banner5

18.09.2019, 12:11

Kara tren yetmez m’ola

Her nesil kendisini yoklukla, kendisinden sonraki nesli ise yoksunlukla niteler.

Zira, yokun yokluğu varlıkla (imkanla), varlığın yokluğu ise ancak yoksunlukla (imkanların kayboluşuyla) anlaşılabilir.

Örneğimizi, yaygın kullanımı nedeniyle, herkeste benzer karşılıklar oluşturabilmesi cihetinden elektrik üzerinden verebiliriz.

Sözü, elektriksiz zamanlarda eğitim-öğrenim görmüş olanlara teslim ettiğinizde, size ilkin gaz lambası altında çalışmanın zorluğundan, kardeşleri de varsa onlarla bir masayı paylaşmanın beraberinde getirdiği sorunlardan, hatta kavgalardan vs. bahsedeceklerdir. Gözlerin yorulması, lamba merkezli yaşamaktan doğan hareketsizlik ise ekstra şeylerdir ve bunların sayısı hiç ummadığınız şekilde konuşuldukça artar da artar.

Sonra, elektrikli zamanları idrak edenlerin durumunu değerlendirmeye başlarlar. Derler ki örneğin, şimdi her yer bir düğmeye dokunmak suretiyle apaydınlık oluyormuş; ders çalışmamak için bu ortamda hiçbir mazeret üretilemezmiş; kitabını alıp sakin bir köşeye çekilmek, hiç rahatsız edilmeden okumak ve düşünmek mümkünmüş…

Bunlar, ancak varlıkla (imkanla) ortaya çıkan şeylerdir ama yukarıda da belirttiğimiz gibi konu bundan ibaret değildir. İşin bir de yoksunluk kısmı vardır ki, bu kısım aynı zamanda kendiliğinden bir suçlama kipinde beliriverir.

Şöyle ki: evet, bir gaz lambasının aydınlattığı küçücük bir masada üç kardeşin ders çalışması çok zorlu, zahmetli bir iştir ama, o ortamdaki samimiyete, yardımlaşmaya da bugün rastlanması imkansızdır.

Bu kaybolan değere ilaveten, anne–baba ile çocukların oturup birlikte sohbet etmekten mahrum bulunmaları, bunun beraberinde getirdiği aile terbiyesinin kaybolmasıyla ortaya çıkan saygısızlığın, başına buyruk yaşamanın, önemli konularda büyüklerine, yakınlarına sormadan tek başına karar vermenin neden olduğu iletişim bozukluğunun hatta som bir iletişimsizliğin giderilmesi artık istense de mümkün değildir.

Elektrik örneğiyle başlayan, yokluğun ve yoksunluğun, gündelik hayatımızdaki bu eş zamanlı şom ağızlılığı, sanırım bu satırları Ankara – Eskişehir – İstanbul hattında seyreden Yüksek Hızlı Trende yazmam nedeniyle, zihnimde zanaattan teknolojiye doğru genişleyerek ve ziyadeleşerek sürüyor.

Örneğin, farklı nesillere göre değil de, kendi hayatımdaki değişmeler cümlesinden konuşacak olursam, ben trene ilk defa on üç yaşımda binmiştim. İzmit – Ankara hattında, vagonda oturacak yer olmadığı için valizlerin koyulduğu bölümde (n’olacak, ben yumurta gibi çocuktum) geçen yolcuğumdan o kadar bizar olmuştum ki, yeni bir yeni tren yolcuğunu aradan yarım asır geçtikten sonra ancak yapabiliyorum.

Yüksek Hızlı Tren nerede, çocukluğumdaki yolculukta, isiyle sadece gözlerimi açıkta bırakan Kara Tren nerede!

Neyin üstünden gidiyoruz bilmiyorum ama sular gibi akıp gidiyoruz.

Tavana raptedilmiş bir ekrandan öğreniyoruz 250 km.’ye varan hızımızı. Fakat, hızı ekran ve ekrandaki rakamı değiştirenler biliyor ama ben bilmiyorum, zira hız bana (o da, onu fark etmede ısrar edersem) manzaranın değişimiyle gösteriyor kendisini; başka türlü ikimiz de birbirimize dokunamıyoruz. Dolayısıyla gerçek bir hızı yaşamıyorum, miktarı ekran yoluyla bana (belirtilenden çok) dayatılan sanal bir hıza maruz bulunuyorum.

Peki, Kara trende nasıldı? Kara tren is üretiyordu, gürültülüydü, vagonları ve oturma yerleri daracıktı, ara sıra arıza yapardı, kış günlerinde yolda kalırdı… Falan filan; ama en azından, devinimleri dışarıdan izlenebilen çarklarıyla, yanlarından püsküren buharlarıyla, bizi hızına tanık ederek, YHT gibi sanallığın sahte dünyasını bize gerçek diye yutturmaya çalışmazdı.

Burada, Thomas de Quincey’nin, İngiliz Posta Arabası (1821) adıyla çevrilen, hız esasındaki o meşhur geçmişe ağıdı geliyor aklıma. Ha Quincey, ha benden bir ya da iki önceki, ha benden bir sonraki kuşak… Konu yokun yokluğu varlıkla (imkanla), varlığın yokluğu ise ancak yoksunlukla (imkanların kayboluşuyla) anlaşılabilir kılma olunca, eldeki keserin çift yönlü işleyişine mani olmak mümkün değil.

Bunlar, hayat nedir sorusunun da cevabıdır aslında. At gidecek, vapur gelecek, vapur gidecek kara tren gelecek, kara teren gidecek, yüksek hızlı tren gelecek, o da gidecek uçan arabalar gelecek.

Neyse biz hayata tanımını veren bu değişmeleri bahis oyununa dönüştürmeden söyleyelim: Değişme kaçınılmazdır; temennimiz, belli bir oranda hasarı, tahribatı.. da içkin olan değişmenin, sebep olacağı iyiliğin kötülüğünden daha fazla olmasıdır.

Bu bakımdan, Ankara yönüne ya da yönünden, uçağa ve otobüse göre bana daha çok zaman kazandıran, rahatlık sunan Yüksek Hızlı Trene sevgiyle yaklaşmakla kalmıyor, teknolojik bir imkan olarak onu değerli buluyor; yapılmasına sebep olanları şükranla ve hayırla yad ediyorum.

Bu bahiste sorun şu ki: yazımın girişinde zikrettiğim yokluk ve yoksunluk meselesini da sanırım giderek yitiriyoruz.

Şundan ki: gençler YHT vb. yapılan hizmetleri, yapılması devletçe / iktidarca elzem görülmüş işler olarak değil, kendilerince hak edilmiş şeyler olarak görerek süratle sıradanlaştırıyorlar.

Ama bu ayrı bir yazının konusu; nasip olursa yazarız inşallah.

Yorumlar (0)
9
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 21 Ocak 2021
İmsak 06:48
Güneş 08:17
Öğle 13:20
İkindi 15:51
Akşam 18:14
Yatsı 19:38
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 18 38
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Alanyaspor 19 31
6. Hatayspor 19 31
7. Trabzonspor 19 30
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Rizespor 19 24
13. Sivasspor 18 23
14. Başakşehir 19 23
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 18 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 19 19
19. Erzurumspor 20 17
20. Ankaragücü 18 15
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 18 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Chelsea 19 29
9. Southampton 18 29
10. Arsenal 19 27
11. Aston Villa 16 26
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 18 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 19 33
5. Sevilla 18 33
6. Real Sociedad 19 30
7. Granada 19 28
8. Real Betis 19 26
9. Cádiz 19 24
10. Getafe 18 23
11. Celta de Vigo 19 23
12. Levante 18 22
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Real Valladolid 19 19
17. Deportivo Alaves 19 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 19 12