Kudüs ve Gazze sınavında sınıfta kaldık

Abone Ol

Kudüs, tarih boyunca İslam ümmetinin turnusol kâğıdı olmuştur. Barış ve adaletin hüküm sürdüğü dönemlerde İslam dünyasının birliğini ve gücünü simgelemiş, işgal ve zulüm altında olduğu zamanlarda ise ümmetin dağılmışlığını ve zayıflığını gözler önüne sermiştir. Cahit Zarifoğlu’nun ifadesiyle Kudüs, her müminin sınav kâğıdıdır. Bugün bu sınav, insanlık tarihinin en acımasız işgallerinden biri olan İsrail İşgali’nin Gazze ve Kudüs üzerindeki zulmüyle devam etmektedir.

76 yıldır süren İsrail işgali, Filistin halkını sürgün, esaret, ambargo ve soykırımla karşı karşıya bıraktı. Özellikle Gazze, İsrail’in yoğun kuşatması altında adeta bir açık hava hapishanesine dönüştürülerek, 360 km²'lik bir alanda iki buçuk milyon insan yaşamaya mahkum edilmiştir. Ancak tüm imkansızlıklara rağmen, Gazze halkı 7 Ekim 2023’te tarihi bir adım atarak, Aksa Tufanı Operasyonu ile işgale karşı bir kıyam gerçekleştirdi. Bu operasyon, işgalci İsrail’in sonunun başlangıcı olan bir dönüm noktası olarak tarihe geçmiştir.

Bu kıyamın üzerinden tam bir yıl geçti. İnsanlık adına zulüm ve katliamlarla dolu bu senede, İsrail’in vahşeti karşısında Gazze halkının sabrı ve Kassam Mücahidlerinin destansı mücadelesi, Gazze’yi bir direniş sembolü haline getirdi.

7 Ekim sonrası Gazze halkının maruz kaldığı soykırım savaşı ve bu soykırım savaşına karşı Gazze halkının onurlu duruşu, İslam ümmeti ve insanlık tarihinde bir milad olarak hatırlanacaktır.

Aksa Tufanı Operasyonu, yalnızca askeri bir başarı değildir. Bu operasyon aynı zamanda özgürlük ve adalet arayışının sembolü haline gelmiştir. Filistin halkı, kendilerine dayatılan işgali ve zilleti kabul etmeyip vatanını savunmak için tarihî bir kıyam gerçekleştirerek, hem İslam ümmeti hem de dünyanın mazlum halkları için bir direniş simgesi, bir umut ışığına dönüştü.

Bu kıyam, sadece İsrail’e karşı değil, tüm zalimlere ve işgalcilere karşı, dünya mazlumları ve insanlık adına bir kıyamdır. Gazze halkı, tüm imkansızlıklara rağmen onurunu korumayı başarmış ve işgale karşı mücadelede ne kadar kararlı olduğunu göstermiştir. Bu şanlı direniş, sadece Filistin halkının değil, tüm İslam ümmetinin ve insanlığın direnişi olarak anılacaktır.

Müslümanlar ve diğer halklar, bu direnişin sadasıyla gafletten uyanacak ve adalet arayışını daha güçlü bir şekilde sürdüreceklerdir. Gazze, İslam ümmeti ve insanlık için bir umut, direniş ve özgürlük mücadelesinin sembolü olmaya devam edecektir. Bu mücadelede feda edilen her bir can, direnişin gücüne güç katacak ve Filistin halkının özgürlüğe olan inancını pekiştirecektir.

Aksa Tufanı: Bir Yılın Muhasebesi:

 Aksa Tufanı sonrası yaşananlar, sadece İsrail’in acımasız saldırılarını ve Gazze halkına uyguladığı soykırımı değil, aynı zamanda uluslararası toplumun ve İslam dünyasının eksikliklerini de gözler önüne serdi. Bu dönemde yaşananlar, hem dünya kamuoyunun adalet konusundaki çifte standartlarını hem de İslam ümmetinin Filistin’e karşı duyarsızlığını açıkça ortaya koydu. Gazze'de yaşanan soykırım karşısında sessiz kalan ya da tepkilerini sadece kınamalarla sınırlayan devletler, kurumlar ve bireyler, insanlık onuru adına ciddi bir sınavı kaybetti. Bu, sadece Filistin halkının maddi kayıplarıyla değil, insanlık vicdanının da kaybettiği bir dönem olarak tarihe geçti.

