Bir milletin geleceği tankla, topla, tüfekle yıkılmaz önce zihni işgal edilir. Zihin işgal edilince değerler çöker, şahsiyet zayıflar, aile çözülür ve nesil savrulmaya başlar.
Bugün modern dünyanın bize dayattığı en büyük savaş, aslında görünmeyen bir nesli ifsat savaşıdır. Bu savaşın üç temel ayağı vardır:
Kimliksizleştirme
Cinsiyetsizleştirme
Dinsizleştirme
Bu üç tehlike birbirinden bağımsız değildir. Birbirini besleyen, birbirini güçlendiren küresel bir dönüşüm projesidir. Amaç; köklerinden kopmuş, inancını kaybetmiş, şahsiyetsiz, haz odaklı, yönlendirilebilir bir insan modeli oluşturmaktır. Çünkü kimliğini kaybeden toplum yönetilir, inancını kaybeden toplum teslim alınır.
Bugün çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşadığı birçok psikolojik, ahlaki, sosyal ve manevi problemin temelinde bu büyük kuşatma vardır.
1. Kimliksizleştirme Tehlikesi
Bir insan önce “Ben kimim?” sorusuna cevap veremez hale getirilirse artık yönlendirilmeye açık hale gelir.
Bugün gençlerin büyük bir kısmı:
- Gayesiz,
- İdealsiz,
- Tarihinden kopuk,
- Kendi medeniyetine yabancı,
- Rol modelsiz
- Aidiyetsiz
- Mefkûresiz yetişmektedir.
Batı kültürü, sosyal medya, diziler, dijital platformlar ve tüketim sistemi gençleri kendi öz değerlerinden uzaklaştırmaktadır. Çocuklarımız artık dedesini değil fenomenleri tanıyor. Âlimleri değil influencerları örnek alıyor. Kitap yerine kısa videolarla düşünce dünyası şekilleniyor.
Kimliksiz genç; neye inanacağını, ne için yaşayacağını, hangi davanın insanı olduğunu bilmeyen gençtir.
Bugün birçok gencin:
- Duruşu yok,
- İdeali yok,
- Mücadele ruhu yok,
- Aidiyet hissi yok.
Çünkü aidiyet duygusu yok edilen fert kolay yönlendirilir. Anarşik bir ruh haline bürünür, freni patlak, her an zarar veren potansiyel hali alır.
Çözüm Nedir?
Öncelikle çocuklarımıza yeniden inanç medeniyet köklerini öğretmeliyiz.
Bir nesil:
- Tarihini bilmiyorsa,
- İnancını tanımıyorsa,
- Medeniyetini öğrenmiyorsa,
- Şahsiyet sahibi büyüklerini tanımıyorsa, o nesil savrulur.
Evlerimizi yeniden eğitim merkezine dönüştürmeliyiz.
Çocuklarımızın zihnini sosyal medya değil aile şekillendirmelidir.Bunun için:
- Ailece kitap okuma saatleri yapılmalı,
- Çocuklara dava şuuru kazandırılmalı,
- Tarih ve medeniyet bilinci verilmelidir,
- Gençler spor, sanat, ilim ve üretimle meşgul edilmelidir,
- Rol model şahsiyetlerle buluşturulmalıdır.
Çünkü boş bırakılan zihni mutlaka başka ideolojiler doldurur. Hak ile meşgul olmayanı batıl işgal eder, der İmam Gazali.
2. Cinsiyetsizleştirme Tehlikesi
Bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük ahlaki yıkımlardan biri de cinsiyetsizleştirme saldırısıdır. Adına LGBTİQP+ koydukları, Lût (AS) Kavminin helakına sebep olan cinsiyetsiz sapkınlar.
Yaratılışı inkâr eden anlayış; kadınlığı ve erkekliği bozarak aileyi çökertmek istemektedir. Çünkü aile çökerse toplum çöker.
Bugün çocuklara daha küçük yaşta:
- Cinsiyet karmaşası,
- Sapkınlık normalleştirmesi,
- Mahremiyetin yok edilmesi,
- Sınırsız özgürlük anlayışı, dayatılmaktadır.
Bazı çizgi filmlerden dijital platformlara kadar birçok içerik bilinçli şekilde çocukların zihnine müdahale etmektedir.
Kadın erkek fıtratı yok sayılmakta, annelik küçümsenmekte, babalık değersizleştirilmektedir.
Oysa güçlü toplumların temelinde:
- Güçlü aile,
- Sağlam anne baba kimliği,
- Sağlam şahsiyet kimliği vardır.
Kadın kadınlığını, erkek erkekliğini kaybettiğinde toplum psikolojik ve sosyal olarak çökmeye başlar.
Çözüm Nedir?
Öncelikle çocuklarımıza yaratılış bilinci verilmelidir.
