Helal dairesinde kalmak büyük mesele... Helal lokmanın ruha ördüğü çelik zırhtan daha kavisi var mı? Helalin yerini başka şey tutar mı? Tutmaz! Helal olmayan ne olursa olsun gönlü avutmaz! Belki yaşadığımız zamanın; kuralsız, tatminsiz ve firasetsiz kalabalıkları, helalden uzağa kürek çektiği için buhranda... Buhran, kartopuyken çığa tekâmül ettiği gün geç kalmış olabiliriz maazallah!
Kul hakkı gölgesi düşen rızık nasıl helal olacak? Ama gel gör ki; kulun, kulun hakkına girmemesi bir vakıa... Hız, haz, giderken tam gaz... Bu küçük(?) ayrıntı, umarsızlık illetiyle buhar oluveriyor. İşte bu sebepten... Fıtratımıza nakşedilmiş nice güller soluveriyor.
Helal lokma... Akıbeti kördüğüm eden kilidi açacak yegâne anahtar! Helal lokma herşeyin başı... Helal lokmanın kudreti eritmez mi dağı taşı? Bahara çevirmez mi kara kışı? Bereket, helal lokmanın öz gardaşı!
Lokmalarımızın mahiyetinin faturası olmasın ödeyemediğimiz? Nesli yozluğa iten... Elden kayıp gidenleri gördükçe delirten... Nicesini fırıldak gibi çevirten... Lokma meselesi... Lokma lokma biz dediğimiz mefhumu yutan... Hayra gidecekken yakamızdan tutan... Varlık pınarımızı için için kurutan... Lokmanın sıfatı değil mi?
Kuşatmazsa kul kısmını helalin dairesi... Özü, olmaz mı cümle kemliğin cariyesi? Kem söz, kem nazar... Helalden nasipdar olmayınca sâdır olur kişiden... Kişioğlu helal haram kaygısından bihaberse... Bin musibetle sarsılsa kaç yazar? Yârdan aşağı yuvarlanır. Mühleti dolarken azar azar!
Lafta helal olsun denir de... Özde melâl dal budak sarar, kılımız kıpırdamaz. Helal-melal bir tuhaf yoldur adımladığımız... Zehirlere rahmet okutur yazık ki yudumladığımız!
Helal problemi gün be gün büyürken... Sertifikasyon ile çözülür mü? Etiketlere hapsolmak reva mı helale? Helalin ahvalini tam manasıyla anlamak için kâfi, bakıvermek boynu bükük hilale!
Huzura ermek için huzurda olmak lazım... Huzura varırken helal merdivenlerini çıkmak şart! Helal dairesi dışında dolanırken rastladığımız yürüyen merdivenler huzura götürmez ki! Helal kaygısı taşımayınca, yürümeden bizden yürütülenleri telafi etmek muamma... Helal bizi bize bağlarken, bizi bizden koparacak işlere tevessül etmek niye? Helal çiği düştükçe yeşerir harcadığımız her saniye! Helal yegâne kurtuluş... Bu dünyaya gitmek için gelen her faniye...
Artık bunca gaileden ibret almalı... Helalin kendisine hicret etmekte; ne savsaklamalı, ne de geç kalmalı! Helal kervanından kopan yolcunun akıbeti çetin illa ki! Başımızı iki elimizin arasına alıp derin derin tefekküre dalmalı... Musallaya uzandığımızda, cenaze namazımızı kılanların "Helal olsun!" nidaları bizi kurtarmaya yeter mi? Yetip yetmediğini, kabristanlarda yatanlar elbet daha iyi bilir.
Helal deyip geçe geçe... Kendimizden geçtik. Biz kendimizden geçtikçe, bilimum bâtıl şebeke tabiri caizse içimizden geçti. Yoksa, Gazze'de önce bombalarla sonra açlık ve susuzluk ile öldürülen müslümanların kardeşi(?) müslümanlar, bu kadar izzet yoksunu bir hâle düşer miydi? Helalin hakkıyla yuğmadığı dudaklarımızdan dökülen dualar da davacı bizden... Kâle almamak densizliğine cüret ettiğimiz... Ahmakça sırt çevirdiğimiz helal de davacı!
Sözü Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'nin hikmet yüklü ikazı ile tahkim edelim:
"Fikrinden dünyâ gitmez mi?
Hakk kelâmın işitmez mi?
Ölenler ibret yetmez mi?
Nice olur hâlin ey gâfil?
Gidenleri görmez misin?
Yer altına girmez misin?
Hakk katına varmaz mısın?
Nice olur hâlin ey gâfil?
Tâat kapusın kaparsan
Doğru yolundan saparsan
Nice bir mala taparsan
Nice olur hâlin ey gâfil?"