11.02.2021, 14:22

Kemalizmlerin çatışmasından milli bir fayda umulabilir mi?

Kemalizm’deki çeşitlenmenin tarihi eskidir.

Ortanın Solu, Sol-Kemalizm, Sosyal Demokrat vb. terimlerinin icadına tabi olarak, yaklaşık altmış yıl öncesine dayanan bu çeşitlenmenin, parti merkezli çatışmalara dönüşmesinin tarihi ise yeni sayılır.

AK Parti’nin kurulmasıyla değil iktidar olmasıyla birlikte başlayan bu süreç, kendi varlığını Kemalizm’le birlikte ifade eden bir partideki kimi isimlerin ayrılmalarıyla ve yeni bir partinin doğacağına dair haberlerle hız kazandı.

Burada AK Parti’nin kurulmasıyla iktidar olması arasında bir fark belirtmemizin nedeni, onun Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kuruluşundan (2001) yaklaşık bir yıl sonra (2002) doludizgin bir şekilde iktidara gelmesi karşısında, çok partili siyasi hayatı başlatmakla da övünülen seksen yıllık partinin adeta nal toplamış olmasıdır.

Bu manada AK Parti’nin kuruluş ve yükselişi, her yeni seçimde muhalif Kemalist partide benzeri bir atılım umudu doğurmuş olsa da, yenilginin katmerlenmesinden başka bir sonucun ortaya çıkmaması, doğrudan onun kimyasını bozmaya başlamıştır. Şimdi Kemalizmlerin çatışması olarak zuhura çıkan şeyin aslı, son tahlilde bu bozulmayla başlayan ve süren sorunlardır.

Nitekim Kemalist muhalefetin iktidara ulaşması;

a) AK Parti’ye benzemekle mi,

b) Kendi kurucu kodlarına dönmekle mi,

c) AK Parti seçmenini de kendisine bağlayabilecek yeni bir düşünsel yapılanmayla mı,

d) Dışarının desteğini sağlamakla mı,

e) Ayrılıkçı ve terörist gruplarla işbirliği yapmasıyla mı,

f) Millet ve devlet menfaatini öne alan ve dolayısıyla milli bir karakteri yüklenen bir siyasetle mi...

şeklindeki -iktidar arayışına mahsus- soruların tamamı, söz konusu olguya ve ilgili olaylara gelip dayanmaktadır.

Şehir gezileriyle yaptığı inceleme ve sorgulamalardan sonra, mezkûr partiden ayrılarak yeni parti kuracağını açıklayan siyasetçinin, ayrılma gerekçesi olarak beyan ettiği şu hususlar, düzünden ve tersinden okunduğunda yine aynı hususa yani kimya meselesine gelip dayanmaktadır:

-(Mevcut Kemalist partinin) Cefasını çekenler başka sefasını sürenler başka.

-Bugün bir yol ayrımında olduğumu biliyorum. Kırk iki yılın sonunda kafamda siyah saç kalmadı. Kırk iki yıl içinde her kademede görev yaptım. Hâlâ Atatürkçüyüm. Hâlâ kurucu değerlere sımsıkı bağlıyım.

-ABD’den demokrasi dilenenlerle yolumu ayırıyorum.

-‘Mustafa Kemal’ deyip, ‘Mustafa Kemal Atatürk diyemeyenlerle’ yolumu ayırıyorum.

-Grup başkanvekilliği seçimini bile kaldırıp atamayla getiren bu yönetimle yollarımı ayırıyorum.

-CHP aday yapmayınca başka partiden gidip aday olup, bugün CHP’yi yönetenlerle yolumu ayırıyorum.

-Sahte CHP’li olanlarla yolumu ayırıyorum.

-FETÖ’cüleri, Sorosçuları koruyanlarla yolumu ayırıyorum.

-Mavi Vatan’ı kavrayamayanlarla yolumu ayırıyorum.

-‘Türkiye maalesef Azerbaycan’a yardım etti’ diyenlerle yolumu ayırıyorum.

Bu beyanda yer alan hususların mefhumu muhalifi, yüz yaşını tamamlamaya ramak kalmış Kemalist bir partinin kimyasındaki bozulmanın, gayri milli savrulma, millet ve devlet düşmanlarıyla işbirliği, sahtekârlık, samimiyetsizlik, değer bilmezlik, vefasızlık, oportünizm ve emperyalizme uşaklık... olarak onun tarafından bizzat yüklenildiğini söylemektir.

Bu ifşanın doğrudan temsil ettiği şey ise, Kemalizmler arasındaki çatışmanın kaçınılmazlığıdır.

Geçmişte halka yönelik olan bu çatışmadan, milli bir fayda umulabilir mi?

Böyle bir ummanın itkisiyle ana Kemalist, en baba Kemalist, gerçek Kemalist, es-öz-hakiki Kemalist, samimi Kemalist nitelemeleri eşliğinde, mezkûr çatışmada daha öne çıkabilecek bir partinin, milli siyasete tabi olacağını kimse söyleyemez. Çünkü bu söyleme hakkı sadece millete aittir ve o da bunu ancak sandık yoluyla söyleyebilir.

Bu bağlamda, ilgili beyanlara göre yeni partinin kurulmasıyla ilgili söylenebilecek tek şey, onun pek de yeni olmayacağı, hatta analojik bir dille söyleyecek olursak bu yeniliğin solucan bölünmesi gibi bir yenilikten, yani solucanın bölünerek artmasındaki gibi bir artıştan ibaret olacağıdır. Ki, bu da yine Kemalizm’in kimyasıyla doğrudan ilişkidir.

Buna rağmen, “ilk seçimde dostlarımızla birlikte iktidar olacağız” diyenlerin, ABD, PKK ve onun türevi olan terör örgütlerini dost olarak kendi içlerine çekmedeki pervasızlıklarının mahsulü olan gayri milli siyasete nazaran, yeni bir Kemalist partinin moral planda da olsa milliliğinden kısmen söz edilebilir ve bu, iktidar olma hırsıyla yorgan niyetine ABD bayrağını sarınanların temsil ettiği bir Kemalizm’den çok daha ehvendir.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?
Yeni bakanlar kurulu kurulmalı mı?