Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile Hasbihal Yazı Serisi - 4
Üniversite okuduğum yıllarda eğitim fakültesinde 4 yıl boyunca hiç sesi çıkmayan bir sınıf arkadaşımız vardı. 4 yıl boyunca soru sormaz, derse katılmaz, sessiz otururdu. Derken bir gün hoca hepimize "bir dakika susun, Y. elini kaldırdı. Galiba soru soracak veya derse katılacak" diye hepimizi susturdu. Oysa arkadaşımız başını kaşımak için elini hareket ettirmişti. Ve yine sustu, derse katılmadı.
Bir diğeri kız olan sınıf arkadaşımızın da sesi soluğu çıkmazdı. Lakin ezberi muazzamdı. Sunum sayfasını noktası virgülüne aynısını okur ama üzerine yorum yapma yeteneği yok hükmündeydi. Hatta bir gün Avrupa tarihinden bir sunum yaparken sayfayı olduğu gibi okuyordu.
"... doğudan gelen barbar göçleri Roma imparatorluğuna ciddi sorunlar oluşturmaktaydı..." dediğinde müdahale edip "Türk Kavimler göçü" dediğin barbarlık dedim. Sustu. Ezberi çok iyiydi. Ne mi oldu? Aldığım habere göre o sene 40 kişilik sınıftan MEB"e 4 kişi atandı. Onların arasında 4 yıl konuşmayan, soru sormayan erkek ve ezberi harika olan kız atananlar arasında idi.
Ya ben?
Ben bunları rahat yazmak için devlet memuru olmayı arzu etmedim. Nitekim amir baskısı kaleme zarar verir...
Türkiye'de işe alımda bürokrasi ve siyaset etkisiyle yıllarca adamcılık, kayırmacılık, torpil sebebiyle bazı kesimler göreve getirilirken bazı kesimleri de mağdur ediyordu. Bunun temel sebebi ise ideoloji idi.
İdeoloji hak, hukuk, adaletin en büyük düşmanıdır.
İdeolojinin girdiği yerden adalet çıkar kul hakkı dolar.
Devletleri çökerten de liyakatsizliğin en büyük desteği olan ideolojidir. Hatta ben buna kör ideoloji diyorum.
Sayın bakanım Yusuf Tekin!
Milli Eğitim Bakanlığı diğer bakanlıklara benzemez.
Çünkü nesil bütün olarak doğrudan veya dolaylı yoldan MEB'den geçiyor. MEB ise en büyük sorunlarından biri öğretmen seçimi (YKS), yetiştirilmesi (YÖK) ve yerleştirilmesi (MEB) sorunudur.
Diğer konuları tehir ederek biz bu makalemizde seçme ve özellikle yerleştirme konusunu ele alalım.
Öğretmen atama yani yerleştirme olayında KPSS puanı geçerli idi. Az biraz da mülakat. Sayın Cumhurbaşkanımız seçimden önce "kamuda mülakatı kaldıracağız" dedi. Siz ise mülakat %50 dediniz. Elbette Türkiye gibi torpilin gündemden düşmediği bir ülke için %50 mülakat puanı ile atama yapılması sıradan bir olay değildir. Yıllarca kendi adamlarını atayan Fetö bu konuda milletin sinir uçlarını zedelemiş ve kamu atamalarında güveni sarsmıştır. Mülakat torpil ile yapılınca zulüm oldu, olacak.
Bana gelince...
Ben yıllardır liyakate dayalı mülakatı savunanlardanım.
Adalet ve liyakate dayalı atama yapılırsa MEB ciddi bir iş başaracak. Öğretmen kalitesi artarsa öğrenci kalitesi de artacak. Bu da eğitimin kalitesini ciddi anlamda artıracaktır. Nitekim bipolar, depresyon, anksiyete, OKB'li nice öğretmen var. Bunlar nasıl sağlıklı nesil yetiştirecek.
Lakin MEB sorunlarından olan öğretmen meselesinde asıl konu mülakatla öğretmen ataması değil, öğretmen seçimidir. Asıl yapılması gereken, öğretmen seçimi yapılırken tıpkı polislik, askerlik gibi meslek seçilmeden önce ilk mülakat yapılmalıdır. Asıl adil olan budur.
MEB ve YÖK işbirliği ile öğretmenlik seçmek isteyen öğrencileri YKS sonrası, tercih öncesi mülakata almalıdır, kişilik ve yetenek testleri yapılmalıdır. Öğretmen olmak isteyenler mülakatı geçemezse öğretmenliği seçmesine müsaade edilmemelidir. Aksi halde öğretmen olmaması gerekmesine rağmen öğretmenlik kazanan kişiler atanırsa çocuklarımıza zarar verecek veya atanamayarak işsiz kalıp boşuna okumuş olacak. Bu da hem devlete hem kendisine zarar.
Devlet 4 yıl birini okutup ardından mülakat yapıp "senden öğretmen olmaz, mülakatla senden öğretmen olmayacağını tespit ettik, 4 yıl seni boşuna okuttuk" diyemez.
Özetle ilk mülakat üniversite yerleşmeleri öncesi yapılmalıdır. Öğretmenliğe uygun olanlar bu mesleği seçmelidir. Neslimizi emin ellere teslim etmeliyiz.
Eğer YKS sonrası tercih öncesi mülakat yapılmaz da KPSS sonrası yapılırsa bu "seni 4 yıl boyunca boşuna okuttum. Sen öğretmenliğe uygun değilsin" anlamı taşır. Bu da bölümü bitirene haksızlık ve zulümdür. Devlete ciddi ekonomik yüktür.
Benim tavsiyem;
YKS sonrası tercih öncesi mülakat yapılmasıdır. Yerleştirme öncesi ise yine bir mülakat yapılabilir. Lakin aslolan liyakate ve adalete dayalı mülakattır. Nitekim Nesli İhyâ Medeniyeti İnşâ mefkûremize ehil öğretmenlerle ulaşabiliriz.
Adnan Kalkan
adnankalkan01@gmail.com
Twitter: @adnankalkan01
YouTube: Adnan Kalkan