banner5

banner29

Ümmü Ümâre kimdir? Ümmü Ümâre’nin hayatı

Ümmü Ümâre kimdir? Ümmü Ümâre’nin hayatı, Ümmü Ümâre’nin vefatı…

İslam 02.10.2020, 17:09
Ümmü Ümâre kimdir? Ümmü Ümâre’nin hayatı

Hanım sahabilerden biri olan Ümmü Ümâre hakkında “Ümmü Ümâre kimdir? Ümmü Ümâre’nin hayatı, Ümmü Ümâre’nin vefatı” gibi soruların cevapları tüm detaylarıyla haberimizde…

ÜMMÜ ÜMÂRE KİMDİR?
ÜMMÜ ÜMÂRE’NİN HAYATI

Medineli Müslümanlar, Peygamberimize ve ona iman edenlere kucak açmışlardı. Onlan bağırlarına basmak için sabırsızlanıyorlardı. 2'si kadın 75 kişi, Resulullah ile görüşmek, onu Medine'ye dâvet etmek gayesiyle Akabe'ye geldiler. İşte, bu iki kadından birisi, asıl ismi "Nesibe" olan Ümmü Ümâre'ydi (r.a.). Ümmü Ümâre (r.a.) Peygamberimizin Medine'ye İslâmiyet’i öğretmek için gönderdiği Musab bin Umeyr (r.a.) vasıtasıyla Müslüman olmuştu. Kuvvetli bir imana sahipti. Allah ve Resulü yolunda hayatını ortaya koymaktan çekinmezdi. Nitekim Uhud Savaşının en şiddetli anında vücudunu Resulullaha (a.s.m.) siper etmiş; örnek kahramanlığıyla ismini tarihe altın harflerle yazdırmıştı. Hadiseyi kendisinden dinleyelim: "Uhud'a gitmiştim. Müslümanlar ne yapıyor, bir bakayım diye düşünmüş tüm. Yanımda su da vardı. Resulullahın yanına kadar yaklaştım. Sahabelerin arasındaydı. Galibiyet Müslümanlardaydı. Fakat çok geçmeden mağlup duruma düştüler.

Resulullahın etrafındaki Sahabeler, ya dağılıyorlar veya şehid oluyorlardı. Etrafında çok az kimse kalmıştı. "Resulullaha bir zarar gelmesinden endişe duydum. Hemen yetiştim. Müşriklere karşı savaşmaya başladım. Kılıçla, okla müşrikleri Resulullahtan uzak altın yordum. Bu arada yaralandım.

"Resulullahın yanında on kişi kalmıştı. Ben, oğullarım ve beyim, Resulullahın önünde, müşriklerle çarpışıyor, onları uzaklaştırmaya çalışıyorduk. Resulullah yanımda kalkan olmadığını gördü. Kalkanı olan birine, "Ey kalkan sahibi, kalkanını savaşana bırak' buyurdu. Ben o kalkanı alıp, kendimi korumaya başladım. Derken, bir süvari bana vurdu. Kalkanımla korundum. Hemen ardından atının ayaklarına kılıçla vurdum. At, sırtının üzerine yıkıldı. Adam düştü. Resulullah bunu görünce oğluma, 'Ey Ümmü Ümâre'nin oğlu, annene yardım et' buyurdu.

Savaş bu minval üzere devam ediyordu. Nesibe Hatun, Resulullahın etrafın da adeta bir pervane olmuştu. Dönüp duruyordu. Peygamberimiz savaş sonrasında, "Uhud Günü sağıma soluma döndükçe hep Ümmü Ümâre'yi yanı başımda çarpışırken görüyordum" buyurarak, onun bu fedakârlığını takdir etmişti. Bir ara Ümmü Ümâre'nin (r.a.) oğlu yaralanmıştı. Buna çok üzüldü. Fakat bunun sebebi oğluna olan şefkati değil; onun Resulullahın korumasından geri kalmasıydı. Oğlunu da üzen sebep buydu.

Hemen ciğerparesinin yanına gitti. Yarasını sardı, sonra da, "Kalk yavrucuğum, müşriklerle çarpışmaya devam et" dedi. Onun Resulullahı korumaktan geri kalmasına gönlü razı olmuyordu. Peygamberimiz (a.s.m.) Nesibe Hatun'un (r.a.) bu fedakârlığı karşısında, "Ey Üm mü Ümâre, senin katlandığın, dayanabildiğin şeye herkes katlanabilir, dayana bilir mi?" buyurarak ona iltifat etti.