Bu süreçte neler eksikti ve nerede hata yaptık?

 Dünya Kamuoyunun Sessizliği: Adaletin Çöküşü

İsrail’in Gazze’ye yönelik başlattığı soykırım savaşına karşı uluslararası toplumun kayıtsızlığı, adalet ve insan hakları söylemlerindeki samimiyetsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütler, yaşanan insanlık suçlarına karşı etkisiz kalmış, sadece kınamalarla yetinmiştir. Batı dünyası, özellikle ABD ve Avrupa ülkeleri, İsrail’e olan stratejik ve ekonomik ilişkileri nedeniyle sessizliğe büründüler Uluslararası hukukun çiğnendiği, insan haklarının hiçe sayıldığı bu süreçte dünya liderleri, çıkarlarını korumak adına vicdanlarını susturdular

 İnsanlık bu bir yılda Gazze’de neler kaybetti?

 İsrail’in Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği katliamlar, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınmıştır. Bir yıl boyunca binlerce masum insan hayatını kaybetti, yüzbinlerce kişi yaralandı ve milyonlarca insan temel insani ihtiyaçlarından mahrum bırakıldı. Gazze’nin altyapısı neredeyse tamamen yok edildi, hastaneler, okullar, evler, camiler yıkıldı. Ancak kaybedilen sadece fiziksel varlıklar değil, insanlığın vicdanı ve adalet duygusu da ağır yara aldı. Dünyanın büyük bir kısmı, bu zulmü ve soykırımı izlemekle yetindi; Batı’nın sözde medeniyeti tüm çıplaklığı ile ikiyüzlülüğünü ortaya koydu. Filistin halkının haklarına olan duyarsızlık, insanlık adına büyük bir utanç olarak tarihe yazıldı. İnsanlık Gazze’de insanlığı kaybetti.

 İslam Ümmetinin Dağınıklığı: Birlik Eksikliği

İslam ümmeti açısından en acı verici gerçek, Gazze’de yaşanan bu vahşete karşı gerekli tepkinin verilememiş olmasıdır. İslam dünyası, Filistin’in ve Kudüs’ün işgal altında olduğu, Gazze’nin soykırıma maruz bırakıldığı bir dönemde, siyasi ve ideolojik çıkarlar nedeniyle bir araya gel(e)medi. Müslüman halklar, Filistin davasına gönülden bağlı olsalar da, hükümetler düzeyinde yeterince somut adımlar atıl(a)madı. Bazı Arap ülkeleri, İsrail ile normalleşme süreçlerini sürdürürken, Gazze’de yaşanan soykırım karşısında sessiz kalmayı tercih ettiler.

Bu durum, ümmetin içinde bulunduğu zayıflık ve dağınıklığı gözler önüne sermektedir. İslam dünyası, birliği sağlayamadığı için Filistin davasında etkin bir rol oynayamamış, Gazze halkının yalnız bırakılmasına zemin hazırlamıştır. Bu süreç, ümmetin dayanışma ve birlik konusunda ciddi bir özeleştiri yapmasını zorunlu kılmaktadır. Neden 2 milyar Müslüman, Kudüs ve Gazze için tek bir yumruk olamıyor? Neden ümmet, kendi kutsal değerlerine sahip çıkmakta bu kadar aciz kalıyor? Neden iki milyar Müslüman, Gazze’de iki milyon kardeşini koruyamadı? Bu soruları her birimiz kendi vicdanlarımıza sormak zorundayız.

İki milyar Müslüman ne yaptı?

