Mesele 'Boğaziçi' meselesi değil, sen hala anlamadın mı?

Yaklaşık bir aydır hep birlikte şahit olduğumuz Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atama olayları ülke çapında tırmandırılmaya devam ediliyor. Suikastçı/medya tarafından okuldaki gençlerin ayaklanması gibi servis edilse de, içlerindeki terör militanlarının varlığı işin iç yüzünü ortaya çıkarıyor, anlayana. Bu iş ne burada başladı, ne 15 Temmuz’da, ne de gezi parkında. Sultan Hamid’i devlet-i âlinin başından indiren, Genç Osman’ları öldüren kafa , Kerbela’da ki yüzü kara olan adamlar ile Osman (R.A.

Gündem 07.02.2021 - 21:02 07.02.2021 - 21:02

Yayın organlarının olmadığı dönemlerdi o dönemler, ama zalim durmadı. Sokak sokak, mahalle mahalle, şehir şehir, kabile kabile gezdi ve kamuoyu oluşturdu. Tabi haçlı bayrağı ve elinde kılıç ile yapamazdı bunu. Bu yüzden “meseleyi doğru anlayamamış”, duyguları ile hareket eden “asalak müslümanları” da topladı etrafına. Onların sloganı da Allahu ekberdi, onların aralarında da tesettürlüler vardı. Tesbih ile zikir çekerken Allahu ekber nidaları ile, aşk ile şehid ettiler Osman’ı. O gün de mesele din değildi, kimse anlamamıştı ve cennetle müjdelenmiş sahabelerin çocukları dahî alet olmuşlardı bu katle. Öyle yanlızlaştırmışlardı ki halifeyi müslüman camiadaki eski dostların bir çoğu düşman olmuştu.. 

Tarih tekerürden ibarettir, çünkü insanlar ibret almazlar. “Şüphesiz insan çokça unutkan ve nankördür”. 

1400 yıl önce kırılan fitne kapısı kapatılamadı bir daha. Çünkü kapı açılmamış kırılmıştı ve kırılanı geri getirmek imkansızdı. Bu süreç Devlet-i Âl-i Osman’ın elinden islam sancağının düşmesi noktasına kadar ilerledi ve müslümanlar sahipsiz sürü misali kaldılar. Aç kurtlara yem oldular. Öyle ya kurtlar saldırdıkları sürüyü önce dağıtır, sonra yalnızlaştırır, sonra da yutarlardı. Olmadı, müslümanların bir daha başı, olamadı. Kendini ıspatlayan liderler  çıktı aralarından ama, ümmeti bir araya getirecek bir hareket koyamadılar ortaya. 

Son 20 yıla baktığımızda , 100 yıllık perişanlık içinde bu günlere gelmiş olan devleti ve milleti yönetime talip olanların büyük umutlar ile başa geçtiklerini söyleyebiliriz. Adaletti isimleri, ama zamanla unutuldu sadece kalkınma kısmı kaldı. Karşı cenahı eleştirip onların yaptıkları haksızlıkların büyük bir kısmını  kendileri de yapar oldular. Güç zehirlenmesi yaşanmış gibi yola çıkılan adamlar yolda bulunanlara değiştirildi. Milleti bir kenara bıraksak dahi, Allah’ın gazabının dokunacağı hatalara düşüldü. Alimler itibarsızlaştırılırken, zalime posta koymak yerine düşmanlar sevindirildi.  Karşı cenahtan yüz yıldır görülen baskı belkide kana işlemişti ve “onlar kiler deliğinden girseler” bizimkiler de girecek oldular. Yeni nesil yozlaştı, dindar nesil yetiştirmek için ehli namus cemaatlere destek verilmek yerine haram paralarla yeni dernekler kurulup buralara ümit bağlandı. Cemaatleri denetleyecek bir alimler birliği oluşturulmadığı için üç tane mürid bulan şeyhliğini ilan etti. E ineğin bile bir milyar müridinin olduğu bir dünyada bunlara da şaşırmamak gerekirdi. Vasat cemaatler de yönetimi eleştirdikleri halde bu refah ve bolluktan faydalanıp (dava’yı hükümetin sırtına yıkıp), cenneti garantilemiş edasıyla   yan gelip yattılar. Yerelde yapılan haksızlıklar genelde yapılan hatalar, hizmetleri ve dış siyasetteki başarıyı gölgeledi ve “Tayyib gitsin de ne olursa olsun” söylemini ortaya çıkardı. 
Bu günlerde ki Boğaziçi olayları da bu söylemin eyleme dönüşmüş halidir. Ne gariptir ki Sultan Hamid Han’ın düşürülmesi olaylarında da  aynı slogan atılmış ve  eylemler ilk üniversitelerden başlatılmıştır. Şunu bilmek lazımdır ki Bu olaylara baş örtülüler ve tesbihlilerde dahil edilecek, cemaat ve vakıflar ile hükümetin arası açılacak, “Reis” islami camiada yanlızlaştırılacak, özellikle derin güçler ve dış siyasette güçsüz düşürmek için öncelikle Rusya Türkiye’nin düşmanlarına destek verecek, Trump’ın gittiğinden daha kötü bir şekilde RTE’de gidecek! Akıl oyunlarının sonuna gelindi, öyle anlaşılıyorki organize aklın sahipleri, artık devletçiklerden sıkıldı ve dünyanın patronun kim olduğunu göstermek istiyorlar. Merak etmeyin burdan hepimiz payımıza düşeni alacağız.

Ne mi yapalım?! 

Önce hep birlikte Allah’tan af dileyelim. Allah’ım senin bize verdiğin niğmetler ile azdık ve nefsimize zulmettik, bütün suçlarımızı itiraf ediyoruz sen merhametlilerin en merhametlisisin bizi affet. Bundan sonraki hayatımızda hakkın yanında olmaya ve batıla sırtımızı dönmeye ahdettik, sen sözümüzü kabul eyle ve dinini bizim ellerimizle tamamla ve zalimler topluluğuna karşı bize yardım eyle. Sana isyanda direttiğimiz bütün yasalarımızı, hallerimizi ve davranışlarımızı bu günden sonra terkediyoruz şahid ol.. 
Diyerek hep birlikte tevbe etmeliyiz...

Başımıza gelen iyilikler ve kötülükler bizim kalplerimizdeki hasletler sebebi iledir. Kalbimizdeki  hasleti değiştirmeden Allah bizim halimizi değiştirmez. 15 Temmuz’da kimseden haber almadan Allah’ın lütfu ile aynı anda ve ilk olarak sokağa çıkan vatan evlatları, gerektiğinde sokağa da inecek, kamuflaj da giyecektirler, herkes bilse iyi olur. Şu da unutulmamalıdır ki Türkiyeyi karıştırmak için bir iç savaşın tarafı olacak  gurup arandığının farkındayız! 120 yıl önce Hamid Han’ı düşürüp bu ümmeti yetim bırakan zalimler ve içimizdeki akılsızlar, bu ümmeti ikinci defa sahipsiz bırakamayacaklar. Politikalarında eksiklik görsekte, hata etseler ve nefislerine zulmetseler bile ilkemiz şudur ki; “müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, haksızlık etmez ve ONU DÜŞMANA TESLİM ETMEZ”. Evet! Hata etse de teslim etmez, yanlış yapsa da teslim etmez. Siz siz olun iki zalim hükümdar arasında seçim yapmak zorunda  da bırakılırsanız, az zalim olanını seçin. Bununla birlikte iki doğru arasında da seçim yapma durumunda kaldığınızda en doğrusunu seçmek zorundasınız. Ebu cehillerin yaşadığı dünyada, Necaşi’yi iyi tesbit etmek lazım.

Yoksa; son pişmanlık neye yarar!!

Bir de kimin yanında olduğunuza iyi bakın. Zalimler hakkı savunmazlar. Gözlerimiz bağırdığımız  tarafta bakar kalır da kiminle bağırdığımızı görmesse, mazluma zulmetmiş-zalimi sevindirmiş oluruz. “Ve mekeru mekerallah, vallahu hayrul mekirin” (onlar tuzak kurarlar, Allah’ta tuzak kurar, Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır)

Bütün güçlerin üzerinde bir otorite, bütün planların üzerinde Allah’ın kaderi vardır. Amaç Allah’ı razı etmekse elimizde iktidarın olması veya olmaması önemli değildir. Yok eğer kendi iktidarımızı herşeyin üstünde ve kurtuluşun tek çaresi görüyorsak şeytan bizi sağ taraftan aldatmış olabilir. Bütün inişlere bir çıkış, bütün uçsuz bucaksız saltanatlara bir son verilmiştir. Sünnetullah budur. Verdiği canı aldığında kızamadığımız yaratıcıya verdiği nimeti ve iktidarı aldığında da kızamayız. Alem onun, mülk onun, bizden öncekiler, bizden sonrakiler, biz ve yaratılmış herşey onun emrindedir.. O dilediğini dilediği gibi sarfeder. Bunu benliğine yerleştiren dünyada da ahirettede sultandır. Zulmedenler ise, dünya tutsaklığından ahiretin kavurucu prangalarına geçiş yapacaklardır. Bohçası kefen, yol azığı iman, yoldaşı salih amel ve yardımcısı Allah olan kişi neyden korkar ki? 

Ne diyordu şair: “Madem ölüm tek bir defa gelecek o da neden Allah için olmasın”?

“Allah; aranızdaki cihad edenleri, sabredenleri, sebat gösterenleri, ihlas ile kalpten Allaha bağlı olanları ortaya çıkarmadan, Eskilerin yaşadıklarını yaşamadan, iman ettik demekle kurtulabileceğinizi mi sandınız!!!”
 
“Sizden öncekiler; testere ile kesilirlerdi, demir taraklarla derileri yüzülürdü, öldürülüp hendeklere atılırlardı da sebat ederlerdi.”
Haydi bir ALLAH BİZE YETER.. diyelim de Allah bize gerçekten yetsin.

Selam ve dua ile..

Yunus soyyiğit

Yorumlar