banner5

13.03.2020, 12:38

Melâmîlik bir tahrif hareketi midir?

Değerli okuyucularım;

İslâm tarihinde bırakınız devleti ele geçirmek veya dine zarar vermek, tam aksine devlet idaresinde ve(ya) tarikatlarda görülen dinî/ahlâkî sapmalara karşı ıslah edici bir yaklaşım göstermek gayesiyle sivil alanda ortaya çıkan alternatif görüş ve iyi niyete dayanan tasavvuf merkezli sosyal hareketler de ortaya çıkmıştır. Ne var ki her alanda olduğu gibi daha sonra kısmen de olsa bazen cehaletten dolayı içeriden, bazen ise kasıtlı olarak dışarıdan istismara uğramaları sebebiyle bu gibi temiz oluşumlar, devlet nezdinde sakıncalı/tehlikeli örgütlere dönüşmüştür. Bunların başında kanaatimce Melâmîlik de gelmektedir.

Bir tarihçimiz, tarihî süreç içindeki oluşum/gelişim safhalarını dikkate almadan her ne kadar melâmîliği tahrif hareketleri içinde yer vermiş ise de [1] biz bu yazımızda melâmîliğin özüne bakarak, bunun sosyal hayatta İslâm ahlâkını ihya etmeye ve yaratılış hikmetini farklı bir anlayış ile anlatmaya yönelik alternatif bir tasavvufî girişimi olduğunu belirtme ihtiyacı duymaktayız.

Melâmîlik Nedir ve Neden/Nasıl Ortaya Çıkmıştır?

İhlâs, kalbin Allah’a tam olarak yönelebilmesini ve işlerin sadece Allah rızası için yapılabilmesini sağlayan manevî bir duygudur. İhlâsa herhangi bir riyanın karışması halinde bütün işlerin ve ibadetlerin anlamı kalmayacağından dolayı bazı sûfîler, bu konuda çok hassas davranma ihtiyacı duymuştur. Bunun için duyarlı sûfîler, riya girer endişesiyle ve ihlâsı zedeler korkusuyla farz ibadetlerinin dışındaki nafile ibadetlerini ve diğer amellerini genelde halktan gizlemiştir.

Şeyh Ebu Bekir Verrak Tirmizi’ye göre nasıl ki yöneticilerin bozulması, adaletten uzaklaşıp zulüm işlemeleri ile oluyorsa sûfîlerin bozulması da riyaya sapmaları ile meydana gelmektedir. Onun için riya, sûfîlerin gönül dünyalarını tehdit eden en büyük manevî tehlikedir.[2] Bu bağlamda tarikatların kurumsallaşmasıyla birlikte sûfîliğin saf özelliklerine ve özüne zarar gelebilir düşüncesiyle bazı duyarlı sûfîler, haklı olarak tekkelerden ve hiyerarşik yapılardan uzaklaşarak, melâmîlik (melâmet) yolunu tercih etmiştir.

Arapça kınamak/ayıplamak (levm), azarlamak, serzenişte bulunmak, korkmak anlamlarına gelen melâmet, sûfîlere nefsi itham ederek, onun ayıplarıyla meşgul olmayı, kendine herkesten aşağı, herkesi kendinden üstün görmeyi, tekkeye kapanıp halktan ayrılmamayı, giyim kuşamla manevî ve sosyal statülere önem vermemelerini, gösterişe kaçmamalarını, her yerde sıradan bir insan olarak görünmeyi, başkalarına muhtaç olmaksızın ve dilenmeksizin kendi kazancıyla geçinmeyi öğütlemektedir.

İlk dönem sûfîlerden Ebu Hafs Ömer bin Mesleme el Haddad melâmîliği, “Hak Teâlâ ile beraber olmak için sırrını gizlemek, yakınlık ve kulluk adına kendini (nefsini) kınamak, halka yalnız kusur ve kabahatlerini gösterip iyiliklerini gizlemek” olarak tarif etmiştir.[3] Bu tanım, aslında Kur’ân’da “levm” kelimesinin geçtiği aşağıdaki âyete dayanır:

“Ey müminler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir topluluk getirecektir ki, O, onları sever, onlar da O’nu sever. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve şiddetlidir. Allah yolunda (nefisleriyle) cihat ederler ve hiçbir kınayanın kınanmasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına/eleştirisine aldırmazlar/umursamazlar). Bu, Allah’ın dilediğine verdiği bir lütuftur. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi en iyi bilendir.” (Maide: 54).

İşte melâmîlerin en büyük özelliği, hakikate ters düştüğünü fark edip kusurlarından dolayı mahşerde hesaba çekilmeden önce kendilerini sürekli olarak kınamalarıdır. Korkmadan halktan/devletten gelebilecek her türlü eleştiriyi de göze alan ve dolayısıyla melâmîlik düşüncesini bu gerçek anlamıyla savunan ve yaşayan sûfîler, tevekkül, nefsi kınama, riyadan kaçınma, buna bağlı olarak bütün uhrevî ve dünyevî işlerde gizlilik gibi hususiyetlere azamî derecede riayet etmiştir. Melâmî ruhlu sûfîler, insanlara güzel yanlarını göstermemeye, sûfî hırkası giymemeye, ârif bir sûfî edasıyla dolaşmamaya, şöhrete sebebiyet verebilecek her türlü tutum ve davranıştan uzak kalmaya azami derecede özen göstermiştir.

Buna bir örnek olsun diye Yunus Emre gösterilebilir. Başı açık, yalın ayak, üst baş perişan bir durumda bir mürşit bulma ümidiyle Anadolu’yu diyar diyar gezen Yunus Emre, bir tekkeye adım attığında, şeyhin müritleri, kendisine kurumsallaşmış geleneksel tarikatın ilkelerine hatırlatarak, “Hani senin sırtında hırkan, başında tacın. Böyle dervişlik olmaz” diye çıkışmış. Bunun üzerine Yunus Emre, onlara gerçek sûfîliğin nasıl olması gerektiğini şu şekilde anlatmıştır: “Dervişlik dedikleri hırkayla tac değil; Gönlün derviş eyleyen, hırkaya muhtaç değil.”[4]

Melâmîler, sıradan insanlar gibi yaşamış, halkın kendilerini hor ve hakir görmeleri karşısında susmayı tercih etmiştir. Hatta öyle ki kendilerini bela, zulüm ve zillet içinde bulundukları zamanlarda bile bunu nefis terbiyesi için bir fırsat olarak görmüş ve bundan manevî haz bile almıştır.[5] Bu durumun örneğini İbrahim bin Ethem’in sosyal hayatında görmek mümkündür. Kendisine “Nefisinin muradına nail olduğun ve seni neşelendiren bir olayla karşılaştın mı?” diye sorulunca, şu cevabı vermiştir: “Bir kere bir gemiye binmiştim. Oradakilerden kimse beni tanımıyordu. Üzerimde eski bir elbise vardı. Saçlarım da uzamıştı. Gemideki yolcuların benimle alay etmeye ve dalga geçmeye müsait bir hâlde idim. Gemide yolcuların yanında maskaralık yapan (belki de bir akıl hastası veya zihinsel engelli) bir kişi vardı. Bu kişi sürekli olarak bana gelir, saçlarımı çeker, sakalımı yolar, enseme bir sille şaplatır ve dalga geçmek için beni hafife alırdı. İşte o an nefsimi muradına nail olmuş bir hâlde bulur, nefsimin zillet içinde olmasına sevinirdim.”[6]

Bu ahlâkî meziyetlere sahip olan melâmîler, nasıl oldu da Osmanlı Devleti’nde tehlikeli/sapkın bir dinî akım olarak görülebildi? Gelecek yazımda inşallah buna cevap vereceğim.

[1] Kadir Mısıroğlu; Tarihten Günümüze Tahrif Hareketleri (I); Sebil Yayınevi; 6. Baskı; 2010; s. 317-323.

[2] Molla Camî; Evliya Menkıbeleri; (Nefahat’ül Üns Min Hadarat’il Kudüs); (Sadeleştiren: Abdulkadir Akçiçek); Huzur Yayınevi; İstanbul; 2011; s. 315.

[3] Ocak, Ahmet Yaşar; Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sûfilik: Kalenderiler; TTK Yayınları; Ankara; 1999; s. 113.

[4] Anadol, Cemal; Gönüller Sultanı Yunus Emre; Kamer Yayınları; İstanbul; 1993; s. 59.

[5] Özköse, Kadir; “Nefsi Kınama Geleneği Olarak Melâmet”; Somuncu Baba Dergisi; Yıl 19; Sayı 150; Nisan 2013; s. 27-28.

[6] Attâr, Feridüddîn; Evliya Tezkireleri; (Terc.: Süleyman Uludağ); Kabalcı Yayınevi; İstanbul; 2007; ss. 137-138.

Yorumlar (0)
14°
açık
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 24 Ocak 2021
İmsak 06:46
Güneş 08:15
Öğle 13:21
İkindi 15:54
Akşam 18:18
Yatsı 19:41
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Galatasaray 20 39
3. Fenerbahçe 19 39
4. Gaziantep FK 19 34
5. Trabzonspor 20 33
6. Alanyaspor 19 31
7. Hatayspor 19 31
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 19 25
12. Rizespor 20 25
13. Sivasspor 19 24
14. Başakşehir 20 24
15. Konyaspor 20 23
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Akhisar Bld.Spor 18 16
15. Menemen Belediyespor 17 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 19 40
3. Sevilla 19 36
4. Barcelona 18 34
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Cádiz 20 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 17 17
20. Huesca 20 13