İslam ümmeti, Gazze’de yaşanan zulme karşı güçlü bir tepki veremedi. Özellikle Müslüman halklar arasında Gazze için yapılan dua ve destek çağrıları önemli olsa da, bu çağrılar somut bir etki oluşturmada yetersiz kaldı. Müslüman dünyasındaki siyasal ve ekonomik çıkarlar, Gazze halkının yanında durma konusunda tereddütler oluşturdu. Bununla birlikte, bazı Müslüman toplumlar ve bireyler, Filistin davasına sahip çıkmaya çalıştı, ancak bu çabalar genel anlamda yetersiz kaldı. İki milyar Müslüman’ın harekete geçememesi, İslam ümmetinin siyasi ve sosyal zayıflığını gözler önüne serdi. İki milyar Müslüman, Gazze’deki iki milyon kardeşini korumada aciz kaldı.

Boykotlar neden sonuç vermedi?

 Boykotlar, Filistin davasına destek vermek için en etkili yöntemlerden biri olarak görülse de, beklenen sonuçları vermekte zorlandı. Bunun nedenlerine yakından bakmak gerekirse:

Ekonomik Güç Dengesizliği:

İsrail, büyük ekonomik güce sahip bir ülke olmasının yanı sıra teknoloji ve savunma sanayisinde de dünya çapında bir oyuncudur. Bu nedenle, İsrail’e yönelik ekonomik boykotlar, belirli sektörlerde etkili olsa da, genel olarak İsrail ekonomisine zarar vermekte yetersiz kaldı.

Boykotların Yaygınlaşamaması:

İslam dünyasında bile boykotlar tam anlamıyla uygulanamadı. Boykotlar, çoğunlukla kısa süreli ve duygusal tepkiler olarak kaldı. Geniş çaplı, sürdürülebilir bir boykot hareketi oluşturulamadı. Birçok Müslüman ülkenin İsrail ile ticari ve diplomatik ilişkileri devam etti. Bu da boykotların etkinliğini büyük ölçüde sınırladı. Ayrıca, küresel ölçekte tüketicilerin bilincinin artırılamaması da boykotların istenilen sonuçları getirmemesine neden oldu.

Farkındalık Sorunu

Boykotun, bir bilinç ve karşı duruş olduğunu idrak edememek, özellikle "Benim boykot etmem neyi değiştirir?" yaklaşımı, toplumsal birlikteliğin önünde engel oluşturdu. İnsanlar, bireysel çabaların genel sonuçlara etkisi konusunda kararsız kaldıkça, boykotlar etkisiz hale geldi

Bu farkındalığın oluşmamasında, özellikle gençlerimizin medya ve sosyal medya aracılığıyla maruz kaldığı kültür ve medeniyet işgalini göz ardı etmemek gerekir. Küresel sistem, medya üzerinden, genç zihinleri tüketim odaklı bir yaşam tarzına yönlendirirken, boykot bilincinin gelişmesini engelleyen bir zihinsel kuşatma oluşturmaktadır.

Boykotu sadece bir alternatif arayışı olarak görmek de bu bilinç eksikliğinde önemli bir rol oynamaktadır. Boykotu alternatif ürün ve marka arayışıyla sınırlamak yerine, onu modern Batı medeniyetinin toplumları zihinsel olarak işgal etmek için kullandığı en önemli araçlardan biri olan tüketim çılgınlığına karşı bir duruş olarak değerlendirmek gerekir. Bu doğrultuda, bireylerin tüketim tercihlerini sorgulayan ve öncelikler listesi oluşturan bir bilinç geliştirmesi şarttır.

Âlimlerimiz, Cemaatlerimiz ve STK’lar bu süreçte başarılı bir sınav verebildi mi?

İslam dünyasında âlimlerimiz ve sivil toplum kuruluşları, halkların yönlendirilmesinde önemli etkendirler. Ancak Alimlerimiz ve STK’larımız bu süreçte, beklenen güçlü liderliği ve etkili stratejiyi sağlayamadılar. İİB Teşkilatı, Müslüman Alimler Birliği vb oluşumlar, halkları harekete geçirmede yetersiz kaldı.