Kadının ve erkeğin birbirine rakip değil tamamlayıcı olduğu öğretilmelidir.Mahremiyet eğitimi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Cinsel kimlik sadece biyolojik (erkek ve dişi) olduğu vurgulanmalıdır.
Anne babalar sapkınlığı engellemek için:
- Çocuklarının dijital içeriklerini denetlemeli,
- Odasına interneti sınırsız bırakmamalı,
- Sosyal medya kullanımını kontrol etmeli,
- Ahlaki filtre mekanizması oluşturmalıdır.
Okullar sadece akademik başarı değil şahsiyet eğitimi de vermelidir.
Gençlere:
- İffet,
- Cinsel kimlik ve mahremiyet,
- Edep,
- Sorumluluk,
- Aile bilinci,
- Nikâhın önemi,
- Anne babalığın kutsallığı,
yeniden anlatılmalıdır.Çünkü cinsiyetsizleştirme sadece ahlaki bir mesele değil aynı zamanda neslin devamı meselesidir.
3. Dinsizleştirme Tehlikesi
Bir toplumu yıkmanın en kolay yolu onun Allah ile bağını koparmaktır. Mesela, Macarlar İslâm olmadı, aidiyetini, benliğini ve medeniyetini kaybetti. Oğuzlar Müslüman oldu, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyeti kuracak kadar benliğini korudu. Bu her fert için geçerlidir.
Bugün modern dünya gençlere sürekli şunu dayatıyor:
- “Hayat sadece dünyadan ibaret.”
- “Özgürlük sınırsız yaşamaktır.”
- “Haz en büyük amaçtır.”
- “Din geri kalmışlıktır.”
Bu anlayış gençleri:
- Manevi boşluğa,
- Depresyona,
- Kaygıya,
- Anlamsızlığa,
- Yalnızlığa sürüklüyor.
Çünkü insan sadece bedenden ibaret değildir. Ruh ihmal edildiğinde insan içten çürümeye başlar.
Bugün birçok genç:
- Neden yaşadığını bilmiyor,
- Ölümü düşünmek istemiyor,
- Gayesiz yaşıyor,
- İç huzurunu kaybetmiş durumda.
Modern çağın en büyük krizi aslında mana, gaye, mefkûre krizidir.
İnanç zayıfladıkça:
- Sabır azalıyor,
- Tahammül azalıyor,
- Merhamet azalıyor,
- Ahlak zayıflıyor,
- Bencillik artıyor.
Çözüm Nedir?
Öncelikle çocuklarımızın kalbine iman hakikatlerini yerleştirmeliyiz.
Din sadece bilgi olarak değil itikadi yaşantı olarak verilmelidir.
Evlerde:
- Kur’an okunmalı,
- Dua kültürü canlı tutulmalı,
- Cemaat bilinci oluşturulmalı,
- Manevi sohbetler yapılmalıdır.
Gençlerin sorularından korkulmamalıdır.
Onları susturmak yerine anlamaya çalışmalıyız.Bugün gençlerin en çok ihtiyaç duyduğu şey:
- Samimiyet,
- Merhamet,
- Rehberlik,
- Güven veren rol modellerdir.
Maneviyatı olmayan eğitim eksiktir.
Sadece diploma veren sistem insan yetiştiremez.Bizim hedefimiz sadece başarılı çocuk değil;
ahlaklı, şahsiyetli, inançlı, mücadele ruhuna sahip bir nesil yetiştirmek olmalıdır.
Nesli Korumak Hepimizin Vazifesidir
Bugün mesele artık sadece dijital ifsat dayatması meselesi değildir.
Mesele sadece eğitim sistemi de değildir.
Asıl mesele neslin korunması, medeniyet meselesidir.
Eğer biz:
- Aileyi koruyamazsak,
- Çocuklarımızın zihnini ve kalbini koruyamazsak,
- İnancını koruyamazsak,
- Kimliğini koruyamazsak, geleceğimizi koruyamayız.
Artık seyirci kalma zamanı değil.
Evlerimizden başlayarak yeniden bir diriliş hareketi başlatmalıyız.
Anne babalar, öğretmenler, akademisyenler, STK’lar, kanaat önderleri ve tüm toplum birlikte hareket etmek zorundadır. Devlet destek vermelidir.
Çünkü nesil giderse gelecek gider.
Ama sağlam bir nesil yetişirse medeniyet yeniden ayağa kalkar, şahlanır.
Bugün yeniden:
- İlimle,
- Hikmetle,
- Şuurla,
- Ahlakla,
- İmanla,
- Gayretle,
bir nesil inşa etme vaktidir. Nasip eyle Ya Rabb.
Uzm. Adnan Kalkan
Psikoloji Bilimi Uzmanı / Aile Danışmanı
adnankalkan01@gmail.com