Ümmü Ümâre'nin (r.a.) oğlu hemen ayağa kalktı. Müşriklerle çarpışmaya devam etti. Bir ara oğlunu yaralayan müşrik oradan geçiyordu. Peygamberimiz (a.s.m.), "İşte oğlunu vuran adam şu!" buyurdu. Bu büyük İslâm mücâhidesi hemen harekete geçti. Bir kılıç darbesiyle adamın ayaklarını kesti. Peygamberimiz, mübârek dişleri görününceye kadar bu manzaraya tebessüm etti. Müşrikler her yandan saldırıyorlar, Resulullahın vücudunu ortadan kaldırmak istiyorlardı. Bir ara azılı müşrik İbni Kamia Peygamberimizin yanına kadar sokulmuştu. Bir fırsatını bulunca da Peygamberimizin yüzünü yaraladı, iki dişini de şehid etti. Bir anda Resulullahın yüzünü kanlar içinde gören Ümmü Ümâre azılı müşriğin üzerine hücum etti. Birkaç darbe indirdi. Fakat Ibni Kamia üst üste iki zırh giymişti. Bu sebeple vuruşları ona tesir etmedi. Bu arada bu nasipsiz müşriğin darbesiyle omuzundan ağır bir şekilde yaralandı.

Yetişen Sahabiler Ibni Kamia’yı geri püskürttüler. Peygamberimiz onun yaralandığını görünce, oğlu Abdullah'a, (r.a.)"Annenin yarasını sar!" buyurdu. Sonra da bu bahtiyar aileye şu müjdeyi verdi: "Allah'ın bereketi üzerinize olsun. Annenin makamı, filan ve filanın makamından hayırlıdır. Babanın makàmı da filan ve filancanınkinden hayırlıdır. Senin makamın ise, filanların makamından hayırlıdır. Allah sizin ailenize rahmet etsin."

Nesibe Hatun bunlar duymuştu. Sevincine diyecek yoktu. Fakat o, bu fırsatı daha iyi değerlendirmek istiyordu, "Ya Resulallah, duâ edin de Cennette sana komşu olalım" ricasında bulundu. Resulullah (a.s.m.) bu bahtiyar kadını kırma di. Ellerini açtı, "Allah'ım, bunları Cennette bana komşu ve arkadaş eyle" diye duâ etti. Artık Nesibe Hatun'un (r.a.) sevincine diyecek yoktu. "Bu kadar yeter! Bana Artık ne musibet gelirse gelsin basittir" diye sevincini açıkladı. Uhud Savaşının sonunda, Hz. Ümmü Ümâre'nin 12-13 yerinden yaralandığı tespit edildi. Bunların en ağırı, omuzundan aldığı yaraydı. Bir yıl onun tedavisiyle uğraştı.

Ümmü Ümâre'nin (r.a.) Resulullahın yanında apayrı bir yeri vardı. Zaman zaman onun ziyaretine gider, gönlünü alırdı. Bir defasında yine ziyaretine gitmişti. Yarasının ne durumda olduğunu sordu. Evdekilerle bir müddet sohbet et ti. Ümmü Ümare (r.a.) bu ziyâretten son derece memnun olmuştu. Evde olan şeylerden Resulullahın önüne bir sofra kurdu. Fakat kendisi sofraya oturmadı. Peygamberimiz, "Gel sen de ye" buyurdu. Hz. Ümmü Ümâre, "Ey Allah'ın Resulü, ben oruçluyum" dedi. Onun ibâdete gösterdiği bu hassasiyet Peygamberimizin hoşuna gitti. Ona şu müjdeyi verdi: "Bir oruçlunun yanında yemek yenildiği zaman, sofra kalkıncaya kadar, melekler oruçluya duâ ederler."

Ümmü Ümare (r.a.), Uhud Savaşından başka, Peygamberimizle birlikte, Hayber ve Hüneyn Savaşlarına katıldı. Umre seferinde bulundu. Nesibe Hatun aynı zamanda iyi bir anneydi. Çocuklarını en güzel şekilde terbiye etmiş, onları birer mücâhid olarak yetiştirmişti. Bu fedakâr evlatlar hayatları pahasına da olsa hak ve hakikati söylemekten çekinmezlerdi. Peygamberimizin âhirete irtihalinden sonraydı. Ümmü Ümâre'nin oğlu Ha bira), Amman'dan Medine'ye gelirken, yolda yalancı Peygamber Müseyleme metü'l-Kezzâp'la karşılaşmıştı.

Müseylime, Habib'e (r.a.) hitaben, "Sen Muhammed'in peygamberliğini tasdik ediyor musun?" diye sordu. Hz. Habib, "Evet" dedi. Müseylime, "Benim de Allah'ın Resulü olduğuma şehadet getirmez misin?" diye sordu. Bu kahraman Sahabi, "Asla, böyle bir şey söyleyemem" dedi. Müseylime Hz. Habib'in kolunu kesti, sonra sözünü tekrarladı. Habib (r.a.) yine kabul etmedi. Diğer kolunu da kesti, yine sordu. Hz. Habib, imanından aldığı güçle yine "Hayır" cevabını verdi. Çok kızan Müseylime, onu feci bir şekilde şehid etti.

Bu haber Ümmü Ümâre'ye (r.a.) ulaştığında, bunu sabır ve metanetle karşıladı. Onun ebedi saadete ermesi, üzüntülerini hafifletmeye kâfi geldi. Zaten onu bu günler için yetiştirmişti. Onu asıl üzen, peygamberlik iddiasında bulunan bu yalancının halâ ortalarda dolaşmasıydı. "Müslümanlar bir gün bu zâlime haddini bildirmek üzere ordu hazırlarlarsa, o zaman kılıcımı çekip bu orduya katılacağım" dedi.

Sabırsızlıkla bu günleri bekledi. Nihayet beklediği an geldi. Hz. Ebû Bekir, meşhur İslâm kumandanı Hz. Halid kumandasında bir ordu hazırlayıp Müseylime'nin üzerine gönderdi. Bu orduda diğer oğlu Abdullah'la (r.a.) birlikte Ümmü Ümâre de bulunuyordu. İki ordu Yemame'de karşılaştı. Aralarında şiddetli savaş oldu. Ümmü Ümare (r.a.) büyük kahramanlıklar gösterdi. Bir kaç yerinden yaralandı. Neticede Müseylime'nin ordusu mağlup edildi. Hz. Abdullah Müseylime'yi ağır bir şekilde yaraladı. Ashaptan Vahşi de (r.a.) son darbeyi indirerek canını Cehenneme gönderdi.

Müseylime'nin öldürüldüğü haberini alan Ümmü Ümare (r.a.) sevinçten şükür secdesine kapandı. Bugünleri gösterdiği için Cenab-ı Hakka hamd etti. Ordu Medine'ye döndüğünde, Hz. Ebû Bekir bu kahraman kadını ziyaret etti, "Geçmiş olsun" dileğinde bulundu. Halifeliği müddetince de, ona izzet ve ikramdan geri kalmadı.

Bu bahtiyar kadına Hz. Ömer de büyük iltifatlarda bulunurdu. Zaman zaman ziyaretine giderek gönlünü alırdı. Çeşitli hediyelerle taltif ederdi. Ümmü Ümâre'nin (r.a.) nerede ve ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir.

Allah ondan razı olsun.

Yorumlar (0)
15
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Pierre Loti Tepesi'nin adı değişmeli mi?
Pierre Loti Tepesi'nin adı değişmeli mi?
Namaz Vakti 30 Ekim 2020
İmsak 06:00
Güneş 07:26
Öğle 12:53
İkindi 15:42
Akşam 18:10
Yatsı 19:30
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Alanyaspor 6 16
2. Fenerbahçe 6 14
3. Galatasaray 6 10
4. Karagümrük 6 8
5. Çaykur Rizespor 6 8
6. Kasımpaşa 6 8
7. Antalyaspor 6 8
8. Malatyaspor 6 8
9. Göztepe 6 7
10. Erzurumspor 5 7
11. Başakşehir 6 7
12. Beşiktaş 5 7
13. Gaziantep FK 6 7
14. Sivasspor 5 7
15. Hatayspor 4 7
16. Konyaspor 5 6
17. Kayserispor 5 6
18. Trabzonspor 6 5
19. Denizlispor 6 5
20. Gençlerbirliği 5 4
21. Ankaragücü 4 1
Takımlar O P
1. Tuzlaspor 7 17
2. İstanbulspor 7 16
3. Adana Demirspor 7 14
4. Samsunspor 7 14
5. Ankara Keçiörengücü 7 13
6. Altınordu 7 13
7. Giresunspor 6 11
8. Altay 6 10
9. Balıkesirspor 7 10
10. Adanaspor 7 9
11. Akhisar Bld.Spor 7 9
12. Bursaspor 7 7
13. Menemen Belediyespor 7 6
14. Bandırmaspor 7 5
15. Ümraniye 7 5
16. Ankaraspor 7 4
17. Boluspor 7 3
18. Eskişehirspor 7 3
Takımlar O P
1. Everton 6 13
2. Liverpool 6 13
3. Aston Villa 5 12
4. Leicester City 6 12
5. Tottenham 6 11
6. Leeds United 6 10
7. Southampton 6 10
8. Crystal Palace 6 10
9. Wolverhampton 6 10
10. Chelsea 6 9
11. Arsenal 6 9
12. West Ham 6 8
13. Man City 5 8
14. Newcastle 6 8
15. M. United 5 7
16. Brighton 6 5
17. West Bromwich 6 3
18. Burnley 5 1
19. Sheffield United 6 1
20. Fulham 6 1
Takımlar O P
1. Real Sociedad 7 14
2. Real Madrid 6 13
3. Granada 6 13
4. Villarreal 7 12
5. Atletico Madrid 5 11
6. Cádiz 7 11
7. Osasuna 6 10
8. Elche 5 10
9. Getafe 6 10
10. Real Betis 7 9
11. Eibar 7 8
12. Barcelona 5 7
13. Sevilla 5 7
14. Valencia 7 7
15. Deportivo Alaves 7 7
16. Athletic Bilbao 6 6
17. Celta de Vigo 7 6
18. Huesca 7 5
19. Levante 6 4
20. Real Valladolid 7 3