Münafıklar Devleti 2

Abone Ol

Akıl ne iş yapar?
Fiiliyatta?

Şu anki eylemi gelecekten hareketle belirler.
İstikbalde zararlı olanı ya yapmaz, ya da tedbirini alır.
Bu aklın fiili durumudur.
Akıl anda yaşamaz. Gelecekte yaşar.
Bu akıllı olmanın dayanılmaz sonucudur.

Bazı insanlara niçin ahmak deriz?
Ne görürüz onda da ahmak deriz?
Çünkü aklı yettiği halde hiç sorgulamadan, işin başına sonuna bakmadan yani aklını gerektiği yerde gerektiği kadar kullanmadan bir işe atlayana ahmak deriz.
Bu şahıs için böyle olduğu gibi devlet için de böyledir.

Malum her yönetimde iktidar vardır.
Fakat muhalefet sadece demokraside vardır. Aslında demokrasiyi demokrasi yapan iktidar değil muhalefettir.
Demokraside vatansever bir muhalefete iktidardan daha çok ihtiyaç vardır.
Bu konuda dünyadaki en şanssız ülkeyiz.

Fakat bu milletin sağduyusu yüksek. O yüzden muhalefete alışanları hiç kırmadan hep muhalefette bırakıyor. Gönülleri kalmasın diye.
Bu nedenle bu memlekette muhalefet ancak darbeyle iktidar olabilir. Ki o da millete rağmen.
Bu memlekette millete hiç sormamak gibi özel bi gelenek var devlette. Hatta İnönü'ye diyorlar, cumhurbaşkanını halk seçsin diye, diyor ki, bu milletin kimi seçeceği belli olmaz.
Milleti milletten çok düşünüp, millete sormayan adamlar.
E ne olacak o zaman?
İktidara gelemiyorlarsa küsecekler mi iktidar olmaya?
Hayır, daha kolay bir yolu var.
Menderes’e, “hükümet seninse, iktidar benim” diyen İnönü gibi hafifmeşrepler, bırakıyorlar mı iktidarlığı yani millete hükmetme sevdasını…
Hayır, tabi ki,
Peki, ne yapıyorlar?
Ya muhtıralarla yuları yönetiyorlar ya da sağ gösterip sol vuruyorlar.

Başörtülülere yallah Arabistan’a diyen parti liderine sağcı diyorlar bu memlekette.
Sağcı.
Yani muhafazakâr.
Muhafazakâr olduğu doğru da neyi muhafaza ettiği meçhul.
Meçhul filan da değil. O sözün gelişi. Yoksa kimin ne mal olduğunu net biliyoruz.
İktidara gelemeyecek olan muhalefetin bir kozu daha var. Her ülkede yapılan bir oyun.
Nedir?
İktidar içine muhalefetten daha muhalif adamları koymak.
Rahmetli Özal’ın yanına Mesut yılmaz gibi birini koymak.
Her zaman iktidarı koalisyona muhtaç etmek için tek sol partiye karşılık on tane sağ parti kurdurmak.
Eskiyi hatırlayanlar bunu iyi bilir.
Ben niye bu konuları anlatıyorum ki.
Bana ne siyasetten.

Ama muhalefetin üçüncü bir kozu daha var. Bizi o ilgilendiriyor.
Ying-yang felsefesine göre, batıda da tez-antitez-sentez felsefesine göre her fikir bir zaman sonra zıddına döner.
Sen ne kadar iyi niyetle bir parti kurarsan kur, yeni aldığın elemanlar veya aldanarak önceden aldığın elemanlar, o partiyi sana muhalif yaparlar.
Nasıl yaparlar, adını mı değiştirirler partinin.
Hayır. Ne peki?
Senin temsil ettiğin tabanın aksine kanun çıkarttırırlar. Böylece hem muhalefetteyken iktidarın nimetlerinden faydalanırken, hem de kendi tabanının ancak kabul edeceği kanunları çıkarttırırlar.

İktidar özüne yabancılaşır, taban kalmaz, tepetaklak olur.
Demokrat partiyi ve Anavatan partisini hatırlayın.
5816 sayılı kanunun nasıl çıkartıldığına bakın.
Özal’dan sonraki Anavatan partisini hatırlayın veya Erbakan’dan sonraki partiyi.
Bunun böyle olması tarihsel kanun. Bu hep böyle olur. Yanlışlık, bunun böyle olacağını tahmin etmeyip tedbirini almamakta.

Menderes’e yaptırdıklarını kendileri yapmadılar. Ne kadar millete muhalif kanun varsa çıkarttırdılar.
Şimdi ne yapıyor bu münafıklar?
Emekli mi oldular?
Can çıkar huy çıkmaz.
Şu anda millete muhalif kanunlar nasıl çıkıyor acaba hakikaten milletçi bir iktidardan?
Bir “kadının beyanı esastır” hükmü var ki, şeytan Adem aleyhisselamdan beri ilk defa emeklilik başvurusunu hazırladı.
Eğitime sonra tekrar geleceğim fakat bir şeyin doğruluğu sonucundan belli olur.
Boşanmaları artıran her uygulama yanlıştır. Fakat bu yanlışlık kanunun hazırlanma ve teklif aşamasında nasıl görünmez?
Şu anda memleketin gençleri yabancılarla evlenmeyi tercih eder oldu. Endonezya da hatırı sayılır derecede rağbette.
Nüfus artışı dibe vurdu.
Bu durumda ne yapılması gerekir? Aklın yolu belli. Ne kadar uygulama çıkarılmışsa kontrol edilmesi gerekir değil mi?
Aklen.
Aklen.
Neden bir türlü yangın görüldüğü halde seyrediliyor?
Sabah programlarının tahribatının günahını yazan melekler bitap düştü ama tık yok.
Niye adım atılmaz?
Niye yanlıştan dönülmez?
Niye?

Kaybolan nüfus, birkaç atom bombasının vereceği zarardan daha fazla.
Neden adım atılmaz?
Ya da meselenin ciddiyeti niçin anlaşılmaz?
Aklın yolu belli iken zıddı yapılıyorsa cevap basittir:
Her zaman muhalefetten iktidarı yöneten münafık taife meğerse emekli olmamış.
Kaçak yapının üzerine kat çıkıyorlar.
Bu memlekette bir münafık taifenin her yere girip orayı tahrip ettiğini bilen sadece ben miyim?
Değilim.
Münafık münafıklığını yapacak.
Hz. Osman’ı katledenler bize ne yapmaz?
Ne doğruysa zıddını mantıklı gösterip yaygara yapan bu taife sepetlenmezse milletin istikbali adına endişe etmek gerekli.
1980 de başlattıkları nüfus kontrolünün ne yaptığı ortada. Bir türlü o yanlış anlayış düzeltilemedi.
Şimdiki yanlış adımların kahredici sonuçları yirmi sene sonra ayyuka çıkar.
Ne yapmalı?
Yavuz Sultan Selim’i transfer etmeli acil.
II. Mahmut’da olur...

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }