğerpârelerini kucağımıza attı."

Gerçekten de, yakın bir zamana kadar müşrik ordularının ön saflarında Müslümanlara karşı çarpışan bu bahadırlar, şimdi hakka teslim olmuş ve biat etmek üzere Resulullahın huzuruna geliyorlardı.

İki Cihan Peygamberi, şefkatli ve re'fetli nebi Hz. Muhammed (a.s.m.) gelenleri tebessümle ve sevinçle karşıladı. Önce Hâlid bin Velid selâm verdi ve kelime-i şehadet getirdi. Herkes heyecanla Resulullahın ne söyleyeceğini merak ediyordu. Resulullahın mübârek ağızlarından Hâlid bin Velid'e hitâben şu sözler döküldü: "Seni hidâyete erdiren Allah'a hamd olsun. Sen akıllı birisin. Allah'tan sana hayırlı hizmetler yaptırmasını niyâz ediyorum." Halid bin Velid ise eski günahlarını hatırlıyor, mahçup bir şekilde, günahlarının affedilmesi için Resulullahın dua etmesini istiyordu. Resul-i Ekrem (a.s.m.). "İslâm daha önce yapılanların hesabını sormaz" diye cevap verdi. Halid bin Velid yine de Resulullahın bu mealde duâ etmesini istiyordu. Resulullah ellerini kaldırdı ve dua etti:

"Allah'ım! İnsanları Senin yolundan çevirmek için şimdiye kadar işlediği günahlarını affet!" Halid bin Velid, daha sonra kahramanlıklarıyla ve hizmetleriyle Resulullahın bu takdir ve dualarına mazhar olduğunu ispat edecek ve "Allah'ın kılıcı" ünvanını alacaktı.

HALİD BİN VELİD’İN HAYATI

Halid bin Velid, Cahiliye Devrinde Kureyşlilerin ileri gelenlerindendi. Kureyşliler ona süvari birliği kumandanlığı gibi mühim bir vazife vermişlerdi. Başarılı bir kumandandı. Savaş taktiğini iyi biliyordu. Bu sebeple Peygamber Efendimiz, Halid gibi birinin Müslüman olmasını ve gücünü İslam yolunda kullanmasını çok arzuluyordu. Hattâ bir defâsında bunu şöyle beyan buyurmuştu: "Halid gibi birisinin İslamiyet’i bilmemesi ve tanımaması olamaz. Keşke o bu tün savaş ve çabaları Müslümanların yanında müşriklere karşı gösterseydi kendisi için ne kadar hayırlı olurdu. Onu başkalarına tercih eder, üstün tutardık. "Evet, bundan böyle Hz. Halid artık kuvvetini Allah yolunda İslâm düşmanlarına karşı kullanacaktı. Onun katıldığı ilk cihad Mute Savaşı oldu. Bu savaşın sebebi, Peygamber Efendimizin Rum Kayserine gönderdiği Hâris bin Umeyr İn (r.a.) Şam Valilerinden Şurahbil Bin Amr tarafından şehit edilmesiydi. Bu hadise Resulullahın çok ağırına gitti. Hemen üç bin kişilik bir ordu hazırladı. Orduya Zeyd bin Harise (r.a.) kumanda edecekti. Şayet Zeyd şehit olursa Ca'fer bin Ebi Talib (r.a.) kumandayı ele alacak, o da şehit olursa Abdullah bin Revaha kumandan olacaktı. Halid bin Velid de (r.a.) orduya bir nefer olarak katılmıştı. Medine'den hareket eden mücahitler Bizanslılarla Mute mevkiinde karşılaştılar. Bizans ordusunun sayısı yüz bin civarındaydı (diğer bir rivayete göre iki yüz bin). Üstelik mükemmel bir şekilde silahlanmışlardı. Fakat, onların sayıca kalabalık ve siláhça üstün olmaları mücâhitleri korkutmadı. Çünkü, onlar zâten şehit olmak arzusu ile cihada katılmışlardı. İşte bu fırsat önlerindeydi. Hiç te tereddüt etmeden kumandanları Zeyd bin Harise’nin arkasında "Allah Allah" sesleri ile şahlandılar. Bir müddet sonra Hz. Zeyd, Hz. Ca'fer ve Hz. Abdullah kahramanca çarpışarak şehit oldular. İslam ordusu kumandansız kalmıştı. Bizanslılar neredeyse Müslümanların hepsini imha edeceklerdi. Sahabilerin bir kısmı şehit düştü.

Bu arada Sábit bin Akrem (r.a.) sancağa sarılarak dağılan askeri toplamaya uğraşıyor, "Ey Müslümanlar! İçinizden birini kumandan olarak seçin ve onun çevresinde toplanın" diyordu. Müslümanlar her taraftan onun sesine toplandılar. "Biz seni kumandan seçtik, sana razıyız" dediler. Fakat o, bunu kabul etmedi ve sancağı Halid bin Velid'e uzattı. Hz. Halid kumandanlığı kabul etmek istemediyse de Sâbit bin Akrem'in, "Sen savaş usulünü benden daha iyi bilirsin" demesi üzerine sancağı eline aldı. Zâten mücâhitler de hep bir ağızdan onun kumandan olmasını istiyordu.

Bu arada Cenab-ı Hak zaman ve mekân perdelerini ortadan kaldırdı. Savaş meydanını olduğu gibi Peygamberimizin gözleri önüne serdi. Peygamber Efendimiz minbere çıkıp oturdu. Müslümanlar toplanınca şöyle buyurdu: "Onlar düşmanla karşılaştılar. Zeyd şehit oldu. O şimdi Cennet'e girdi. Orada koşup duruyor. Sonra sancağı Cafer aldı. O da şehit oldu. Şimdi o, yakuttan iki kanadıyla uçuyor. Cafer'den sonra sancağı Abdullah bin Revaha aldı. O da elin de sancak olduğu halde şehit edildi. Abdullah bin Revaha’dan sonra sancağı Halid bin Velid aldı. İşte şimdi ocak tutuştu, savaş kızıştı."

Peygamber Efendimiz daha sonra da ellerini kaldırarak, "Ey Allah'ım! O, Senin kılıçlarından bir kılıçtır. Ona yardım et" şeklinde duâ etti. Böylece Peygamber Efendimizin duasına da mazhar olan İslam ordusu derlenip toparlanmaya, Hz. Halid'in kumandasında düşmanla çarpışmaya devam etti. Çok geçmeden de Rumlardan bir bölüğü bozguna uğrattı. Vakit bir hayli ilerlemiş, karanlık iyice bastırmıştı. İki ordu birbirinden ayrıldı ve istirahata çekildi.

Hz. Halid için bu bulunmaz bir fırsat. Bu anı iyi değerlendirmesi gerekiyordu. Hz. Halid harp hususunda tecrübeliydi. Artık bu tecrübesini göstermeli, hem mücâhitleri imhâdan kurtarmalı, hem de bir avuç askerle kalabalık Bizans ordusuna ağır bir darbe indirmeliydi. Karargâhı dolaştı, askere moral verdi. Gece yarısından sonra düşündüğü plânı tatbikata koydu. Sağ kanattaki mücahitleri sol kanada, sol kanattakileri sağa, arkadakileri öne ve öndekileri de arka safa yerleştirdi. Böylece taze kuvvet geldi imajını vererek düşmanın maneviyatını sarsmak istiyordu. Sabah olunca da vakit geçirmeden "hücum" emrini verdi. Rumlar daha önce şekil ve kıyafetlerini tanıdıkları Müslümanlardan başkalarını görünce, "Her halde bunlara yardımcı kuvvet gelmiş" dediler. Yüreklerine korku düştü ve paniğe kapıldılar.

Bunu fırsat bilen mücâhitler âni bir hücuma geçtiler ve düşmanı bozguna uğrattılar, Ordu komutanı da ön safta kılıç sallıyordu. Öyle ki, o gün Halid'in elinde dokuz kılıç kırıldı. Böylece Müslümanlar Hz. Halid'in başarılı kumandanlığı sayesinde büyük bir zafer kazandı, birçok da ganimet ele geçirerek Medine'nin yolunu tuttular.

Bundan sonra Hz. Halid "Seyfullah," yani "Allah'ın kılıcı" lakabıyla anılma ya başladı. Hz. Halid'in, Peygamberimizin yanında ayrı bir yeri vardı. Onu hane-i saadetin yakınında bir eve yerleştirdi ve süvari birliği kumandanlığına getirdi. Hz. Halid, Taif Muhasarasında, Mekke'nin fethinde, Huneyn Savaşında ve katıldığı diğer gazâlarda büyük hizmetlerde bulunmuş; Huneyn Savaşında yaralanmıştı. Peygamber Efendimiz mübarek nefesi ile onun yarasını iyileştirmişti. Peygamber Efendimiz, Hz. Halid'i askerî hizmetlerin dışında başka mühim vazifeler için de gönderirdi. Hz. Halid aynı zamanda hakka davet hususunda muvaffakiyetlere mazhar bir insandı. Meselâ Benî Hârisleri İslâm’a davet için gittiğinde, onlara İslâm’ı anlayacakları bir üslüpla, ruhlarına sinecek bir tarzda anlattı. Beni Hâris'ler davete icabet ettiler ve Müslüman oldular. Bundan sonra Hz. Halid, Peygamberimizin emri üzerine bir müddet onların yanında kaldı. Onlara Kur'ân ve İslâm’ın esaslarını öğretti, zekâtlannı topladı. Birkaç gün sonra da Benî Hârislerin elçileri ile birlikte Peygamberimizin huzuruna çıktı.