STK’ların Sınırlı Etkisi

STK’lar, Gazze’ye insani yardım ulaştırmada önemli roller üstlense de, siyasi alanda ve kamuoyunu harekete geçirme konusunda yeterince etkili olamadılar. Özellikle uluslararası arenada güçlü bir lobi faaliyeti yürütememeleri, Filistin davasının sesini daha geniş kitlelere duyurmayı zorlaştırdı.

Başta Türkiye olmak üzere birçok Müslüman ülkede, Gazze için yapılan eylemler, süreç uzadıkça zayıflayarak etkisini kaybetti İlk günlerde kitlesel katılımlar ve destekler görülmüş olsa da, sürdürülebilir bir eylemsellik sağlanamadı. Eylemlerin kısa süreli olması ve siyasi gücü harekete geçirmede yetersiz kalması, toplumlarda yılgınlığa ve ümitsizliğe dönüşerek meydanlardaki enerjinin kısa sürede sönmesine sebep oldu. Halkların güçlü desteği bir süre sonra pasifleşerek, sahadaki direnişin yanındaki ses, giderek kısıldı.

Bu durum, Müslüman toplumların eylemsellik konusunda daha organize ve kararlı adımlar atması gerektiğini göstermektedir. Sadece kınamalarla değil, sürdürülebilir bir hareket oluşturulmalı ve Gazze’ye yönelik desteğin sürekli kılınması sağlanmalıdır.

Diğer taraftan, STK’lar arasındaki kopukluk, dağınıklık ve koordinasyonsuzluk da bu süreci olumsuz etkiledi. Aynı gün, aynı bölgede farklı STK’ların farklı lokasyonlarda düzenlediği eylemler, birliğin ve beraberliğin oluşturacağı gücün ve motivasyonun dağılmasına yol açtı.

Ayrıca, cemaatler arasındaki öncelikli meselelerin farklı olması, cemaatlerin kendi tabanlarını ortaklaşa organize edilen / edilmesi gereken eylemlerde, kitleleri harekete geçirme konusunda zorluklar yaşamasına sebep oldu. Bu ayrışma, toplumsal birlikteliği ve eylemlerin etkisini sınırladı.

Sorumluluklarımız ve Yapmamız gerekenler

 Gazze ve Filistin’in kurtuluşu, sadece askeri ve siyasi mücadelelerle sınırlı değildir. İslam dünyasında gerçek bir birlik ve dayanışma sağlanmadıkça, Filistin halkı için kalıcı bir çözüm elde etmek zor olacaktır.

Yaşadığımız bu bir yıl, insanlık adına büyük kayıpların yaşandığı bir dönem olarak tarihe geçti. Gazze’de yaşanan soykırım karşısında dünya kamuoyu ve İslam ümmetinin tepkileri, adalet ve insanlık adına yetersiz kaldı. Bu bir yıllık süreç, bize, iki milyar Müslümanın, Gazze’deki iki milyon kardeşini koruyamadığını gösterdi. Bu bir yılda eksikliklerimizi ve acziyetimizi gördük.

Bütün bunlara rağmen Gazze halkının onurlu direnişi, umutları canlandırmaktadır. İslam dünyası ve insanlık, bu süreçte kaybettiklerinden ders çıkararak, Filistin halkının özgürlüğü için daha kararlı adımlar atmalıdır.

Sonuç olarak; Siyasi, ekonomik ve toplumsal boyutlarda daha kararlı ve etkili adımlar atılmadığı sürece, Gazze’nin, Filistin’in ve İslam dünyasının kurtuluşu yalnızca bir umut ve temenni olarak kalacaktır. Gazze ve Filistin’in kurtuluşu için İslam dünyasında ve uluslararası toplumda güçlü ve kararlı bir dayanışma gereklidir. Bu dayanışma sağlanmadıkça, Filistin halkının maruz kaldığı zulüm devam edecek ve özgürlük hayalleri ertelenecektir. Ancak birlik, dayanışma ve güçlü bir iradeyle, bu umut gerçeğe dönüşebilir.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }