Muhalefet halka ihanet ediyor

Abone Ol

Türkiye’nin bugün en büyük sorunlarından biri sadece ekonomik kriz değildir. En büyük sorunlardan biri, bu krizi konuşması gerekenlerin artık krizi konuşmamasıdır.

Siyaset, toplumun yaralarını görmek ve o yaralara çözüm üretmek için vardır. Muhalefet ise iktidarın alternatifi olmak için vardır. Ancak Türkiye’de uzun zamandır muhalefetin önemli bir bölümü, alternatif üretmek yerine eleştirmeyi siyaset zannetmeye başladı.

Bugün Türkiye’nin her köşesinde büyüyen ekonomik sıkıntılar vardır.

Artan kira fiyatları vardır.

Artan sigorta maliyetleri vardır.

Elektrik, doğalgaz ve su faturalarının altında ezilen milyonlar vardır.

Asgari ücretle ayakta kalmaya çalışan çalışanlar vardır.

Asgari ücretle personel çalıştırmasına rağmen maaşları ödemekte zorlanan işletmeler vardır.

Küçük esnafın kapanan kepenkleri vardır.

Borç yükü altında ezilen aileler vardır.

Ekonomik baskının evlere taşıdığı huzursuzluk vardır.

Artan boşanmalar vardır.

Psikolojik sorunlar vardır.

Şiddete meyleden aile ortamları vardır.

Gelecek kaygısıyla büyüyen gençler vardır.

Ancak bütün bu gerçekler ortadayken muhalefetin önemli bir bölümü, ülkenin sorunlarını çözmeye odaklanan bir siyaset dili yerine, yalnızca iktidarı eleştiren bir siyaset dili üretmektedir.

Oysa dünyadaki güçlü demokrasilere baktığımızda farklı bir tablo görürüz.

Muhalefet yalnızca yanlışları söylemez.

Muhalefet aynı zamanda doğruların nasıl yapılacağını anlatır.

Muhalefet yalnızca itiraz etmez.

Muhalefet alternatif ortaya koyar.

Muhalefet yalnızca eleştirmez.

Muhalefet umut üretir.

İngiltere’de muhalefet partileri yıllardır ekonomi, sağlık, eğitim ve sosyal politikalar üzerine ayrıntılı programlar hazırlayarak iktidara yürür.

Almanya’da muhalefet partileri hükümetin her politikasına karşı çıkmak yerine kendi çözüm paketlerini ortaya koyar.

İskandinav ülkelerinde muhalefet, toplumun gündelik hayatını etkileyen sorunları önceleyen çalışmalarla halkın güvenini kazanmaya çalışır.

Çünkü gelişmiş demokrasilerde muhalefetin görevi yalnızca iktidarın karşısında durmak değildir.

Muhalefetin görevi, iktidara hazır olduğunu göstermektir.

Ne yazık ki Türkiye’de uzun zamandır muhalefetin önemli bir bölümü bu temel görevi unutmuş görünmektedir.

Daha da vahim olanı, muhalefetin kendi iç tartışmalarının, parti içi hesaplaşmalarının ve kişisel siyasi rekabetlerinin ülkenin gerçek sorunlarının önüne geçmesidir.

Oysa bu halkın parti içi kavgaları izlemeye ihtiyacı yoktur.

Bu halkın çözüm duymaya ihtiyacı vardır.

Bu halkın umut duymaya ihtiyacı vardır.

Bu halkın ekonomik reçete duymaya ihtiyacı vardır.

Bu halkın çocuklarının geleceğini güvence altına alacak projelere ihtiyacı vardır.

Muhalefetin görevi yalnızca Erdoğan’ı eleştirmek değildir.

İktidarın görevi ülkeyi yönetmekse, muhalefetin görevi de ülkenin yarınını hazırlamaktır.

Bir ülkenin güçlü olması için güçlü bir iktidar kadar güçlü bir muhalefete de ihtiyaç vardır.

Çünkü güçlü muhalefet, güçlü denetim demektir.

Güçlü muhalefet, güçlü demokrasi demektir.

Güçlü muhalefet, halk adına hesap sorabilen bir siyasi akıl demektir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey daha fazla slogan değildir.

Daha fazla kavga değildir.

Daha fazla siyasi polemik değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; ekonomiyi, eğitimi, aileyi, üretimi, gençliği, dış politikayı ve sosyal hayatı yeniden konuşan bir siyaset anlayışıdır.

Muhalefet, sadece muhalif olmayı bıraktığı gün iktidara aday olur.

Aksi halde tarih sahnesinde yalnızca itiraz edenler olarak kalır; çözüm üretenler olarak değil.

Ve hiçbir toplum, sadece eleştiriler üzerine inşa edilmiş bir gelecek hayaliyle ayağa kalkamaz.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }