Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz. Bu saatten sonrada Türkiye’de her şey mümkün..
Bu NATO zirvesi, dünün Missuari ziyaretinden sonra Türkiye’deki büyük değişime sebeb olan ziyareti hatırlatıyor.
5 Nisan 1946'da USS Missouri isimli Amerikan zırhlısı İstanbul’a geldi. Bu ziyaret 2. Dünya Savaşı sonrası Türk-Amerikan ilişkilerinde bir milattır. Ziyaretin resmi gerekçesi, 1944 yılında ölen ABD’nin Washington Büyükelçisi Mehmet Münir Ertegün’ün naaşını İstanbul’a getirmekti. Gerçek diplomatik anlamı ise Soğuk Savaş’ın başlangıcında ABD’nin Türkiye’ye ve Sovyet tehdidine karşı destek mesajıydı. Bu ziyaret CHP yönetimi ve basını tarafından büyük coşkuyla karşılandı "Welcome Missouri" sloganları ile kalabalık kortejler oluşturuldu, Genelevleri badana edildi, öte yandan camilerin minareleri arasına “Hoş geldin” mahyaları asıldı. Bu ziyaret hem soğuk savaşa katılım, hem de “Küçük Amerika” olma hayallerinin başlangıcı idi. Bu gelişmelerin ardından Kore savaşında ABD’nin “ucuz asker”i olduk, ardından bizi NATO üyesi yaptılar. İşte önümüzdeki günlerde o NATO’nun liderler. Zirvesi, var Ankara’da. Bu ziyaret, Türkiye’nin Batı’ya, özellikle ABD’ye yönelişinde sembolik bir dönüm noktası oldu ve 1947’de Truman Doktrini’ne giden yolda önemli bir kavşak noktası oldu. Cenaze töreni kılıfı altında Soğuk Savaş diplomasisi ve Türk-Amerikan yakınlaşmasının, Türkiye’de İngiliz ve Avrupa dostu Halide Edib Adıvar gibi Kemalistler için yeni bir Atlantik açılımı idi. Daha sonra iktidara gelecek olan DP tekrar rotayı Avrupa’ya / İngiltere’ye kırdı. Boraks Consalidet’in Türkiye temsilcisi, DP’nin arkasındaki finansal açıdan ana sponsorlardan biri olan. Sıtkı Yırcalı’nın ifadesi ile Türkiye yeniden “Batıya kalkan tren”di.
Önümüzdeki günlerde, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO zirvesi aslında Türkiye’nin yeni rotasını belirlemede kilit bir rol üslenebilir. NATO Avrupa-ABD diye bölünürse, Türkiye’deki siyasi kadrolar da Avrupacılar, İngiltere ile yakınlaşmayı savunanlar ve Amerikancılar arasında bölünebilir.
NATO zirvesinde, ABD-AB tartışması yaşanacak. Ukrayna konusu gündeme gelecek ve Rusya ile ilişkiler gündem olacak. ABD nin Ukrayna’ya müdahele için getirdiği silahlar bugün Ege adalarına yerleştirildi. Yunanistan yed-i Emin olarak tayin edildi ve İsrail’e ise İntifa hakkı verildi ve bu konun üzeri NATO battaniyesi ile örtüldü. İsrail konusu masada olacak ve tabi “Büyük Reset” gündemde olacak.
Bu vesile ile Türkiye’ye diplomatlar, gazeteciler, istihbarat elemanları, Akademisyenler, iş adamları, STK temsilcileri, Global Resetçiler akın ediyor. Ve aynı zamanda bunların ülkemizdeki yerli işbirlikçinde de hareketlilik giderek artıyor.
Bu süreçte Chabat, Mossad ve Epstein lobisini de bir kenara not edelim.
Bir sürü Senaryo gündemde, özellikle Türkiye ile.
Bir çok kişi, NATO zirvesini Missouri zırhlısının İstanbul ziyaretine benzetiyor. NATO zirvesinden Türkiye’nin yol haritası açısından çok çok önemli olacağından söz ediyorlar.
O sürecin sonunda CHP ana muhalefete itildi, DP yükselişe geçti. Sonra 60 darbesi oldu. Şimdi AK Parti’yi muhalefete oturtup, yeni bir mutabakat hükümetinden söz ediyorlar.
Tabi tek senaryo bu değil. Önce NATO’da ABD-AB ayrışmasına çözüm bulunması gerek. Bu konuda Ukrayna kilit bir role sahip. Sonda İsrail ve ABD - İran savaşı ve BOP önemli. Globalist’lerin sürece müdahalelerini de aklımızda tutalım.
CHP Kılıçdaroğlu’nda kalsın. Özel ve İmamoğlu siyasetten çekilsin. Onlar daha sonra “Genel Af” ile FETÖ ve PKK’lılarla birlikte davalardan kurtulsunlar. Mansur Yavaş’ın liderliğinde ve MHP’nin desteğinde İYİ Parti, Kılıçdaroğlu’nun dışında kurulacak yeni oluşum ile ittifak yapsın. Zafer Partisi de bunlara destek versin, AK Parti tabanından de %10 destek sağlansın, %10 MHP, %20 yeni oluşum, %5 Diğer katılımlarla %45 ile 28 Şubattaki Anasol-M benzeri bir oluşumla yeni bir iktidar oluşturulsun. İttifaklarla oluşturulacak yönetim aslında 6’lı masadakine benzer bir 6’lı koalisyon. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si %10’da kalsın, AK Parti %30, DEM eğer bu yeni oluşuma katılmazsa %10, katılırsa Yeni ittifak %55 oy almış olacak. DEM fiilen yeni ittifaka katılabilir, katılmasa da destek verecektir. Sonunda bu bir NATO planı.
AK Parti bu dengede ABD’ye yakın duracak gibi, Bu yeni “Genişletilmiş Türkiye Barışı” projesinin mimarisi İngiltere-AB ye yakınlaşacak gibi.
Aslında ABD ve AB mutlak anlaşma ayrışamaz. ABD’de AB ve İngiltereciler var, AB ve İngiltere’de Amerikancılar.
Bu senaryo bu şekilde gerçekleşmeyebilir. Ama Türkiye üzerinden çok fazla senaryo var. İsrail’in Büyük İsrail senaryosu, Karay ve Hazara projeksiyonu, İbrahim buluşması, Davud koridoru, İbrahim yolu, Filistin devleti, Kudüs ve Mescidi Aksanın statüsü, Gazze gibi bir çok konu Türkiye’yi doğrudan ve dolaylı olarak ilgilendiriyor.
Tabi NATO zirvesinden bir sonuç çıkmayabilir. Bu durumda NATO etkisizleşir ve herkes kendi yolunda ilerler. AB ülkeleri kendi savunma ittifakını oluşturur, ABD kendi yolunda ilerler, NATO dan asker, üs, teçhizat, mali desteğini çeker. Bu durumda da Türkiye’de NATO ve ABD ile ortak askeri üs ve tesisler konusu gündeme gelecektir. Tabi NATO’nun Türkiye’yi Rusya’ya karşı konumlandırma çabası da ayrı bir sorun. Eğer AB kendi savunma teşkilatını kuracaksa, Türkiye’den ciddi anlamda asker talep edecektir. Yani yeni bir “Kore” senaryosu.
ABD ve AB Türkiye’de bir iktidar değişikliği ister mi? Bunu isteyen bir lobi var. 15 Temmuz’da ABD iki tarafa da oynadı. Cüneyt Zapsu’nun AK Parti ve Erdoğan yönetimindeki Türkiye’nin BOP süreciyle ilgili bölgede işinin bitmediği, gözden çıkartılmaması gerektiği sözlerini hatırlayın.
,Evet batılı güçler, Türkiye’yi, Osmanlı toprakları, Hilafet topraklarında bir Truva atı gibi kullanmak istediklerini, bir rol model olarak gösterdiklerini unutmayalım.
Türkiye NATO zirvesine hazırlanırken, olağanüstü güvenlik tedbirler i şimdiden açıklandı bile. Bu durum aynı zamanda Sosyal media, Media, STK lar üzerinde, konunun tartışılmaması konusunda psikolojik bir baskı oluşturacağı çok açık.
Süreç çok sıkıcı, stresli ve gündeme gelecek konu çok, tedirginlik çok fazla. Her şey olabilir ve bu senaryoların hiç biri gerçekleşmeyebilir. O zamanda derin bir sessizlik ve belirsizlik tedirginliği daha da artırabilir. Bir uzlaşma oluyor gibi olsa da, ben o uzlaşmanın ABD-İran savaşı, İsrail’in Gazze – Lübnan ateşkesi gibi uzun ömürlü olacağını sanmıyorum.
Herkesin bir planı var, Allah’ınsa (cc) bir hükmü. Bu planda ben Allah’ın (cc) takdir ettiği kaderde Onun rızası’ndana yana olacağım. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler. Bize hayır gibi elen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah (cc) hayır murat etmiş olabilir. Ya Rab bize Hakkı Hak, batılı batıl göster, Hak da toplanmamızı nasib et. Bizi nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların değil. Mekerallah! La havle vela guvvete illa billah! Allah (cc) rızasına tabi olup, Şeytani planları reddedenlere selam ve dua ile.