banner16

Ayşe Kulin'in Gece Sesleri kitabında da pedofili içeren ifadeler varmış!

Edebiyatçı-yazar Ayşe Kulin'in Gece Sesleri isimli kitabında pedofiliyi çağrıştıran ifadelerin yer aldığı ortaya çıktı.

Ayşe Kulin'in Gece Sesleri kitabında da pedofili içeren ifadeler varmış!

Sosyal medya dünden bu yana kitaplardaki pedofili ifadeleri ile çalkalanıyor. Önce Abdullah Şevki isimli yazarın Zümrüt Apartmanı isimli kitabındaki ifadeleri ortaya çıkmış ve sosyal medya çalkalanmıştı. Ardından da Elif Şafak'ın Mahrem isimli kitabındaki cinsel ifadeler gün yüzüne çıktı. Sosyal medya kullanıcıları bu kitaplara tepki gösterirken bakanlık harekete geçti. Zümrüt Apartmanı isimli kitabın yazarı Abdullah Şevki dün akşam saatlerinde polis ekipleri tarafından gözaltına alındı ve sorgulanmasının ardından serbest bırakıldı. Elif Şafak hakkında ise henüz bir soruşturma başlatılmadı. Bu olaylar yaşanırken Ayşe Kulin'in kitabında da pedofili içeren ifadeler yer aldığı ortaya çıktı.

Türkiye'nin en çok okunan yazarlarından biri olan Ayşe Kulin'in Gece Sesleri isimli kitabında da benzer pedofili ifadelerinin yer aldığı öne sürüldü. Yetişkin dünyasına ilişkin yazıldığı iddia edilen söz konusu kitapta öncelikle bir konakta Ağa çocuğu olarak yaşayan Yusuf'un 13 yaşındaki Ziynet ile yaşadıkları konu alınıyor. Hikaye daha sonra da bir bebek üzerine taşınıyor ve net olarak pedofili ifadeleri bulunuyor. Sosyal medya kullanıcıları da Kulin kitabına yazdıkları mesajla tepki gösterdi.

İşte Ayşe Kulin'in söz konusundaki kitabındaki o ifadeler:

YORUM EKLE
YORUMLAR
Metin KARACA
Metin KARACA - 1 hafta Önce

Özal'ın bahsettiği üç beş çapulcudan teröristler çıkmıştı; Erdoğan'ın bahsettiği üç beş çapulcudan ise eşcinseller çıkıyor


Yazımıza Milliyet yazarı Hasan Pulur'un 2010 yılında yazdığı yazıyla başlayalım:

Geçen gün gazetelerde ufak bir haber vardı: “PKK, Eruh polis karakoluna saldırdı, bir polis öldü, biri yaralandı.”

Eskilerin “vukuat-ı adiye” dedikleri bir haber...

Önemsiz, sıradan bir haber...

Oysa, Eruh hem PKK tarihinde, hem de Türkiye’nin “terörizm tarihinde” önemli bir noktadır.

PKK ilk saldırısını 17 Ağustos 1984’te buraya yapmıştır, bir jandarma eri şehit olmuş, 6 er ve üç sivil yaralanmıştır.

İşte, bu baskından sonra, tam 26 yıl, terör Türkiye’ye kan kusturmuştur, kusturmaktadır.

* * *

Bu baskının ve 17 Ağustos 1984 tarihinin bizim anılarımızda da bir yeri vardır.

Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu üyesiyiz, Başbakan Özal’a Emirgan’daki “Abdullah Efendi Lokantası”nda öğle yemeği vereceğiz; salona girerken Özal kolumuzdan tuttu, “Biliyor musun, buranın su böreği çok güzeldir” dedi.

Eee, ne de olsa şişman, şişmanın halinden anlar...

* * *

Yemekte Çalışma Bakanı Dr. Mustafa Kalemli de var, başka kimseyi hatırlamıyoruz; bir ara görevli gelip Başbakan’a, “Size telefon var!” dedi. O tarihte öyle cep telefonu filan yok, hatta el telefonları da...

Başbakan kalktı, müdürün odasına gitti.

Biraz sonra geldi, yüzü değişmişti; tabii bizde bir merak:

“Acaba ne oldu, niye, niçin, telefona çağırdılar?”

Yemek sonrası Özal, yarım yamalak açıkladı:

“Üç beş çapulcunun marifeti!”

PKK’nın, Eruh ve Şemdinli baskını...

* * *

Özal’ın PKK terörünü ilk değerlendirmesi buydu...

Hatırladığımız kadarıyla da, ertesi gün güneye tatile gitti.

Biz ve bizim gibiler, bu değerlendirmeyi yadırgamıştık.

Devletin istihbarat örgütlerinin, 1982’den beri PKK eylemleri için uyarı yaptığını duyuyorduk; demek Ankara bu uyarıları ciddiye almamıştı. Özal’ın “Üç beş çapulcunun marifeti!” demesi de herhalde bundandı...

Oysa, askerler böyle düşünmüyordu.

Bazıları ise Özal’ın tepkisini doğru buluyor, olayı küçümsemesini “psikolojik operasyon ” olarak değerlendiriyordu.

* * *

“Devletlüler” her zamanki gibi rahatlık içindeydi, “On dönüm bostan/Yan gel yat Osman ” misali...

PKK kim oluyordu?

Hele Abdullah Öcalan?

Üstelik bölge halkı da bunlara iyi bakmıyordu; desteklemiyor, ihbar ediyor, hatta vuruyordu.

O halde PKK ne yapmalıydı?

Katliam!

Kendisini desteklemeyenlere karşı katliam, yani Kürtlere...

* * *

İlk katliam, 8 Kasım 1984’te Eruh, Karageçit köyüne yapıldı. Köy halkı PKK’ya yol vermiyor, muhtar PKK aleyhinde konuşuyordu. Köy basıldı, iki eve girildi, dördü çocuk beşi kadın dokuz kişi katledildi.

* * *

Ondan sonra da PKK aldı yürüdü, gık diyenin kafasını uçuruyor, devlete güvenenler de “akan kan yerde kalmaz, devlet güçlüdür” ninnisiyle uyutuluyordu.

İşte o günden bugünlere böyle gelindi.

Daha doğrusu, kendimizi inkâr etmeyelim; “Terörle buralara böyle varıldı.”

Her ne kadar bazıları hâlâ “Varılamaz!” deseler de...

(Hasan Pulur, Milliyet Gazetesi, 05.08.2010)

-------------------------------------------------

EŞCİNSEL EVLİLİKLER ve EŞCİNSELLERİN EVLAT EDİNMESİ HAKKI

TV5 Ana Haber Bülteni’nde 2011 yılında demiştik ki:

“Benim öngörüm en yakın zamanda ‘eşcinsel evlilikler’ talebiyle toplum karşılaşacak, daha sonra bu kabul edildiğinde ‘eşcinsellerin evlat edinme hakkı’ talebi söz konusu olacaktır.”

2014 yılında da demiştik ki:

“BDP'nin oy oranının %7-8 olduğunu düşünürsek; Kürt sorunu çözümlendiği takdirde; Türkiye'nin gündemini işgal edecek yeni konu ‘eşcinsellik sorunu’ olacaktır. Türkiye'de eşcinsel-lezbiyen birey sayısı %5-10 arasındadır.”

Her yıl Haziran ayının sonlarında Taksim'de örgütlenen Onur Yürüyüşleri; Eşcinselleşmenin ayak sesleridir. Siyaset adamları ve bürokratlar bu yürüyüşlerin sosyolojik olarak Türk toplumunu nasıl dönüştüreceğinin bilincinde midirler?

Taksim'de 28 Haziran 2015'te gerçekleştirilen, Eşcinsel derneklerinin düzenledikleri Onur Yürüyüşü'nde “Şaban'la Recep'in aşkına Ramazan engel olamaz” pankartı açtıkları gerekçesiyle yargılanan üç sanık hakkındaki dava, beraat kararıyla sonuçlandı.

“Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçundan birer yıla kadar hapisleri istenen sanıklar hakkında mahkeme, “yüklenen fiilin bu haliyle kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunu” belirterek beraat kararı verdi.

Mahkemenin verdiği bu kararla, “Şaban'la Recep'in aşkına Ramazan engel olamaz” sloganı sonucunda, Ramazan bu direnişi kaybetmiştir. Bu sonuç toplumun eşcinselleştirilme çalışmalarının meşru (hukuki) bir zeminde sürdürüldüğünün bir ispatıdır.

Ankara Bölge İdare 12’inci İdari Dava Mahkemesi, Ankara Valiliği’nin Kasım 2017’de ilan ettiği süresiz eşcinsellerin etkinlik yasağı kararını kaldırdı. Eşcinseller yeni sloganları ile haykırmaya başladılar:

"Yürümek Yetmez, Şehrin Tamamını İstiyoruz!"

İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Eskişehir ve Mersin eşcinsellerce çoktan kuşatıldı. Gezi olayları ile birlikte birçok şehirde eşcinseller örgütlenmeye başladılar. Eşcinsel dernekleri, eşcinsel lobileri medyada da örgütlendiler. Sinemada eşcinseller, TV dizilerinde eşcinseller, yemekteyiz programlarında eşcinseller; anlayacağınız eşcinseller her yerdeler. Kapitalist sermaye sistemi, Miss Turkey güzellik yarışmasını kadınlarda ne amaçla düzenliyor bilemeyiz ama; Best Model erkek güzellik yarışmalarında eşcinsel olmanız birinci seçilme şansınızı arttırmaktadır. Ayhan Işık, Ekrem Bora, Engin Çağlar, Murat Soydan, Tarık Akan, Ediz Hun gibi erkekliğin ve adamlığın kitabını yazan şöhretler yerine, "uyuşturucu ticareti yapmak, uyuşturucu madde kullanmak veya bulundurmak"tan yargılanan yeni dönem ünlülerimiz neden hep birlikte içmişler, içtikleri her ne ise?

1993'te ilk defa "Cinsel Özgürlük Haftası" adı ile eşcinseller bıkmadan usanmadan yürüdükçe yürüdüler.

Özal, teröristler için 26 yıl önce demişti.

Erdoğan, Gezi Parkı direnişçilerini eleştirerek "Biz birkaç çapulcunun yaptıklarını yapmayız. Onlar yakarlar, yıkarlar. Çapulcunun tanımı budur zaten" dedi.

Özal'ın “Üç beş çapulcu”sundan devletimiz için kırk yıllık büyük bir sorun çıktı ise, Erdoğan'ın “Üç beş çapulcu”sundan da eşcinsellik sorunu çıkmaya başladı. Antikapitalist Müslümanların Gezi Parkı sürecinde ve sonrasında ramazan aylarında yeryüzü sofralarında eşcinsel gruplarla aynı saflarda yer almasıyla, eşcinselliğin önündeki din engeli de sosyolojik olarak ortadan kaldırılmıştır. Eruh'tan bir terör hareketi olarak başlayan “Üç beş çapulcu” sorununu devlet göremedi, okuyamadı ve çözemedi ise, Taksim gezi parkı'nda başlayan “Üç beş çapulcu” eşcinselin örgütlenmesini devlet yine göremedi, okuyamadı ve korkarız ki çözemeyecek. Taksim gezi parkı eşcinsellerin yaşam alanı olmuştur. Eşiniz, dostunuz, çoluğunuz çocuğunuzla özellikle akşam saatlerinde gezi parkında dolaşırsanız nelere şahit olursunuz acaba?

Ak Parti 2019 yerel seçimlerinde hangi illerde seçim kaybetti ise, eşcinseller o illerde her Haziran ayında yıllardır bıkmadan usanmadan yürüyorlar. Eşcinseller artık "Yürümek Yetmez, Şehrin Tamamını İstiyoruz!" diyorlar.

Devlet adamları, Bürokratlar, Bilim adamları, Tarikat şeyhleri, Cemaat liderleri, Televizyon sever İlahiyat Profesörleri, Mili Eğitim Bakanımız ve Sıla sever Aile Bakanımız bu konuda kafa yormakta mıdırlar? Kürt sorununu kırk yıldır nasıl "dört başı mamur" çözemediysek; yeni yeni büyüyen eşcinsellik sorununu da "dört başı mamur" çözemeyeceğiz ve dini kurumlarımız, ailevi değerlerimiz büyük yara alacaktır.

Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.

İki binli yılların başlarında Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde Gülay Göktürk “Çocuk Pornosu” ve “Bir Deli Bir Örtüyü Kaldırınca” başlıklı yazılarında, Türk toplumunu bu konuda aydınlatmış oldu. Merak edenler internetten bu yazıları okuyabilirler.

Ziya Selçuk ve Zehra Zümrüt Selçuk bir haftalarını, anlatmaya çalışırken zorlandığımız bu konuya ayırsalar. Sabah akşam eşcinsel sitelerinde reşit olmamış çocuklarla, torun torba sahibi olmuş kişilerin nasıl ilişkiler kurduklarını gözleriyle görecekler ve gördüklerine inanamayacaklar. Kadına şiddet, kız çocuklarının eğitilmesi çok önemli bir sorundur; fakat erkek çocuklarının reşit olmadan eşcinsel sitelerinde seks yada tecavüz mağduru olmalarından yetkililerin haberi var mıdır?

Allah; Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ve Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'a feraset, anlayış, sezgi, güç ve kuvvet versin...

SIRADAKİ HABER

banner5