Dünya'nın ilk arabalı vapuru: 'Suhulet'

19. yüzyılda İstanbul’da kayıklar ulaşımda yetersiz kalınca dünyada eşi benzeri olmayan bir araba vapuru tasarlandı. İşte "Suhulet"in 86 yıllık hikayesi.

Dünya'nın ilk arabalı vapuru: 'Suhulet'

Sadece savaşlarda kazandığı başarılarla değil, icatlarıyla da bir döneme damga vurdu Osmanlı İmparatorluğu. Osmanlı'nın en önemli icatlarından biri de araba vapuruydu. "Suhulet" ismi verilen arabalı vapur dünyada eşi benzeri olmayan bir tarzda tasarlanmıştı.

Boğaziçi’nin önemi: İki büyük denizi birbirine bağlayan kanal

Coğrafi konum itibarıyla önemli bir yere sahip olan İstanbul'da, 19. yüzyıl ortalarına kadar Avrupa ve Anadolu yakaları arasındaki ulaşım kayıklarla sağlanıyordu. Şehri ortasından ikiye bölen su yolu, onu şüphesiz diğer şehirlerden ayıran en önemli özellikti. İki büyük denizi birbirine bağlayan, kendine özgü kritik değerler barındıran bu kanal, çok kıymetli bir geçiş aksıydı.

Boğaz’da ilk vapur 1828 senesinde İngiltere’den satın alınan “Swift” adlı vapur oldu. İdare, vapura “Sür’at” ismini verdi ama vapur bacasından buharlar salarak ilerlediği için halk buna "buğu vapuru” dedi. Bu gemiyi 1843’te “Hümapervaz” adlı vapur izledi. Pazar kayıklarıyla hayli uzun süren gidiş ve dönüşler bu vapurlarla hem daha kısa hem de daha rahat ve güvenli şekilde yapılıyordu. Ancak bu durum bazıları için mesleklerinin sona gelindiğinin habercisiydi. İstanbul’daki kayık hakimiyeti artık yavaş yavaş sona eriyordu.

Kayıklar İstanbul ulaşımında yetersiz kalmaya başladı

Tanzimat Dönemi'nin ünlü isimleri Fuad Paşa ve Ahmet Cevdet Paşa, İstanbul'daki ulaşımı kolaylaştırmak ve artan yolculuk talebini karşılamak için Şirket-i Hayriye'nin (Şehir Hatları) kurulması girişimlerine başladı. Çok geçmeden Sultan Abdulmecid'in onayıyla 17 Ocak 1851'de şirket resmen kuruldu. 

Şirket-i Hayriye'nin ilk logosu

İlk anonim şirket unvanına sahip Şirket-i Hayriye, faaliyet süresi boyunca 3 araba, 74 yolcu, 3 kömür vapuru ve 1 gezinti teknesi olmak üzere 81 araca sahipti. Kurulduktan 3 sene sonra, 1854’te resmi olarak çalışmaya başlayan şirketin bünyesinde, ilk başlarda 6 yolcu gemisi vardı. Ancak Şirket-i Hayriye’nin deniz araçları sadece yolcu taşıma amacıyla kullanılan küçük ve orta ölçekli teknelerdi.

Tarihin en güçlü donanmasına sahip Türkler, Osmanlı'nın altın çağında sayısız deniz taşıtı tasarladı. Bunlardan en ilginci ise ilk araba vapuru Suhulet oldu. 86 yıldan fazla İstanbullulara hizmet verdi, Çanakkale Savaşı’nda önemli başarılara imza attı. 

Dünyada eşi benzeri olmayan şekilde tasarlandı

İşte Suhulet, atların, arabaların, yüklerin iki yakada taşınması için geminin olmadığı bir dönemde devreye girdi.

Şirket-i Hayriye Genel Müdürü Hüseyin Haki Bey

Şirket-i Hayriye Genel Müdürü Hüseyin Haki Bey tarafından, güvertesi arabaların geçişini kolaylaştırmak için dümdüz olacak şekilde tasarlandı. Yani dünyada eşi benzeri olmayan bir tarzda, burnundan rıhtıma yanaşacak, her iki ucundan da araç ve yük alabilecek şekilde inşa edilecekti.

İstanbul şehir içi ulaşımıyla ilgili araştırmalar yapan İstanbul Seyahat Araştırmaları Platformunun (İSAP) kurucularından tarihçi İbrahim Akın Kurtoğlu, TRT Haber’e Çanakkale Savaşı’nın kahramanları arasında olan Suhulet’in yapımı, tasarımı, hizmet sürecini anlattı.

Suhulet için günümüzdeki feribotların atası diyebiliriz. Nasıl tasarlandı? 

1869 yılında Şirket-i Hayriye’nin başına, Giritli Hüseyin Haki Efendi getirildi. O tarihlerde şirket, İstanbul’da yaklaşık 20 yıldan beri yolcu taşımacılığı yapmaktaydı. Vapurlarla yolcu ve beraberindeki yüklerin taşınması kısmen yapılıyor olsa da atların, arabaların, askeri techizatın, boğazın iki yakasına yayılmış bu şehirde karşıdan karşıya geçirilmesi için farklı bir deniz taşıtına ihtiyaç vardı.

1900 yılı Boğaziçi tarifesi

Bu nedenle Hüseyin Haki Efendi yeni bir vapur için taslak çizimler hazırladı. Beraber çalıştığı İskender Efendi ve Mehmet Usta ile birlikte çizimlere son halini verdi. Hüseyin Haki, teknenin inşasını İngiltere’ye giderek imal edildiği tersanede bizzat takip etti.

İşte bu çift taraflı simetrik gemi çizimleri günümüzde “araba vapuru”, “arabalı vapur” veya “feribot” dediğimiz gemilerin ilk prototipleriydi. 

Yeni vapurlardan ilki İngiltere’ye ısmarlandı. Maudslay Sons and Fields isimli tersanede yaptırılan gemi yandan çarklıydı. İstanbul’un önceki vapurlarının aksamı ahşap olmasına rağmen, “26” baca numaralı bu vapurun tamamı sacdan yapıldı ve 1872 senesinde zorlu bir deniz yolculuğundan sonra yurda getirildi.

Adı nereden geliyor? Bir anlamı var mı? 

Geminin ismini şair Namık Kemal verdi. “Suhulet”; kolaylık, yumuşaklık anlamına gelmekteydi. Meşhur şairimiz, yepyeni bir tasarıma sahip olan bu vapurun araçları ve yolcuları bir yakadan diğerine kolayca naklettiğine atıfta bulunmuştu.

Kuşkusuz, Suhulet’in devreye girmesi kayıkçıların, mavnacıların tepkisini çekti. Suhulet, ilk seferini 1872 yılında Üsküdar ile Kabataş arasında gerçekleştirdi. Peki bu sefer nasıl oldu? 

Suhulet araba vapurunun Üsküdar ile Kabataş arasında yük ve malzeme taşıyacağını duyan mavnacılar duruma tepki gösterdiler ve tören günü teknelerini Üsküdar önlerinde zincirlerle birbirine bağlayarak vapurun çalışmasını engelleyecekleri yönünde bir karar aldılar.

Hüseyin Haki Efendi de bunları duyup ilk sefer esnasında Seraskerlik'ten yardım istedi ve iskelede bir topçu kıtası bulundurarak mavnacıları yıldırmayı başardı. Kayıkçılar, birbirlerine zincirledikleri mavnalarının toplarla yok edileceğini anlayınca aceleyle zincirleri çözdüler ve Suhulet’in ilk seferi sorunsuz gerçekleştirildi. 

Bu başarı karşısında Sultan Aziz Hüseyin Haki Efendi'ye Rütbe-i Evvel-i Sınıfı Sanisi nişanıyla, üçüncü rütbeden Mecidi Nişanı ihsan etti. 

Suhulet’in Kardeşi “Sahilbent” var bir de... Biraz da ondan bahsedebilir miyiz?

Suhulet’in sağladığı büyük kolaylıklar kısa sürede değerinin anlaşılmasını sağladı ve aynı tersaneye, bu sefer çift motorlu ve daha güçlü bir vapur sipariş edildi. 1 yıl kadar sonra hizmete giren bu vapura da 27 baca numarası ve yine Namık Kemal tarafından iki kıyıyı birbirine rapteden manasında Sahilbent ismi verildi.

27- Sahilbent

O yıllarda İstanbul’da hizmet veren her vapurun kendine ait bir adı vardı ancak gemiler halk arasında daha çok bacalarına yazılan sıra numaralarıyla tanınırdı. “68”-“Güzelhisar”, “48”-“Dilnişin”, “6”-“Beşiktaş”, “71”-“Halas”, “38”-“Neveser”, “66”-“Boğaziçi” gibi...

86 yıldan fazla hizmet verdi

1872’de “Kabataş-Üsküdar” arasında törenle hizmete konulduktan bir süre sonra hattın “L” şekline getirilerek ticaret merkezi Sirkeci iskelesine de uğraması kararlaştırıldı. Her iki gemi de (Suhulet ve Sahilbent) “Üsküdar-Kabataş-Sirkeci” iskeleleri arasında günde karşılıklı 4’er sefer yapmaya başladı. O günün şartlarında yeterli olan postalar zaman içinde artırıldı.

Gemiler ilk hizmete girdiğinde İstanbul’da henüz motorlu taşıt yoktu (İlk motorlu otomobillerin ve kamyonların şehirde görülmeye başlaması 20. yüzyılın ilk demlerine tesadüf eder). Tramvaylar ise atla çekilmekte olup elektrik enerjisine daha geçilmemişti (İlk elektrikli tramvaylarsa İstanbul’da 1913-14 senelerinde çalışmaya başladı).

Oldukça uzun bir süre İstanbul Boğazı’nda askeri-özel yükler ve atlı araç naklini bu iki vapur gerçekleştirdi. Yıllar içinde tekne adedinin artık yetersiz kaldığı görülünce de filodaki araba vapurlarının sayıları peyderpey çoğaltıldı. 

Suhulet'in ilk ciddi bakımı 1930 yılında Hasköy Tersanesi’nde yapıldı. Takvim yaprakları 1952’yi gösterdiğinde 80 yaşında olan Suhulet'in motoru değiştirildi, gövdesinde ciddi onarımlar yapıldı. Amaç, tamirlerle ömrünü biraz daha uzatmaktı.

İşlemler başarılı oldu ve Suhulet 11 Mayıs 1958 tarihine kadar aktif olarak çalışmaya devam etti. Hizmet dışına alındığında, toplamda 86 yıldan daha uzun bir süre İstanbul’a hizmet etmişti.

Kardeşi Sahilbent’in makineleri ve gövdesi de en az Suhulet kadar sağlam çıktı. Yıllarca, yaz-kış demeden çalışan bu vapur, imalatının üzerinden 55 yıl geçtikten sonra 1927 yılında ilk defa ciddi bir tamir ve tadilattan geçirildi. 1959’da, yani Suhulet’ten 1 sene sonra hizmet dışı bırakıldı.

Çanakkale Savaşı'nın madalya verilmeyen kahramanı

26-Suhulet vapuru, yıllarca araba vapuru olarak görev yaptı ama tarih sahnesindeki en önemli rollerinden biri de Çanakkale Savaşı'ndaki rolüydü. 

Suhulet, tersanede torpil atmaya özgü aletlerle donatılarak Çanakkale’ye gönderildi. Gelibolu Yarımadası’na asker ve malzeme nakli zorluklarla yapılabiliyor, kıtalar arasında birliklerin taşınması bazen günlerce sürüyordu. 

Burada askeri sevkiyata tahsis edilen Suhulet vapuru, Süvari ve Topçu birliklerini bir kıtadan bir kıtaya birkaç saatte geçirmeye başlamıştı. Suhulet Çanakkale Boğazı’nı 4 günde geçebilecek olan, 4 bataryadan ibaret bir topçu taburunu 2,5 saat gibi kısa bir sürede karşıya geçirmişti.

Suhulet 1914 yılı ağustos ayında İstanbul’a geri geldi, eylül ayında Yeşilköy’den Köprücü Bölüğü’nün eşyalarını yüklenerek tekrar Çanakkale istikametine hareket etti. Büyükçekmece önlerine geldiğinde ise, aşırı sis yüzünden karaya oturdu, hasar görmüştü.

26 baca numaralı Suhulet, Çanakkale savaşlarının kazanılmasında sağladığı hizmetin onuruyla 1958 yılına kadar çalıştı. 1961 yılında filodan tamamen çıktı.

Çanakkale Zaferi’nin kazanılmasında önemli bir rol oynayan Suhulet, aslında madalya verilmemiş bir kahramandır.

Sağladığı lojistik destek açısından Çanakkale Deniz Harbi’nin kazanılmasında büyük payı olan Suhulet’in bu kahramanlığı ne yazık ki tarih sayfalarında bir satır olsun yer almamıştır.

Yıllar sonra yeniden Boğaz’da

Suhulet ve Sahilbent, hizmetten kaldırıldıktan çok uzun yıllar sonra, 2007 yılında tekrar Boğaz’ın serin sularına indi. 

Modern tip 4 araba vapurundan ilk 2'sine isimleri verilerek yeniden hizmete giren bu 2 vapur, diğer kardeşleri Sultanahmet ve Sadabad ile birlikte günümüzde “Sirkeci-Harem” hattında İstanbullulara hizmet etmeye devam ediyor. 

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 22:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5