Kendimizi çek edelim!

KENDİMİZİ ÇEK EDELİM! Eşref-i mahluk (Yaratılmışların en şereflisi) olan İnsan, yüreğinin genişliği, düşüncelerinin derinliği, azminin kudreti ve kararlılığının dirayeti nispetin de; kendi dünya görüşüne hizmet eden kalıcı eserler bırakır. Şu gök kubbe de; hoş bir sedanın yolu; inanmaktan ve mücadele etmekten geçiyor. Çelimsiz ağaç misali esen her muhalif rüzgar da; savrulmamak için; asırlık çınarlar gibi sapasağlam toprağa kök salabilmemiz için; Dertlerimiz, hedeflerimiz ve ideallerimiz olmalı. Yukarıda ki; kavramlarımız özünü; kutsiyetimizden ve tarihimizden alırsa; Esen hiçbir muhalif rüzgar bizi sarsamaz, zira biz, toprağa kök salmış koca çınar gibi; Sırat-ı müstakim de; sabit kalarak ve görkemli tarihimizden güç alarak yürüyoruz. Bizler, bu minvalden, bu yoldan ayrılmadığımız sürece; esen muhalif rüzgarlar şöyle dursun; fırtınalar, boranlar, tsunamiler dahi bizi sarsamaz, bizim net duruşumuzu bozamaz. Rabbim’ize karşı; samimiyeti, duygularımızın merkezi olan kalbimiz de; odak noktası haline getirdiğimiz de; ancak Sırat-ı müstakim de; sabit kalırız. Ahir ömrümüz de; Sırat-ı müstakim üzerine sabit kaldığımız da; Net tavrımız, ve dik duruşumuz kalıplaşacak ve böylelikle de; rol model insanlar olarak; Toplumu, adalet, hukuk, kardeşlik, dayanışma ve hoş görü kavramların içini doldurarak şekillendireceğiz… Olağanüstü bir arzuyla ve kavurucu bir iştiyakla bağlandığımız; ilkelerimizi ve ideallerimizi toplumun geneline nüfuz ettirme düşüncemizden bir an olsun ayrılamayız. Bu gayretimizden ne zaman ayrılırsak; küçücük meseleleri; girift bilmeceler haline getirip, kendimizi zifiri karanlıklara hapis ederiz. O mukaddes gayemizi bir an olsun göz ardı ettiğimiz de; Göz ardı ettiğimiz takdir de; meltem rüzgarların da dahi sarsılırız, hırpalanırız. Bir beşere duyulan; aşırı sevgi bile ruhsal, fizyolojik, biyolojik dengelerimizi alt üst edebilir. Kaybolan dengemizin tez zaman da; yerine gelmesi için; Yüreğe sevgiyi lütfedenin kudretini hatırlayıp, ‘BÜYÜK MESELEMEZİ’ anımsamalıyız. Büyük meseleden, mukaddes gayemizden koptuğumuz da; Küçücük problemleri, gereksiz ayrıntıları dahi büyük meselemiz haline getiririz. Evimizin şeklini, saçımızın rengini, odamızın ebatını, boyumuzu, kilomuzu hayatımızın tek meselesi haline getiririz. Değerli okurlarım, unutmayalım! Ümmet diye bir derdimiz, hak ve adalet diye bir sancımız var. Bizim ‘BÜYÜK MESELEMİZ’ var. Değerli okurlarım, son bir soruyla bitiriyorum. İnsan kendi derdine mi yansın.?.?.? Yoksa! İnsan o küçük derdini, kendi ruh dünyasın da; devasa bir tasa haline getirip; kendi derdini; Dünya'nın merkezine koyup; gönül coğrafyamızda akan masum sabilerin kanlarına gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkayacak kadar; duyarsız olmasına mı? Ez cümle; İnsan, o küçük derdine mi? Yansın! Yoksa; İnsanlıktan sıyrıldığına mı? Yansın.!. İnsan
YORUM EKLE

banner5