Kayıp subay Deniz Arda'nın ailesi yaşananları böyle anlattı

İsveç Deniz Kuvvetleri’nde görevli Türk komando subayı Deniz Arda hala bulunamadı. Arda'nın ailesi ilk kez konuştu.

Gündem 02.03.2021 - 15:07 02.03.2021 - 15:07

Geçtiğimiz yıl, 13 Kasım’da esrarengiz bir şekilde kaybolan ve bütün aramalara karşın izine rastlanamayan İsveç Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli Türk ve İsveç yurttaşı (çifte vatandaş) subay Deniz Arda’nın bulunmasından umut kesildi.

Deniz Arda’nın babası ve annesi Odatv’ye konuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Ali Haydar Nergis, Arda’nın anne ve babasıyla yaptığı görüşmeyi şöyle aktardı:

Anne Şükran Arda, İsveç’te doğup büyüyen kızlarımın Türkçe Anadili öğretmeniydi. Sonraki yıllarda aynı okulda görev yaptık. Cuma günü telefonla aradığımda, sesi, boğuktu, ağlamaklıydı, benim tanıdığım coşkulu sesinden eser kalmamıştı.

“Deniz’den yeni bir haber alırım!” umuduyla açmış telefonu. Hep böyle oluyormuş. Her telefon çaldığında, kapının ziline dokunulduğunda, umutla koşarmış; her defasında suya düşermiş hayalleri…  Ne diyeceğimi bilemiyordum. “Baş sağlığı” dilemek, Deniz’in öldüğünü baştan kabul etmek anlamına gelirdi. Kaybolmuştu; ölü mü, sağ mı olduğu bilinmiyordu.

Belli mi olurdu, bir de bakardınız ki, bir yerlerden çıkıp geldi. Şükran öğretmene sabır diledim. Güçlü olmasını, umutlarını yitirmemesini söyledim. Deniz’in, ne öldüğüne inanabiliyorlardı, ne yaşadığına... Bu belirsizlikti onları yiyip bitiren. Birkaç hal hatır tümcesinden sonra boğazı düğümlendi, Şükran öğretmen; “Konuşamayacağım, eşimle konuşun” dedi.

Telefonu açık bırakıp gitti. Uğultular, arasında güçlükle anlaşılabilen konuşmalar geliyordu kulağıma… “Tanıyorum” diyordu; “okulda birlikte çalıştık; derli toplu bir şeyler yazmak istiyor” dedi eşine. Telefonu Yüksel Arda aldı. O da bitkindi.

Benim de bulunduğum Malmö kentinde yaşıyorlardı. Deniz Arda’nın kaybolduğu güne dek görev yaptığı Stockholm’den gece dönmüşlerdi.  Deniz’in oturduğu evi boşaltmış, eşyalarını toplayıp getirmişlerdi. “Çok yorgunum!” dedi, baba Yüksel Arda,  birkaç gün zaman istedi. Kararlaştırdığımız pazartesi günü görüştük…

DENİZ, NASIL KAYBOLDU

İsveç Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli, 31 yaşındaki Türk asıllı komando subayı Deniz Arda, Stockholm’deki bir askeri okulda müdürdü. 15 kasım pazar günü, İsveç’in kuzeyinde düzenlenen bir askeri tatbikatta 50 deniz komandosunu izleyecek, başarılarını değerlendirecekti:

“Sürekli görüşüyorduk, ancak, işiyle ilgili hiçbir şey anlatmazdı. İsveç Deniz Kuvvetleri Komutanlığında çok stratejik bir görevde bulunduğunu tahmin ediyorduk. İsveç’e bir dış saldırı olması durumunda önemli silahları harekete geçirecek bir birimde görev yaptığını sanıyoruz. Deniz’in kaybolmasından sonra edindiğimiz bilgilere göre,  İsveç’in kuzeyindeki Arvidsjaur’daki tatbikata 3 subay arkadaşıyla birlikte katılacaktı. Güvenlik nedeniyle ayrı askeri uçaklarla gitmeleri kararlaştırılmıştı. Tatbikatın başladığı gün, Deniz’in göreve gelmediği görüldü. Yapılan araştırmada, Deniz’den 13 Kasım’dan itibaren haber alınamadığı anlaşıldı. Polis ve İsveç silahlı kuvvetlerinin bütün aramalarına karşın deniz bulunamadı. Nasıl kaybolduğuna ilişkin bir ipucuna da rastlanamadı.”

İsveç’in gönüllü kayıp arama örgütü Missing People’nin elde ettiği bilgilere göre ise, Deniz Arda’nın kaybolmasıyla ilgili kronolojik takvim şöyle:

12 Kasım Perşembe saat 15.20’de Sats SOFO'da (Södermalm) antrenman yapıyor ve spor salonundan çıkarken güvenlik kamerasıyla görüntüleniyor.

13 Kasım Cuma sabahı, bir internet grup sohbetinde meslektaşlarına ertesi gün (Cumartesi) Sörmland parkurunda 50 km koşacağını belirten bir mesaj yazıyor. - Saat 11: 17'de kısa bir Youtube videosu izliyor.  Bu onun son iletişimi oluyor.

15 Kasım Pazar günü bir tatbikata katılmak için Arvidsjaur’a uçması gereken uçakta yer almıyor; tatbikatta hazır bulunamıyor.

Aralıksız 3 gün süren aramalardan sonra, 18 Kasım Çarşamba günü, İsveç Silahlı Kuvvetleri resmi internet sitesinden, Deniz Arda’nın “esrarengiz bir şekilde” kaybolduğu açıklanıyor…

Baba Yüksel Arda da bu bilgileri doğruladı.  Deniz’le yaptıkları son telefon görüşmesinde, 14 Kasım’da uzun bir koşuya çıkacağını bildiklerini, bir daha da haber alamadıklarını söyledi. Deniz Arda’nın bulunmasından umut kesilmesi üzerine, Stockholm polisi basın sözcüsü, Mats Eriksson, arama çalışmalarının yavaşlatıldığını, ancak soruşturma dosyasının kapatılmadığını, yeni bir ipucuna bulunması halinde, soruşturma hızlandırılarak sürdürüleceğini açıkladı.

Mats Eriksson şunları söyledi:

“-Deniz Arda’nın bulunması veya kaybolma şeklinin anlaşılması için 4 aya yakın süredir sürdürdüğümüz çalışmalar sonuçsuz kaldı. Aldığımız bütün ihbarları değerlendirdik. Tüm iz ve ipuçlarını inceledik. Elimizdeki bütün çareleri tükettik. Artık ortada bakılmadık, soruşturulmadık bir iz kalmadı. Bir kaybolma vakasında beş ihtimal / senaryo üzerinden duruyoruz: Bir saldırı ya da kaza kurbanı olmak, hastalık, intihar ve gönüllü kaybolmadır. Şu anda elimizde bunların herhangi birini kanıtlayacak bir bulgu yok. Çabalarımızın sonuçsuz kalması üzerine, arama çalışmalarını yavaşlattık. Bu yavaşlatma, soruşturmanın rafa kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Yeni bir iz ya da ipucuna rastlanması halinde soruşturmayı derhal hızlandırabiliriz.”

BABA YÜKSEL ARDA ANLATIYOR:

“Kaybolduktan sonra Deniz’e ait cep telefonu sinyalinin evden gelmesi üzerine, polis, kapıyı açtırarak eve girdi. İçinde koşu malzemeleri bulunan sırt çantası ve cep telefonu masanın üzerinde duruyordu.  Bisikleti evde bulundu. Cüzdanı, otobüs kartı ve pasaportu evdeydi..Koşu alanında ve ormanlık bölgede aylardır sürdürülen aramalara karşın hiçbir ize rastlanamadı. Deniz,  daha 13 yaşındayken tekvando eğitiminde siyah kuşak aldı. Küçlü, atak bir çocuktu. Askerliğini, İsveç’te, komando olarak yaptı. Askerliğini bitirdikten sonra oruda kaldı. Kara, deniz hava ve kutup komandosu eğitimi aldı. Üç dört kişinin saldırısını etkisiz hale getirecek güçteydi.”

ANNE ŞÜKRAN ARDA ANLATIYOR:

“Oğlum Deniz, güçlü olduğu kadar da duygusal bir çocuktu. Kavgadan, huzursuzluktan hiç hoşlanmazdı. Evde, büyük oğlum veya eşimle ilgili küçük tartışmalarda hemen araya girer, bizi uzlaştırmaya çalışırdı.  Çok düzenli, disiplinliydi. İçki ve sigara bağımlılığı yoktu. Yokluğunu kabullenemiyorum. Bir gün çıkıp geleceğine inanıyorum. O zaman sevincimizi paylaşmak için evimize geldiğinizde, size kapıyı Deniz’in açacağını hayal ediyorum.”

TÜRKİYE’DEN KİMSE ARAYIP, SORMADI

Anneye ve babaya can alıcı soruyu soruyorum: “Türkiye’den kimse arayıp size geçmiş olsun veya sabır dileğinde bulundu mu?”

Deniz Arda, Türk ve İsveç yurttaşıydı (çifte vatandaş). Devletten, Hükümetten, siyasi partilerden Dış İşleri ve askeri çevrelerinden hiç kimse arayıp sormamış, acılı anne ve babayı teselli etme gereği duymamış. “Bu da başka bir acı!” diyor anne Şükran ve baba Yüksel Arda...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@