Peygamberimiz Mekke'nin fethinden sonra Hz. Halid'i Uzza putunu yıkması için de görevlendirmişti. Uzza’nın bakıcısı, Halid'in kararını fark edince putun üzerine bir kılıç asarak kendisi dağa çıktı. Hz. Halid putu yıkmak üzere geldiğinde yanında kap kara, çırıl çıplak, saçı başı darma dağınık, elleri boynunda, dişlerini gıcırdatan bir kadın gördü. Bu, bir şeytandı. Halid birden ürperdi. Bu arada putun bakıcısı, kadına şöyle bağırıyordu: "Ey Uzza, haydi. Şiddetli bir şekilde Halid'e saldır. Ey Uzza, eğer sen bugün onu öldürmezsen zelil ve perişan olacaksın." Hz. Halid'in şaşkınlığı geçmişti. "Ey Uzza! Seni tanımak yok. Tesbih etmek de yok. Allah'ın seni alçaltmış olduğunu görüyorum" diyerek saldırdı ve kadını ikiye böldü. Kadın kara bir kül haline geldi. Hz. Halid daha sonra Uzza'nın bakıcısını da öldürdü ve Peygamberimizin yanına döndü. Olup bitenleri haber verdi.

Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu:

"Uzza artık ülkenizde kendisine tapılmaktan temelli olarak ümidini kesmiştir. Bundan sonra Araplar için Uzza yoktur. Artık ona hiç tapılmayacaktır." Hz. Halid de Allah'a hamd etti: "Ey Allah'ın Resulü! Bize İslâmiyet gibi yüce bir dini ikram ve ihsan eden ve bizi helâk olmaktan kurtaran Allah'a hamdolsun. Ben babamın yüz deve ve koyun içerisinden en iyisini seçerek Uzza için kestiğini ve onun yanında üç gün kaldıktan sonra sevinçli bir halde yanımıza döndüğü nü görürdüm. Babamın, üzerinde hayatını tüketmiş ve ölüp gitmiş olduğu bu görüş ve inanışına, işitmeyen, görmeyen, zarar ve fayda vermeyen bir ağaç parçası için kurbanlar keserek aldanmış olduğuna bakıyorum da şaşıyorum" dedi

Halid Peygamberimizden gelen her şeyi mübârek telâkki eder, ondan bir şeref duyar, bir iftihar vesilesi sayardı. Nitekim Resulullahın mübârek sakalından ve saçından dökülen kılları toplar, onları yanından ayırmazdı.

Yermuk Savaşı’ndaydı. Hz. Halid sarığını kaybetmişti. Askerlere sarığının aranmasını ve mutlaka bulunmasını emretti. Mücahitler bir hayli aradıktan sonra nihâyet buldular. Sarık birçok yerinden yırtılmıştı. Aramaya değmezdi. Kumandanlarının böyle bir sarığı niçin ısrarla arattığını anlayamadıkları için sebebini sordular. Hz. Halid şöyle dedi: "Resulullah umre yaparken mübârek başını traş ettirdi. Bütün Sahabiler ondan kesilen saçları daha yere düşmeden aldılar. Ben diğerlerinden daha atik davranıp onun mübârek saçlarını aldım ve bulduğunuz sarığının içine koydum. O günden beri bu sarık başımın üzerinde olduğu için hangi savaşa girdiysem muhakkak galip geldim.

Hz. Halid'in dünyada lezzet aldığı tek şey, Allah ve Resulü yolunda cihad etmekti. Cihadın, "çok sevdiği bir kadınla evlendiği geceden veya bir erkek çocukla müjdelendiği günden daha lezzetli olduğunu söyleyen Hz. Halid, başka sefer de bunu şu sözleriyle ifade ediyordu: "Resulullah tarafından gönderilen bir askerî birlik içerisindeydim. Ayaz ve buzlu bir gece idi. Düşmanla karşılaşmak için sabırsızlıkla sabahı bekledim. Yeryüzünde benim için o geceden daha tatlı bir an yoktur. Kazançlı olmak istiyorsanız cihada sarılın."

HALİD BİN VELİD’İN VEFATI

Halid bin Velid Hz. Ebû Bekir'in ve Hz. Ömer'in hilafetleri zamanında da ordu kumandanlığı vazifesini devam ettirdi. İslâm düşmanlarının kalbine büyük korku saldı. Çünkü, girdiği bütün savaşlar büyük bir zaferle neticeleniyordu. Öyle ki, Müslümanlar arasında artık, "Halid'in girdiği savaştan mutlaka galip çıkarız" gibi fikirler iyice yer etmişti. Hz. Ömer bundan rahatsız oldu. Müslümanların gaflete düşerek neticede Allah'ın yardımını unutup bütün her şeyi Hz. Halid'e vermesinden korkuyorum. Bu sebeple, bir insanın yalnız başına her şeyi yapmaya muktedir olmadığını göstermek için, Hz. Halid'i kumandanlıktan azlederek yerine Ebû Ubeyde bin Cerrah tayin etti. Hz. Halid'e emir tebliğ edildiğinde hiç itiraz etmedi. Hz. Ebû Ubeyde'nin emrine girdi. Bir müddet önce kumandan olduğu orduda artık bir asker olarak savaşacaktı.

Bütün ömrünü at üzerinde ve cihad meydanlarında geçiren Hz. Halid, vücudunda yaralanmayan yer kalmadığı halde, şehitliğin nasip olmamasına çok üzülüyordu. Hicretin 21. yılında vefât ederken bir yandan ağlıyor, bir yandan da şöyle diyordu:

"Şu kadar savaşta bulundum. Vücudumda kılıç, mızrak, ok yarası bulunmayan bir tek karış yer yoktur. Fakat, görüyorsunuz ki, develer gibi yatağımda ölüyorum. Korkaklar dünyada rahat yüzü görmesin."

Allah ondan râzı olsun.

Yorumlar (0)
21
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki politakasını başarılı buluyor musunuz?
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki politakasını başarılı buluyor musunuz?
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 05:17
Güneş 06:43
Öğle 13:03
İkindi 16:29
Akşam 19:12
Yatsı 20:33
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 2 6
2. Göztepe 2 4
3. Beşiktaş 2 4
4. Antalyaspor 2 4
5. Karagümrük 1 3
6. Galatasaray 1 3
7. Hatayspor 1 3
8. Sivasspor 2 3
9. Erzurumspor 2 3
10. Fenerbahçe 1 3
11. Kayserispor 2 3
12. Konyaspor 1 1
13. Trabzonspor 2 1
14. Gençlerbirliği 2 1
15. Malatyaspor 2 1
16. Denizlispor 2 1
17. Çaykur Rizespor 1 0
18. Ankaragücü 1 0
19. Kasımpaşa 1 0
20. Gaziantep FK 1 0
21. Başakşehir 1 0
Takımlar O P
1. Ankara Keçiörengücü 2 6
2. Tuzlaspor 2 4
3. Adanaspor 2 4
4. Adana Demirspor 1 3
5. Balıkesirspor 2 3
6. Ümraniye 1 3
7. Bursaspor 2 3
8. Altınordu 2 3
9. Bandırmaspor 2 3
10. Ankaraspor 2 3
11. Akhisar Bld.Spor 2 1
12. Altay 1 1
13. Samsunspor 1 1
14. Eskişehirspor 2 1
15. Boluspor 1 0
16. İstanbulspor 1 0
17. Giresunspor 1 0
18. Menemen Belediyespor 1 0
Takımlar O P
1. Everton 2 6
2. Arsenal 2 6
3. Crystal Palace 2 6
4. Leicester City 1 3
5. Tottenham 2 3
6. Chelsea 1 3
7. Newcastle 1 3
8. Wolverhampton 1 3
9. Liverpool 1 3
10. Leeds United 2 3
11. Aston Villa 0 0
12. Burnley 0 0
13. Man City 0 0
14. Brighton 1 0
15. M. United 1 0
16. Sheffield United 1 0
17. West Ham 2 0
18. Fulham 2 0
19. Southampton 2 0
20. West Bromwich 2 0
Takımlar O P
1. Villarreal 2 4
2. Celta de Vigo 2 4
3. Granada 1 3
4. Valencia 2 3
5. Osasuna 2 3
6. Getafe 1 3
7. Real Betis 1 3
8. Huesca 1 1
9. Real Sociedad 1 1
10. Real Valladolid 1 1
11. Eibar 2 1
12. Atletico Madrid 0 0
13. Barcelona 0 0
14. Elche 0 0
15. Real Madrid 0 0
16. Sevilla 0 0
17. Deportivo Alaves 1 0
18. Levante 1 0
19. Athletic Bilbao 1 0
20. Cádiz 1 0